Murat Kaymak

Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam29
Toplam Ziyaret393321

Sidney Hook-Akademik Hürriyet: "Lehrfreiheit"

 Sidney Hook, Akademik Hürriyet ve Akademik Anarşi,(Çev-Sencer Tonguç) Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı Kültür Yayınları, Milli Eğitim Basımevi, s.27-34, 1973 Ankara

Amerika’da liberal düşünce tarzının en hayrete düşüren taraflarından biri, tutarsız oluşu ve bir prensipten mahrum oluşudur. Bunu muhtelif vesi­lelerle görüyoruz. Bir gayenin "iyi" veya "kötü", "ilerici", veya "gerici" (bunlar tariften ziyade metli veya tahkir için kullanılmaktadır) oluşuna göre, siyasî hakların manası mevzuunda değişik tutumlar takınılmaktadır.

Güneyde ırk ayrımı taraftarları kuvvetli iken, liberaller insan hakları açısından adaletin renk körü olmasını savundular. Ülkede hava, ırk ayrımının aleyhine döner dönmez ise liberal liderlerin bazıları negatif olarak renk ayırımı yapmanın ahlâkî bakımdan geçerli olacağını ileri sürmeye başladılar. Onlarca muhtaç kimselerin (ki aralarında birçok beyaz da vardı) lehinde ayırım yapmak yetmezdi; renk "iyi" yahut "ilerici" ayırım yapmak için bir ölçü olmalıydı. "İyi ırkçılık" ile "kötü ırkçılık" arasında bir fark yaratıldı ve kötü ırkçılığın kurbanı olan kimselerin aynı şeyle suçlanabilecekleri reddedildi.

Siyasî liberalizm prensipleri için geçerli olan şey akademik hürriyet prensipleri için de geçerlidir. Hayretle görüyoruz ki, meğer bu prensipler de elastikî imiş ve siyasî maksatlar için isteyenlerin işine geldiği şekilde genişletilip daraltılabiliyormuş. Bu meseleyi saran kargaşalık böyle bir ameliyeyi daha da kolaylaştırıyor. Onun için "akademik hürriyet" hakkında birkaç basit fakat temel soru sormak ge­rekli olacak.

Akademik hürriyet nedir? Kısaca, meslekî baklandan ehliyet sahibi kimselerin, yetki sahaları içinde, görüşlerine göre gerçeği arayıp bulması, yazılarında neşretmesi ve öğretmesidir. Bu disiplinlerde gerçeklerin ve neticelerin aranıp tespiti için şart olan aklî metotların dışında bir kontrol ve otorite kabul etmez.

Böyle anlaşıldığı takdirde, akademik hürriyet Birleşik Devletler için nispeten yeni bir mefhum olup bir yüzyıldan daha az bir zaman önce ilk adımını, mütereddit bir şekilde, Johns Hopkins Üniversitesine atmıştır. Amerika’ya, o sırada siyaset bakımından demokrasiden iyice uzak olan Kaiser Almanyasından getirilmişti. Bununla beraber, bugünkü anladığımız şekli ile "akademik hürriyet" kavramının teorisini ve tatbikatını geliştiren ilk ülke Almanyadır. İlk olarak 1810'da Prusya’da, Berlin Üniversitesinin kuruluşu esnasında ortaya atıldığı zaman, siyasî demokrasi bakımından daha ileri olan İngiltere ve Birleşik Devletlerde buna (benzer bir şey yoktu.

Almanya’da "akademik hürriyet" başlangıçta Lehrfreiheit und Leanrfpeiheit, yani öğretme hürriyeti ve öğrenme hürriyeti olarak tarif edilmişti. Birleşik Devletlerde ilk olarak akademik hürriyet söz konusu olduğu zaman hiç kimıse Lernfreiheit'a, öğrenme hürriyetine önem vermedi; akademik hürriyet Lehrfreiheit, öğretme hürriyeti ile aynı addedildi.

