Murat Kaymak

Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam90
Toplam Ziyaret393180

Yükseköğretimde olumsuz gelişmeler

Bülent Serim (Eski YÖK Üyesi)

Anayasa kurallarına aykırı üniversite kuruluşları arttı. Son bir yılda 26 vakıf, 20 devlet üniversitesi kuruldu; ülkemizdeki üniversite sayısı, 102’si devlet, 52’si vakıf olmak üzere 154’e ulaştı. İktidar, kendi görüşüne uygun vakıf üniversitelerine burs desteği vermeye hazırlanıyor.

Anayasa’ya aykırı olarak Vakıf Üniversiteleri kazanç amaçlı oluyor, bu yolla özel üniversiteye yol alınıyor, son kurulan vakıf üniversitelerinin hepsinin tarikat bağlantılı olduğu görülüyor, bu yolla eğitim birliği parçalanıyor. Hiç gereği olmadan 3 ilahiyat fakültesi daha açıldı ve böylece ilahiyat fakültesi sayısı 26’ya yükseltildi.

Ülkemizde son yıllarda üniversite kurulması, bilimsel veriler ışığında ve anayasal kurallar çerçevesinde değil, siyasal etkilerle ve siyasal iktidarı mutlu kılmak gibi ereklerle yapılır oldu.

Anayasa’nın 130. maddesine göre, üniversitelerin, ülkenin ve ulusun gereksinmelerine uygun insangücü yetiştirme amacı doğrultusunda kurulması ve ülke düzeyine dengeli biçimde yayılması gerekmektedir. Yani öncelikle ülkenin ve ulusun insangücü gereksinmesini ortaya koyan bir plan yapılmalı, üniversite kurulması bu plan çerçevesinde gerçekleştirilmelidir.

Bunun yanında, bir üniversite kurulurken, yine aynı madde uyarınca üniversite kavramına yaraşır bir eğitim-öğretim vermesi, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık hizmetlerini en üst düzeyde gerçekleştirebilecek nitelikte olmasına da özen gösterilmelidir. Bunun için kurulacak üniversitenin, fiziksel koşulları, bütçesi, belki hepsinden önemlisi öğretim elemanı yeterli düzeyde olmalıdır.

Anayasa’nın bu kuralları, 11. maddesi uyarınca hem üniversite kuruluşuna uygun görüş veren YÖK’ü, hem de kuruluş yasasını çıkaran TBMM’ni bağlar. Ne yazık ki, uygulamada bunun tam tersi gerçekleştiriliyor; anayasal kurallara ve bilimsel gerçeklere göre değil, siyasal isterlere göre davranılıyor. Son iki yıldır bu davranış ivme kazandı. Sonuçta, üniversite olarak nitelendirilemeyecek kimi okullar ortaya çıkıyor, yükseköğretimin kalitesi bozuluyor.

Bu durum, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) raporlarında da dile getirilmekte. TÜBA’nın 2009 yılı bilim raporunda, üniversitelerin, siyasal kararlarla kurulduğu ve kimilerinin meslek öğretme yönünden yüksekokul standardını yakalamaktan bile uzak olduğu vurgulanarak, üniversite öğretimindeki kalite kaybı ortaya konuluyor. Rapora göre, Türk toplumu bilinçsizce açılan üniversiteler yüzünden bir bilgi/bilim toplumu durumuna gelemedi. (Cumhuriyet, 23.06.2010)

Anayasal kurallara ve TÜBA tarafından yapılan uyarılara karşın, 2010 yılı içinde Nisan ayında kabul edilen 5981 sayılı yasayla (RG: 24.04.2010) 6 vakıf üniversitesi, Temmuz ayında kabul edilen 6005 sayılı yasayla da (RG: 21.07.2010) 7 devlet, 1 vakıf üniversitesi kuruldu ve yükseköğretime 14 üniversite daha armağan (!) edildi. Bu arada, son bir yıl içinde 26 vakıf, 20 devlet üniversitesi kurulduğunu; ülkemizdeki üniversite sayısının, 102’si devlet, 52’si vakıf olmak üzere 154’e ulaştığını anımsatmak isteriz.

