Murat Kaymak

Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam56
Toplam Ziyaret393904

Yüksek öğrenim düzeni ve yüksek öğretime giriş

Nihat G. Kınıkoğlu*

Ülkelerin serbest pazar ekonomisi düzeninde güçlerini belirleyen temel faktör, teknoloji ve eğitim düzeyidir. Bu nedenle ülkeler sürekli olarak daha iyi bir eğitim arayışı içindeler. Eğitim sistemi çağın bilgilerini öğrenmiş, yeni düşüncelere açık, yaratıcı, yetenekleri geliştirilmiş, sağlıklı gençler yetiştirmeli, eğitim olanağı yeteneği olan herkese eşitçe sağlanmalıdır. Türkiye gibi gelişmekte olan, çocuklarına yetişmeleri için uygun ortamı, fırsat eşitliğini hazırlayamayan ülkeler her gün binlerce insanını deha olduklarının farkına bile varmadan gömmektedir. Eğitimde fırsat eşitsizliği, sadece ülkenin geleceğine şekil verecek kıymetli beyinlerin kaybına değil, büyük bir adaletsizliğe de yol açmaktadır.

Son günlerde üzerinde tartışılan üniversiteye yeni giriş düzeni önerisi bu sorunlara ancak kısmen çözüm getirebilmekte, üniversite kapasitesi artırılması gibi sorunlar devam etmektedir. Aşağıda ana hatları ile anlatılan öneri, büyük çapta önce Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından Sayın Cumhurbaşkanı'nın rektörler toplantısında sunulan öneriler arasında yer almaktadır.

Orta Öğretim:Yaratıcılık ve ekip çalışması

Trilyonlarca verilik bellekleri olan bilgisayarlar çağında ezberlemenin hiçbir önemi kalmamıştır. İnsan beyninin, makinelerin hiçbir zaman beceremeyeceği yaratıcılığını geliştirmek, eğitimimizin temel amaçların birisi olmalıdır. Bu nedenle ilk ve orta öğretimde konular uygulanarak, alan çalışmaları ile öğretilmeli ve a,b,c şıkları arasında unuttuğumuz, yaratıcılığı geliştiren resim, edebiyat gibi sanat derslerine gereken önem verilmelidir. Çağımız, ulusal kimliğimize ters düşen ekip çalışmaları çağıdır. Eğitimi düzenimiz çocuklarımıza ilkokuldan başlayarak birlikte başarmanın kolaylığını ve zevkini tattırmalıdır.

Yabancı dil öğrenilmesi

Çağımızda bilgiye ulaşmak için çağdaş bir dilin ve bilhassa İngilizce'nin bilinmesi zorunludur. Almanya'da yaşayan ve sırf yeterli düzeyde Almanca bilmedikleri için zekâ özürlü kabul edilip ikinci sınıf okullara gönderilen Türk çocukları gibi, AB'nin ve geleceğin dünyasının ikinci sınıf topluluğunu oluşturmamak için bir bilim dilini çocuklarımıza iyi düzeyde öğretmek zorundayız. Fakat AB ve gelişmiş ülkeler içinde erimemek ve Türkçe'nin aynı zamanda çağdaş bir bilim dili olarak gelişmesi için eğitimin her düzeyde mutlaka olması gerekir.

Dil öğrenmek için en uygun yaş en küçük yaştır. Önerimiz ilkokuldan başlayarak her gün yabancı dil eğitiminin verilmesi ve 8 yıllık ilköğretim sonunda bir yabancı dilin iyi öğrenilmesidir.

Yüksek Öğretim Yüksek öğretime geçiş

Bugün uygulanmakta olan yüksek öğretime geçiş yöntemi, başta saydığımız olumsuzlukların hem sonucu hem de kaynağıdır.

* Türkiye'nin olanakları ülkenin her köşesinde aynı nitelikte okulları açmaya yeterli olmadığı halde lise mezunlarının aynı koşullarda yarışa sokulması adil değildir.

* Öğrenciler düşünme, yaratma yetenekleri hesaba katılmadığından iyi bir seçim yapamıyorlar.

* Üniversiteye giriş kurs ve özel dersleri büyük bir kaynak israfına neden olmaktadır.

