Murat Kaymak

Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam56
Toplam Ziyaret393904

Tek Sınav ve Ortaöğretim Başarısı

Prof. Dr. TÜRKAN SAYLAN ÇYDD Genel Başkanı

İ nsanlarımızın sayısının plansızca artmasıyla birlikte genç nüfus, ortaöğretimde ülke koşullarına uygun olarak farklı işkollarına yönlendirilmedikçe, yükseköğretimin önü tıkanacak ve sürekli olarak yeni yeni çözüm yöntemleri aranacaktır.

Son dönemde yöntem değişiklikleri, tüm aileleri, öğrencileri, eğitimcileri, dershaneleri ve eğitimle ilgilenen sivil toplum örgütlerini ayağa kaldırmış, birbirinden farklı tepki, görüş ve öneriler ortalığı kaplamıştır.

Bu konuda bir yargı ve öneriye girmeden önce nesnel şekilde bir durum saptaması yapmak gerekmektedir.

Çağdaş, laik, demokratik bir sosyal hukuk devleti olarak nitelediğimiz cumhuriyetimizde, tüm çocuklarımıza ''fırsat eşitliği'' sağlamamızın ana koşul olduğu, oysa 75. yılımızda bu hedefe hiç mi hiç ulaşmadığımız; acı, acı olduğu kadar da apaçık bir gerçektir.

İlk ve ortaöğretimde tüm ülkede ortalama eşitlikte, yeterince sistemli ve düzenli bir eğitimi veremediğimiz, ayrıca gençlerin kısa yoldan uygulanabilir bir meslek edinmeleri konusunda seferberlik düzeyinde bir atılım yapamadığımız açıktır. Meslek lisesi adıyla binlerce imam-hatip lisesi açıp çocuklarımızın bir partinin arka bahçesi olarak yetişmelerini nasıl başardığımızı asla göz ardı etmemeli ve bu yanlışlığın özeleştirisini ulusça hep birlikte yapmalıyız.

İlk ve ortaöğretimin boşluğunu doldurmak üzere kurulan dershaneler, böylece bozuk sistemin olmazsa olmaz bir kurumu olarak eğitim yaşamında yadsınamayacak bir yer almışlardır. Bunların birçoğu, öğrencileri gerçekten sınavlara hazırlarken bir bölümünün de eğitim bahanesiyle gençleri tarikat ve cemaatlerin kucağına taşıdığını unutmamalıyız.

Bugün ülkemizin geniş kırsal alanında yaşayan çocuklarımızın çoğu ilkokulu bitirirken okuma yazmayı ancak sökmekte, lise diplomasını alana dek geçen sürede birçok dersleri boş kalmaktadır. Kentli ve olanaklı çocuklar gibi hazırlık kursu da görme şansı olmayan, sosyal devletin fırsat eşitliğinden yararlanmayan bu çocukların birçoğu, inanılmaz ham zekâlarıyla ve hırslarıyla, yine de yüksek puanlı üniversiteleri ya da bir yüksekokulu kazanıp kendi kendilerini, çoban ya da maraba olmaktan kurtarmaya çalışmaktadırlar.

Tam burada, Milli Eğitim, ortaöğretimdeki eğitimin tam anlamıyla göz ardı edildiğini ve tüm eğitimin dershaneler üzerinden hesaplandığını fark ederek bunu bir derece önlemek üzere ortaöğretim başarı puanını gündeme getirmiştir.

Çocuklarını bir yerlere yerleştirmek isteyen, bunun için varlarını yoklarını dershanelere, özel okullara vb. harcayan ana babalar ve işin içinde olan eğitimcilerse, görece olacak böyle bir değerlendirmenin, pek çok haksızlıklara yol açacağını bildiklerinden, şaşkına dönmüş, yargıya başvurmuş ve umutsuz bir bekleyişe girmişlerdir...

Tüm bu gerçekleri saptadıktan sonra biz, ülke sorunlarını düşünen, pek çok konuya eleştiri getiren insanlar olarak, birtakım çözümler de üretmeyi, bunları savunup gerçekleşmeleri için çaba harcamayı da ödev bilmeliyiz sanırım.

Burada bir olumlu gerçeği vurgulamakta yarar vardır. Bu da ÖSS ve ÖSYM sınavlarını yapan kurumun, tüm taraflarca, tam objektif, bugüne dek hiçbir hile ve kayırma söylentisiyle yıpratılamayan bir oluşum olduğudur.

