Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam54
Toplam Ziyaret407183

Murat Kaymak

Bilimsel Devrimin Lise Öğrenimindeki Yeri Üzerine İki Öneri

 

Erdal İNÖNÜ (*)

İsa EŞME (**)

  

Karşı karşıya bulunulan eğitim sorunlarının önemli bir ayağı, müfredat programları ve bunlara bağlı olarak yazılan ders kitaplarıdır. Basından öğrendiğimiz kadarıyla, Milli Eğitim Bakanlığı, geçtiğimiz yıl, ilköğretimden başlamak üzere programlarda önemli değişiklikler yapmış, pilot olarak seçilen 8 ilde yeni programların bu yıl denendiğini, gelecek yıl bunların tüm okullara yaygınlaştırılacağını duyurmuştur. Sanıyorum içinde bulunduğumuz şu günlerde de bu uygulama, ortaöğretim için gündemdedir.

 

Halen kullanılmakta olan lise müfredat programı ve ders kitaplarının, öteden beri eleştirdiğimiz birçok eksiklikleri bulunmaktadır. Bu yazıda, bu eksikliklerden biri olan "Bilimsel devrim" konusu ele alınacak ve iki çözüm önerisi üzerinde durulacaktır.

  BİLİMSEL DEVRİM NEDİR?  

On altıncı ve on yedinci yüzyıllarda Orta ve Batı Avrupa'da arka arkaya gerçekleştirilen buluşlar insanlığa dünyaya egemen olma yolunu açan bilginin nasıl elde edileceğini öğretti. Dünyanın ve insanlığın gidişine yön veren bu buluşlar dizisi tarih sırasına göre şöyledir:

 

* Copernicus'un "Gök Cisimlerinin Hareketleri Üzerine" adlı astronomi eseri ve Vesalius'un "İnsan Bedeninin Yapısı Hakkında" resimli anatomi kitabının yayımlanması (1543),

 

* Galileo'nin "Yıldızların Habercisi", "İki Temel Sistemle İlgili Diyalog, Ptolemaos ve Copernicus Sistemleri (1632) ve "İki Yeni Bilim Üzerine Konuşmalar" kitapları (1638),

 

* Kepler'in 1609 ve 1618 yıllarındaki eserleriyle gezegenlerin hareketlerine ait üç yasayı ortaya atması,

 

* Harvey'in kan dolaşımını açığa çıkaran "Kalbin ve Kanın Hareketleri Üzerine" adlı kitabının yayımlanması (1628),

 

* Bacon'ın "Bilimin Büyük Yenilenmesi (1620)" ve Descartes'in "Yöntem Üzerine Nutuk" (1637), başlıklı kitaplarında bu kitaplarla ilgili felsefi yaklaşımın anlatılması ve Newton'un ünlü eseri "Doğa Felsefesinin Matematiksel İlkeleri" (1686) ile mekanik alanında kesin şeklini alması.

 

Yukarıda sıralanan buluşlar dizisi bilim tarihçilerince "Bilimsel Devrim", (Scientific Revolution) diye nitelendiriliyor. Çünkü yüz elli yıla sığan bu gelişmeler sonunda, eski çağlardan İslâm âlemi yoluyla gelen ve Batı'da kilise okullarında, üniversitelerde, doğuda medreselerde okutulan temel bilimlerin ilkeleri değişti.

 

Aşağı yukarı 2000 yıldır doğru kabul edilen Aristo fiziğinin hareketi ele alış biçimi, Ptolemaos'un yer merkezli sistemi, Galenos tıbbının temel varsayımları ortadan kalktı. Onların yerini gözleme, deneye dayanan ve olabildiğince matematiksel ifadeler kullanan yeni bilimsel açıklamalar aldı.

