Murat Kaymak

Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam90
Toplam Ziyaret393180

Peter Mayo ile Söyleşi

MALTA ÜNİVERSİTESİ’NDE EĞİTİM BİLİMLERİ PROFESÖRÜ PETER MAYO:

Sömürgecilik En Eski Kapitalist Yöntemdir

http://www.um.edu.mt/__data/assets/pdf_file/0006/75876/P_Mayo_Biodata_and_publications-3_updated_16_Oct.pdf

Bizim gibi ülkeler üzerinde hâlâ Batı’nın güçlü eli var. Buna neo-kolonizasyon diyebiliriz. Neo-kolonizasyon Batı’nın sömürü geleneğinin çok daha karmaşık olarak kültürel, teknolojik sürdürülmesidir. Bu anlamda küreselleşme eski sömürü geleneğinin çağdaş biçimidir Peter Mayo

AYLİN GÖÇMEN

Malta Üniversitesi’nde Eğitim Bilimleri profesörü. Post-Kolonizasyon ve Eğitim dergisinin editörü ve Paulo Freire ve Antonio Gramsci üzerine çok sayıda kitabın yazarı Peter Mayo. Uzmanlaşma alanları Gramsci, Freire, Lorenzo Milani, İşçi Eğitimi, Eğitim Sosyolojisi, Eleştirel Pedagoji, Kimlik ve farklılaşma, Post-Kolonizasyon, Toplumsal Öğrenme Merkezleri Olarak Okullar, Müze Eğitim, Yaşam Boyu Eğitim ve Yaşam Boyu Öğrenme Tartışmaları.

»Hocam Türkiye’ye hoş geldiniz.

Teşekkür ederim. Bu yaz Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü’nün konuğu olarak geldim. Bu bölüm eğitim alanında çok ciddi çalışmalar yapıyor. Daha önemlisi önümüzdeki yıl Fatma Gök başkanlığında Dünya Karşılaştırmalı Eğitim Kongresi’ni gerçekleştirecek. Bence bu hem Türkiye için hem de eğitim bilimleri için çok önemli bir çalışma.

»Konuşmalarınızda sık sık sömürgecilikten söz ediyorsunuz. Dilerseniz biz de bununla başlayalım.

Ben Maltalıyım. Malta bir eski İngiliz kolonisidir. Yani ben sömürge tarihinin içine doğdum. Şöyle söyleyelim sömürgecilik en eski kapitalist modeldir. Şimdilerde bu alan post-koloni kültürü olarak adlandırılıyor. Aslına bakarsanız bence bu terim çok doğru değil. Çünkü post-kolonizasyon terim olarak kontrol sürecinin sona erdiği anlamını da içeriyor. Oysa bizim gibi ülkeler üzerinde hâlâ Batı’nın güçlü eli var. Bence buna neo-kolonizasyon diyebiliriz. Neo-kolonizasyon Batı’nın sömürü geleneğinin çok daha karmaşık olarak ticari, kültürel, teknolojik, finansal biçimler altında sürdürülmesidir. Bu anlamda küreselleşme eski sömürü geleneğinin devamı, çağdaş bir biçimidir.

»Sömürge dönemini bir eğitimci olarak, uygulanan eğitim politikaları açısından değerlendirebilir misiniz? Eğitim bu süreçte nasıl bir rol oynadı?

Eğitim, yeni kuşakların dünyayı  anlama biçimini şekillendirir. Neyin iyi olduğu, neyin kötü olduğunu, hangi değerlerin savunulması gerektiğini öğretir. Bu nedenle eğitim, toplumsal politikaların en önemli aracıdır.

Malta’da çok baskın bir İngiliz kültürü öğretildi. Maltalı çocuklar İngiliz tarihini kendi geçmişlerinden daha iyi bilir. Bir başka örnek dil eğitimidir. Okullarda İngilizce dersleri çok yoğundur. Malta dili düşük sınıflardan gelmiş olmanın ve iyi bir eğitim almamış olmanın sessiz işaretidir.

Yine de şunu söylemeliyiz. Hiçbir şeyi bütünüyle kötü ya da bütünüyle iyi olarak nitelendiremezsiniz. Toplumsal süreçlere tek taraflı bakamayız. Her sürecin iyisi var, kötüsü var. Biz burada neyin kötü olduğunu anlamalı ona göre tepki göstermeliyiz. Örneğin Malta’da İngilizler aynı zamanda modernleşme sürecinin de ilk adımlarını attı. İlk işçi hareketini İngiltere’den gelen sendikalar başlattı. Bizim gençlerimiz İngiltere’deki okullara gidip sosyalist hareketle, feminist hareketle tanıştı. Böylece Malta’da kendi toplumsal hızı içinde onlarca yıl alabilecek süreçler, çok daha hızlı gerçekleşti.

»Hocam, çok yakında Türkiye’de bir kitabınız çıkıyor. Bize kitabınızı anlatır mısınız?

Antonio Gramsci ve Freire üzerine 1999 yılında hazırladığım kitabım şimdi Türkiye’de de basıma hazırlanıyor. Kitap Gramsci ve Freire üzerine. Gramsci ve Freire binlerce kişiyi- eğitim ve toplumsal politikalar konusunda etkilemiş iki düşünce lideri.

Gramsci, İtalya’daki kuzey, güney karşıtlığından yola çıkarak egemenlik ve sömürü kavramını bize öğretti. Freire ise bugün savunduğumuz eğitim modelinin yaratıcısı. Freire’nin eğitimi; bilmekten bilinçlenmeye, ezberden gerçek yaşama bir dönüşüm. Kişinin kendini oluşturan koşulları fark etmesini ve kendi gelişimi için harekete geçmesini sağlıyor. Freire’yi bilmeden insancıl okullar, sınıflar yaratmak mümkün mü?

