Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam126
Toplam Ziyaret407890

Murat Kaymak

Şu Sınav Kâğıtlarındaki Türkçeye Bakın!

NECDET SAKAOĞLU Emekli Talim Terbiye Kurulu Üyesi

B ir öğretim yılı daha bitti. Gelip geçen bu yıllara acaba, ''eğitim-öğretim yılı'' diyebilir miyiz?.. ''Eğitim'' adına verebildiklerimizin hesabı tutuluyor mu? Genç kuşakların 11-12 yıllarını alıp götüren ''öğretim'' sürecinin sonuçlarını her yıl ÖSS, ÖYS aynasından karamsarlığımız biraz daha artarak izliyoruz. Kişiliğe, insanlığa ve vatandaşlığa dönük ''eğitim'' sürecinin ne verdiğini ya da işin kötüsü neleri alıp götürdüğünü, görece de olsa yansıtan bir ayna yok, diyebilir miyiz? Mafya, çete, cinayet, çatışma, kavga, rüşvet, yolsuzluk, hırsızlık, uyuşturucu, taciz, trafik canavarı, ilköğretim sınıflarına kadar yayılan aşk cinayetleri... Bunlar neyin aynası. Bunların failleri, az ya da çok okul eğitiminden geçmediler mi? PKK yandaşları, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları, şeriat isteyenler, üfürükçülük, falcılık, şeyhlik, mürşitlik yollarını tutanlar ya da bunların tuzaklarına düşenler, hiç okula gitmediler mi?.. Kızlarımızın okul sıralarında tesettüre sokulup ''karma eğitim'' den yoksun bırakılanları; azımsanmayacak oranda bir öğretmen kitlesinin mesleksel kaygıları unutup ideolojik, inançsal küskünlüklere yönelmeleri; öğrencilerini de kendi görüş ve inançları doğrultusunda etkilemeleri niçin önlenemiyor? Bir önceki görevi ''köy camisi imamlığı'' olan, Türkçe'yi köy aksanıyla konuşan bir kişiye, seçkin bir Anadolu lisesinde öğretmenlik yaptırtmanın amacı ''kaliteli eğitim'' midir? Okulların eğitsel etkinliğini neredeyse tümden yitirdiğini görerek önlemler alması gerekenler neden ''-Şu kadar daha derslik yapacağız; yeniden şu kadar bin öğretmen daha atayacağız!'' deyip duruyorlar? Tamtakır dersliklere gelişim çağındaki çocukları doldurup kendi alanında iş bulamamış insanları öğretmen diye karşılarına dikmek, ''belletme'' dayatmalarını ''eğitim'' diye sunmak daha ne kadar sürecek?

Önümde, 8 yıllık öğrenimlerini tamamlayıp ''İlköğretim Okulu Diploması'' alacak olan çocukların, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi yazılı sınav kâğıtları var. Sınav, İstanbul'un gözde bir semtinin ''kolej'' havalı bir okulunda uygulanmış. Böyle bir okulu, 8. sınıfı, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersinin yazılı sınav kâğıtlarını seçmemizin nedenleri var: Beğenilen bir okuldan; program hedeflerinin gerçekleşmiş olması gereken son sınıftan örnek verirsek genel durum daha iyi anlaşılır diye düşündük. Adı geçen dersi seçmemizin gerekçeleri daha da önemli: İlkin, bu dersin yaşamsallığı anayasada vurgulanmış (*). Öte yandan din ve ahlâk eğitimi; salt okul ortamının işi değildir. Temeli ve kaynağının aile olması gerekir. ''Laik'' devlet büyüklerimizin, inanç özgürlüğünü ipotek altına alırcasına ikide bir, yüzde 99.9'umuzun aynı inanç öğretisine mensup olduğumuzu yinelemelerine bakılırsa bütün ailelerimiz, zaten çocuklarına din ve ahlâk eğitimini en iyi şekilde veriyor olmalılar. Dahası, 4, 5, 6 ve 7. sınıflarda aynı konuları, tekrar be tekrar okuyan çocuklarımızın, Kur'an kurslarına gittikleri, cami hocalarından, irşatçılardan dersler aldıkları da biliniyor. Din eğitimi yayımlarının ise sınırsızlığından söz edebiliriz. Bu bakımdan öğrencilerin bu dersten başarılı olmamaları için neden yoktur.