  

YENİ BİLGİ ÜRETME YÖNTEMİ

 

Bilimsel devrimin asıl önemi, getirdiği yeniliklerden öte, Galileo'nin bilimsel eserleriyle Descartes'in ve Bacon'un felsefi kitaplarında en açık biçimde ifadelerini bulan yöntemdedir. Yeni bilgi üretme yöntemi bu buluşlarla ortaya çıkmış ve buluşların yadsınamayacak gerçekliği sayesinde, geçerli bilgi üretmenin tek yöntemi olarak kendini dünyaya kabul ettirmiştir. Galileo'nin bu konudaki ünlü sözleri şöyledir:

 

"Doğa felsefesi, her zaman önümüzde açık duran büyük kitapta, yani Evrende yazılıdır. Ama önce dilini, kullandığı simgelerin anlamını öğrenmeden kitabı anlayamayız. Kitap matematik dilinde yazılmıştır ve simgeleri üçgenler, daireler ve öteki geometrik şekillerdir. Onların yardımı olmadan kitabın tek bir sözcüğü anlaşılamaz ve insan karanlık bir labirentte boş yere dolaşır durur."

 

Bacon'ın "Novum Organon" kitabının başındaki üç özdeyişi de şunlardır:

 

"İnsan bilgisi ile insan gücü birbiriyle örtüşür. Çünkü neden belli değilse, sonuç elde edilemez. Doğaya egemen olmak için ona itaat etmek gerekir ve gözlemde neden görünen, eylemde kural olur."

 

"Doğanın nasıl çalıştığını anlamak için bugün zanaatkârlar, matematikçiler, hekimler, simyacılar, büyücüler uğraşıyor ama görüyoruz ki, hepsinin uğraşı zayıf kalıyor, sonuçlar çok küçük oluyor."

 

"Bugüne kadar elde edilemeyen sonuçlara bundan sonra aynı yöntemlerle varılabileceğini ummak çelişkili, sağlıksız bir davranış olur. Yeni sonuçlar ancak bugüne kadar uygulanmamış yöntemlerle elde edilebilir."

 

İşte bilimsel devrim bu yeni yöntemleri gösterdi ve herkese kabul ettirdi.

  

BİLİMSEL DEVRİMİN BAŞKA ALANLARA ETKİSİ

 

Bilimsel devrimle ortaya çıkan olayların nedenlerini arayarak bunlardan mantıksal sonuçlar çıkarmak ve gözlemlerle kontrol etmek yaklaşımı, kısa zamanda, fiziksel bilimlerden sosyal bilimlere, özellikle de siyaset ve devlet yönetimi alanlarına geçti.

 

İngiltere'de Locke'un insan zihninin doğuşta boş bir sayfa iken zamanla çevreden aldığı duyularla tüm fikirleri oluşturduğunu öne süren, "İnsanın Anlayışı Üzerine Deneme" adlı kitabı 1690'da yayımlandı ve Batı Avrupa'daki felsefeciler üzerinde büyük etki yaptı. Bu gelişmenin bir sonucu da, toplumun ilerlemesinde eğitimin önemli rolünün daha iyi algılanması oldu. Voltaire, Newton'un matematiksel mekanik ilkeleri ve evrensel çekim yasası ile evrendeki tüm maddesel cisimlerin hareketlerini açıklayabildiğini Fransız kamuoyuna anlatan popüler yazılar yazdı. Montesquieu 1748'de yayımlanan "Yasaların Ruhu" ile Rousseau 1762'de çıkan "Toplumsal Sözleşme" kitabıyla, devletlerin yönetim düzenlerini incelediler.

 

Matematikçi d'Alembert ve felsefeci yazar Diderot 'nun yönetiminde 1751-1772 yılları arasında yayımlanan "Büyük Ansiklopedi"de Fransa'nın ünlü yazarları, bilimcileri din dogmalarından sıyrılan insan aklının araştırmalarla elde ettiği yeni bilgiyi halka anlattılar. Tüm bu çabalar Fransa'da aydınlanma çağı dediğimiz, aklın, özgür ve mantıklı düşüncenin öncülüğünü öne çıkaran yaklaşımı doğurdu ve bu akım, batı Avrupa'dan başlayarak, tüm dünyaya yayıldı. Araştırmayı destekleyen akademiler kuruldu. Yeni doğan bilimlerin teknolojiyle birleşerek uygulamaya geçirilmesi sanayi devrimini doğurdu.

