Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam256
Toplam Ziyaret408020

Murat Kaymak

Türkiye'nin eğitim sorunlarına genel bir bakış

Yaşar Ersoy

ODTÜ Emekli Öğretim Üyesi, y.ersoy@tiscali.nl

Türkiye niteliksiz ve yetersiz eğitimin bedelini çok yerde pahalıya ödemektedir. Özellikle okuryazarlık becerisi ve alışkanlığı yeter düzeyde gelişmemiş bireylerin genelde düşünme özürlü olduğu gözlemlenmektedir.

 

 

Her ülkenin, özellikle Türkiye gibi gelişmekte ve hızlı kalkınmak zorunda olan ülkelerin birtakım temel ve karmaşık yapıda acil sorunları vardır. Ayrıca bu ülkelerin, daha fazla zaman yitirmeden sağduyu ve bilimsel yaklaşımlarla karar vermesi gereken bazı seçenekleri ve çok sınırlı denebilecek olanakları bulunmaktadır. Bu sorunların bir kısmı, aslında uzun süredir çözüm beklemekte; birtakım koşullar değişse ve görünüşte kısmen iyileşme sağlansa da bazıları, örneğin eğitim sorunları önemini ve güncelliğini yitirmemektedir.

Bu bağlamda Türkiye'de birtakım olumlu gelişme ve ilerlemeler olduysa da birtakım dinamik nitelikleri veya özyapıları nedeniyle söz konusu sorunların yapısal özellikleri ve topluma yansıyan çehresi değişmektedir. Bu sürecin aşılması için ne denli yüklü parasal ve nitelikli insan kaynağı, bilimsel yaklaşım gerektirdiği konusunda çağdaş toplumlarda birçok ortak düşünce ve kaygı paylaşılmaktadır.

Nitekim başta uluslararası kuruluşların, örneğin UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü) ve OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) vb. kurumların ortak girişimine, ayrıca her toplumda daha nitelikli ve yaşam boyu eğitim arayışına tanık olmaktayız. İzlediğimiz ve tanığı olduğumuz bazı durumlardan çıkartılacak birtakım dersler, bizleri bekleyen görevler vardır. Derleme türünde bu incelemede Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) üyelik sürecinde tanığı olduğumuz ve öngörülen eğitim sorunları genel bir bakış ve yaklaşımla özetlenerek bazı nitelikleri betimlenmekte; konuyla ilgili bazı düşünceler ve öneriler yansıtılmaktadır.

BAZI ANIMSATMALAR

Tanığı olduğumuz sorunların çoğu, aslında politik, toplumsal ve ekonomik içerikli olup bunların içinde eğitim sorunları, gündemde yerini ve güncelliğini korumaktadır. Eğitim sorunlarının bir kısmının doğrudan ve dolaylı etkileri bir ülkenin sınırlarına veya dar bölgelere sığmamakta, uluslararası kurum ve kuruluşların girişimi ve paydaşların çok yönlü desteği ve ortak çabası gerekmektedir. Örneğin, uluslararası kurumlardan UNESCO ve OECD, bir dizi kültür ve eğitim sorununu mercek altına almakta, hazırladığı birtakım raporlarla kamuoyunu aydınlatmakta; katılım ve destek için ilgililere çağrı yapmaktadır [1-3].

Gelişmeler yeterli düzeyde olmasa da geniş bir açılımla bakıldığında uğraşılar ve ilerlemeler ümit vericidir. Örneğin, UNESCO tarafından başlatılan ve yürütülmekte olan "Herkese Eğitim" (EFA: Education for All) yer küremizde gelişme olanağını bir türlü elde edememiş ülkeler için yararlı bir proje olarak algılanmalı ve değerlendirilmelidir. Bu nedenle, Türkiye'de başta eğitim sorunları olmak üzere temel sorunlar ayrıntılı olarak araştırılmalı, girdi-çıktı ve süreçler incelenmeli, kamuoyu sürekli aydınlatılmalı; her toplumda karanlıkta değil ortak akıl ve bilimin ışığında hareket edilmelidir.

 

BAZI GENEL SORUNLAR

Birtakım genel sorunlar içinde bazı sorunların, aslında yaşamsal denebilecek ölçüde ve ileri düzeyde açık ve somut belirtileri olup bunların kişisel yaşantımızda ve toplumdaki etkilerine çok yerde tanık olmakta; ayrıca bir kısmından her fırsatta yakınmaktayız. Ayrıca toplumun her katmanında umutsuzluğa kapılanlar, karamsarlığını sürdürenler ve uğraşılardan bezenler bile olmaktadır. Bu konuda umutsuzluğa kapılmama ve gerçekleri doğru algılama, her şeyden önce bir takım temel bilgi ve toplum katmanlarında bilinç gerektirir. Edineceğimiz yeni bilgilerle birlikte ortak düşünceleri paylaşmamız, bunların tümünü olmasa bile bir kısmını her fırsatta toplumumuza yansıtmamızda, başlatılacak girişimlere ve düzenlenecek eylemlere onların katılımını sağlamamızda yarar vardır.

