Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam256
Toplam Ziyaret408020

Murat Kaymak

Çağın Gerçeklerine Uyan Bir Hız

DOĞAN KUBAN

Her toplumun başına gelenler kendi tarihinin ve dünyanın güncel konjonktürünün bileşkesinde oluşur. Her devletin evrensel konumu kendi hızı ile dünyanın hızlarının bileşkesinde bir yerdedir. Bu sayısal olarak ifade edilemese bile toplumun ekonomisinden öğretimine, üretiminden uluslararası değerlendirilmesine kadar pek çok aydınlatıcı bilgi vardır.

Devletler başka istasyonlardan, değişik zamanlarda kalkan trenlere benziyorlar. Fakat küreselleşme sürecinde bütün ülkeler aynı yönde koşuyor. Brezilya’daki ilkel Amazon kabileleri bile ters yola gidemez. Çünkü dünya onun ormanını keser ve boynuna halkayı geçirip gittiği yöne sürükler. Bunu anlamak için biraz dünya tarihi okuyup etrafa bakmak yetişir. Bütün uluslararası kurumlar ve onların işleyişleri aynı yönde gerçekleşir. Bu yollar tarih yolunca bin bir zahmetle ve farklı toplumsal durumlarla döşenmiştir.

Rayları devlet politikaları döşer. Bilgisiz politikalar bakımsız demiryolu gibi trendekileri sarsar, rahatsız eder fakat kimse trenin yolunu değiştiremez. Kimisi sinemalarda gördüğünüz Hindistan demiryolları gibidir. Kimisi Marsilya ya da Cenevre ile Paris arasındaki hızlı tren gibidir. Yollar bozuksa, tren sallanır ve gürültü eder.

Bu trenlerde lüks, birinci, ikinci, üçüncü sınıf vagonlar, hayvan vagonları, yük vagonları vardır. Devlet trenlerinin performansları çok farklıdır. Kimisi Alman trenleri gibi dakikası dakikasına istasyona ulaşır, kimisi hep rötarlıdır. Tarihte tek yön vardır ve geri giden gelenlerin ayakları altında ezilir. Bugün ağzımızdan düşürmediğimiz kapitalizm, demokrasi, teknoloji, bilim, enerji gibi sözcükler aynı yönde ilerleyen küreselleşmiş dünyanın ortak kavramlarıdır.

Güncel yaşamın, dilden ve dinden başka hiçbir kendine özgü bileşeni kalmamıştır. Burada tarihi gelenekler sadece tuz biber gibi kullanılıyor. Motorlu araç, inşaat, televizyon, bilgisayar, telefon, silah, uluslararası sermaye, banka, sigorta bütün dünyanın aynı yönde giden trenleridir.

 BATI TRENİNDE DOĞUYA KOŞMAK

Trenlerin kimi Amazon yerlilerini, kimi Somali soyguncularını, kimi El Kaide teröristlerini, kimi PKK’yi, kimi çıplakları, kimi başı örtülüleri, kimi Siyonistleri, kimi koyu Katolikleri, kimi komünistleri, kimi pantolon, kimi entari giyenleri, kimi patronları, kimi işçileri, kimi ülkeler arası dolaşan kaçakları, kimi cahilleri, kimi bilginleri taşır.

Sakallı Celal, biz Doğu’ya giden vapurda Batı’ya koşuyoruz, diye alay ederdi.

Belki Batı’ya giden vapurda Doğu’ya koşuyoruz, demek daha doğru olabilir.

İş adamlarımız ara sıra Bulgaristan, Moldava, Romanya’da, Rusya, hatta Orta Asya’da fabrikalar kuruyorlar. Daha cesurları Çin’de fabrika kuruyor ya da kurmayı düşünüyor. Küreselleşmenin temel göstergelerinden biri ticarette, diğeri iletişimde. Aradan 5-10 yıl daha geçtikten sonra, bilim ve sanayisinin Kâbesi Batı’da değil, Çin’de ve Hint’te olacak deniyorsa, bu söylediklerimi kanıtlamak gereksinmesi de yoktur. Kimileri bir türlü kabul edemese de, küreselleşmeye hayır demek olası değil. New York’ta emlakçılık yapan Türk uyruklu insanlar var.

 BATI SAVAŞ ÇIKARTIR MI?