Amerika Üniversite Profesörleri Derneğinin kurucuları o sırada Amerika’da hemen hemen mevcut olmayan öğretme hürriyeti ile ilgileniyorlardı. Yakın zamanlara kadar, akademik hürriyet tenkit veya müdafaa edilirken kastedilen öğretme hürriyeti idi. Bugün öğrenci akademik hürriyeti için yapılan isteklerin temelinde yatan öğrenme hürriyeti ülkenin dikkatini ancak son birkaç yıl içinde yeni bir kavram olarak çekti.

Akademik hürriyet için ileri sürdüğümüz tariften birkaç önemli netice çıkıyor. Evvelâ, akademik hürriyeti gerçeği öğretme hürriyeti olarak değil, gerçeği arama hürriyeti olarak tarif ediyor. Arama kelimesi üzerinde ısrarla durmamız son derece önemli bir fark yaratıyor: bu, St. Augustine'den günümüze kadar bütün düşünürlerin hakikî gerçeğin kendilerinde olduğu ve akademik (hürriyetin gerçeği bulup öğretmek olduğu yolundaki görüşlerine terstir, zira onlara göre hataya yer yoktur. Fakat akademik hürriyet diye bir şey mevcutsa, bu yanılma hakkını da ihtiva eder. Nihayet hiç kimse hiçbir zaman yanılmayacağını veya eksiksiz bilgiyi inhisarında bu­lundurduğunu iddia edemez. Hoca - âlimden istediğimiz tek şey gerçeği samimî olarak aramasıdır. Bu, tabii ki gerçekle hatanın aynı olduğu manasına gelmez. Eğer akademik hürriyet gerçeği öğretmek değil de aramak hakkı ise, hocalar araştırma yoluna çıkacak dinî, ekonomik veya siyasî engellerden masun tutulmalıdır.

Tarifimizden çıkan diğer bir önemli netice, bu hususta yaygın kanaatin aksine, akademik hürriyettin bir insan veya vatandaş sıfatıyla sahip olduğumuz bir hak sanılmamasıdır. Tarifimize dikkat edilirse, meslekî bakımdan ehliyet sahibi kimselerin hakkıdır demiştik. Yani özel bir hak, evrensel değil; kazanılması gereken bir hak.

İnsanî hakların ise kazanılması gerekmez. Her insanın, insan olduğu için, sahip olduğu haklardır: vicdanının arzu ettiği bir Tanrıya tapmak, konuşmak gibi. Bir insanın istediği zaman, istediği yerde, istediği mevzuda saçma sapan konuşmak hakkı vardır. Fakat akademik hürriyet tarifimize dönersek, bir üniversite kürsüsünde saçmalamak için insanın meslekî ehliyet sahibi olması gerekir.

Tabii, saçma gibi görünen bir şeyin yeni bir hikmet olduğu da anlaşılabilir. Meslekî bakımdan ehliyetli kimselerin saçma gibi görünebilecek sözlerini bir yana atmak doğru değildir, zira bakarsınız başlangıçta paradoks zannedilen bir söz incelenince herkesin kabul edebileceği bir gerçek ortaya çıkar.

Tarifimizden anlaşılabileceği gibi ehliyetli bir hoca yetki sahasının sınırları içinde samimî ve dürüst bir şekilde ulaştığı neticeleri açıklayabilir. Başka bir deyişle, akademik hürriyetin bir parçası geleneksel görüşleri yeniden dile getirip savunmak hakkı ise, diğer parçası da yerleşmiş felsefî veya siyasî görüşlerden ayrılabilmek hakkıdır. Akademik hürriyete inananların da, kendi muhafazakâr görüşleri ne olursa olsun, meslektaşlarının yanıldığı kanaatinde iseler, onların yanılma hakkını müdafaa etmeleri gerekir.