Sıkça yakındığımız güncel sorunlardan bir kısmı, aslında özelde eğitimle genelde ise çağdaşlaşma ile doğrudan ilgilidir. Örneğin, ilköğretim sonrasında daha nitelikli okul arayan öğrencilerin sayısı ile birlikte üniversite kapıları önünde yığılma da artmakta; yükseköğretim diploması olan gençlerin çoğu, iş bulmada ve ekmeğini kazanmada zorluk çekmektedir.

Dahası, ülkemizde kızlarımızın %30'a yakını okuma-yazma fırsatını edinemiyor; toplam işgücünün ise % 5'i üniversite mezunudur. Belgelere dayalı bu tür ve benzer gerçekleri çağdaş bir toplum olma hevesinde olan bir ülkede nasıl ve ne denli açıklanabilir? Kaldı ki sorunu anlamak ve etmenleri açıklamak yeterli olmamakta, bilimsel, akılcı, kalıcı ve oldukça ekonomik çözüm önerilerinin belirlenmesi, toplumda, örneğin siyasi partiler arasında ve sivil toplum örgütleri düzeyinde uzlaşının sağlanması ve temel sorunların ülke genelinde giderilmesi gerekmektedir.

 

KÖKLÜ ÇÖZÜMLER ARANMALI

Tümleşik ve karmaşık bir yapıda eğitim sorunlarının tümünün kavranması, etmenlerin ve ilişkilerin belirlenmesi, köklü ve kalıcı çözümlerin gerçekleştirilmesi, aslında Türkiye gibi iç ve dış dinamikler bakımından hareketli ülkelerde, kırsal kesimden kentlere sürekli göç veren, nüfusu sürekli artan yoksul toplumlarda kolay değildir [4,5].

Bununla birlikte, ülkemizde yaşamsal düzeyde önemli olduğunu varsaydığımız eğitim sorunlarına çözüm aramak; yetersiz eğitimin neden olduğu yoklukları, yolsuzları ve yoksulluğu gücümüz ve olanaklarımız ölçüsünde yok etmek; ayrıca yeniden oluşumunu yaratacak iklimi ve etmenleri engellemek zorundayız.

Bunun tek güvenilir çıkış yolu, her yaş grubundaki tüm yurttaşların yararlanabileceği, kendisini geliştirebileceği ve yenileyebileceği çağdaş ve bilimsel eğitimdir. Bu konularda bazı siyasi partilerin, özellikle seçim dönemlerinde süslü fakat gerçekçi ve inandırıcı olmayan, ayrıca bir kısmının bulanık ve özden yoksun sıradan sözlerine bakarak kendimizi ve başkalarını aldatmamız gerekir.

Nitelikli ve herkese eğitim, aslında ülkemizin ulusal bir sorunudur; karşılaştığımız sorunlar, ancak bilimsel yöntemlerle ve özverili çalışma ve katkılarla çözülebilir. Bu yönde atılacak köklü ve ileri adımlar, Cumhuriyetimizin 100. yıl kuruluş yıldönümü olan 2023'e kadar hedefine ulaşmalı, yenilik ve iyileştirme hareketleri kesintisiz olarak sürdürülmelidir. Her ülkede olduğu gibi ülkemizde de eğitim bir gönül işidir, meyvesi geç alınsa da lezzeti başkadır. Kalemle kazanılacaklar kılıç veya süngü ile alınanlardan daha değerlidir.

SONUÇLAR

Türkiye'de niteliksiz ve yetersiz eğitimin bedelini çok yerde pahalıya ödenmektedir. Özellikle okuryazarlık becerisi ve alışkanlığı yeterli düzeyde gelişmemiş bireylerin genelde düşünme özürlü olduğu, bunların demokratikleşme ve çağdaşlaşma sürecine etkin olarak katılamadığı ve yaratılan sınırlı olanaklardan eşit düzeyde yararlanamadığı gözlemlenmektedir. Bu nedenle eğitim sorunlarına ilgimizi yeniden odaklayarak daha bilinçli ve çağdaş bir toplum için insan kaynaklarına sürekli yatırım yapmanın gerekleri ve önemi anlaşılmalıdır.

Türkiye'nin eğitim modelini oluşturma konusunda birkaç yurtdışı örneği göz önünde bulundurma dışında, temel olarak odaklanacağı, eğitim modelini kopyalayabileceği başka bir ülke olmadığını bilmeliyiz ve gereklerini kavramalıyız. Bununla birlikte, bu süreçte Batı ülkelerinde bakılacak ve görülecek, incelenerek ne olup olmadığı anlaşılacak ve içselleştirilecek gelişmeler ve yenilikler olduğu unutulmamalıdır.

KAYNAKÇA

[1] UNESCO-UIS/OECD (2005). Education Trends in Perspective: Analysis of the World Education Indicators. Paris: UNESCO Pub

[2] OECD (2005). Education at a Glance- OECD Indicators. Paris: OECD Pub.

[3] UNESCO (2006). Global Education Digest- 2006: Comparing Education Statistics across the World. Paris: UNESCO Pub

[4] MEB (1998). Cumhuriyetin 75. Yılında Gelişmeler ve Hedefler: Milli Eğitim. Ankara: Milli Eğitim Basımevi.

[5] Akyüz, Y. (1999). Türk Eğitim Tarihi. İstanbul: Alfa Yay.


Yorumlar - Yorum Yaz


Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° 0°
Saat