Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam40
Toplam Ziyaret407388

Murat Kaymak

Hukuk Düzeni ve Trafik Sorunumuz

Çetin Aşçıoğlu

 Yargıtay Onursal Üyesi-

 cetinascioglu@gmail.com,

Öncelikle bir düzen demek olan hukuk, toplum içinde insanlara nasıl davranması ya da davranmaması gerektiğini buyurur. İnsanın buyruklara uymama özgürlüğü yoktur. Tersi durumda, hukukun öngördüğü zorlayıcı araçları yaptırımlar gündeme gelir. Yaptırımlar, “hukuka aykırı davranışın istenmeyen sonuçlarını ortadan kaldırarak”, hukuk düzenin sürekliliğini ve güvenilirliği sağlar.

 

Bir ülkede hukuk düzenin ulaştığı boyutları, çeşitli alanlarda ortaya çıkan durum ve görünümlerle belirlemek olanaklıdır. Ülkemizde bir çok alanda hukuk düzeninin sallantıda olduğu bir olgudur.

Örneğin bir yılda “altı binin üzerinde ölüm”, “yüz bini aşan yaralanma” ve “çok yüksek düzeyde maddi kayıplarla” sonuçlanan trafik olayları çarpıcı bir örnek oluşturur. Bu nedenle; toplumsal bellekte yerleşen “trafik canavarı” söylemi, düzene karşı bilinçli bir tepkidir.

Şimdi şu soruya yanıt aramalıyız: Canavarı hukuk düzeni mi yaratıyor?

Motorlu araçlar, kütle yapısı ve mekanik donanımlarıyla yarattığı kendine özgü tehlike nedeniyle, karayolunda trafiğe katıldığı anda yüksek düzeyde kaza ve zararlara yol açma eğilimindedir. Bu nedenle; hukuk, yasal düzenlemelerle motorlu araçların karayollarında kullanılmasının yaratabileceği tehlikeleri önlemek ve güvenli bir alan oluşturmak için davranış kuralları öngörmüştür.

Davranış kurallarının önemli bir bölümü, karayolunu kullanan sürücü ve diğer kişilerin davranışlarını, bir anlamda özgürlüklerini sınırlayan, uyulması zorunlu buyurucu niteliktedir. Bu nitelikteki soyut ve nesnel kurallar “davranışı açıkça ve kesin olarak belirlediğinden” yorum ve değer yargısıyla değiştirilemez:

“Trafik sağdan akar”, “kırmızı ışıkta geçilmez”, “belirlenen hız sınırına uy”, “kavşaklarda, dönüşlerde, gelen trafikle karşılaşmada vb”, “duraklama ve park etme” gibi buyurucu soyut kurallar nesnel nitelikte oldukları için uyulması zorunludur. Tersi durumda yönetsel, ceza ve hukuk yaptırımları gündeme gelir.

 

DAVRANMA ÖZGÜRLÜĞÜ

Karayolunda trafik düzenini sağlayarak can ve mal güvenliğini koruyan kurallar, yukarıda açıkladığımız nesnel kurallarla sınırlı değildir. Hukuk; sürücülere, özen yükleyen kurallarla “durum ve koşullara göre davranma özgürlüğü” tanımıştır. Kuşkusuz bu özgürlük, motorlu aracı kullananın kendi başına buyruk davranacağı biçiminde yorumlanamaz. Koşulların gerektirdiği durumlarda nasıl davranılacağı yolunda kuralı, motorlu aracı kullanan koyacak ve yerine getirecektir. Hukuk, tehlikenin söz konusu olduğu alanlarda kişilerden yüksek özen bekler.

Bu konuda en çarpıcı örnek Karayolları Taşıt Yasasının 52. maddesinde öngörülmüştür: Sürüceler tehlike olasılığının söz konusu olduğu alan ve durumlarda (kavşak, dönemeç, yaya geçitler, tünel ve menfezler, yapım ve onarım alanları tepe üstleri vb) hızlarını azaltmaya ve hızlarını aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol hava, trafik durumuna uymada yüksek özen göstermek zorundadırlar.

Yüksek özenin beklendiği bu durumlarda, zararla sonuçlanan trafik olayı, sürücünün beklenen özeni göstermediğine eylemli karine oluşturur. Bu nedenle; sürücü, tersini kanıtlanmadıkça hukukun öngördüğü yaptırımlarla sorumlu olur.

