Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam40
Toplam Ziyaret407388

Murat Kaymak

Hayatın ilk yıllarında beslenme ve obezite

  Dr. Beril Bayrak Bulucu

 Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı, Surp Agop Hastanesi

 

Hayatın ilk 5 yılı çok hızlı büyüme ve değişmenin olduğu zamanlardır. Doğru beslenme sağlıklı gelişim için kritik öneme sahiptir. Aynı zamanda erken çocuk beslenme seçimlerinin ve hatta beslenme şeklinin yalnız obezite, diyabet gibi hastalıkların riskini azaltmada değil, ömür boyu sağlıklı yaşam alışkanlıklarının geliştirilmesinde de çok önemli olduğunu biliyoruz.

 

Bebek ve çocuk beslenmesi son derece karmaşık bir konu ve pek çok faktörle belirleniyor. Ancak bebeklikteki beslenme alışkanlıklarının ömür boyu sağlığa olan etkisi de gittikçe daha fazla ortaya çıkıyor.

Bu etkiler hamilelikten başlıyor. Annenin diyeti, bebeklikte ve çocuklukta tad tercihlerini etkiliyor. Aynı şey anne sütü için de geçerli, anne sütü erişkin beslenmesi ile arada bir tad köprüsü görevi görüyor. Mamanın tadı hiç değişmezken anne sütünün tadı sürekli değişiyor.

Anne sütü ile besleyip beslememe oldukça önemli bir seçim. Elbette kimi zaman annelerin seçme şansı da olamayabiliyor. Ne yazık ki ülkemizde ve dünyada anne sütü ile besleme oranları olması gerektiği gibi değil. Anne sütünün şişmanlığı ve komplikasyonlarını üç mekanizma ile önlediği düşünülüyor. 1- Enerji alımındaki otoregülasyonunun öğrenilmesi 2- Metabolik programlama 3- Anne baba ve çevreden gelen yaklaşım.

Bebeğin enerji otoregülasyonunu, yani enerjisini kendi dengelemeyi öğrenmesi önemli bir konu. Ömür boyu sağlıklı yeme alışkanlıkları için de temel sayılabilecek bir özellik. Ne yazık ki bu bebeklikten öğrenilemediği zaman, daha sonra öğrenilmesi oldukça güçleşiyor. Ömür boyu diyet yapmaya çalışan insanlar çıkıyor ortaya. Anne sütünün otoregülasyona katkısı sütün içindeki yağ miktarına göre alımı mekanizması anlaşıldı. Çocuğun açlık tokluk sinyallerini annenin algılaması ve bu şekilde beslemesi, işin çok önemli bir yönü.

Metabolik programlama da, bebek beslenmesinin obeziteye etkisini gösteren önemli bir konu. Anne sütü ya da mama seçimi, bebeklerde insülin seviyesini etkiliyor. Mama ile beslenen bebeklerde 6. günde anne sütü ile beslenen bebeklere göre daha yüksek insülin seviyesi ve uzamış insülin yanıtı mevcut. Bu yanıt 5. ayda da yine ortaya çıkmış. Yüksek insülin seviyesinin ise daha fazla yağ dokusu oluşumunu sağladığı ve kilo artışı ve obeziteye neden olduğu biliniyor.

Yine metabolik programlamayı ortaya koyan bir başka görüş de anne sütünün leptin üzerindeki etkisi. Leptin, iştah ve vücut yağlanmasını düzenlemede etkin. Leptin konsantrasyonunun vücut yağ hacmine oranı, anne sütünü en fazla tüketmiş çocuklarda en az. Bu da leptin direnci ve obezite ile ters orantılı. Anne sütü ne kadar uzun verilirse, obeziteyi engellemedeki etkisi o kadar fazla oluyor.

Uzun dönemli çalışmalar, anne sütü ile obezitenin en fazla bağlantı gösterdiği dönemin okul çocukları ve ergenlik olduğunu göstermekte. Bu dönemlerde büyüme ve yağ depolanması artar. Buradan da görülüyor ki, anne sütünün “programlama” etkisi, ergenlik öncesi ya da ergenlik dönemine kadar ortaya çıkmayabiliyor. Ancak anne sütü içmiş çocuklar ergenlik öncesi ve ergenlikteki dönemi daha az kilo alarak ve daha az yağ dokusu depolayarak atlatabiliyorlar.

 

DİĞER YÖNLER

Anne sütü ve mama tercihi dışında, bebek beslenmesinin obezite riskini arttıran başka yönleri de var

1- Bebeğin sinyallerine duyarsız besleme: Bebeğin açlık ve tokluk sinyallerinin baştan ayırdedilip desteklenmesi, obezite riskini azaltmada önemli. Bebeğin enerji dengesini düzenlemesi için, acıktığında beslenip, doyduğunda beslenmenin bitmesi gerekiyor. Katı, saatli beslenme rejimleri ve bebeğin her ağladığında beslenmesi ise buna olanak tanımıyor.

2- Fazla miktarda mama verilmesi: Yağlanmayı arttırıyor. Hızlı kilo alımına neden oluyor. İlk dört ay içinde hızlı kilo alan bebekler, ileride daha fazla yağ dokusu biriktiriyor ve daha kilolu oluyor.

3- Katı gıdalara erken başlanması: Bazı çalışmalarda katı gıdalara 6 aydan erken başlanması, obezite için bir risk faktörü olarak ortaya çıkıyor.

4-Yaşamın ilk yıllarındaki şeker tüketimi: Erken çocuklukta şeker tüketimi obeziteyle bağlantılı. Özellikle şeker katkılı meyve suları ve abur cubur alınması şişmanlığın ve komplikasyonlarının riskini arttırıyor.

Obezite çağımızın en ciddi tehlikelerinden biri. Şişmanlık yüzünden belki de insanlık tarihinde ilk defa bir sonraki jenerasyonun ortalama yaşam beklentisi, bir önceki jenerasyondan daha az. Şişmanlık ve diyabet riskinin inanılmaz arttığı, diyetin ciddi bir endüstri haline geldiği, ama sorunların da pek kolay çözülemediği bir dünyadayız. Çözülmemiş bir çok şey var şüphesiz. Yanıt ve çözüm ararken bebeklik ve çocuklukta olup bitenlere daha fazla odaklanılmalıyız. Pek çok sorunun yanıtı, özellikle metabolik programlama ve enerji otoregülasyonu kavramlarında gizli olabilir.

Baştan itibaren neyle ve nasıl beslediğimizi bilinçli seçerek, çocuğun kendi enerji dengesini düzenleme olanağını ona vererek, sadece şişmanlık değil, diyabet, yüksek tansiyon, kalp hastalığı gibi şişmanlıkla birebir ilgili hastalıkların riskini azaltma olasılığımız var. Bu da hayat kalitesini arttırmak hatta ömrü uzatmak anlamına bile gelebilir. Daha heyecan verici ne olabilir!


Yorumlar - Yorum Yaz


Hava Durumu
Anlık
Yarın
6° 1°
Saat