»Dilerseniz buradan Yetişkin Eğitimi’ne geçelim. Eğitim alanında uzmanlaşılacak pek çok konu var. Ancak siz Yetişkin Eğitimi’ni seçtiniz. Bize Yetişkin Eğitimi’nin önemini anlatır mısınız?

Yetişkin Eğitimi, toplumsal dönüşümle ilgili bir alan. Okuma yazmadan, işçi eğitimlerine kadar pek çok eğitimden söz edebiliriz. Üstelik bu eğitim, hayatın tam da içinde farklı sosyal ortamlarda sürekli olarak yaşanıyor. Son yıllarda, tüm ülkelerde topluma sağlanan yetişkin eğitimi hizmetlerinde ciddi bir artış oldu. Çok sayıda farklı kuruluş, STO yetişkinler için eğitimler vermeye başladı. Ancak eğitimlerde yaşanan sayısal artış, eğitim içeriklerine yansımıyor. İnsanlar yeni bir bilgisayar programını öğrenmek, muhasebe öğrenmek için aylarca eğitimlere gidiyor. Ancak bu eğitimlerin sonunda ise dünyayı kavrayışlarında, insani birikimlerinde bir değişiklik meydana gelmiyor.

Bu neoliberal politikalarla uyumlu bir dönüşümdür. Çünkü; neoliberal politikalar bireye insan olarak değil, bir işçi, bir çalışan olarak bakar. Bu konuda dikkatli olalım: Bir kişinin mesleki eğitimlerden geçmiş olması onun istihdam edileceği anlamına gelmez. Biz dikkatimizi iş eğitimlerine değil, iş olanaklarına vermek zorundayız.

»Peki o zaman doğru bir eğitim programında neler öğretilmeli?

Öncelikle şunu söylemeliyiz. Yetişkin Eğitimi herkesin işidir. Toplumsal sorumluluk duyan herkes eğitim süreçlerinin içinde olmalı. Sendikalar, sol gruplar, dernekler...  Ancak bunu yaparken neyi öğrettikleri, nasıl bir içerik kullandıkları üzerine ciddi ciddi düşünmeliler.

Mesleki eğitimlerin arttığından söz ettik az önce. Bir sendika da bir özel kurs gibi mesleki eğitim vermelidir örneğin. Sendikalar eğitim alanında kendi arenalarına kesinlikle sahip çıkmalı, olabildiğince fazla eğitim vermelidirler. Sendikanın eğitimiyle özel kurumun verdiği eğitim arasında şöyle bir fark vardır. Sendika eğitimi kişiye, işine, işyerine, ekonomik yapıya nasıl bakması gerektiğini de öğretir. İşinin kölesi olan, işini ezbere yapan bir insan değil, toplumda aynı zamanda bir işi de olan, toplumun nitelikli bir üyesini yetiştirmek için eğitim. İş için değil, iş hakkında eğitim.

Özel şirketler iletişim eğitimi verir örneğin, sendikalar müzakere becerileri öğretmelidirler. Ekip çalışması, sunuş teknikleri gibi eğitimler yerine işyerinde yönetimi paylaşma, sendika temsilciliği gibi beceriler kazandırmalıdır.

»Sizce Avrupa Birliği uyum süreci eğitimi nasıl etkileyecek? Daha iyi okullarımız,  eğitim sistemimiz olacak mı?

İlköğretim alanında doğrudan çok fazla değişiklik olacağını düşünmüyorum. Çünkü temel eğitim yatırımları doğrudan o devletin tercihleriyle ilgili. Avrupa Birliği’nin sizin sorunlarınızı, sizin için çözebileceğini düşünmeyin.

Bununla birlikte üniversite eğitiminde bir değişim yaşanacak. Bolonya süreci adı verilen bir düzenleme var. Öğrencilerin farklı üniversiteler, farklı üye ülkeler arasında hareket edebilmesi özendiriliyor. Bunun içinde üniversitenin tüm altyapısı tek tip bir hale getiriliyor. Bolonya süreci ilk bakışta çok olumlu karşılandı. Ancak, ciddi sakıncaları var. Ülkeler kendi eğitim geleneklerini terk etmek zorunda kalıyor. Avrupa’nın her yerinde aynı içerik anlatılıyor. Böylece Avrupa Birliği’nin neoliberal dili ve son zamanlarda giderek yükselen muhafazakâr değerler tüm öğrencilere benimsetiliyor.

»Hocam, son olarak ne söylemek istersiniz?

Yalnızca Avrupa Birliği değil tüm dünyada büyük bir neoliberal dönüşüm yaşanıyor. Eğitimciler olarak bu dönüşümde yerimizi, sorumluluğumuzu belirlememiz çok önemli. Biz karşı durursak, biz yeni kuşaklara evrensel, insancıl, sol değerleri aktarırsak üzerimize düşeni yapmış oluruz.

İktidarlar, uluslararası kuruluşlar neoliberal dilin gelişiminde doğrudan çalışıyorlar. Eğitimciler olarak alternatif düşünceleri ise biz öğreteceğiz. Bunun için yerimizi doğru belirlemeliyiz.

Başka bir dünya mümkün ve bunu çocuklara anlatabilecek en önemli insanlar öğretmenlerdir.


Yorumlar - Yorum Yaz


Hava Durumu
Anlık
Yarın
33° 35° 20°
Saat