Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam126
Toplam Ziyaret407890

Murat Kaymak

Üniversiteye giriş sistemi

Mehmet Doğan

Dünyanın belil başlı, özellikle köklü üniversitelerine sahip Batı Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinde merkezi giriş sınavı yoktur. Girişte merkezi sınav daha çok Japonya başta olmak üzere Asya ülkelerinde yaygındır. Avrupa ve Kuzey Ameika'da nüfus artış hızının düşük olması ve üniversite sayısının yüksek olması üniversiteye talep ve arz dengesini kısmen kurmuştur. Ancak her bölümün tercihi oralarda da farklıdır, gözde bölümler, üniversiteler oralarda da vardır. Buna rağmen merkezi sınav koymayı düşünmezler. Diğer bir ifade ile üniversiteye talep çok olsa bile öğrenci almak ve seçmek için tek seçenek merkezi giriş sınavı değildir. Nitekim en gözde bölüm ve meslek olan Tıp Fakültelerine bizde de 1960-61... yıllarında sınavsız, sadece ortaöğretim başarısına göre öğrenci alınabilmiş ve bir karmaşa da yaşanmamıştır. O halde, Avrupa ve Kuzey Amerika'da olduğu gibi, ülkemizde de yeterli hazırlıklar yapıldıktan sonra giriş sınavı tamamen kaldırılabilir. Bu arada ülkemize özgü şark zihniyetinin ve açıkgözlülüğünün, istismarın, tarafgir uygulamacılığın kaçamak yollarını yok edebilme ya da etkilerini asgariye indirme için ortaöğretimde gerekli düzenlemeleri zaman geçirmeden yapabilmeliyiz.

Birçoğumuz Türkiye'de en ciddi, tarafsız torpilsiz yıllardır başarı ile uygulanan böyle bir ÖSY sınavının devam etmesini haklı olarak savunabiliriz. Ancak bu sistemin maliyeti, eşit gibi görünmesine rağmen eşitsizliğe neden olduğunu, veli ve öğrenciyi tatmin etmediğini düşünürsek olumlu değişiklikleri tartışmalı ve uygulamalıyız.

Bugün uygulanan çok adil gördüğümüz sınav sistemi sınavdaki başarıyı esas aldığından şarka özgü adam kayırma (torpil, özel tercih) yollarını kapadığı için daha az eleştirilmiştir. Ancak sınavda başarılı olan öğrencilerin kaynağı, illerin başarı oranları incelendiği zaman bu sınav sistemi sonucu çoğu dar gelirli fakir kesim ile taşra ve küçük yerleşim yerlerinde ortaöğrenim görenlerin hiç de eşit şansla sınava girmediği ve bu sınavlarda başarısız oldukları açık bir gerçek olarak gözlenmektedir. Ülkemizde tüm Milli Eğitim sistemi adeta üniversite giriş sınavına endekslenmiştir. İmkânları olan herkes ilkokuldan itibaren çocuklarını sınav kazanma başarısı yüksek olan okullara yerleştirme ve sınava hazırlık kursları aldırmaya çalışmaktadır. Hatta özel ders ve sınava hazırlık dershaneleri Milli Eğitim Bakanlığı ile yarışacak bir düzeye ulaşmış, ME-sistemini zorlamıştır. Bu özel kurs ve dershanelerden yararlanma imkânı bulamayanların sınav kazanma şansları çok düşmüştür. Ortaöğretim kurumlarındaki başarılı öğretmenlerin çoğu da bu dershanelerde ve özel kurslarda görev almaya yönelmişlerdir. Sonuç olarak bugünkü durum ortaya çıkmıştır.

Çözüm yolları olarak üniversite sayılarını arttırma, üniversitelerin kapasite kullanımını zorlama (2. Eğitim gibi), açık öğretim kontenjanlarını arttırma görülmüş, ama yeterli olmamıştır. Üniversite ve yeni bölüm açmada ciddi planların yapılmadığı için mezununa iş alanı olmayan birçok bölüm ve fakültenin mezunu hızla artmış ve mezun işsizliği sorunu ortaya çıkmıştır. Öte yandan ortaöğretimde öğrencilerin 2/3'ü liselere gittiğinden üniversite kapılarında bir beceri kazanamamış tek umudu üniversiteye girmek olan ancak başaramayan yüzbinlerce işsiz lise mezunu birikmiştir. Çoğumuz haklı olarak bir ülkede tüm gençlerin üniversiteye gitmesinin şart olmadığını söyler ve savunuruz.

Ülkenin her meslekten, her tür hizmetleri yerine getirecek eleman ve işgücüne ihtiyacı vardır. Çöpçü, aşçı, terzi, berber, turizmci, satış elemanı, sekreter, büro elemanı, çiftçi, çiçekçi, duvarcı, marangoz, nakliyeci, çoban, hayvan yetiştirici, işçi, sanayici, vb. tüm meslekte eleman gereklidir. Her meslek ve iş de üniversite öğrenimi kadar kutsaldır.

Ancak bugün tek amacı üniversiteye öğrenci hazırlamak olan liselere bu kadar çok sayıda öğrenci alır ve bunların sadece %5'i üniversiteye girebilirse bu anormaldir. Asıl değişmesi gereken de bu durumdur. Yani ülke çağ nüfusu düz lise yerine bir meslek, beceri kazanacak şekilde yönlendirilmelidir.

