Murat Kaymak

Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam54
Toplam Ziyaret393902

Bilimsel eleştiri mi? Eleştirel bilim mi?

Zekai Şen

İnsan medeniyet öncesi yıllarda bile etrafında olup bitenlerle yakından ilgilenmiş ve ilk zamanlar barınması, beslenmesi ve korunması gibi temel ihtiyaçlarını giderecek yönlerde zihin ve bedenini çalıştırmıştır. Medeniyetlerin belirmeye başlaması ile çeşitlenen sosyo-ekonomik şartlarda ortak sorunların çözümlenmesi için duyu ve düşünce sistemlerinin birlikte çalıştırılması bilinci ile yayılan bazı felsefik olgulara ilave olarak pratik-uygulamalı çözümlemeler ortaya çıkmıştır. İşte bunlardan özellikle felsefe olgusu insanın düşüncede sınır tanımayan aklının kullanılması ve kullandıkça da daha öncekilere göre yeni ve acayip gelen fikirlerin ve bilgilerin çoğalmasına sebep olmuştur. Gerçekte insan kendi iç dünyasında hür ve sınırsız olan düşüncesi ile her yer ve zamanda iç içe yaşar ve düşüncesinin verdiği mahsuller ile yeni düşünce ufuklarına yelken açar. Asıl mühim olan bu hür düşüncenin başkaları tarafından da paylaşılabilmesidir.

İşte bu hür düşünceye doğal olarak ilk sınırlama "mantık" cihazının kullanılması ile gelir. Mantık basitçe düşünülenleri sözel olarak ifade edebilme ve başkalarına iletebilme yeteneği diye tanımlanabilir. Böylece insanlık düşünce sisteminde günümüzün ilkel "internet"leri diyebileceğimiz bir iletişim aracı çıkmıştır ki bunun yayılma sınırları geçmiş devirlerde günümüz iletişim vasıtaları olmadığı için geliştiği kültür içinde kalmıştır. Mantık cihazının düşünce sistemi içine böylece girmesi ile aslında düşüncelerin mahsulü olan fikirler artık eleştirilir hale gelmiştir. Gelişen fikirler ise tarih boyunca o düşünce sisteminin ve felsefi olguların bulunduğu toplumun kültürü ile yakından ilgili olmuş ve hatta bazen o kültürün verdiği baskı ve sınırlamalar ile düşünce hürriyetinin toplumdan kaynaklanan nedenle sınırları daha da daralmıştır.

Bilim tarihi ve felsefesi incelendiğinde ilk zamanlar bilim olgusunun felsefe içinde bulunduğu, bunun daha sonra bu ayrılığın çok belirgin hale geldiği bazı düşünürler tarafından söylenmesine rağmen bilimsel her olguda mutlaka felsefi düşüncelerin en azından izine rastlamamız gereklidir. Aksi takdirde bilimsel çalışmaların üretken ve bilgi sınırlarını geliştiren bir olgu değil de, sınırları donmuş, artık gelişemez bir dogma olduğu sonucu ortaya çıkar.

Üniversitelerde en yüksek bilimsel derece olan ve bizde doktora diye tabir edilen mertebeye Batı dillerinde "Doctor of Philosophy" denilmesindeki esas amaç bilimsel çalışmalarda felsefi düşünce ve görüşlerin bulunması gerekliliğindendir. Felsefe insanın düşünce sistemini geliştirmek için gerekli, fakat aklın da kaotik ve rastgele şekilde bulunan veya kendisine iletilen temel öğelerin (çoğu bilgi türleri) örgün bir şekle dönüştürülmesindeki dinamik sürecinin üretgenliğidir.

Günümüzde bazı Batı üniversitelerinde ve bizim ise hemen her üniversitemizde çalışmaların felsefi olguları üzerine düşmeden sadece kopyalama ve tam taklit usulleri ile çalışmaların yapılmasının, ülkemizin bugünkü bilimine değil, gelecekteki bilim seviyesine bile fazlaca zararlar vermesi beklenti dışı değildir. Bilimsel çalışmalarda eleştirel tartışmalar ve düşünce çatışmalarının doğal bir bünye öğesi olarak bulunmalarından kaçınılamaz.

Halbuki etrafımıza baktığımızda, sadece akademik paye ve kadrolaşma için bilimsel eleştiricilik ve hatta eleştirel akılcılık rafa konmakta, bilim dışı oyunlarla kişilerin birbirine dayanarak akademik mertebelere çıktığını ister istemek görmekteyiz.

Üniversitelerimizde akademisyenler ve bilim insanlarının birbirine ters düştüğüne ve hatta bunların birbirlerine husumet içinde olduğunu yine üzülerek gözlemekteyiz. Nedense jüri ve üniversitedeki bilimsiz çekişmeler hep akademik yükselmeler içindir ve ne yazık ki bunlar bilimin belki de farkında olmadan inkâr edilmesine kadar da varabilmektedir. Bunun sebeplerinden en önemlisi eleştiricilik ve bilimsellik kavramlarının nerede ise istenmez hatta öcü gibi bakılan olgular haline gelmiş olmasıdır.

