Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam40
Toplam Ziyaret407388

Murat Kaymak

İslam Dünyası İçin Komplo mu, Uzun Vadeli Politik Plan mı?

DOĞAN KUBAN


Silah teknolojisi 20. yüzyıl boyunca insanların bilimsel
araştırmaların sonuçlarına göre çalışan hassas silahlarla öldürülmesinin yolunu
açtı. ABD gelişmiş sanayisi ve araştırma gücü ile dünyaya egemen oldu. Yüz milyonlarca
insanın yok olmasına neden olan savaşlar insanları bilim ve teknikten, hatta
akıldan soğuttular.

2. Dünya Savaşı sonrasında birçok bilim adamı ve filozof,
aklın ve bilimin sonlarının geldiğini bildiren kitaplar yayınladı. Bunların
tümünün büyük propagandası yapıldı. Bu tepkisel akıma karşı bilimin başını
çeken ülkelerde bilim adamları bu abartılı entelektüel tepkileri yanıtladı.

Bilim ve teknolojide geri kalmış toplumların yarım pişmiş düşünürleri,
sezginin akıldan ne kadar daha üstün olduğunu savunan ileri düşünürler arasına
katıldı. 19. yüzyıldan bu yana Müslümanların “bilim gereksiz, teknoloji yeter”
düşüncesi, bu sözde çok gösterişli boş entelektüel tuzağa düşerek özellikle
kuramsal bilimi dışlamağa devam ediyor.

Gerçi dünya yoluna devam ediyor. Çin bütün fakirliğine ve
dev nüfusuna karşı bilim ve teknoloji sahipliği ve üretimi nedeniyle dünya
biliminde ve teknolojisinde başa güreşmeye başladı. Japonya daha  önce o aşamaya ulaşmıştı. Birleşik Amerika en
sofistike silahları keşfetmeye ve üretmeye devam etti. Şimdi Amerika’nın
Pasifik’te dolaşan ve atom bombası taşıyan uçak gemilerini Çin’in yeni
geliştirdiği balistik füzelerle ne kadar tehdit ettiği soruşturuluyor.

Bir türlü atom bombası yapamayan İran’a karşı, 5.5 milyon
nüfuslu İsrail’in yetmiş yedi milyonluk İran’ı istediği anda atom başlıklı
füzelerle vurabileceği ortaya çıkalı, bilimin sırtının, teknoloji ile
pekleşerek yere gelmeyeceğini de Müslümanlar anladılar mı, belli değil. Fakat
ilke olarak modern teknolojiye sırt çevirmiyorlar. Onsuz yaşamak söz konusu
değil. İslam ülkelerinde ilahiyatla çağdaş teknolojinin ithali birlikte
gelişiyor. Bu kez en yeni teknolojik silahlarla kendi halklarını ezen terör
örgütçüsü mollalar çoğalıyor.

Teknolojinin de bilimden, bilimin de akıldan vazgeçmesi
olanaksız. Böylece Müslümanların önünde ortaçağdan bu yana çözemedikleri bir
ikilem var: Ya akıl-bilim-teknolojiyi seçeceğiz ya da gelişmiş ülkelerin müşteriliğini yani biçim değiştirmiş olarak, köleliği.

Dünyada garip şeyler oluyor Sevgili okuyucular, İslam
ülkelerinde gökdelenlerle mücahitler aynı hızla çoğalıyor ve bilim aynı hızla
dışlanıyor. Bilimde hiçbir şey üretmeyen Suudi Arabistan en büyük silah
müşterilerinden biri.

Bu bir Batı komplosu mu? Yoksa Müslüman dünyanın cehaleti mi
bunu tetikliyor?

Toplumları dünyanın ekonomik paryası olmaya devam ederken
Müslüman tarihçiler ortaçağda bilim ve teknolojide ne büyük olduklarını
kanıtlamak için büyük çaba sarf ediyor. El Harezmi ya da İbni Sina’nın bugünün
dünyasına şifa getirmeleri olası değil. Bu işin sonu nasıl gelecek sorusunu
soramayan Müslüman toplumlar

Rusya’dan, Avrupa’dan, Amerika’dan, Çin’den silah satın
alarak bu şeytanlarla savaşıyor. Daha küçük ölçekte olaylar da var. Suudi
kadınları şoför olma kavgası türünden başkaldırılar yapıyor ama, erkekle eşit
olma kavgası veremiyor. Bu kargaşa görünüşte Türk yazarları ilgilendirmiyor.