Akademik hürriyetin var olabilmesi için yalnız âlimler tarafından değil, fakat genel olarak cemiyet tarafından da desteklenmesi lâzımdır, zira onun faaliyet gösterebilmesi için lüzumlu maddî kaynakları cemiyet sağlar. Vergi muafiyetinin kaldırılması dahi ona öldürücü bir darbe indirebilir. Akademik hürriyet tehlikede olduğu zaman, bu prensiplerin anlaşılıp desteklenmesi onların ayakta kalabilmesi için şarttır. Bu desteği Bağlayabilmek için de cemiyetin olgunluk ve uyanıklık seviyesinin yüksek olması gerekir; bu da, temini zor olmakla beraber, imkânsız değildir. Cemiyet eğer akademik hürriyeti tasvip ediyorsa, bir hocanın fikirlerini değil onun yanılma hakkını savunmaya hazır olmalıdır. Mamafih, akademik hürriyet insanın meslektaşlarından veya başka yönlerden gelebilecek tenkitlerden, hatta çok şiddetli tenkitlerden, masun olduğu manasına katiyen gelmez.

Halk arasında yapılan anketler, pek çok kimsenin, yerleşmiş felsefî veya politik kaidelerden ayrılabilme hakkı fikrinden rahatsızlık duyduğunu göstermektedir. Fakat yeni delillerin ışığı altında çürütülmeyecek veya hiç olmazsa değiştirilmeyecek hiçbir teori olmadığı kendilerine anlatılırsa bu hakkı kabul ederler. Düşününce idrak ederler ki akademik hürriyet demek, dürüst bir araştırmanın sonucu olmak şartıyla, bütün görüşlere açık olmaktır.

Bu, bir üniversitede her şey yapılabilir, bir hoca istediğini yapar ve söyler manasına mı gelir? Hayır. Yerleşmiş felsefî ve siyasî düşüncelerden ayrılabilme hakkı, fesat tertip etme hakkı olarak tefsir edil­memelidir. Burada "fesat" derken meslekî ahlâk ve dürüstlük kurallarını bile bile çiğnemeyi kastediyorum.

Hatırlanacağı gibi akademik hürriyeti meslekî sahada yetki sahibi kimselerin yetkilerinin sınırları içinde gerçeği aramak, bulmak, neşretmek ve öğretmek hürriyeti olarak tarif etmiştik. Fakat bazen, bir takım sebepler yüzünden, hocalar kendi mevzularını okutma görevlerini unutarak, o konularla hiç¬bir ilgisi olmayan konuşmalarla dersleri işgal etmektedirler.

Bir matematik profesörünün sınıflarına matematik öğretecek yerde dünyada günahkârlığa, kapitalizme, sosyalizme veya doğum kontrolüne hücumla vakit geçirdiğini düşünün.

Her tecrübeli hoca meslek ahlâkının çiğnendiği birçok vakadan haberdardır. Kısa bir müddet önce Scruth Caroiiina'da bir devlet üniversitesindeki bir matematik hocası bütün öğrencilerine cebirden pek¬iyi verdi. Sebep? "İnsan aklının Nazileştirilmesi diye tarif ettiği bir disiplin olan matematiğin "kök salmış otoritesini" protesto!

Böyle profesörler tenkit edildikleri, meslektaşları tarafından durumları incelenip başka yerlere nakledildikleri hatta işlerinden çıkarıldıkları takdirde, yerleşmiş felsefî veya siyasî fikirlerden ayrıla-bilme hakkından medet umamazlar, çünkü meslek ahlâkına aykırı hareket etmişlerdir.

Başka bir alanda da meslekî ahlâk prensiplerinin çiğnenmesi mümkündür. Bir profesörün bir şirketin emrinde çalıştığı ve derslerimde ve diğer meslekî 'temaslarında o şirketin halkla münasebetler bürosu tarafından zaman zaman kendisine dikte edilen sonuç ve tutumların propagandasını yaptığı ortaya çıkartsa, haklı olarak, meslekî ahlâk kaidelerini hiçe saydığını söyleyebiliriz.