Bu gelişmelerin en kötüsü Batılının egemenliğini tehlikede görünce, 20. yüzyıldaki gibi, bir dünya savaşı çıkarması olasılığıdır. Bu olasılığı, insanın aklına, kuşkulu da olsa, güvenerek şimdilik düşünmeyelim. Fakat Batılıların tren tarifeleri ile oynadıkları, yollara mayın döşedikleri, makinistlere rüşvet verdikleri hatta köprüleri havaya uçurdukları yadsınamaz.

Son günlerin büyük skandalı Wikileaks zaten çoğu bilinen politik dalaverelerin belgelerini dünya kamuoyuna sundu. Amerikan filmlerindeki gibi tabancalı, machine gun’lı filmlerin seyircileri bu numaraları, küçük boyutlarda, şimdiye kadar öğrenmiştir. Ama kendilerine afyon içirildiğini belki bilinçlendiremediler. Oysa reklamlar ve televizyonlar bir ‘capitalist fiction’ teması üzerinde dünyayı afyonluyor.

Sayın okuyucular,

Televizyonlar eski cin peri masallarını, Isfahanlı Ali Baba’yı, Kral Arthur’un şövalyelerini, Yunan Argonotları anımsatan bir hayal dünyasını yaratıyorlar. Reklam ve yalanla afyonlu insancıklar bunlara kolay kanıyor.

Ama bazen makinistleri öldürüp yerine kovboylar da geçse, trenler gecikmeli de gelse, aynı yöne gidiyorlar. Umut edelim de bir görülebilir gelecekte paranın değil, aklın ve insanlığın egemen olduğu bir yere varılsın. Ama dünya geç de kalmış olabilir.

Bilinçsiz olanlara çevremizdeki güncel sorunları hatırlatın. Kendine özgü bir dünya yaratmak isteyen bir toplumun öğretimini neden İngilizce yapmak istediğini sorun. Raylarımızı kendimiz döşeyelim, makinistleri iyi yetiştirelim. ‘Herkes Mersin’e giderken biz tersine gitmeyelim’ demek doğru değil mi? Toplumun sorunlarını dünyadan bağımsız düşünemeyiz. Bu da neden sağa sola yalpaladığınızı sorgulamayı gerektirir.

Osmanlılar 18. yüzyıla kadar sınırlarının dışını bilmiyorlardı. Ne Avrupa’yı merak ettiler, ne Mısır’dan Afrika’ya gezginler gönderdiler, ne Ortaasya’yı, ne Hindistan’ı merak ettiler.

Bugün tüccarlarımızın dış dünyaya açılma arzuları Osmanlılıktan öte bir şey. İşadamlarımız geçmişe göre çok farklı düşünüyor.

Gerçi Marco Polo’ya göre biraz fazla geç kalmış sayılabiliriz.

Dış dünyaya açılış, kadınların başlarını örtmeleri yanında bin kat daha anlamlı. Dünyaya açılış güçlendirici bir çağdaşlık ve uygarlık potansiyeli taşıyor. Böyle insanların varlığı, politik kimliklerinden daha önemli. Başörtüsünün türban olarak devamı ise geçmişin devamı eden sayısız davranışlarından bir tanesi. Birisi çağdaşlaşma öteki direnme.

Fakat bunlar karşıt eğilimler değil. Biri ulusun tarihi yapısında kökü olan bir davranış, diğeri dünyanın zorladığı başka bir davranış. Eğer birlikte yaşamayan çelişik tavırlar ise biri ötekini er geç değiştirecek.

Çorumun köyünden gelip ithalatçı olan ve Çatalhöyük gibi duvarla çevrili havuzlu villada oturan Mercedesli adam, hangi dünyanın adamı? Uygarlık treninin hangi vagonunda?

Bu, daha ayrıntılı bir incelenmeye değen bir konu değil mi?

Dış dünyaya açılış, kadınların başlarını örtmeleri yanında bin kat daha anlamlı. Dünyaya açılış güçlendirici bir çağdaşlık ve uygarlık potansiyeli taşıyor. Böyle insanların varlığı, politik kimliklerinden daha önemli. Başörtüsünün türban olarak devamı ise geçmişin devamı eden sayısız davranışlarından bir tanesi. Birisi çağdaşlaşma öteki direnme.



Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° 0°
Saat