Murat Kaymak

Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam57
Toplam Ziyaret393905

Danimarka’dan eğitim manzaraları

BERK ÇOKER

Üniversite sistemi ve adı bir kez daha değişiyor, bu yazı okunduğunda ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır. Gömlek değiştirir gibi her sene üniversite sisteminin değiştiği, buna bağlı olarak milyonlarca gencimizin ruh halinin şıklar arasında allak bullak olduğu ülkemiz ile Avrupanın örnek sosyal devleti Danimarkada eğitime bakışı karşılaştırma vaktinin geldiğine inanıyorum. Bir yanda üniversite okumanın ya da yüksek lisansın olmazsa olmaz olduğu Türkiye, öbür yanda zorunlu eğitimden sonra birçok insanın yükseköğrenime ihtiyaç bile duymadığı Danimarka. Bir yarış atı düşünün, doğduğu andan itibaren tek bir hedef için eğitiliyor, o da aynı çiftlikte yetiştiği hemcinslerinden önce fotofinişe giriş yapması. İşte bu örnek, bana milyonlarca öğrencinin daha iyi bir gelecek için canını dişine taktığı çok değişkenlieğitim sistemini hatırlatıyor. Ailelerin ya da öğretmenlerinbu ülkenin çaycıya da çöpçüye de ihtiyacı varsözleriyle korkuttukları bir kuşağın mensubuyum. Senin oğlun hangi okula girdi, benimkisi yanlış kodladı, şu kişi tavan yapmış diyaloglarının havada uçuştuğu bir camiadan, eğitime önem verilen fakat alçaklık kompleksinin neredeyse var olmadığı bir topluma gelince, mukayese de şartlı bir reflekse dönüşüyor. Ülkemizde yüksek eğitim sahibi insan sayısının Danimarkadan kat kat daha fazla olduğu su götürmez bir gerçek. Fakat bu sosyal fenomenin Türkiyenin nüfusunun Danimarkadan yüksek olması ile bir bağlantısı olduğuna inanmıyorum. Bu tamamı ile devletin ve yarattığı kurumların (aile, okul, iş) vatandaşından ne istediği ile ilintili. Hep birlikte bir düşünelim, Türkiyede kişi, 8 yıllık zorunlu eğitimin ardından en iyi liseye bunu takiben en iyi üniversiteye gidebilmek için ter döküyor. Aileler, çocuklarını iyi bir anaokuluna yazdırmak için okul bahçelerinde volta atıyor. Birçoğu da çocuklarına yurtdışında eğitim imkânı sağlamak pahasına bankalarda kredi kuyruklarında. Danimarkada ise durum tam tersine işliyor. Zorunlu eğitimin ardından çoğu kişisosyal işçilikadı verilen bir iş sahasına kayıt olup belirli bir konuda uzmanlık eğitimi görüyor. Bu iş alanı kişiye psikoloji, işsizlik ve sendikal haklar gibi toplumun ana arterlerini oluşturan önemli mevzularda danışmanlığı beraberinde getiriyor. Öte yandan, üniversiteyi es geçen insan sayısı azımsanmayacak kadar yüksek.

İş ortamına bakıldığında, Türkiyede nitelikli bir işe sahip olmak için birden fazla yabancı dil bilmek neredeyse şart, İngilizce konuşmak bir ayrıcalık değil. Burada ise hayatınızı idame edebileceğiniz bir iş bulmanın püf noktası, Danca bilmek. Danimarkalılarda aile yapısı, Türklerinkine oldukça benziyor. Tek fark çocuğun geleceğine dair vardığı hükme, ailelerin verdiği tepkide ortaya çıkıyor. Bu sayede, Danimarkada birey aldığı eğitim ne kadar yüksek ya da az olursa olsun, kendi kararlarını alırken daha bağımsız hareket edebiliyor. Yakın çevremden Danimarkalı bir genç, oldukça varlıklı bir aileye sahip olmasına rağmen, sosyal işçiliğin en büyük rüyası olduğunu söylemişti. İlk dönemlerde anlam verememiştim, ama şimdi yavaş yavaş anlamaya başlıyorum. Danimarkanın sahip olduğu eğitim sistemi, kompleksi ve çoğumuzun eğitim hayatında yaşadığı buhranları başarılı bir şekilde bertaraf ediyor. Zanaat altın bileziktir deyimi Danimarkada ispat ediliyor. Bu anlamlı sözü icat eden bizler, umarız bu deyimin ruhuna uygun bir şekilde eğitim sistemimizi yeniden düzenleriz.

 berkcoker@yahoo.co.uk

Cumhuriyet/07.11.2010

Hava Durumu
Anlık
Yarın
18° 28° 12°
Saat