Murat Kaymak

Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam92
Toplam Ziyaret393182

Ecnebi Sermayesi

 

Ziya Gökalp

Dün yine meçhul filozofla konuştum. Ona sordum;

- Bazı kimseler ecnebi sermayesinin memleketimize girmesinden sakınıyorlar. Bu hususta fikriniz nedir?

Şu yolda cevap verdi;

- Sermayenin bir memleketten çıkıp diğer memlekete girmesi, kanın bir uzviyetten alınıp başka bir uzviyete nakil edilmesi gibidir. Sermaye, bir ülkenin iktisadi kanı mesabesindedir. Sermayesiz bir memleket, kansız bir vücuttan farksızdır. Bir vücuda iktisadi bir kan nakli ameliyesi yapabilmek için, başka memleketlerin iktisadi kanına, yani sermayesine müracaat ihtiyacındayız. Benim itikadımca, Cihan Harbi'nden beri iktisadi zaafa uğrayan vatanımızın kansız kalan damarlarına ecnebi sermayesi aşılanmasıyla, bu sevgili vatan yeni bir hayata nail olacaktır.

Ben itiraz ettim.

- Ecnebi sermayesinin hiçbir mahzuru yok mudur?

- Vardır; eğer siyasi şartlarla memleketimize girmek istiyorsa! Bugün böyle şartları kabul edebilecek bir Türk hükümeti yoktur. Sermayenin, menşeeleri (kaynakları) olan hükümetlere tâbi anonim şirketler halinde gelmesi doğru değildir. Memleketimizde iş görecek bütün anonim şirketler, birer Türk şirketi olmalıdırlar.

Evvelleri ecnebi sermayesinin bir mahzuru da kapitülasyonlardı. Bugün, kapitülasyonlar yoktur ki sermayenin muzır bir şekle girmesine baş olabilsin. O halde, ecnebi sermayeden korkmayalım. O, harap memleketimize girerse, feyizli (verimli) bulutlar gibi, memleketimizi iktisaden iska ve ihya edecektir.

Filhakika, ecnebi sermaye bir tufeyli (asalak) mahiyetindedir. Uzvi tufeyliler gibi, ictimai ve iktisadi tufeyliler(parazit, asalak, sığıntı, dalkavuk) de vardır. Fakat onlara karşı biz de tufeyliyiz. Memleketimiz ecnebi sermayelerle karşılıklı tufeylilik rolünü oynamaktadır. Bazı nebatlar (bitkiler), bazı iptidai hayvanlarla birleşerek birbirinin tufeylisi olurlar. Bu hale tealis (symbiose) denilir. İki taraf birbirini iaşe ederek (besleyerek) beraberce yaşarlar. Tufeyli, daima muzır bir mahluk değildir. Tabiat tarihinin beyanına göre, kanını emdiği nebat yahut hayvana faydalı bir hizmette bulunan tufeyliler de vardır. Bu hale, Durkheim tarafından mütekabil (karşılıklı) tufeylilik adı veriliyor.

Mütekabil tufeylilikler, birbirine muzır değildirler. Çünkü her biri yaptığı hizmetten bedelini alıyor. Bu kabil (tip) tufeylilikler normaldir; marazi değildirler.

Durkheim'e göre, milli olmayan ve beynelmilel olan bir taksim-i amal (iş bölümü) de mütekabil tufeylilik mahiyetindedir ve normaldir. Çünkü bunda da karşılıklı hizmet vardır.

Durkheim'e göre bir hizmet mübadelesinin iş bölümü mahiyetinde olması için, hizmetlerini mübadele edenler arasında müşterek bir vicdan bulunması şarttır. Mesela, eski Türkiya'da müteaddid milliyetler beraber yaşıyorlardı. Bunlar arasındaki hizmet mübadeleleri iş bölümü mahiyetinde değildi. Çünkü, bu milliyetler arasında müşterek bir vicdan yoktu. Onlarla mütekabil bir tufeylilik halinde idik.

