Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam129
Toplam Ziyaret407893

Murat Kaymak

Ülkemizde Öğretmen Yetiştirme...

Mehmet AYDIN Bilkent Ün. Öğr. Görevlisi

Cumhuriyet yönetimi, imparatorluktan çok bakımsız bir toplumsal yapı devralmıştır. 1913'te, Ordu Sağlık Bürosu'nun düzenlediği bir rapora göre, Osmanlı toplum yapısındaki genel durum şöyledir: Halkın %4'ü sıtmalı, %'u frengili, köylülerin %2'si bitli, sağlığa elverişli tuvaletten yoksun evlerin oranı %7'dir. Düyunu Umumiye'ye 86 milyon altın lira borç vardır. Kırk bin köyden 35.067'sinde okul yoktur. Halkın okuma-yazma oranı %4.'dir. 1.920.000 köylü çocuğundan ancak 347.071'i okula devam edebilmektedir. İstanbul'da 1848'de açılan öğretmen okulundan bu yana, yalnızca 6000 öğretmen yetiştirilebilmiştir.

İşte bu durumları göz önünde bulunduran Cumhuriyet yönetimi, özellikle eğitime olabildiğince ağırlık vermeye başlamıştır. İlkin 1926 yılında Konya'da açtığı Ortaöğretmen Okulu' nu, 1929-30'da Ankara'ya taşıyarak, onu Gazi Eğitim Enstitüsü'ne dönüştürmüştür. 15.2.1933 tarihinde öğretmenlikle imamlık ve hatiplik görevleri, birbirinden kesinlikle ayrılır. Gene 1933 yılında, 2252 sayılı yasayla darülfünun kaldırılarak, o yapı, üniversite statüsüne getirilir.

Bu arada, kısa sürede köye öğretmen yetiştirmek sorunu ele alınmıştır. Atatürk' ün yönergeleriyle, 1936'da Saffet Arıkan' ın Milli Eğitim Bakanlığı zamanında, askerliğini çavuş ve onbaşı olarak yapmış olanlardan seçmeler yoluyla, Kızılçullu ve Çifteler'de yedi aylık iki eğitmen kursu açılır. Bu kurslar iyi bir sonuç verince, arkadan Kızılçullu, Çifteler, Gölköy ve Kepirtepe'de dört köy öğretmen okulu oluşturulmuştur. Daha sonra Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç' un girişimleriyle 17 Nisan 1940'ta Köy Enstitüleri kurulur.

Ülkenin hep merkezi yerlerinde kurulan 21 Köy Enstitüsünün çok yönlü bir işlevi vardı. Enstitülerde iş içinde, iş aracıyla ve iş için eğitim amaçlanmıştı. Kaynağında tümüyle üretim temel alınıyordu. Yeni üretim tekniklerini köye götürme, eğitimi halka yayma, cumhuriyeti köye taşıma, laik anlayışı topluma yerleştirme ve politeknik okullara yakın hizmet vermeyi hedefliyordu. Ne yazık ki Demokrat Parti, bu enstitüleri 1954 yılında kapatma yoluna gitti.

Bir ara ilköğretmen okulları, iki yıllık eğitim enstitülerine dönüştürüldü. Bir bölük eğitim enstitüsü de yüksek öğretmen okulu durumuna getirildi. Sonunda öğretmen yetiştirme işleri, 2547 sayılı yasa gereğince 1982'de YÖK'e verilerek, mesleğin yapısı büyük ölçüde parçalandı. Daha sonraları Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmen açığını kapatmak üzere öğretmenlik formasyonu olmayan binlerce üniversite mezununu, öğretmen olarak atadı.

Ayrıca, ileriye dönük doğru bir proje üretilmeyip, sağlıklı bir eşgüdüm yapılmaması yüzünden de bugün ülkemizdeki eğitim fakültelerinde sınıf öğretmenliği kontenjan sayıları yetersiz bir duruma gelmiştir. Bu açık, 2000 yılında 52.410'a ulaşmış bulunmaktadır (1).

Öte yandan, yurdumuzda öğretmenlik mesleğini kutlama tarihi olarak, bugüne değin birçok uygulamalar yapılmıştır. Öğretmen okullarının ilk kuruluşunu temel alan 16 Mart, Köy Enstitülerinin kuruluş tarihi olan 17 Nisan, Atatürk'e 1928 yılında başöğretmen sanının verildiği 24 Kasım; eğitime bakış açısına göre zaman zaman öne çıkarılmıştır.

Bütün bunlardan başka, dünya ölçeğinde 5 Ekim tarihi de gündeme gelmiştir. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile UNESCO, ortaklaşa olarak ilk ve ortaöğretim personelinin statüsünü tüm yönleriyle düzenlemek amacıyla 5 Ekim 1966'da Paris'te hükümetlerarası bir konferans toplamış ve dünya öğretmenleri için bir tavsiye kararı almıştır. Bu konferansa bizim devletimiz de belirli delegeleriyle katılmış; böylece 5 Ekim tarihi, Dünya Öğretmenler Günü bağlamında, Türkiye'de de kutlanır olmuştur.

Sonunda 5 Ekim tarihi evrensel nitelikte, 24 Kasım ise ulusal nitelikte bir Öğretmenler Günü olarak yerini almıştır.

Ancak, son yıllarda Atatürkçülük ve Kemalizm'e ayrı kulvarlardan bakış ile Atatürk devrimlerini kıyıdan köşeden yadsıma gibi olumsuz anlayışlar ortaya çıkmıştır. Bugün artık o anlayışlarla hiçbir yere varılamayacağı yaşamın akışı içinde kesinlik kazanmış bulunmaktadır. Demokrasiye tam olarak ulaşmanın yolu ise kuşkusuz laiklik ve cumhuriyetten geçmektedir. Bilindiği üzere toplumumuzda bu bilincin taşıyıcısı da öteden beri en başta öğretmenler olmuştur, yine de olacaktır.

24 Kasım Öğretmenler Günü'nü, bu duygularla özümleyip bu duygularla kutluyorum.

 

(1) Bkz. 2000'li Yıllara Sınıf Öğretmeni Yetiştirme Planı, Hasan Erçelebi, Milli Eğitim Dergisi, Sayı: 141, s. 28.

 

Cumhuriyet/24 KASIM 1999



Hava Durumu
Anlık
Yarın
8° 3°
Saat