Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam40
Toplam Ziyaret407388

Murat Kaymak

Bilimin ilerlemesi ve araştırmalar

 Yrd. Doç. Dr. Metin Bolcal (İstanbul Kültür Üniversitesi)

Bilimin ilerlemesi ve araştırmalarBilim adamları şundan şüphe duyabilirler. Deneylerin sonuçları bellidir ve teori onun üzerinde geliştirilmiştir. Ama teorinin doğru olduğu kanıtlanması için o güne kadar yapılmamış ve ilerde yapılması düşünülen deneylerle de teori uyum sağlamalıdır.

Bilim birbirlerini destekleyen iki yol sayesinde ilerler. Birinci yol teori, diğer yol ise deneydir. Bazen deneyler sonucunda elde edilen sonuçlar için bir teori araştırılır. Bazen de birtakım kabuller yapılıp teori ortaya atılır ve teoriyi destekleyen deneyler yapılır. Örneğin, teorisyen kozmologlar doğanın nasıl işlediğini düşünüp gerçeğin modellerini çıkartmaya uğraşırken, deneyciler bu modelleri gerçeklerle kıyaslayıp doğruları araştırırlar. Yine kozmolojiden örnek verirsek Einstein, Friedmann, Lemaitre ve Hoyle gibi teorisyenler evrenin farklı modellerini oluşturmuşlardır. Ancak daha sonra yapılan deneysel araştırmalar bu modellerden hangisinin uygun olduğunu göstermiştir.

Richard Feyman “ Fizik Yasaları Üzerine” adlı kitabında “Yeni bir yasa bulmak için genellikle şu yöntemi kullanırız. Önce bir tahminde bulunuruz. Sonra tahmin ettiğimiz yasa doğru ise ondan çıkarılacak sonuçların neler olabileceğini hesaplarız. Daha sonra da, deney veya deneyimlerimiz yardımı ile bu sonuçların doğada doğru olup olmadığını, doğrudan gözlem yoluyla araştırırız. Eğer deneylerle ters düşüyorsa yanlıştırlar. Bu basit ifade bilimin anahtarıdır. Tahmininizin çok çok güzel olması, sizin çok zeki olmanız, kimin yaptığı ve adının ne olduğu fark etmez; eğer tahmin sonuçları deneye ters düşüyorsa yanlıştır; işte o kadar!

Yanlış olduğundan emin olmak için biraz daha kontrol gereklidir. Çünkü deneyi yapan sonuçları yanlış aktarmış olabilir veya deneyde dikkate alınmayan; örneğin kirlilik gibi bir şey var olabilir; ya da hesaplamaları yapan kişi tahmini yapan kişi de olsa, değerlendirmede hata yapmış olabilir. O nedenle deneyle ters düşerse yanlıştır”, diyerek, “deneyin kontrol edildiğini, hesapların kontrol edildiğini ve beklenen sonuçların gerçektende tahmin yürütülen şeyin mantıksal sonucu olduğunun defalarca gözden geçirildiğini ve bunun dikkatle kontrol edilmiş bir deney sonucu ile ters düştüğünü kastediyorum” diye yazmıştır.

Bazen de üretilen bir teori, o zamana kadar yapılan deneylerle ve o gün var olan imkânlarla yapılan deneylerin sonucu ile uygunluk sağlayabilir ve bu teorinin eksiksiz olduğunu düşünebiliriz. Fakat sonradan teknolojinin ilerlemesinden dolayı ortaya çıkan olanaklar çerçevesinde daha kapsamlı deney ve gözlemler yapılabilir ve eski teorinin eksikleri ortaya çıkar. Çoğu zaman bu demek değildir ki teori tamamen yanlıştır. Bazen eksik olabilir, bazen de daha genel bir teorinin özel halleridir. Bazı durumlarda da eski teoriyi tamamen çöpe atmak gerekebilir.

Örneğin, Dünya Merkezli Evren Teorisi de gezegenlerin hareketlerini izah etmek için zorlama yapılan teoriler nasıl çöpe atıldıysa ya da aynı şekilde Newton yasaları Einstein’ın izafiyet teorisinin özel bir hali olduğu gibi. Belirli bir teorinin yanlış olduğunu kanıtlama olanağı her zaman vardır ve dikkat edilmesi gereken nokta, bir teori sonsuza kadar eksiksiz ve doğrudur demek çok kolay değildir. Düşünelim ki iyi bir tahmin yaptınız, sonuçlarını hesapladınız, deneylerle karşılaştırdınız ve deneylerle uyumlu olduğunu gördünüz. Öyleyse teori eksiksiz ve tamamen doğru mudur? Hayır sadece yanlış olduğu kanıtlanmamıştır. Sonradan teknolojinin gelişmesi ile daha kapsamlı deneyler yaptığınızda onun yanlış veya eksik olduğunu fark edebilirsiniz.

Gezegenlerin hareketleri ile ilgili Newton yasalarının uzun süre geçerli kalmalarının nedeni budur. Newton yerçekimi yasasını tahmin etti, sonuçlarını hesapladı, deneylerle karşılaştırdı. Her şey doğruydu. Merkür gezegeninin hareketindeki ufak bir hatanın ortaya çıkması yüz yıllar sürdü. Bütün bu süre zarfında teorinin yanlış olduğu kanıtlanmadığı için doğru kabul edildi. Ama tam doğru olduğu da hiçbir zaman kanıtlanmadı.