Aynı şekilde, bir hocanın bir siyasî partide aza olduğunu ve bu partinin hocaya, kendini ele vermeksizin, o sıradaki parti görüşlerini sınıfa aşılaması talimatını verdiğini düşünün. Böyle bir talimatın, ister bir siyasî parti, ister kilise, ister bir tarikat tarafından verilmiş olsun, fikir hürriyeti ile hiçbir ilgisi yoktur. Bu sadece fesattır ve bu sebepten böyle bir hoca meslekî ahlâk kaidelerini açıkça çiğnediği için öğretime devam etmeye lâyık değildir.

Tutumunun, lüzumsuz ameliyatlar tavsiye edip sonra operatörle parayı kırışan doktorunkinden, yahut siyasî kanaatleri yüzünden davayı kaybetmek için karışı tarafla anlaşan avukatınkinden farkı ne? Hepsi için söylenebilecek sen hafif şey meslek ahlâkına riayet etmemeleridir. Yanılmış olsa dahi dürüst ve namuslu bir şekilde yanılan hoca ile eğitim sahasında hiçbir salâhiyet ve ehliyet sahibi olmayan bir takım kimselerin kendisine sağladığı sonuçlara göre hareket eden ve bunları başkalarına aşılayan fesatçı arasındaki fark muazzamdır. Bu farkı göz önünde tutmamak bütün ilim ruhunu ve tenkitte dürüstlük fikrini altüst eder.

Eğer fesat hareketlerine girişmek hakkı diye bir şey yoksa sınıfta veya üniversitede meslek ahlâkına uygun olmayan hareketlerden çekinmeme şartını kabul ederek belirli bir gruba katılmış olan kimsenin akademik hürriyetten medet ummaya hakkı yoktur. Bu belirtilmesi gereken önemli bir noktadır, zira ne biçim bir gruba mensup oldukları ortaya konan bu çeşit şahısların akademik hürriyet prensiplerinin gölgesine sığınmak isteyecekleri muhakkaktır. Böyle kimselerin kendilerine verilen resmî talimatı bilfiil yerine getirdiklerinin ispatı veya onu suçüstü yakalamak lüzumlu değildir. Düşünülürse, gayrı ahlâkî bir fiil işlemek için bir cürüm şebekesine katılan bir şahsın böyle talimatı yerine getirebileceği bir mevkiden —mevcut delillere cevap vermek fırsatını bulacağı bir celseden sonra— uzaklaştırılması için o emirlerin yerine getirilmiş olmasının şart olmadığı anlaşılır.

Birleşik Devletlerdeki durum, önümüzdeki bölümdeki açıklanacak sebeplerden ötürü, gelecekte maalesef değişebilir. Fakat bu satırları yazarken, akademik hürriyetin geleneksel düşmanlarına karşı son kırk yıl içinde dikilmiş olan mânialar sağlam ayakta duruyor. Durumdaki yeni faktör, hoca ve âlimlerin okutma hürriyetine (Lehrfreiheit) yöneltilen en büyük tehdidin gerici işadamları, muhafazakâr papazlar, aşırı milliyetçi politikacılardan değil de bizzat Amerikalı öğrencilerden gelmesidir. Bu nasıl mümkün olabilir?

Bu sorunun cevabı da bizi akademik hürriyetin yakın zamanlara kadar Amerika Birleşik Devletle-rinde ihmal edilen diğer bir yönüne, Lernfreiheit, yani öğrenme hürriyetine getiriyor.

Not:Sidney Hook, soğuk savaş yıllarının en önemli felsefecilerinden biridir. Dewey'in öğrencisi olmakla birlikte daha çok Marksist bir felsefeci olarak tanındı ve kendisini Troçkist olarak tanımlamıştır. 60'lı yılların sonlarına doğru CİA ile işbirliği yaparak sol yazar ve çizerlere karşı kampanyalarda aktif göv aldı. Hook'un 40'ın üzerinde çalışması bulunuyor. Hook'un burada yer verdiğimiz metni, Türkiye'deki resmi akademik özgürlüğü anlamak bakımından hayli önemlidir.


Yorumlar - Yorum Yaz


Hava Durumu
Anlık
Yarın
20° 24° 14°
Saat