Gelelim 14 Kasım 1997 tarihli sınav kâğıtları üzerindeki saptamalarımıza ve kimi sorulara öğrencilerin verdikleri yanıtlara:

Sınav kâğıtlarında yazı düzeni yok. Öğrencilerin, yasal bir gereklilik olmasına karşın; okunaklı düzgün el yazısı eğitiminden yoksun bırakıldıkları açık. Kargacık burgacık harfleri, bazan seyrek bazan sık istiflemişler. Yazım kurallarını, noktalamayı, mizanpajı, paragrafı bilmedikleri apaçık. Sözcükler ya eksik ya yanlış yazılmış. Cümleler tasarlanan anlamları verecek yapı bütünlüğünden uzak. Öğrenciler, ana dillerinin en önemli kuralını ( ''Sözcüklerin yeri değişirse cümlenin anlamı da değişir'' dahi öğrenememişler. Bu perişanlık ne yazık ki "alanla" alan öğrencilere ortak. Demek ki çocuklarımızın birçoğu, 8 yılda doğru dürüst okuma yazma becerisi kazanamadan mezun olacak. Ne kadar acı!

Sınav sorularına verilen yanıtlar ise öğretim aldatmacasının birer kanıtı. İşte birkaç örnek:

Soru: Kur'an-ı Kerim'deki konulardan dünya hayatı ile ilgili olan dört maddeyi yazın.

Yanıtlar: ''Allah toktir eşive benzeri yortur Allahın varlığı bizi yasatır'', ''1-İnsan tabiyat ilşgisi 2)İNsan Dünya ilşgisi 3)İnsan agirt ilşgisi'', ''Tevhid=Allah'ın varlığına ve birliğine inanmak Adalet=Hak ve hukukun adaletidir'', ''İslamın aslı bozulmamıştır'', ''Allahın varlığına ve birliğine inanmat. İnsanların hak ve sorumluluklar, ve Allaha karsı sorumlulukları. Dünya ahiret ilişkisi, inanç esasları''

Soru: Hazret-i Muhammed'e ilk inananlar kimlerdir? Müşrik ne demektir?

Yanıtlar: ''Hz Adem Hz musa Hz davud'', ''Müşrik= İslamiyeti kabul ederlere denir.'', ''Hz. Muhammede ilk inananlar yunanistanlı insanlardır. moşrik Şeytan demektir.''

Soru: Hz. Muhammed kimlere karşı ve niçin savaşmıştır? Savaşların isimlerini tarih sırasıyla yaz.

Yanıtlar: ''Hz muhammed Müşrik Savaşmıştır. Müslümanlığı dagaiyi iyi gayabilmek için savaşmıştır Hendekli savaşı'', ''uhudlularla: Mekkeliler Arabistanı almak istiyorlardı. Almamayınca savaş başlattılar.''

Soru: Kur'an-ı Kerim niçin indirilmiştir?

Yanıtlar: ''Türk milletine ve tüm insanlara doğru yolu - göstermek için''

Ya ders kitapları?

Yukarıdaki parlak (!) yanıtları veren çocuklarımızın okudukları ders kitabının sadece iki sayfasında gözümüze ilişen yanlışlardan da bir iki örnek verelim: ''Bayrak bir milletin, hürriyet, bağımsız ve egemenliğini ifade eden bir simgedir.'' (bozuk cümle)

''Tarih boyunca irili, ufaklı bütün devlet ve insan topluluklarında bayrak veya onun yerine geçen herhangi bir simge mevcut olmuştur.'' (cümle bozuk, noktalama yanlış, anlam yanıltıcı, öteki simgelerin ne olduğu belli değil)

''İslam tarihinde bayrağın geçmişi, Resulullah (S.A.V)'ın Mekke'den Medine'ye hicretine kadar uzanırken, bugün rengini şehit atalarımızın kanından, yıldızını sabah aydınlığının müjdecisi olan seher yıldızından alan ay-yıldızlı bayrağımızın mazisi Büyük Hun İmparatorluğu'na (M.Ö. 174) kadar gider.