Yarının deneyleri bugün doğru gözüken teorilerin yanlış veya eksik olduğu gösterebilir. Bir noktaya daha dikkat etmek gerekir. Eğer bir teori o zamana kadar yapılan deneylerle uyum gösteriyorsa da dikkatli olmak gerekir. Bilim adamları şundan şüphe duyabilirler. Deneylerin sonuçları bellidir ve teori onun üzerinde geliştirilmiştir. Ama teorinin doğru olduğu kanıtlanması için o güne kadar yapılmamış ve ilerde yapılması düşünülen deneylerle de teori uyum sağlamalıdır.

Örneğin, Einstein genel izafiyet teorisinde, ışığın çekim etkisi ile büküldüğünü ortaya koymuş, ancak Güneş tutulmasında Güneşin arkasında kalan yıldızın görülmesinden sonra teorinin doğruluğu kabul edilmiştir. Bunun gibi Big Bang (Büyük Patlama) teorisinin daha sağlam bir temele oturması, ancak 1940’lı yıllarda tahmin edilen, fakat 1965 yılında Penzias ve Wilson’un radyo teleskobunda bir tesadüf eseri olarak kozmik mikrodalga arka plan ışımasını (CMB) bulması ile olmuştur.

 

RASLANTI VE ŞANSIN YERİ

Tesadüf deyince, bir de araştırmada tesadüflerin ve şansın ne kadar yeri vardır konusuna değinmek istiyorum. Bilim ve teknoloji tarihi tesadüflerle doludur. Örneğin, George de Mestral İsviçre kırsalında bir yürüyüşe çıkmıştı. Pantolonuna yapışan tohumları incelerken, tohumların kancalarıyla pantolonunun kumaşına yapıştığını fark etti ve günümüzde kullandığımız cırt cırtları icat etti. Tıbbi tesadüflerin bir örneği de Viagra’dır. Viagra ilk olarak kalp hastalıkları için geliştirilmişti. Klinik testlerinde başarısız olmasına rağmen hastalar henüz kullanmadıkları hapları vermeyi reddedince doktorlar ilacın olumlu yan etki olabileceğinden şüphelenmişlerdi.

Bunun gibi birçok örnek verilebilir. Tabii ki tesadüflerden yararlanmış bilim adamlarının sadece şanslı olduklarını söylemek haksızlık olur. Bilim adamları, mucitler ancak yeterince bilgi sahibi olduktan sonra bu tesadüf keşifleri değerlendirmişler ve sonuçlarını doğru kullanmışlardır. Louis Pasteur’ın dediği gibi “Şans hazırlıklı olanların yanındadır.”

Yukarıda da belirttiğiniz gibi, bazı teoriler, yapıldığı zaman anlaşılamamış, anlaşılması uzun süre almıştır. Yine buna örnek olarak Einstein’ın genel görelilik teorisini verebiliriz. Rutherford bir keresinde şöyle demişti. “Fizikte her şey ya imkânsız ya da çok basittir. Anlayana kadar her şey imkânsız gelir, anladıktan sonraysa basittir.”

Genellikle büyük araştırmacılara baktığımızda otoriteye karşı gelen, içgüdülerini dinleyen, kafasına koyduğunu yapan insanlardır. Yine Einstein’dan bir örnek verirsek bir fizikçi olarak kariyerinin başlarında ve zirvedeyken bile her zaman içgüdülerini dinlemiş ve otoriteye karşı gelmiştir. Meslektaşlarına boyun eğdiği tek olayda ise yanlışlık yaptığı ortaya çıkmıştır.

Einstein denklemlerine koyduğu kozmoloji sabitinin sonradan hayatının en büyük hatası olduğunu söyler. Lemaitre’ye yazdığı mektupta “Bu terimi formülüme koyduğum ilk günden beri beni rahatsız ediyordu. Bu kadar çirkin bir şeyin doğada var olabileceğine inanmıyorum” diyordu.

Son olarak bilimde muhafazakârlık konusuna değinmek istiyorum. Simon Singh, Big Bang’in Romanı adlı kitabında, ” Bilimin gelişmesinde ölümün rolü çok önemlidir.” der. Çünkü eski ve yanlış bir teorinin yerine yeni ve doğru bir teoriyi kabul etmek muhafazakâr bilim adamları için çok zordur. Bunların İnatçılığını da anlamakta zorlanmıyorum. Çünkü hayat boyunca çalışmalarını çöpe atmak zorunda kalacaklardır. Yirminci yüzyılın en büyük bilim adamlarından biri olan Max Planck, “önemli bir bilimsel yenilik nadiren karşıtlarının beğenisini kazanarak benimsenir” der.

Burada da bir örnek vermek gerekirse, dünya merkezli evren modelinden, güneş merkezli evren modeline geçmekte bu zorluk yaşanmıştır. Her ne kadar zaman geçtikçe daha iyi teleskoplarla daha fazla gözlem yapmak ve kanıtlar toplamak mümkün olduysa da, bir önceki neslin astronomlarının ölmüş olması güneş merkezli evren teorisinin kabul edilmesinde büyük kolaylık sağlamıştır.

Kaynaklar:

1-Fizik Yasaları Üzerine , Richard Feymann, TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları,Haziran 2005

2-Big Bang’in Romanı, Simon Singh,Özgür Yayınları,Ocak 2009


Yorumlar - Yorum Yaz


Hava Durumu
Anlık
Yarın
6° 1°
Saat