Bugünlerde üzerinde tartışılan, YÖK'ün hazırladığı yeni yöntem bu olumsuzlukları gidermeyi amaçlamakta ise de bunda ancak kısmen başarılı olabilecek ve en önemlisi üniversite kapasitesi aynı kaldığından üniversiteye giremeyen çoğunluğun sorununa bir çözüm getirmeyecektir.

Önerdiğimiz yöntemde yüksek öğretim ön lisans, lisans ve yüksek lisans olarak üç düzeyde yapılmaktadır. Önerdiğimiz yöntemde bütün yüksek öğretim paralıdır. Devlet yüksek öğretim kurumlarına alt yapı ve genel maksatlı laboratuvarlar kurmak hariç hiçbir mali destek sağlamaz. Üniversitelerin geliri öğrencilerin ödedikleri eğitim ücreti (tution) ve devletin veya diğer kuruluşların destekledikleri araştırma projeleri desteklerinden sağlanır.

Devlet her yıl DPT'nin ilan ettiği dallarda eğitim gören yüksek öğrenim öğrencilerine devam ettikleri yüksek öğretim kuruluşlarına ödeyecekleri eğitim ücretlerini burs olarak (gerektiğinde geri ödemesiz) öder.

Ön lisans

Ön lisans eğitimi dört yarıyıl artı iki yarıyıldır. Öğrenci dört yarıyıl sonunda ön lisans okulundaki başarısı ve merkezi sistemde yapılacak (şıklara dayalı olmadan yetenek ve yaratıcılığı belirleyen) sınavdaki başarısına göre lisans eğitimi veren üniversitelerden birisine devam hakkı kazanır. Bu hakkı kazanamayanlar istedikleri takdirde aynı okulda yaklaşık iki yıl daha uygulamalı bir eğitim alarak teknisyen unvanı ile mezun olurlar.

Ön lisans okulları istendiğinde yerel yönetimlerle işbirliği halinde özel kuruluşlar (üniversite vakıfları dahil) tarafından açılır.

Ön lisans okullarına öğrenci kabulü (üniversiteye giriş sınavları sorunu)

Türkiye'de devletin sınırlı olanakları öğrencilere ülkenin her köşesinde aynı nitelikte orta eğitim imkanı sağlayamıyor. Ön lisans okullarının amaçlarından birisi ülkenin her köşesinde her okuldaki en iyilere okuma imkanı hazırlamaktır. Ön lisans okullarının bir diğer amacı üniversitelerdeki ön lisans eğitimini, üniversitelerden daha az bir yatırımla, yaygın olarak kurulabilecek bu okullara aktararak üniversitelerin kapasitesini yaklaşık iki kat arttırmaktır.

Ön lisans okullarına giriş için orta eğitimin 1, 2 ve 3 sınıflarında ülke çapında, şıkları işaretlemeden ziyade bilgi, yetenek ve yaratıcılığı ölçen sınavlardan alınan notlar esas alınır. Bu notlar her lise için tavan puan yüz alınarak bütün orta eğitim kurumları eşitlenir. Eşitlenmiş notlara göre her orta eğitim kuruluşunun en iyileri önlisans okullarına yerleştirilir.

Bu yaklaşımla devletin orta eğitim kuruluşlarında sağlayamadığı eşitlik yetenekli öğrencilere ön lisans okullarında sağlanmış olacaktır.

Lisans

Üniversite lisan eğitimi ortalama dört yarı yıldır. Ayrıca üniversiteler istediklerinde bir (veya iki) yıllık bir yabancı dil eğitimi verilen hazırlık sınıfı açabilirler.

Bugün için 8-12 (tıp) yarı yıl eğitim veren üniversitelerin, belirli bir süre sonunda ilk 4-6 yarı yıla ait programlarını kaldırarak lisans düzeyinde eğitim veren programlarının kapasitesini iki katına çıkartmaları beklenir.

Devletin yüksek öğrenim kapasitesini artırmak için özel üniversitelere yeşil ışık yakması apartman katlarında üniversitelerin oluşmaya başlamasına neden olmuştur. Bu kuruluşların ilerde gerekirse üniversiteleştirmek üzere ön lisans okulları ile işe başlamaları en iyilerine üniversite açma yetkisinin verilmesi kanımca daha iyi bir yaklaşımdır.

