Murat Kaymak

Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam39
Toplam Ziyaret393887

Geleceğini Unutan 2/10 Toplumu

DOĞAN KUBAN

Öğretimle ilgili bu yazı sınav sonuçlarına bir tepki olarak yazılmıştı. Fakat sorular güncel olduğu için şimdi yayınlamakta sakınca görmüyorum.

Eğer politikacıların konuştukları ve gazetelerin yazdıkları konularla vakit kaybedersek yaşam giderek zorlaşabilir. Türkiye’nin geleceğini emanet edeceğimiz gençleri nasıl yetiştireceğiz? Ülkenin geleceğine ambargo koymuş öğretim felaketine duyarsız kalabilir miyiz? Liseyi bitirip sınav sorularından birini bile yanıtlamayan öğrenci neyin öğrencisidir? Bunu yetiştiren okul nasıl bir okuldur? Bu okulda ders veren nasıl bir öğretmendir? Her yıl performansı giderek düşen nasıl bir eğitimdir? Türkiye’ye acımayı unutmuş, ülkenin geleceğini akıllarına getirmeyenler nasıl insanlardır? İnsanları bu denli vurdumduymaz yapan nasıl bir toplumdur? Bu toplum neden geleceğine karşı duyarsızdır? Sınava giren 1.350.000 lise mezunundan (sıfır çeken) 30.000’i nasıl bir öğretimin ürünüdür?

Sayın okuyucular,

Eğer sınavda soruların yarısını yaparsanız, yani on üzerinden beş yaparsanız sıralamada 675.000 öğrenciyi geçiyorsunuz. Geçmiş zaman ölçüleriyle 675.000 öğrenci zayıf öğrencidir. Kuşkusuz ‘bardak dolu’ iyimserliği ile 270.000 öğrenci iyi öğrencidir. 270.000 öğrenci de çok iyi öğrencidir. Bu sonuç Türkiye’ye yeter diye düşünenler varsa biraz düşünmeleri gerekir.

675.000 gencin durumu kaygı verici değil mi? Bunların diyelim 350.000’i bundan sonra da başarısız insanlar olursa sayıları on yılda 3.5 milyon olur. Bu kadar işe yaramaz genç toplumun uykusunu kaçıracak bir olgu değil midir? Biz politikacıların ağzından öğretime ve bilgi toplumunun gereksinmelerine ilişkin bir söz işitiyor muyuz? Bu ülkenin insanları varsa, taklit etmeye çok özendikleri ülkelerde ne olduğunu merak edip öğrenmiyorlar mı?

Sayın okuyucular,

Bütün bu irkiltici, hatta dehşet verici eğitimsizlik haberleri toplumun daha büyük bir hastalığının işaretidir. Gerçi gelişmiş dünyada da eğitimin sorunları var ve artıyor. Fakat bizimki sorun olmaktan çıkıp gençliğin bir grubu için ağır bir hastalığa dönüşmüş. Bunun nedeni toplumun bu büyüklükte bir nüfusun sorunlarını çözecek bir kültüre henüz sahip olmamasıdır.

Türkiye’nin bürokratları ve politikacıları üniversitelere bu derecelerle mi girip çıktılar? Kanımca başarı sonuçları bundan 20-30 yıl önce böyle değildi. Başarı düzeyi öğretimin tepe taklak gittiğini gösteriyor.

%20, üniversite giriş sınavlarının ortalama başarı yüzdesi. Bu Türkiye’nin dünya ortalamasında eğitim, ulusal gelir, sanayi, sağlık, tarım ve cehalet yüzdelerine de paralel imiş.

Türkiye’yi Bangladeş, Pakistan, Sudan’la karşılaştırıp övünmek olasılığı her zaman var. Fakat 21. yüzyılda İslamın en önde ülkesi olan Türkiye (petrol kuyusu şeyhlerin ülkelerini herhangi bir karşılaştırmaya sokmak gerekmez) gelişmiş sayılan ülkelerin altında bir düzeyde duruyor.

Prof. Dr. İsa Eşme eğitime ilişkin makalesinde (16.07.2009) insanı dehşete düşüren sayılar veriyordu. Fen bilimlerinden 704.712, matematikten 251.324 öğrenci tek bir soru çözememiş. Türkçe ve sosyal bilimlerden de pek çok öğrenci hiç soru çözememiş. Bunlara diploma veren bir orta öğretim sistemi var. Kendilerine öğretmen denen öğreticiler var. Bu sonuçlarla eteklerimize teneke bağlayarak dolaşmak gerekir.

