Murat Kaymak

Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam43
Toplam Ziyaret393891

Beyninizi “güçlendirerek”sürekli üst sınırlarda yaşayın!

 

Beynimiz hiç durmaksızın çevreden gelen bilgilere uyum sağlamaya çalışır. Ne var ki, kimi etkinlikler beyinde çok daha güçlü bir etki yaratır. Bilim insanları son yıllarda, müzikten meditasyona, birtakım dış etkilerin beyni nasıl değiştirip geliştirebileceğini araştırıyor.

Günde yalnızca 20 dakikalık bir meditasyonun hem görsel belleği, hem de uzamsal becerileri kısa süreli de olsa güçlendirebileceğine de dikkat çekiliyor. Doğru beslenme, biraz egzersiz, az biraz meditasyon, güneş ışığı ve biraz da müzikle güçlü ve zinde bir beyne sahip olmanız işten değil.

 

Bu tür etkilerin en önde gelenlerinden biri de müzik-üstelik bu etki salt klasik müzik dinlemenin bile beynin işlevselliğini geliştirdiği yönündeki ünlü, bir o denli de tartışmalı “Mozart etkisi” yoluyla sağlanmıyor. Bir çalgı çalmayı öğrenmek kişinin yalnızca müzikle ilgili becerilerini geliştirmekle kalmayıp, konuşma, dil, bellek, dikkat, IQ ve hatta eşduyum (empati) gibi başka bilişsel yetenekleri de olumlu yönde etkileyebiliyor.

Özellikle de küçük yaşta başlanan müzik eğitiminin beynin yapısında önemli değişiklikler yarattığına tanık olunuyor. Araştırmalar 15 ay boyunca müzik dersi alan küçük çocukların beyinlerindeki işitsel ve motor alanların, müzik eğitimi görmeyenlere kıyasla, daha gelişkin olduğunu ortaya koyuyor.

Profesyonel müzisyenlerde, bilginin beynin farklı bölgelerine akışını sağlayan gri maddeler daha yoğun oluyor. Eğitimlerine 7 yaşından önce başlayan müzisyenlerde, beynin iki yarı küresi arasında uzanan ve bu yapıları birbirine bağlayan sinir liflerinin geçtiği korpus kollosum bölgesi de daha kalın oluyor.

Araştırmalar, beyindeki bu yapısal değişikliklerle müzik yeteneğindeki gelişmenin uyum olduğunu gösteriyor. Peki, müzik kendi alanı dışında kalan başka bilişsel özelliklerin de gelişmesine katkıda bulunabilir mi?

Bu soruya geçici olarak evet yanıtını verebiliriz. Müzik eğitimi alan kişilerin işitsel bellek ile ilgili sınavlarda- örneğin, söylenen bir dizi sözcüğü anımsama- ve işitsel dikkat konusunda daha başarılı oldukları görülüyor. Müzik eğitimi alan çocukların sözcük dağarcıkları daha geniş, okuma yetenekleri daha gelişmiş oluyor. Erken yaşta alınan müzik eğitiminin IQ düzeyini bile olumlu yönde etkilediğini gösteren kanıtlar da var.

 

DAHA KOLAY ÖĞRENME

 

Ruhr Üniversitesi’nden Patrick Ragert ve arkadaşları tarafından yapılan araştırma sonucunda, profesyonel piyanistlerin uzamsal duyarlılık ile ilgili bir sınavda müzisyen olmayanlardan daha başarılı oldukları görüldü. Daha da önemlisi, piyanistler alıştırma ile çok daha hızlı bir gelişme gösterebiliyorlardı. Bu da eğitimli müzisyenlerin beyinlerinin daha esnek olduğunun ve bir çalgı çalmayı öğrenmenin başka beceriler edinme yetisini de güçlendirebileceğinin bir kanıtıydı.