  

BİLİMSEL DEVRİMİN SİYASAL DEVRİMDEN FARKI

 

Bilimsel devrim, yeni bilgi üretiminin yolunu öğretmekle kalıcı bir hizmet yaptı. Bu açıdan öteki siyasal devrimlerden önemli bir farkı var. Gerçi siyasal devrimler kamuoyunda daha iyi tanınır, ama onların etkisi zaman içinde sınırlıdır. Fransız ihtilali, Sovyetler Birliği'ni doğuran 1917 ihtilali gibi devrimler, meydana geldikleri ülkenin siyasal rejimini değiştiriyor, bazen bu değişiklik başka ülkeleri de etkiliyor, fakat sonunda toplumlar yeni rejimler içinde yaşamaya alışıyorlar ve yeni bir devrimden artık sözedilmez oluyor. Bilimsel devrim ise belirli, önceden saptanmış bir hedefe yönelik değil, sadece yeni bilgilere yol açıyor. Her yeni bilgi ise yeni sorular ortaya çıkarıyor. Bu yeni sorulara yanıt aranması da aynı araştırma yöntemleri uygulanarak, yeni bilgiler doğuruyor. Bu, bugüne kadar sonu görülmemiş bir süreç. Yeni bilgiler belirli bir birikime ulaşınca toplum yaşamını yeni bir aşamaya götürüyor ve yeni bir çağa giriliyor.

 

Araştırma ile yeni bilgi üretme yöntemini uygulayan Batı ülkeleri önce aydınlanma çağını yaşadılar ve laik eğitime geçtiler. Arkasından sanayi devrimi geldi. Bununla birlikte, ya da yakın bir zamanda demokratik açılımlar oldu. Bazı yerlerde siyasal devrimler ortaya çıktı. Yeni bilgiler, kimya sanayiini, elektronik sanayiini, atom sanayiini, uzay çağını getirdi. Bugün bilgisayarlar aracılığıyla bilişim çağına geçmekteyiz. Hemen önümüzde, biyoteknoloji çağı görülüyor.

  

BİLİMSEL DEVRİMİN TÜRKİYE İÇİN ÖZEL ÖNEMİ

 

Türkiye'nin gelişme tarihinde bilimsel devrimin ayrı bir önemi vardır. Çünkü Türkiye'nin dünyadaki uygarlık yarışında geride kalmaya başlaması bilimsel devrimden sonra ortaya çıkmıştır. On altıncı, on yedinci yüzyıllara kadar Osmanlı İmparatorluğu ile batısındaki Avrupa krallıkları aşağı yukarı aynı uygarlık düzeyinde idiler. Her iki dünyada okullarda okutulan bilimin temel öğeleri eski çağlardan İslam âlemi yoluyla geçmiş olan Euklides geometrisi, Aristoteles fiziği, Ptolemaos astronomisi, Galenos-İbni Sina tıbbı idi. Teknolojinin düzeyi, orduların çarpışmasında ya da her iki âlemdeki büyük yapıtlarda görüldüğü gibi, hemen hemen aynı idi. Ancak bilimsel devrim batıdaki ülkelere yeni bilgi üretme yolunu öğretince bu durum, gittikçe artan bir hızla değişmeye başladı.

 

Kuşkusuz aranın açılmasında başka sosyoekonomik etkenler de bulunmaktadır. Örneğin Batı ülkelerinin deniz aşırı keşiflerle elde ettikleri yeni ekonomik güç, Rönesans ve reform haraketlerinin yol açtığı yeni kültürel atılımlar, bunlara karşılık Osmanlı yönetiminin on altıncı yüzyıldan itibaren daha tutucu bir havaya bürünmesi, iki uygarlık arasındaki mesafenin iyice açılmasında rol oynadı. Ama kendine özgü biçimde sürekli çalışarak farkı durmadan arttıran temel etken, araştırma ile yeni bilgi üretme yöntemidir. Bu yöntem ağırlıklı bir eğitim politikası olarak Türkiye'ye ancak Cumhuriyet döneminde 1933 üniversite reformuyla geldi.

  

BİLİMSEL DEVRİM VE LİSE ÖĞRENİMİ

 

İnsanlığın son yüzyıllardaki ilerlemesinde bu kadar önemli rol oynayan bilimsel devrim okul kitaplarımızda nasıl anlatılıyor? Bunu anlamak için Milli Eğitim Bakanlığınca kabul edilen lise fen (fizik, kimya, biyoloji) ve tarih kitapları gözden geçirilmiştir.