Yüksek lisans ve doktora

Çağın bilim ve teknolojisini yakalayabilmek ve buna katkıda bulunabilmek, ülkemizde de gelişmiş ülkeler düzeyinde araştırmaların yapılabilmesi her şeyden önce bu ülkeler düzeyinde bilim adamı kadrosuna ve donanıma sahip araştırma merkezlerinin (mükemmelliyet merkezlerinin) varlığına bağlıdır. Hiçbir ülke bütün üniversitelerin bütün dallarda mükemmelliyet merkezi olarak donatacak derecede zengin değildir. Buna rağmen içinde bulunduğumuz teknoloji yarışı ülkemizde her dalda en az bir merkezin oluşturulmasını zorunlu kılmaktadır. Uzmanlık Enstitüleri adını verebileceğimiz ve gelişmiş ülkelerde yaygın olan bu tür enstitüler ülkemizde yaygınlaşmamış bazı üniversitelerin toptan desteklenmesi gibi hatalı bir yol izlenmeye başlanmıştır.

Önerimiz yüksek lisans eğitimi üniversitelerin mevcut çok amaçlı enstitülerinde (Fen Bilimleri, Sosyal Bilimler, Sağlık Bilimleri Enstitüleri) veya uzmanlık enstitülerinde, doktora çalışmalarının ise uzmanlık enstitülerinde yapılmasıdır.

Geleceğin öğretim üyeleri ve araştırıcıları olacak doktora öğrencilerini yetiştirecek, gerektiğinde yurt dışından davet edilen araştırıcıların da çalıştığı bu araştırıcıları için bile cazip birer merkez olarak düşünülen uzmanlık enstitüleri için önerilerimiz şunlardır:

Uzmanlık enstitüleri belirli bir alanda araştırma ve eğitim yapmak üzere kurulurlar ve yönetim kurulunda en yakın üniversite veya üniversiteler ve ilgili dalda çalışma yapan önemli kuruluşların yer alır. Laboratuvarları, lojmanları, sağlık tesisleri ile çalışması ve yaşanması gereken çekici yerler halinde kurulurlar. Uzmanlık enstitülerinin kurulacakları yerler belirlenirken bölgenin ekonomisi, endüstrisi, sosyal yapısı ve bölgenin ve ülkenin ihtiyacı olan bilim ve teknoloji alanları göz önüne alınır.

Uzmanlık enstitüleri aynı zamanda konularında ülke çapında bilgiye ulaşma merkezleridir. Bütün üniversitelerde bütün konularda yayın ve kitapların bulundurulabilmesi ülkemiz koşullarında mümkün olmadığından her uzmanlık enstitüsü bu konuda bilgiye ve bilim adamlarına ulaşılabilecek merkezler olacaktır.

Bölge kuruluşlarının kârlarının belirli bir yüzdesi bölgenin kalkınmasında en büyük rolü oynayacak uzmanlık enstitüleri için ayrılmalıdır.

Uzmanlık enstitüleri uzun vadede yeni kurulacak üniversitelerin çekirdeğini oluşturabilir.

Yurtdışınayüksek lisans ve doktora düzeyinde öğrenci gönderilmesi, yurt dışındaki laboratuvarların güçlendirilmesine, Türkiye'nin yaptığı katkıdır. Bu katkının mümkün olan her alanda öncelikle kendi laboratuvarlarımıza yapılması, araştırmaların kendi laboratuvarlarımızda yapılması sağlanmalıdır. Bu nedenle uzmanlık enstitülerinin bilim dallarında yurt dışına yüksek lisans ve doktora düzeyinde öğrenci gönderilmemeli bu mali imkân gerektiğinde bu enstitülerde çalışmak üzere yurt dışından davet edilecek bilim adamları ile enstitülerin güçlendirilmesi için kullanılmalıdır.

(*) Prof. Dr.; Yıldız Teknik Üniversitesi

Cumhuriyet Bilim Teknik 1998


Yorumlar - Yorum Yaz


Hava Durumu
Anlık
Yarın
18° 28° 12°
Saat