ŞU CURCUNAYA BAKIN

Kaddafi’yi kırk yıl ayakta tutan Avrupalılar şimdi ona karşı
çıkan Libya halkını özgürlük amacıyla destekliyor. İran ve Afganistan büyük şeytanla kavga ederken, büyük şeytanın örgütlediği silah ticareti ABD’nin açıklarını kapatıyor. İstediği kadar gıcır gıcır yeni dolar basan dünyanın en borçlu
devleti ABD’nin hazine bonolarının en büyük müşterisi ise komünist Çin.

Turizmin en büyük gelir kaynağı olduğu Türkiye’de turizmle
kültür, tazı ile kaplumbağa yarışı yapıyorlar. Bira tiryakisi Alman, Rus,
İngiliz turistleri için Akdeniz ve Ege kıyılarına beşten yıldızlı otel
inşaatları artarken belediyeler içki satan bakkallara tehditler savuruyorlar.
Economist dergisi ‘CHP’ye oy verin’ derken Türk ekonomisinin ne büyük
performans gösterdiğini yazıyor. Öte yandan Türk ekonomisinin Yunanistan’ın
akibetine düşeceğini yazan kapitalist Batı medyası da var.

Türkiye AB’ye girme söylemini yarım ağızla sürdürüyor. Fakat
Türkiye, bir an önce atom santralı yapmaya başlayacağını başbakanın ağzında
dinlerken Alman Başbakanı Merkel Almanların atom santrallarını 2023’de kapatacağını açıklıyor. Bütün bu kargaşa karşısında olan bitenleri anlamayan Türk toplumunun
zil çalıp oynaması şaşılacak bir şey değil.

Sevgili okuyucular,

Dünyada sömürülen toplumların başında Müslümanlar geliyor.
Çinliler Uygurları, Ruslar eski Türk dilli sömürgeleri, Amerika Ortadoğu’yu
sömürüyor. Müslüman ülkeler Batılı şeytana karşı ondan satın aldıkları
silahlarla savaşırken Batı’nın Müslümanlara komplo yaptığını düşünüyor. Oysa bu
bir komplo değil, bu gelişmiş dünyanın yakın gelecek için güttüğü ve güdeceği
İslam politikasıdır. ABD, AB, Rusya, Çin, Hindistan, Japonya bu bağlamda benzer
politikalarla İslam dünyasını kul olarak kullanma planlarını eşzamanlı
yürütüyorlar.

Özellikle 19 yüzyılda gelişen sömürgeci söylemi, ırklar ve
uygarlıklar arasında bir hiyerarşi olduğunu ve Batının bu tarihi hiyerarşide en
önde olduğuna inanıyorlardı.

Günümüzde bu inancın değişmediğini Müslümanlar anlamadı.
Oysa Almanya’da, Hollanda’da, İngiltere’de, Birleşik Amerika’da bu düşüncelerin
izleyicileri güçleniyor. Edward W. Said ‘Kültür ve Emperyalizm” (2010) adlı
kitabında bu taşra düşüncelerinin hâlâ yaşadığına şaşırıyor. Oysa bu hiç
şaşılacak bir şey değil.

Amerikalılar Bush’un, açıkça yalan söyleyerek o ülkeyi işgal
etmelerine ve bir milyon Iraklıyı öldürdüklerine şaşırdılar mı?


İKİ ARAÇ: DİN VE CEHALET

Uygarlık toplumların birlikte göğüsledikleri bir yarış
değil. Sadece çağı bilinçlendirenlerin, olanakları olanların ve bu yönde
politik irade gösterenlerin ulaştıkları bir nitelik. Her zaman bir azınlık.
Çoğunluk kıraç topraklarda.

Arap dünyasına sezgi ile değil akılla bakın! Müslüman
halkların anlayamadıkları konuyu artık açıkça görüp söylemek gerek. Fakire
karşı sömürünün bir aracı var: Din.

Yahudiler ve Katolik Hıristiyanlar Müslümanlardan daha az
bağnaz değil. Fakat bağımlı kılmak istediği Müslüman dünyasını el altında
tutmak için aynı aracı kullanıyorlar:


Cehalet.

Cehalet ve dinin gerici yorumu 1.5 milyonluk bir köle
dünyasını elden kaçırmamak isteyen Batı dünyasının 21. yüzyıldaki en büyük
silahıdır. Enerji ve kuraklık kavşağına bu kafayla uzanırsak yeni bir kölelik
statüsüne girmiş olacağız. Kapitalist propagandanın her şeyi para ve kazanç
standardına indirgeyen düşük ahlaklı öğretileri ve beyin yıkayan propagandaları
toplumların tarihi belleklerini kısaltıyor. Giderek kendilerin kukla gibi
oynatan ipleri de görmez hale geliyorlar.


Yorumlar - Yorum Yaz


Hava Durumu
Anlık
Yarın
6° 1°
Saat