Sözü edilen başka beceriler arasında dil de var. Eğitimli müzisyenlerin sözcükler arasındaki “tonalite” farklılıklarını çok daha kolay ayırt edebildikleri görülüyor. Bu da onların farklı dilleri öğrenme konusunda daha donanımlı olduklarına işaret ediyor.

Araştırmalar müzik eğitiminin konuşmadaki duygusal farklılıkların ayırt edilmesine olanak tanıdığı, buna bağlı olarak eşduyumu bile körükleyebileceğini de ortaya koyuyor.

Gelişmekte olan beyinlere biçim vermenin erişkin beyinlerine kıyasla çok daha kolay olduğu zaten biliniyor. Müzik söz konusu olduğunda 7 yaş dolaylarının duyarlı bir dönem olduğu görülüyor.

O halde, müzik eğitimi erişkinlerde de farklılık yaratabilir mi? Northwestern Üniversitesi’nden Dana Strait elde edilen tüm bulguların müzik eğitiminin her yaşta etkili olabileceğine işaret ettiğini belirtiyor.

 

ELEKTRİKLE GÜÇLENDİRME

Peki, beyni güçlendirmenin daha kısa bir yolu olabilir mi? Transkraniyal doğrudan akım uyarımı beyin etkinliğini elektrik akımıyla güçlendiren bir yöntem. Bu yöntemle kişiye uygulanan topu topu 1-2 amperlik bir elektrik akımı, görünürde beyindeki sinir hücrelerini devinime geçiriyor ve beynin etkin bölgelerinin daha da hızlı çalışmasına neden oluyor.

Bu yöntemi sağ pariyetal kortekse uygulayan Oxford Üniversitesi sinirbilim uzmanlarından Roi Cohen Kadosh deneklerin matematiksel becerilerinde bir gelişme sağladığına, bu kişilerin simgeleri daha hızlı öğrendiklerine ve testlerde çok daha başarılı olduklarına tanık oldu. Dahası, araştırma sonuçlarını geçtiğimiz Haziran bir konferansta açıklayan Cohen Kadosh, beyindeki bu gelişmelerin uygulamadan o yana geçen altı ay boyunca etkisini sürdürmekte olduğuna da dikkat çekti.

Elektrik, görsel belleği de güçlendirebilir. Sydney Üniversitesi’nden Richar Chi ve arkadaşları, beynin görsel algı ve bellekten sorumlu olan sağ ön temporal lobundaki etkinliği arttırmak amacıyla transkraniyal doğrudan akım uyarı yönteminden yararlandı.

Sonuçta deneklerin kendilerine art arda uygulanan görsel bellekle ilgili sınavlarda %110’luk bir gelişme kaydettiklerine tanık olundu. Yöntemin taşınır bir aygıta dönüştürülebileceğine ve gelecekte öğrenme bozukluğu olan çocuklara okulda ya da evde uygulanabileceğine inanan Cohen Kadosh, bunun sinir hücrelerini doğrudan ateşlemediği için öteki beyin uyarım yöntemlerinden çok daha güvenli olduğuna da dikkat çekiyor.

 

 

PARLAK IŞIKLAR

 

Doğrudan elektrik akımı, düğmeye basarak beyni devinime geçirmenin tek yolu olmayabilir. Işık da görmeyle ilgisi olmayan bilişsel alanlarda şaşırtıcı etkiler yaratabilir. Işığın beynin işlevini ne ölçüde etkileyebileceğini henüz kavramaya başlıyoruz.

Çeşitli araştırmalar, kişinin salt ışığa tutulmasının bile birçok bilişsel görevlerin yerine getirilmesini olumlu yönde etkilediğini ortaya koyuyor. Normal görme yetisine sahip deneklerin parlak ışıkla karşı karşıya getirildiklerinde görsel arama, matematik, mantıksal akıl yürütme ve tepki verme süresi gibi etkinliklerde daha başarılı oldukları görülüyor.

Bu durum, bir olasılıkla ışığın ussal uyanıklığı arttırmasından kaynaklanıyor.