 

Bizim inceleme fırsatı bulduğumuz lise fizik, kimya ve biyoloji kitapları ile ilgili bazı tespitler şunlardır:

 

Lise fizik, kimya ve biyoloji kitaplarında bilimsel devrimden hiç söz edilmiyor. Ayrıca, temel bilim yasalarını bulan insanların yaşamları ve buluşlarını nasıl yaptıkları da hiç anlatılmıyor. Sadece isimler, eğer yasa bulanın adı ile anılıyorsa, söyleniyor. Hooke yasası, Newton çekim yasası, Faraday yasası, Boyle - Mariotte yasası, Mendel yasası gibi. Ünlü bilimcilerin resimleri de bu kitaplarda yok. Böyle bir yaklaşım, bilimin nasıl geliştiği, bilimsel çalışmaların nasıl ilerlediği hakkında çocuklara hiç fikir vermez. Onları yeni buluşlar yapmaya da özendirmez.

 

Lise tarih kitaplarına gelince, burada durum farklı, ancak bizce tatmin edici olmaktan uzak. Lise 2 tarih kitabı* ile ilgili bazı tespitler aşağıda özetlenmiştir:

 

* Kitabın IV. Ünite, Avrupa tarihi-II (1600-1918) bölümünde (s.151-163) birkaç yerde bilimsel devrimle ilgili konular anlatılıyor, yalnız bilimsel devrim deyimi yer almıyor. Ayrıca bu konular arasındaki bağ ortaya çıkmıyor.

 

* Sayfa 152' de "Aydınlanma Çağı Mutlakiyeti" bölümünde "Skolastik düşünce yıkılırken pozitif bilimler gelişmeye başladı. Bu nedenle 18. yüzyıl Avrupa'da Aydınlanma Çağı olarak adlandırıldı" deniyor. Bilimsel devrim sözü geçmiyor. "Aydınlanma çağında insanın kendi aklına ve deneyimine dayanarak geleneksel görüşler, otoriteler ve önyargılardan kurtulabileceği düşünülüyordu. Böylece yalnızca aklına dayanarak dünyayı ve yaşamını kavranabileceğine inanılıyordu. Aydınlanma çağı, insanın aklının özgür olduğu düşüncesine dayanır ve burada temel olan inanmak değil bilmektir. Bu dönemde önemli düşünce adamlarından Kant'a göre, aydınlanma, insanın kendi kusurları sonucu düşmüş olduğu olumsuz durumdan yine kendi aklını kullanmak suretiyle çıkma çabasıdır" şeklinde bölüm devam ediyor ve arkasından, "Fransada yetişen düşünürler özgürlük, eşitlik ve adalet kavramları üzerinde durdular ve bu konularda eserler verdiler. Bunun sonucunda okul sayesinde iyi bir toplum ve iyi bir yönetim kurulabileceği düşüncesi yaygınlaştı. Bu gelişmeleri önleyemeyen XVI. Louis zamanında (1774-1789) Fransa'da büyük bir ihtilal çıktı." şeklinde Fransız ihtilalinde bu yeni fikirlerin önemli rolü olduğu vurgulanıyor.

 

Bunların hepsi doğru, yalnız aklın gücüne güvenmenin bu dönemde nereden ve nasıl çıktığı anlatılmıyor. Sadece "skolastik düşünce yıkılırken pozitif bilimlerin gelişmeye başladığı" söyleniyor. Bu bölümü okuyanlar, aydınlanma çağını felsefecilerin ortaya attıkları bir düşünce akımının yaşama geçmesi şeklinde algılayacaklardır. Oysa ki aydınlanma çağını getiren bilimsel devrime yol açan şey, bilimsel buluşlar ve onların felsefeciler, eğitimciler ve yazarlar tarafından yorumlanmasıdır. Bu bakımdan burada aydınlanma çağının anlatılmasında önemli bir eksiklik bulunuyor.

 

* Sayfa 157'de başlayan Fransız İhtilali bölümünde gene, "18. Yüzyılda Aydınlanma çağı ile gelişen düşünceler, Fransa'da hızla yayıldı. Aklı öne çıkaran bu düşünce, mutlakiyet yönetimine de karşıydı. Fransız düşünürleri mevcut yönetimin değişmesi gerektiğini savundular. Bunlar arasında Montesquieu, Voltaire, Jean Jacques Rouseau ve Diderot bulunmaktaydı" diyerek ihtilale yol açan nedenler arasında aydınlanma çağı düşünürleri sayılıyor. Ama onların ve aydınlanma çağının bilimsel devrimden etkilendiğinden söz edilmiyor.