 

ARACI KURUM: VAKIFLAR

Yeni kurulan vakıf üniversiteleri ilginç bir görüntü sergiliyor. Devlet adına Vakıflar Genel Müdürlüğü ilk kez üniversite kurulmasına aracılık ediyor. Kurulan vakıf üniversitelerine bir göz atılması söylediklerimizi daha anlamlı kılacaktır. Son iki yasa ile; İstanbul’da, Fatih Sultan Mehmet Han, Sinan Ağa Bin Abdurrahman, Nurbanu Valide Sultan, Hatice Sultan ve Hacı Abdülaziz Ağa Mazbut Vakıfları adına, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından, “Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi”, İstanbul’da, Bezm-i Alem Valide Sultan, Silahtar Abdullah Ağa ve Abdülhamit Sani Mazbut Vakıfları adına Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından, “Bezm-i Alem Vakıf Üniversitesi”,

İstanbul’da, İstanbul Diyanet Vakfı tarafından, “İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi”,

İstanbul’da, Sistem Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından, “Süleyman Şah Üniversitesi”,

İstanbul’da, İlim Yayma Vakfı tarafından, “İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi”,

Samsun’da, Başarı Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfı ile Tanrıverdi Eğitim, Kültür ve Yardımlaşma Vakfı tarafından “Canik Başarı Üniversitesi”,

Antalya’da, Gaye Eğitim Vakfı tarafından “Uluslararası Antalya Üniversitesi”,

Adları altında 7 vakıf üniversitesi kuruldu.

 

ÜNİVERSİTE İSİMLERİ NE ANLATIYOR?

Kurucu vakıfların ve üniversitelerin adları dikkate alındığında, bu üniversitelerin misyonu belli oluyor. Yeniden Osmanlı dönemine dönülüyor; tekli laik eğitim yerine, dinsel-laik ikili eğitim getirilmeye çalışılıyor.

İkili eğitim demek, ayrı dünya görüşüne sahip iki tür yurttaş demektir ki, bunun en büyük zararının “ulusal birliğe” olacağı açıktır. Nitekim Osmanlı devletinin sonunu hazırlayan en büyük etken bu ikili eğitim sistemidir.

Belki de amaç, eğitimi, “İslami Cumhuriyet”i hazmedecek bir yapıya kavuşturmak ve laik eğitimi tümüyle devreden çıkarmaktır. Devlet kurumu olan Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından ilk kez üniversite kurulmaktadır. Bir vakıf üniversitesi kurulabilmesi için, vakıf senedinde bu yolda bir amaç olması gerekir. Bu kadar eski vakıflarda böyle bir amacın bulunması çok güç olduğunu söylemek yanıltıcı olmaz. Belki de, bir üniversite kurulması için birden çok vakfa dayanılmasının nedeni budur. Şunu da anımsatmak gerekir ki, 20.02.2008 günlü, 5737 sayılı Vakıflar Yasası, mazbut vakıfların yönetim ve temsili ile vakıf senedindeki amaçta değişiklik yapma yetkisi Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne vermiştir.

Diğer Vakıflardan, Samsun’daki dışında, tümünün cemaat ve tarikat bağlantısı olma olasılığı çok yüksektir. Bir örnekle yetinelim: “Uluslararası Antalya Üniversitesi”nin ve kurucusu Gaye Eğitim Vakfı’nın Mütevelli Heyet Başkanı Fettah Tamince’dir.

 

HEDEF ÖZEL ÜNİVERSİTE Mİ?

Anayasa’daki yasağa karşın, vakıf üniversiteleri kazanç amaçlı çalışıyor ve bunlar “özel” üniversiteye dönüştürülmek isteniyor. Çünkü bu üniversiteler aracılığıyla türbanın da önünün açılması planlanıyor. Nitekim, kimi üniversitelerde yeni atanan rektörler aracılığıyla, türbanla derslere girilmesi bile, “hoşgörü gösterilerek” olanaklı duruma getirildi. Oysa Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarını uygulamayanların sorumlulukları vardır.

Son olarak, üniversitelerdeki iki olumsuz gelişmeyi daha vurgulamak gerekir. Bunlardan ilki, hükümetin, özellikle kendi görüşüne uygun eğitim veren vakıf üniversitelerine devlet kaynağı aktarmak amacıyla, bu üniversitelerde “burslu öğrenci” okutmak için çalışmalar yaptığının basına yansımasıdır. (Akşam, 25.06.2010)

İkincisi ise, hiç gereksinme bulunmamasına, anayasaya ve öğretim birliği yasasına aykırı olmasına karşın, Karadeniz Teknik, Erzincan ve Gümüşhane üniversitelerinde 3 ilahiyat fakültesi daha açılması ve böylece ilahiyat fakültesi sayısının 26’ya yükseltilmiş olmasıdır.

Bilim Teknik 10.09.2010


Yorumlar - Yorum Yaz


Hava Durumu
Anlık
Yarın
33° 35° 20°
Saat