Bir başka araştırmada da mor, mavi ya da yeşil ışığa tutuldukları sırada kendilerine kısa süreli bir bellek testi uygulanan deneklerin beyinleri taramadan geçirildi. Beyin taramaları sonucunda ışığın verilmesinden birkaç saniye sonra beyin sapının uyanıklıkla ilintili bir bölgesinin daha etkin duruma geldiği, en etkili ışığın da mavi ışık olduğu görüldü.

 

BEYİN BESİNLERİ

 

Çok sayıda besinin beynin anlaksal gücünü arttıran kimyasallar içerdiği öne sürülüyor. Bu besinlerin belki de en çok bilineni, yağlı balıklarda, ceviz ve yeşil sebzelerde doğal olarak bulunan ve giderek ekmek, yoğurt gibi işlenmiş besinlere eklenen omega-3 yağlı asitler.

Söz konusu besinler yıllarca beynin en kusursuz besleyicileri olarak göklere çıkarıldı. Ne var ki, yapılan son araştırmalar bu besinlerin anlaksal gücü arttırma konusunda pek de etkili olmadıklarını ortaya koyuyor.

Durum öyle olmakla birlikte, beslenme yoluyla beyin gücünü arttırma düşü yine de etkisini sürdürüyor. Şimdilerde gözler flavonoidler adıyla bilinen ve yaban mersini, siyah kuş üzümü, kakao, yeşil çay ve kırmızı şarapta bulunan bir başka grup kimyasala çevrilmiş durumda. Bu konuda yapılan pilot bir araştırma yaban mersininin dikkati arttırdığını ortaya koyuyor.

Flavinoidler, öğrenme ve bellek açısından önemli bir rol oynayan beyin-türevli nörotrofik faktör adlı bir proteinin düzeyinde artış sağlıyor. Besinlerin beyni güçlendirici etkisini araştıran Reading Üniversitesi’nden Jeremy Spencer bu etkinin beyin hücreleri arasındaki iletişimi de tetikleyebileceğine dikkat çekiyor.

Flavonoidler kan basıncını düşürüp, kan damarlarının esnekliğini arttırıcı bir etki de yaratıyorlar. Bu da, beyne akan kanın artmasına ve anlaksal iş-levin gelişmesine yol açıyor.

 

MAGNEZYUMUN ETKİSİ

 

Beynin gelişimi açısından umut verici bir başka bileşim de magnezyuma dayanıyor. Bu yılın başlarında magnezyumla beslenen sıçanlar üzerinde yaptıkları araştırmanın sonuçları yayımlanan Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden Guosong Liu ve arkadaşları magnezyumun uzamsal ve çağrışımsal bellekte olumlu etkiler yarattığına dikkat çekiyorlar.

Beynin onca besinle beslenmesinin ardından, kuşkusuz, sıra beden alıştırmalarına geliyor. Bilim insanları egzersizin beyne nasıl bir yarar sağladığını henüz tam olarak bilmeseler de, yapılan çeşitli araştırmalar fiziksel etkinliğin beynin bellek açısından önemli bölgelerindeki sinir hücrelerinin gelişmesine katkıda bulunduğunu ve yönetim işlevinden sorumlu bölgelerin de etkinliğini arttırdığını ortaya koyuyor.

Ayrıca, günde yalnızca 20 dakikalık bir meditasyonun hem görsel belleği, hem de uzamsal becerileri kısa süreli de olsa güçlendirebileceğine de dikkat çekiliyor.

Kısacası, doğru beslenme, biraz egzersiz, az biraz meditasyon, güneş ışığı ve biraz da müzikle güçlü ve zinde bir beyine sahip olmanız işten değil.

Rita Urgan, Kaynak New Scientist, 2 Ekim 2010


Yorumlar - Yorum Yaz


Hava Durumu
Anlık
Yarın
18° 28° 12°
Saat