 

* Sayfa 165'de "Sanayi Devrimi ve Sömürgecilik" bölümünün başında "Rönesans döneminde başlayan bilimsel çalışmalar 17. yüzyılda bilimde Rönesans doğurmuştur" şeklinde bir cümle var. Birkaç cümle sonra da "Rönesans döneminde modern bilimlerin de temeli atıldı. Bu bilimsel çalışmalarda izlenecek yollar ve yöntemler üzerine eserler yazıldı. Bu yüzyılda İngiliz Bacon gözlem ve deneyimi, Fransız Descartes, metodun önemini ortaya koydu. Bilimsel çalışmaların sonucu, geniş bir bilgi birikimi oluştu. Bilim insanlığın hizmetine girmeye başladı. Bilim alanında elde edilen gelişmeler bir süre sonra teknolojinin gelişmesini sağladı. Bilim ve teknoloji arasındaki ilişkinin giderek gelişmesiyle Sanayi Devrimi gerçekleşti." deniliyor.

 

Bu paragraf, "bilimsel devrim" sözünü kullanmadan onu anlatmaya en çok yaklaşan paragraf. Burada bilimsel rönesansı hangi bilimsel çalışmaların doğurduğu söylenmiyor. Yalnız sonradan, sanayi devriminin aşamalarıyla bazı bilimsel buluşlar, tarih sırasına bakılmadan karışık bir şekilde sayılıyor. Örneğin kimya sanayii, otomobil sanayii ve uçak sanayiinden söz ettikten sonra onyedinci yüzyılda Avrupada pozitif bilimlerde büyük ilerlemeler olduğu söyleniyor. Bunlar sayılırken "Torricelli hava basıncını buldu. Pascal , sıvıların dengesi ve havanın ağırlığı üzerine çalışmalar yaptı. Newton , yer çekimi kanununu, Galileo teleskobu buldu," deniyor. Oysa tarih sırasında önce Galileo teleskobu geliştiriyor, sonra öğrencisi Torricelli'nin çalışmaları geliyor. Newton'un yer çekiminin yasasını bulması da en sonra.

 

* Sayfa 162'de buluşlar sayılırken Curie 'lerin radyumu bulduğu söylendikten sonra tekrar, "Kepler ve Galileo'nun ise astronomi ve fizik alanında önemli buluşları oldu. Ayrıca bu dönemde İngiliz Harvey, büyük kan dolaşımını buldu" diye paragraf bitiyor. Oysa Curie'lerin radyumu bulması, Kepler ve Galileo 'nun astronomi ve fizik alanındaki buluşlarından ve Harvey'in kan dolaşımını bulmasından iki yüz elli yıl kadar sonra oluyor.

 

* Son olarak Sayfa 170'te Aydınlanma Çağı diye ayrı bir bölüm var. Burada aydınlanma felsefesi, nereden çıktığı üzerinde durulmadan, anlatılıyor ve İngiliz düşünürü Locke ile başladığı söyleniyor. Devamı anlatılırken, Fransız yazar Condillac bir İngiliz düşünürü olarak gösteriliyor. "Aydınlanma felsefesinin getirdiği akılcı ve deneyci görüş tabii ve beşeri bilimlerde ilerlemeyi sağladı" denilerek, Lamarck, Darwin, Pasteur ve Koch'un çalışmalarından, buluşlarından söz ediliyor. Fakat asıl onaltıncı ve onyedinci yüzyıldaki bilimsel devrimin aydınlanma çağına yol açtığı söylenmiyor. Anlatımdaki bu eksiklik bölümün sonuna konulan "değerlendirme çalışmaları"nda da görülüyor. Burada sorulan sekiz soru, siyasal gelişmelere ait. Dokuzuncu soruda ise "Aydınlanma felsefesinin temel ilkelerini açıklayınız" deniliyor. Tüm bu gelişmelerde bilimsel devrimin etkisi hiç sorulmuyor.