Çözüm yolu olarak uzun vadede şu noktaları düşünmeyi ve tartışmayı öneriyorum:

1. İlköğretim okullarının son sınıfı yönelme sınıfı olmalı. Bu okulların ilk 7 yılda bu okullarda okuma-yazma, Türkçe, Türk ve Dünya tarihi, temel din bilgisi, sosyal bilgiler, demokrasi ve insan hakları, insan sevgisi, matematik, temel fen bilgisi ve teknoloji, bilgisayar öğretilmeli. Son üç sınıfta yabancı dil, spor, sanat etkinlikleri verilmelidir.Son sınıfta yapılacak il bazında sınavlar ve yetenek testleriyle öğrencilerin sosyal bilimler, fen bilimleri ve sanat düzeyleri tespit edilerek her bir okul çapında yüzdelik sıralamaları yapılmalıdır.

2. Her okulda bu üç alanda ülke ve il genelinde Milli Eğitim Bakanlığı ve ME müdürlüklerince belirlenen her üç alanda ilk yüzde %0-30 gibi dilime giren, öğrencilere bu alandaki sanat liseleri, sosyal bilimler, fen bilimleri liselerinde okuma yolu doğrudan açılmalıdır.

3. Düz liselerin önemli bir kısmı zamanla meslek liselerine dönüştürülmelidir. Meslek liseleri de başlıca üç alanda ve her bir alanın da en az 5-10 alt bölümleri olacak şekilde 1-Endüstri-Teknik Meslek Liseleri, 2- Çok amaçlı Meslek Liseleri, 3- Ticaret Turizm Meslek Liseleri şeklinde düzenlenmeli.

4. İlköğretim okulları bazında her yıl Milli Eğitim Bakanlığı'nca belirlenen ilk yüzde dilimine giremeyen tüm öğrenciler ile ilk yüzdeye girdiği halde meslek lisesine girmek isteyenler bu meslek liselerine kayıt yaptırmalıdır. Bu okullarda öğrenim süresi 3+2 şeklinde düzenlenip son iki yılı iş yerinde meslek uygulaması şeklinde gerçekleştirilmelidir.

5. Güzel sanat, sosyal bilimler ve fen liselerine ilköğretim okulu bitirişinde liselere girme hakkı kazanan ilk %0-30'a girenler alanlarındaki liselerde öğretime başlarlar. Liselerde artık tüm derslerin tekrarlanmasına gerek yoktur. Sanat liselerinde ilgili güzel sanat, yabancı dil dersi yeterlidir.

Fen liselerinde ise matematik, fizik, kimya, biyoloji, bilgisayar derslerine ek olarak bir yabancı dil öğrenimi yeterli olacaktır. Sosyal bilimler liselerinde ise çok sınırlı matematiğe ek olarak tüm sosyal bilimleri, felsefe, sosyoloji, psikoloji, işletme ve yabancı dil öğretilir.

6. Liseler zamanla 3+1 yıl olacak şekilde ve son yıl tekrar kendi aralarında yönelme sınıfı olacak şekilde fen lisesi dördüncü sınıf biyolojik bilimler, matematik- fizik, fizik-kimya-matematik, sosyal liseler, edebiyat, tarih, sosyoloji, işletme- hukuk, siyasi bilimler, yabancı dil vs. olabilir.

7. Üniversiteler hangi fakülte ve bölümlerine ne tür liselerden kaç öğrenci alacaklarını YÖK'e bildirir. YÖK bu kontenjanları amacı uygun kitap halinde bastırarak liselere gönderir.

Öğrenciler başarı durumlarına göre açılan kontenjanlara müracaat eder. Bu müracaatları ÖSYM bilgisayar aracılığıyla sıralama yaparak yerleştirir. Talep arzdan fazla olursa basit bir ÖSS benzeri sıralama sınavı yapılır.

İlköğretim ve ortaöğretim kurumlarında yukarıdaki düzenlemeler yapılıncaya kadar YÖK'de üzerinde çalıştığı şekilde meslek lisesi mezunlarından kendi alanlarında yükseköğretim yapmak isteyenlere uygulanan ek puan sistemi kapsamı genişletilerek tüm üniversite yerleştirmelerinde uygulanır. Bu ek puanlar meslek lisesi ve diğer liselerin tercih edilen bölüme yakınlığına göre 0.25, 0.50 ve 1.00 kat sayılarıyla çarpımı ile hesaplanır. Örnek olarak Turizm Meslek Lisesi mezunu 160 ÖSS puanı almışsa ve Tıp ya da Mühendislik tercih ederse hiç ek puan almazken, Turizm ve Otel İşletmeciliği seçerse 1.00x160=160 ek puan, işletme seçerse 0. 50x160=80 puan, uluslararası ilişkiler seçerse 0. 25x160=40 puan ek olarak alır. Aynı şekilde aynı ÖSS puanlı Fen Lisesi mezunu temel fen bilimleri seçerse 160, Tıp veya Mühendislik seçerse 80, işletme seçerse 0.0 ek puan alır. Lise edebiyat kolundan mezun olan yine kolun yakınlığına göre hesaplanan ek puanları almış sayılır, üniversiteler her bölümleri için ne tür lise mezununa hangi kat sayıyı uygulayacaklarını ilan eder.

Ulusal ve uluslararası belirli alanda ödül ya da yarışmada başarılı olan matematik, fizik, kimya, biyoloji olimpiyatları gibi veya sanat alanında başarılı öğrencilere ayrıca bir ek puan uygulanır ya da sınavsız giriş imkânı verilir. Yukarıdaki koşullara uymayanlar, örnek olarak lisede okuma hakkı olmadığı halde lisede okumak isteyen ya da üniversite öğrenimini lise öğreniminden farklı dalda yapmak isteyenler özel lise ya da vakıf üniversitelerine gidebilirler.

* Prof. Dr., Hacettepe Üniversitesi

Mesleki Teknoloji Yüksekokulu Müdürü

Cumhuriyet Bilim Teknik/1998


Yorumlar - Yorum Yaz


Hava Durumu
Anlık
Yarın
8° 3°
Saat