Ülkemizde her aşamadaki eğitim gereksinimine karşın, var olan yetersizlikleri ve bunlarla birlikte eldeki olanakları göz önüne alarak herkesi ya da büyük bir kesimi rahatlatacak çözümler üretebileceğimizi düşünüyorum:

1- İlköğretimin içeriği, her yaş dönemi için çağdaşlaştırılıp yeni çerçevesi çizildikten sonra, Türkiyemizin her tarafındaki tüm çocuklara gerekli temel bilgi, beceri ve öğrenme yeteneğini verecek şekilde, tek tip kitap (sınıflara göre 8 ayrı kitap olabilir) oluşturulmalı ve ücretsiz verilmelidir. Sosyal devlet, her çocuğa eşit fırsatları böylece tanımalı, ek olarak daha fazla katkı, kitap, konu vb. isteği, olanağa göre var olabilmelidir. (Almanya'da tıp eğitimi sınavları tek kitaptan ve merkezi sistemle yapılmaktadır.)

2- Liseler için de her konuda iyi bir Türkçeyle çağdaş yöntemler ve içerikle, kafa karıştırmayan Türk-İslam sentezi gibi güdülenmelerden uzak, evrensel nitelikli, bilimsel düşünce ve felsefeyi içeren birkaç kitapla yetinip bugüne dek yapılan saçmalık derecesindeki yanlışlardan arınmalı ve her okula bu kitaplar eğitim fonundan, ucuz olarak ulaştırılmalı, alamayanlara sağlanmalıdır.

3- Öğretmenlerin kırsal kesimde içtenlikle bir eğitim verebilmeleri için para, lojman vb. dahil her türlü motivasyon gerçekleştirilmeli, çocuklarını iyi yetiştirmenin kendi yaşamları ile doğrudan ilintili olması için yöntemler geliştirilmelidir.

4- MEB özel sosyal birimler kurarak, fırsat eşitliği sağlanamayan okulları, gelişmişlerle kardeş kılarak araç-gereç, karşılıklı misafirlik vb. ilişkiler oluşturmalıdır. Unutulduğunu, dışlandığını, yok sayıldığını kabullenmiş kırsal kesim okullarımızı, öğretmen ve öğrencilerimizi böylece gün ışığına çıkarmalı, ödüllendirmeli, motive etmeliyiz.

Bu ve buna benzer bugünkü olanaklarımızla bile gerçekleştirebileceğimiz çeşitli düzeltmeler sağlanabilir, ilk ve ortaöğretim eğitimi ve eğiticileri, çağdaş-laik-aydınlık kafalı olur, tüm çocuklarımıza standart bir eğitim sağlanabilirse:

A- İlköğretimin sonunda, tüm ülkede, soruları ÖSS'den gelecek bir sınavla başarı değerlendirmesi yapılabilir ve tek tek her okul, öğrencisi ve öğretmeniyle kendi başarısını algılama şansını bulur. 1950'lerde bu sistem büyük başarı ve nesnellikle uygulanıyordu. Bilgisayar çağında neden olmasın?

B- Lise biterken tüm ülkede, eskiden bakalorya denen, belli ders gruplarıyla ''kompozisyon'' u da içeren ve soruları yine ÖSS'den gelecek ikinci bir sınav yapılarak hem öğrenci hem de okul ve öğretmenler için lise başarı puanı saptanabilir.

Tüm bu sınavlar, ''verileni sorgulama'' şeklinde olacağından, haksızlıklar en aza inecek, okullardaki eğitim ön plana çıkacak, var olan eksiklikler göze batacak, çözüm geliştirme ivedilik kazanacaktır.

Bu iki sınavdan sonra 'üniversite seçme ve yerleştirme sınavı' nın teke inmesi sanırım yeterli olacak, ortaöğretim başarı puanı da bugünkü gibi ileri derecede göreceli olma damgasından kurtulacaktır.

Bütün bu karmaşayı biraz olsun dengelemek içinse, devlet ve yurttaşlar olarak hiç durmadan, ülke için geçerli meslekleri ve iş alanlarını içeren, gerektiğinde yatılı, meslek liseleri açılmasını sağlamalıyız.

Ayrıca, ülkemizin her yerinde yüz binlerce lise diplomalı, yükseköğretime girememiş, boşta gezen, mutsuz, sorun olmaya aday gencimizi, bulundukları yerlerde ya da belli merkezlere toplayarak kısa süreli-hızlandırılmış kurslarla meslek ve iş sahibi yapma projesini de cumhuriyetimizin 75. yılında, yaşama geçirip gerçekleştirmemizin hem bir ödev hem de bir borç olduğunu düşünüyor, bu projeyi gerçekleştirecek yeterli gizilgüce sahip olduğumuza inanıyorum.

Kaynak:Cumhuriyet/ 12 AĞUSTOS 1998 ÇARŞAMBA


Yorumlar - Yorum Yaz


Hava Durumu
Anlık
Yarın
18° 28° 12°
Saat