Ülkemizde; ölüm ve yaralanmayla sonuçlanan trafik kazalarının artması ve suçu işleyenlere verilen cezaların yetersizliği kamu oyunda tepkilere neden olduğundan, TCK’de öngörülen düzenlemelerle cezai sorumluluk ağırlaştırılmıştır. Bu bağlamda bilinçli olarak gerçekleşen olaylarda suça ilişkin cezanın arttırılması öngörülmüştür. Örneğin bilinçli taksirle ölüme neden olan araç sürücüsünün on yıldan az olmamak üzere hapis cezası alması beklenir.

Yargının, yeni ceza hukuku düzenine, ağır da olsa, giderek uyum sağlama eğiliminde olduğu izlenmektedir: “Alkollü olarak hızlı ve yalpa yaparak araç sürerek yolun kenarında yürüyen yayaya çarparak ölüme neden olmasında; bilinçli taksirin bulunduğu bu durumda cezanın bilinçli taksir nedeniyle ve alt sınır aşılarak temel ceza belirlenmelidir (Y. 2.CD. 25.02. 2004 -1056).

 

YARGIDA BİLİNÇ

Bununla birlikte yargıçlarda, genel olarak, ülkemizdeki trafikte yaratılan tehlikenin ve yarattığı zararların bilincinin tam anlamıyla yerleşmediği de bir olgudur. Ayrıca kusur konusunda yanlış olarak bilirkişiye bağımlı olmaları da önemli bir olumsuz etkendir. Trafik düzenin amacı, kişilerin yaşam, sağlık ve malvarlığını korumak olduğuna göre; hukuk, bir tehlike olanağı ve olasılığının söz konusu olduğu durumlarda sesiz kalamazdı. Bu nedenle Ceza Yasası, “motorlu araçların kişilerin yaşam ve sağlıkları veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek biçimde sevk ve idare edilmesini” suç olarak tanımlamıştır.

Ayrıca “alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle güvenli bir biçimde araç ve sevk idare edemeyecek durumda olmasına karşın araç kullanılması” da suç sayılmıştır. Bu iki durumda bir zararın oluşması zorunlu değildir. Olanak ve olasılığın bulunması yeterlidir.

Motorlu araçların yüksek düzeyde zararlara neden olma eğiliminde olmaları ve zararların karşılanmasında ortaya çıkan sorunlar nedeniyle; hukuk, motorlu aracı kullansın kullanmasın araç sahibinin (işleten) sorumluluğunu ağırlaştırmıştır. Çok çeşitli sosyal içerikli nedenlerle araç sahibinin sorumluluğunda kusursuz nesnel sorumluluk (tehlike sorumluluğu) kabul edilmiştir. Sorumluluk için, zararla motorlu aracın işletilmesi arasında uygun neden bağının bulunması yeterlidir; kusur aranmayacaktır. Araç işleteni (sahibi) bir de kusuru varsa; bu durum, zarar görenin kusurunu etkisizleştirerek sorumluluğunu daha da ağırlaştırmaktadır.

Buraya karar açıkladıklarımızdan şu sonucu çıkarabiliriz: Ülkemizde, evrensel nitelikteki ilke ve kurallarla, güvenli bir trafik düzeni için ve olası zararları önleyici hukuk düzeni söz konusudur. Zaman zaman 90 km. hız sInırının artırılması gibi hatalar yapılmış olsa da.

Bu nedenle “trafik canavarı olgusu” hukuk düzenin değil insana ve çevreye saygısı bilincinden yoksunluk kısacası ekin (kültür) sorunudur. Bu bağlamda araç sahiplerinin, sürücülerinin nihayet toplumun yaratılan tehlike karşında duyarlıklarının arttırılarak bilinçlendirilmeleri akılcı bir önlem olacaktır.

Trafik de, sözüm ona var olan, denetimin önemi de göz ardı edilmemeli. Bu bağlamda yargıçların, trafik olaylarında yaratılan tehlikenin bilinci içinde, yargılama yaparak toplumun beklentilerine yanıt vermesi de etkili olacaktır.


Yorumlar - Yorum Yaz


Hava Durumu
Anlık
Yarın
6° 1°
Saat