Cehalet ve fakirlik, herhangi bir devleti batırmak için yeterlidir. Kanımca Türkiye’nin sorunu adalet, demokrasi, anayasa, sömürgelik olmaktan cehalet, fakirlik ve açlığa terfi etti. Ve muhalif politikacıların sesi sorunlardan haberi olduğunu gösteren bir yoğunlukta çıkmıyor. Kentleşme, ulaşım, sağlık, özgürlük sorunları vardı. Şimdi resmi damgalı cehalet ve kısa vadede açlık sorunları var. Muhalefet sayıya dayalı öğretim soruları soracak enerjiyi göstermiyor. Oysa toplumu politika şamatasından uzaklaştırıp Türkiye’nin yakın geleceğini özellikle öğretim alanında sorgulamamız gerekiyor.

Büyük çoğunluğu kırsallığı ve köylülüğü aşmış olanların ve ekonomik düzeyleri daha yüksek sınıfların milyonları aşan çocukları. Toplum köylüden kentliye çocuğunu okutmak istiyor. Ne var ki yayınlanan sonuçlar eğitim alanında dibe vurduğumuzun ifadesi. Bu başarısızlığın sonuçlarını idrak edemeyenler bir çöküşün nedenini de anlayamazlar.

 2/10 İLE NEYİ BAŞARABİLİRİZ?

Üniversiteye 2/10 başarı notu ile öğrenci alırsak, Türkiye bilgi toplumu olacak diye yüzyıllarca bekleyebiliriz. 2/10 başarı ortalaması ile çevreciler, istenilen sayıları keşfeden istatistikçiler, alternatif enerji uzmanları yetiştireceğiz. Seksen milyonu açlıktan kurtaracak tarım programları üretecek uzmanlar, boğazımıza çıkmış borçları ödeme yolları keşfedecek ekonomistler yetiştireceğiz.

Amerikan enerji bakanı, fizikten Nobel almış bir fizik uzmanı. 2004 yılından bu yana Berkeley National Laboratory Müdürü iken, Obama onu enerji bakanı seçmişti. Biz bilimsiz politikanın gelecek için yeterli olmadığını henüz öğrenemedik. Biraz zeki bir adam, araştırmalar ve ürünler dünyasına bakarsa, değişim ve yenilik hızından başı dönebilir.

‘Glikoz ekonomisi’, bio yakıt, bio plastik gibi hızlı büyüyen ürünler, daha ekonomik çalışan otomobiller, güneş ve rüzgâr enerjisini kentlere ulaştırmaya çalışan ‘smart grid’ sistemi üzerinde çalışan uzmanlara gereksinim var.

Enerji alanında, nano teknolojiler için enerjiyi yenilebilir kaynaklardan elde etmek, daha gelişmiş güneş hücreleri, en ucuz yakıt olan hidrojeni kullanmak, enerji depolamak için yeni teknikler gelişiyor.

Bu teknisyenler 2/10 grubunda yetişenler arasından mı çıkacak? Peki bütün bu soruları bizim gazetelerimiz ve te- levizyonlarımız ne zaman bir hayat memat ölüm-yaşam sorunu olduğunu anlayıp birkaç satır ve makale de bir konuya tahsis edecekler. Sorumlu bürokratlar bu gelişmelerin ekonomiye yansıyan sayısal boyutlarını biliyorlar mı?

 

HANGİSİ DAHA ÖNEMLİ?

Bir kasabaya üniversite açmanın mı yoksa bir bioyakıt enstitüsü kurmanın mı doğru olduğunu düşünmek gerekmiyor mu? Ne yazık ki Türkiye’de bu sorunun anlamı kalmadı. Çünkü kâğıt üzerinde adı üniversite olan bir kurum sıradan bir lisedir. Liselerden gelip 2/10 sınavı ile üniversiteye girenler sınıfları dolduracak ve onları göre YÖK’ün uygun bulduğu hocalar eğitecek. Toplum 21. yüzyılda yaşamanın bir kalitesi olduğunu ve bu kaliteye ulaşmanın zor olduğunu anlamalı. Bunu kimseden öğrenemiyor. İktidar ve muhalefeti ile bütün politik çatı bundan sorumludur.

Diğer seçimler nasıl oluyorsa üniversite sınavı da aynı nitelikte oluyor. Çünkü toplum birleşik kaplar kuramına uygun olarak çalışıyor. Bioyakıt enstitüsü kurulsa bile onu kurup idare edecek olan Nobelli bir fizikçi ya da biyolog değil, %20’den biri olacak.

Eğitim çıkmazı, ekonomik çıkmaz, kentleşme çıkmazı, enerji çıkmazı, tarım çıkmazı, sağlık çıkmazı, bilgisizlik çıkmazı, politika-cehalet işbirliğinin ürünleridir.

Partiler üstü bir toplumsal hastalık, ancak geleceği düşünen, onu planlayan, onu konuşan, onu halka anlatan bir politik yapılaşma bekliyor.


Yorumlar - Yorum Yaz


Hava Durumu
Anlık
Yarın
18° 28° 12°
Saat