Eleştiri ve bilim

Konumuzun başlığı olan bilimsel eleştiricilik ve eleştirel bilim kavramlarının her ikisi de son derece önemlidir. Bunların ne anlama geldiğini öğrendiğimiz zaman değil, fakat bu öğrenmenin uygulamaya dönüştürüldüğü zaman ülkemiz bilimi gelişerek insanlık bilimine faydalı katkılarda bulunabilecektir. Üretken bilimsel çalışmaların yapılabilmesi için bilimin eleştirilmesi, eleştirilerin ise bilimsel olması gereklidir. Bu iki tanım yumurta-tavuk misali birbirinden ayrılamaz ve bilim insanının bunların içine girerek önce onları yaşaması ve sonra da bilim gönüllülerinde yaşatır hale gelebilmek için zahmetli uğraşlarda bulunması gerekir.

Önce bilim yapanların günlük olarak mekanik ve ezber öğreniler yerine bilim olgusunun ortaya çıkmasına neden olan gözlem, akıl, mantık ve bunlara ilave olarak hepsini bir potada eriten "eleştiri" yapmanın iyi anlaşılması lazımdır. Çünkü diğer öğelerin bilenerek yeni bilimsel sınırlara ulaşması ancak eleştiri yolu ile olur.

Eleştiri ise hür ve sınırsız düşünce yollarını açar bu yol ise birçok kişi için çok zor ve girmek istemediği kadar aydınlıktır. Bu bilim aydınlığını görebilmek için gözlerin kamaşmaması ve cesur olmak gerekir.

Eleştirel bilim yapmak demek bilimin bugün için ortaya koyduğu ilkeleri her zaman sorgulamak ve onların belki de en azından bazı yönlerden yanlış veya en azından eksik olabileceğini asla akıldan çıkarmamaktır.

Eğitim sistemimizin en üst seviyelerini teşkil eden üniversitelerimizde acaba bilimin eleştirilmesi gerekliliği ve yanlışlanabilir tarafının bulunduğu konusunda kaç tane mezunumuz bilgi sahibidir? Yoksa bilimsel bulgular asla yanlışlanamaz veya daha iyisi geliştirilemez şeklinde birer "tabu" havasında eleştirilemez olgular olarak mı nakil ediliyor? Eğer bir anket yapılacak olursa bunun büyük bir yüzde ile böyle olduğunu öğrencilerden bile almak mümkündür.

Bilim eleştireldir...

Öyle ise bilimin eleştirel olduğunu, bir dogma veya tabu şeklinde algılanmasının ise en büyük bilimsel eksiklik olduğunu idrak etmek gereklidir. Bununla ilgili bilim tarihinde nice misaller vardır. Eğer Einstein, Newton ' un mekanistik görüş ve kuramından şüphe etmese idi, hiç onun eksikliğini gösterebilir miydi? İşte bilimin eleştirilebilir olması ruhunu almış bir kişi araştırma geliştirmede bilimsel yenilikler veya en azından mevcutların biraz daha ileriye götürülmesi yönünde ürünler verebilir.

Bilimsel eleştiri ise ancak eleştirel bilim kavramına sahip olan bilim insanlar tarafından yapılabilir. Bilimsel eleştirinin olduğu ortamlarda bilim kuruluşları başka bilim dışı eleştiriler ve dostluklara bakmadan bilim insanına gerekli haklı yerini teslim eder. Yoksa başka yönlerin eleştirilerek bilim veya bilim kuruluşlarının kendilerini dünya çapında duyurmaları mümkün değildir. Bilimsel topluluklar ancak bilimsel eleştiriler yapılarak bilimsel dayanaktan yoksun yönlerini bilim dışı bırakır ve onları başka olgular şeklinde değerlendirir. İnsanın bilim dışında günlük hayatında iç içe olduğu sosyal, kültürel ve ekonomik vb. başka olgular da vardır. Madem ki insan düşünerek idrak eden bir varlıktır, mutlaka her düşüncesinin ve idrakinin bilimsel olması gerekmez. Gereken bu olguları kendi içlerinde yine eleştirel bir şekilde değerlendirmek ile hoşgörü sınırları içinde sorgulayarak en doğrusunu bulma yolunda sentezlerle ilerlemektir. Sadece bilim, insanın her türlü dürtü ve kendi olgusuna cevap veremeyeceğine göre diğer olguların da bir insanda bulunmaması eksikliktir. Ancak üniversite ve bilimsel araştırma merkez ve kurumlarında aranan nitelik bilimsel eleştiri ve eleştirel bilim kavramları olmalıdır.

Bilimsel eleştiri ve eleştirel bilim kavramları üniversite ve diğer bilim kuruluşlarında yetişen gençlere hür ve sınırsız düşünce sınırları içinde verildiği zaman bilimsel gelişmeler niceliksel olmaktan ziyade niteliksellik kazanarak toplumumuz kendisini dünya ülkeleri arasında bilimsel olarak hissettirecektir. Akademik ünvan ve atamaların yapılmasında jüri üyesinin üzerine düşen en büyük bilimsel dürüstlük sadece adayın değil kendi kendisinin de bilimsel niteliklerini bilimsel eleştiri ve eleştirel bilim kuralları ile değerlendirmesidir. Aksi takdirde bilim, dost, akraba, torpil, hatır, gönül veya bilim dışı aynı görüşe sahip kişilerin kurduğu birtakım grupların tekelinde bırakılmak istenir ki o zaman da sadece bilimsel film senaryoları ile bilim istirmarcılığı ve akademik huzursuzluk başlamış olur.

(*) Prof. Dr., İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi,


Yorumlar - Yorum Yaz


Hava Durumu
Anlık
Yarın
18° 28° 12°
Saat