 

Tarih kitabında Avrupa'daki 1600-1918 arasındaki gelişmeleri anlatan bölümlerinde, İngiltere Kralı I. Charles'ın, General George Washington'un, Versailles Sarayının, Waterloo savaşının, Prens Bismarck'ın, Londra'da iş başvurusu yapan insanların ve Voltaire ile Rousseau'nun resimleri var ama, ünlü bilginlerin hiçbirinin resmi yok. Sadece Diderot ve d'Alembert'i bir toplantı sırasında gösteren bir tablo var. Tablodaki resmin içinde bir çok kişi bir arada ve uzakta göründükleri için hangilerinin Diderot ve d'Alembert olduğu anlaşılmıyor.

  

SONUÇ

 

Tarih kitabının ayrı ayrı bölümlerinde aydınlanma çağından, bilimsel buluşlardan, sanayi devriminden ve aydınlanma felsefesinden söz ediliyor. Ama bunların bilimsel devrimden başlayarak birbirini izleyen bir süre içinde bir bütün oluşturduğu anlatılmıyor, okuyanlarda böyle bir kanı uyandırılmıyor. Bilimsel devrim sözü de hiçbir yerde yok. Böyle bir anlatış şekli, öğrencilere bilimsel düşüncenin ne olduğunu, insanlığın, uygarlığın gelişmesini nasıl ve ne kadar etkilediğini öğretemez. Onların, nedensellik ilkesini, "her olayın bir nedeni vardır, sonucun toplumun yararına çıkmasını istiyorsam nedenleri düzeltmeliyim" yaklaşımını benimsemelerini sağlamaz.

  

İKİ ÖNERİ

 

1. Bilimsel devrimin lise kitaplarında anlatılması, çağdaş bir eğitim için gereklidir. Araştırmaya, gözlem ve deneye dayanan, olabildiğince matematiksel ifadeler kullanan bilimsel yaklaşımın nasıl ortaya çıktığı, nasıl yeni bilgiler ürettiği ve yönteminin geçerliğini bu bilgilerle nasıl kanıtladığı, ondan sonra toplumları ve dünyayı nasıl değiştirdiği tarih sırası içinde anlatılmalıdır. Bugün okutulmakta olan kitaplar bu amacı sağlamıyor. Bilimsel gelişmelerle ilgili birçok bilgi var ama birbirinden kopuk ayrı ayrı yerlerde bulunuyor ve aralarındaki ilişki belirtilmiyor.

 

Kitaptaki bilgiler yeniden düzenlenerek, yukarda belirtilen amaca uygun bir değişiklik bir an önce sağlanmalıdır.

 

2. Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji kitaplarında doğa yasaları anlatılırken bu yasaları bulanlar hakkında bilgi verilmiyor. Öğrenciler bu eksiklik nedeniyle doğa yasalarını bulanları insanüstü yaratık olarak görebilir. Bu da onların özgüvenlerinin gelişmesine olumsuz etki yapar.

 

Bu nedenle doğa yasalarını ilk bulanlar hakkında kısa bilgiler verilmeli, olanaklar ölçüsünde, resimleri kitaplarda yer almalıdır. Böyle bir tutum, bilginleri gençlere yaklaştırır, buluşların yaşamla ilgisini daha iyi belirtir ve öğrencileri araştırma yapmaya özendirir.

 

Sonuç olarak, ilk ve ortaöğretimde okuyan çocukların dünyada gelişen olayları doğru değerlendirmelerinde bilim tarihi hakkında bilgi sahibi olmalarının önemi yadsınamaz. Bu önemi nedeniyle bilimsel devrime yol açan buluşların bir bütünlük içinde ayrı bir bölüm olarak lise ders kitaplarında yer almasında sayısız yarar bulunmaktadır.

 

Yeni lise müfredatının oluşturulduğu ve bu müfredata dayalı yeni kitapların yazıldığı şu günlerde önerilerimizin değerlendirileceğini umuyoruz.

  

* MEB Talim ve Terbiye Kurulunun 16-05-2002 tarih ve 164 sayılı Kararıyla ders kitabı olarak onaylanan, Lise 2 Tarih Ders Kitabı, Kemal Kaya, Önde Yayıncılık, 2002

 

(*) Prof. Dr. TÜBİTAK, Boğaziçi Üniv. Feza Gürsey Enstitüsü

 

(*) Prof. Dr., Maltepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı


Yorumlar - Yorum Yaz


Hava Durumu
Anlık
Yarın
5° 2°
Saat