Bugün Avrupa ve Amerika milletleriyle de müşterek vicdanımız yok. Binaenaleyh, onlarla da aramızda bulunan mübadeleler, beynelmilel bir iş bölümünün tecellileri (sonuçları) değildir. Onlar bizim iktisadi tufeylilerimizdir, biz de onların ictimai tufeylileriyiz.

Görülüyor ki, ecnebi sermaye, memleketimize tufeyli halinde girecektir. Şu var ki, patolojik değil, normal bir tufeyli halinde girecektir. Fakat o bizim tufeylimiz olduğu kadar, biz de onun tufeylisi olacağız...

Ecnebi sermayenin memleketimizde yaptığı hizmetlere bir nümune göstereyim.

Drama ve Serez muhacirleri memleketimize gelince, hükümet para vermek için davranmadan evvel, onlara tütün tüccarları para verdiler. Hepsi tütün ekicisi olan bu muhacirler, tütün tüccarlarının yardımıyla bu sene çok tütün ektiler. Tabii, ecnebi sermayesi tütüncü muhacirlere, yalnız onların menfaati için bu paraları vermedi. Bilhassa kendi menfaati için verdi. Sene nihayetinde bu avanslara mukabil başka tüccarlardan daha ucuz tütün satın alacaktır.

Tütüncüler, tütün şirketlerinden yani ecnebi sermayeden istedikleri kadar avans aldılar. Bu para ile derhal tütün ekmeğe başladılar. Ellerinde avuçlarında ne varsa Yunanlılar tarafından gasp olunan bu namuslu tütün çiftçileri, hükümetin yardımından evvel, ecnebi sermayesi ile yerleşerek tütün ekinlerini ektiler. Bu çiftçiler, şimdi de isteseler, tütün tüccarlarından istedikleri kadar para alabilirler. Gelecek sene, çiftçi bu avansın tamamını yahut bir kısmını öder veyahut yeniden avans alır.

Tütün şirketlerinin muhacirlere yaptıkları ikinci hizmet de, nefis tütün yetiştirmesini bilmeyen köylere fenni mütehassıslar göndererek tütünün fenni usülde ekilmesini, biçilmesini, terbiye edilmesini öğretmektir. Tütün şirketleri bu işi de yapıyorlar.

Vakıa, şirketler bu hizmetleri de sırf kendi menfaatleri için yapıyorlar. Bize müfid (faydalı) olduktan sonra varsın kendileri de müstefid (faydalanmış) olsunlar. Adalet bunu iktiza etmez mi (gerektirmez mi?).

Memleketimiz eski zamanlarda, ecnebi sermayeden çok istifade etmiştir.

Memleketimizi şimendiferlerle donatan ecnebi sermayeleri değil midir? Biz bugün, onları istersek satın bile alabiliriz. Bankalar, borsalar, sigorta müesseseleri, hep ecnebi sermaye ile husule gelmiş değil midirler?

Ecnebi sermayeleri, memleketimize hariçten giren bir elektrik cereyanı gibidir. Bu cereyandan çıkarılacak ziya (ışık), hararet (ısı) ve hareket nasıl memleketi imar edebilirse, ecnebi sermayeler de öylece imar edebilir.

"Ecnebi sermayeler geliyor!" derlerse, "hoş geldiler, sefa geldiler" demeliyiz. Milli sermayelerimiz çoğalıncaya kadar memleketimize ecnebi sermayeler gelsinler, milli teknisyenlerimiz yetişinceye kadar, ecnebi teknisyenler de gelsinler. Bunlar, ikisi beraber çalışarak memleketimizi imar etsinler. Biz şimdilik tek başımıza, ne ferden, ne de hükümetçe bu işi başaramayacağız.

29 Ağustos 1924

 


Yorumlar - Yorum Yaz


Hava Durumu
Anlık
Yarın
33° 35° 20°
Saat