İlk ay yıldızlı Türk bayrağı, III. Selim (1761-1808) zamanında benimsenmiş, II. Mahmud (1784-1819) zamanında resmileşmiştir.'' (Bu açıklamaya göre, Hz. Muhammed, Mekke'den Medine'ye bir bayrakla gitmiş. Bizim bayrağımız ise rengini ''bugün'' şehitlerimizin kanından almakla birlikte mazisi Hunlara dayanıyormuş. Ama ilk ay yıldızlı Türk bayrağı III. Selim zamanında benimsenmiş, II. Mahmud zamanında resmileşmiş! Birbiriyle çelişen üç ayrı açıklama. Padişahların ''zamanları'' ndan söz edilmesine karşılık, doğum ve ölüm tarihleri verilmiş; üstelik II. Mahmud da 20 yıl erken öldürülmüş!) (**)

Bu tabloları, sözkonusu maddeyi Anayasa'ya koyanlara ithaf ediyoruz. Ereklerinin ne denli olgun sonuçlar verdiğini görüp huzur içinde yaşasınlar.

İstanbul'un, koşulları çok iyi olan bir okulunda, sekiz yıllık ilköğretimi tamamlama şansı elde eden -hadi, başarısız ya da orta durumdaki diyelim- öğrencilerin bilgisi, anlatım yetisi, yazımı, kavrayışı ve elindeki kitap bu düzeyde ise acaba genel durum nedir?.. Çocuklarımız, bu saçmalamalarla Anayasa'nın 24. maddesindeki zorunlu donanımı kazanmış mı olmaktalar?.. Yıllar var ki eğitim ve öğretimin niteliği üzerinde durulmuyor. Okul ve derslik sayıları, öğretmen öğrenci mevcutları veriliyor; bizdeki öğrenci mevcudunun Avrupa'daki kimi devletlerin nüfusundan fazla olduğu (ne ifade ediyorsa!) vurgulanıyor; her yıl, yeniden eğitim seferberliği ilan ediliyor. Tek özellikleri derslik sayılarının çokluğu olan ilkel, ucuz, itici binalar, ''yeni okul'' lar olarak devlet büyüklerine açtırılıyor. Fakat hiç bir yetkili eğitimimizin sıkışıp kaldığı kaosu ya da tükenişi itiraf edemiyor. ''-okullarımızda, eğitimi de öğretimi de gereği gibi veremiyoruz; hatta, en önemli amacımız olan okumak yazmak becerisini ve alışkanlığını dahi şimdiki koşullarda tam anlamıyla kazandıramıyoruz!'' demek bile bir erdem, dürüstlük ve cesaret göstergesi değil midir?

 

(*) TC Anayasası Madde 24 (4. paragraf) ''Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve orta öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır...''

(**) Dr. İlyas Çelebi - Yrd. Doç. Dr. Adil Bebek - Dr. Nebi Bozkurt, İlköğretim Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi 8, Salan Yayınları, ''Bu kitap MEB Talim ve Terbiye Kurulu'nun 01.11.1993 gün ve 465 sayılı kararıyla 1994-1995 öğretim yılından itibaren 5 yıl süreyle Ders Kitabı olarak kabul edilmiştir.'' İstanbul 1994, s. 84 (Kitabın bu baskısı halen okutulmaktadır).

CUMHURİYET /2 TEMMUZ 1998 PERŞEMBE


Yorumlar - Yorum Yaz


Hava Durumu
Anlık
Yarın
8° 3°
Saat