Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam254
Toplam Ziyaret408018

Murat Kaymak

Atatürk Tanrı’nın Türklere Lütfu mu?

A. M. Celal Şengör

Çocukluğumdan beri orada burada ve bilhassa bizim ailede hep şunu duyarım: Atatürk bizlere Tanrı’nın bir lütfudur. Tanrı Türklere kıyamadığı için o en zor anlarında onlara o büyük dehâyı göndermiş, Türk halkını esaretten, hatta yok olmaktan kurtarmıştır. Ben küçücük bir çocukken bile koca kainatı yarattığı idida edilen Tanrı’nın Yahudilerin YAHWEH’si gibi neden sadece Türklere acıdığını bir türlü anlayamamışımdır.

Bir düşünelim, Atatürk çapındaki bir dâhi, Türkiye gibi nüfusunun yalnızca onda biri okuyup yazabilen, Ahmet Haşim’in anlattığı gibi 1919’da daha mayalı ekmek yapmaktan aciz, evini hayvan yuvaları gibi inşa eden, kendini kemiren hastalıklara karşı çaresiz, en batıl, en aptalca inançların pençesinde onun bunun uşağı olmaya dünden hazır, kendinden ve çoluk çocuğundan başka hiç bir şey düşünemeyen, toplum bilinci olmayan, çevresinden bihaber bir ülkenin başına gideceğine, mesela Hitler’in yerine Almanların başına gitseydi.

Einsteinların, Max Planckların, Werner Heisensberglerin, Otto Hahnların, Otto Schindewolfların, Friedrich von Huenelerin, Hans Cloosların, Wilhelm Furtwänglerlerin, Ferdinand Porschelerin, Willi Messerschmidtlerin, Hugo Junkerslerin, Hjalmar Scahchtların, Wernher von Braunların, Hermann Oberthlerin, Mercedes’in, Opel’in, Krupp’un, I.G. Farben’in, Telefunken’in ve daha nicelerinin o muhteşem Almanyası’nın başında Hitler gibi bir deliyi değil de Atatürk gibi bir dâhiyi düşünebiliyor musunuz?

İnsanlık İkinci Dünya Savaşı’nın cehennemi yerine, bir cennet devrinin açılışına şahit olurdu. Savaştan sonra ABD ve SSCB arasında insanlığı kemirip bitiren o iğrenç soğuk savaş yerine, “yurtta sulh cihanda sulh” ilkesinin ışığında, “hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fenden başka bir mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir” sözünün peşinden giderdi.

Gençlere o kadar önem veren Atatürk’ün cihan liderliğinde İkinci Dünya Savaşı’nın sonrasındaki travma sonucu gelişen uyuşturucu müptelalığı, uyuşturucu kullanan ve elektronik sesler eşliğinde kulak zarlarını kakofoniyle patlatırken müzik yaptığını sanan serseriyi bir Mozart sanma aymazlığı gelişebilir miydi?

Kore, Vietnam, Cezayir, Irak, Afganistan olur muydu? Stalin en az 30 milyon insanı, Mao en az 20 milyon insanı deliliğin verdiği paranoya sonucu katledebilir miydi? Atom bombası belası olur muydu? Olsa bile Truman gibi bir zır cahil çıkıp yüz binlerce insanı bir anda yok eden o iki bombanın atılması emrini vermeye cesaret edebilir miydi? Bush gibi bir insan müsvettesi Thomas Jefferson’un Amerika’sının başına geçip insanlığa hükmetmeye kalkabilir miydi? Dünyanın pek çok yerinde kadınlara ve çocuklara hayvan muamelesi yapılmasına göz yumulur muydu?

Bu hayalin sonu yok, ama şu muhakkak. Atatürk 1933’ten sonra Almanya’nın başında olsaydı, insanlık 20. yüzyıl denen kâbusu yaşamak zorunda kalmazdı. Atatürk’ün bizim başımıza gelmiş olması Tanrı’nın bir lütfu değil, benim görebildiğim kadarıyla, tarihin acı bir tesadüfüdür. İnsanlık büyük bir şans kaçırmıştır. Niçin böyle söylüyorsun diyeceksiniz.

Etrafınıza bakın: O bizi uygar yapmak, ortaçağın hurafelerinden kurtarmak için tekkeleri, zaviyeleri, türbeleri, medreseleri kapattı, yerine adam gibi okullar açtı, üniversitelerimizi açtı, bizi uygar dünyaya entegre etmek istedi. Şimdi ne yapıyoruz? Cemaatler hortluyor, en az bir cemaatin medresesinin nüvesi olacak yeri hem de devletin valisi açıyor, türbeler tek tek, hem de turistik tabelalarla açılıyor, üniversitelerimiz onları arttırıyoruz yalanı altında yok ediliyor, liselerimizin yerine imam mekteplerinin getirilmesi için bizzat Milli Eğitim Bakanlığı çalışıyor YÖK de omuz veriyor.

Atatürk’ün medeniyetin bir temsilcisi olarak kurup barışın ve aklın bekçisi olarak yarattığı ordumuza yapılmayan kalmadı. Kendi ordumuzu bir düşman ilan etmediğimiz kaldı. Kendilerini tasvire yasal çerçeve içinde sıfat bulamadığım bazı varlıklar onu kaldıralım demeye başladı bile.

Kısacası: Atatürk ortaya çıkmadan önceki akıl fakiri halimize hızla döndük. Bunu yapanlar önümüze altın tepsi içinde daha da beterini yapabilmek için bir seçenek sunuyorlar. Öyle bir seçenek ki olumlu oy verir, yani evet derseniz, sonunuz Ahmet Haşim’in 1919’da anlattığı Osmanlı cehennemidir. Gelin hep birlikte evet diyelim de istedikleri olsun, tüm dünyaya Atatürk gibi bir dâhinin bile cahil ve bağnaz bir toplumu felaketten kurtaramamış olduğunu ispat edelim. Şehitlerimiz döktükleri kanla kalsınlar ve onların torunlarını karanlığa, uşaklığa, sefalete ve rezalete hep birlikte sürükleyelim.

Bilgili ve okumuş Almanya Hitler gibi bir deliden ve neredeyse yok edildikten sonra gene dünyanın en muhteşem toplumlarından biri oluverdi; cahil ve bağnaz Türkiye, Atatürk ışığından sonra tam aynı sürede tüm ışıkları tek tek kırıp gene karanlığa gömüldü. Bu mu densin arkamızdan? 12 Eyül’de iyi düşünün.


Yorumlar - Yorum Yaz


Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° 0°
Saat