Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi7
Bugün Toplam256
Toplam Ziyaret408020

Murat Kaymak

Türkiye’de gelir ve yaşam koşulları araştırmaları

Türkiye İstatistik Kurumu’nun gelir dağılımı istatistiklerine göre son yıllarda gelir dağılımında az da olsa bir iyileşme söz konusu. Oysa bazı iktisatçılarımız bu istatistiklerin gerçeği yansıtmadığını düşünüyor…

Türkiye istatistik kurumu (TÜİK) gelir dağılımı konusunda istatitik üretmeye 1987 yılında Hanehalkı Gelir ve Tüketim Harcamaları Anketi ile başladı. 2006 yılından itibaren ise gelir dağılmı yanında yaşam koşulları, gelire dayalı göreli yoksulluk ve sosyal dışlanma konularında bilgi derlemek üzere “Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması” isismli yeni bir çalışma başlattı.

TÜİK, 2007 yılında eşdeğer hanehalkı kullanılabilir gelirine göre oluşturulan yüzde 20’lik hanehalkı gruplarında en yüksek gelire sahip gruptakilerin toplam gelirden aldığı payın %46.9, en düşük gelire sahip gruptakilerin toplam gelirden aldığı payın %5.8 olduğunu bildirdi.

Bu durumda 2007 yılı sonuçları baz alındığında, son yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay, ilk yüzde 20’lik gruba göre 8.1 kat daha fazla idi. Aynı gösterge (P80/20) 2006 yılı sonuçlarına göre 9.5 kat olarak hesaplanmıştı.

Yine aynı verilerler yardımıyla gelir dağılımı eşitsizliği ölçütlerinden olan *Gini katsayısı da hesaplandı. Gini katsayısı, sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımında eşitliği, 1’e yaklaştıkça gelir dağılımındaki bozulmayı ifade der. 2006 yılı sonuçlarına göre Gini katsayısı 0.43 iken, 2007 yılı sonuçlarına göre 0.02 puanlık bir düşüş göstererek 041 olarak hesaplandı. Bu sonuçlara göre durum değerlendirmesi yapan TÜİK, gelir dağılımında bir önceki yıla göre bir iyileşme olduğunu belirtti.

 

TÜİK’İN DEĞERLENDİRMELERİ DOĞRUYU YANSITIYOR MU?

Ne var ki gazetemiz yazarlarından ekonomist-Araştırmacı Mustafa Sönmez 24 Aralık 2009 tarihli “TÜİK’in Son Zırvası: En zenginler, Ücretliler” isimli makalesinde TÜİK’in değerlendirmelerini sorguluyor: “TÜİK geçen hafta da 2006 ve 2007 yıllarına ait bölüşüm tablosu iddialarıyla ortaya çıktı ve gelir eşitsizliğinin iyileştiğini ileri sürdü. Bu tür çalışmalarda iki sorun var. Birincisi, anket için örneklem doğru seçildi mi, yani zengin diye kapısını çaldığınız, gerçekten zengin sınıftan mı? İkinci sorun, vergi kaçağının, gizlenmiş gelir ve servetlerin cirit attığı bu toplumda, beyanla toplanan gelir bilgisine nasıl güvenileceği sorunudur.”

Sönmez, TÜİK’in karşımıza zengin sınıf olarak çıkarttığı ailelerin ayda evine 3 bin 500 TL girdiğini ve bu ailelerin en zengin %20 diye tanımladığı grupta yer aldığını belirtiyor. Oysa İstanbul’daki en yoksul ailenin aylık gelirinin 840 TL olduğu belirtiliyor; böylece İstanbul’un en zengini ile en yoksulu arasındaki gelir farkının 1’e 5 dolayında seyrettiği ileri sürülüyor. “Türkiye genelinde bu fark 1’e 8 olduğuna göre İstanbul’da gelir dağılımı daha adil” diyerek TÜİK’in bulgularının güvenilmezliğine dikkat çekiyor. Sönmezin bir diğer kaygısı da bu “saçma sapan” bulguların OECD, AB gibi kuruluşlara gönderilip, Türkiye’nin bu verilere göre dünya ülkeleri sıralamasında bir yerlere koyulması ve “Türkiye’de gelir dağılımı iyileşiyor” görüntüsünün yaratılması.

Ankara Üniversitesi emekli hocalarından ekonomist Prof. Dr. Korkut Boratav da TÜİK’in gelir dağılımının azaldığı yönündeki iddialarına kuşkuyla yaklaşıyor. Bunun da en önemli nedenin “kâr, faiz, rant” öğelerinin anketlerde eksik beyan edilmesi olduğunu ileri sürüyor: “Daha da önemlisi, eksik beyan edilmiş kayıp gelirlerin büyük ölçüde sermaye gelirlerinden kaynaklanmakta olmasıdır. İşçi/memur aileler gelirlerinin yüzde 73’ünü doğru bildirmiş, burjuvazi ise, kâr, faiz, rant gelirlerinin (milli gelir tahminlerindeki toplama göre) sadece yüzde 25’ini beyan etmiştir. Kısacası ‘kayıp gelirler’ oranı, burjuvazi için yüzde 75’e ulaşmıştır. Toplumun en zengin insanlarının, gelirlerinin dörtte üçünü sakladığı bir anketleme biçiminden türetilen gelir dağılımı sonuçlarını ciddiye almak mümkün olabilir mi?”

 

DİĞER KURUMLARIN VERİLERİNE GÖRE GELİR DAĞILIMI

TÜSİAD’ın gelir-tüketim 2008 raporuna göre Türkiye’deki kişilerin yüzde 17.8’i, hanelerin ise yüzde 14’ü yoksulluk sınırındadır. Bunların bir kısmı işsiz ve ücretsiz aile işçisi statüsünde çalıştıkları için yoksuldur. Danimarka, Norveç, İsveç gibi ülkelerde bu oran yaklaşık yüzde 2-3, Çek Cumhuriyeti’nde yüzde 5, ABD’de yüzde 18.4 ve Meksika’da yüzde 21.3’tür.

OECD’nin 2008 yılı raporuna göre ise Türkiye’de OECD ülkeleri içinde gelir dağılımı en çarpık olan ikinci ülke konumunda. Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir gelirine göre oluşturulan yüzde 20’lik hanehalkı gruplarından en yüksek gelire sahip gruptakilerin toplam gelirden aldığı pay yüzde 46.9 iken, en düşük gelire sahip gruptakilerin toplam gelirden aldığı pay yüzde 5.8 olarak gerçekleşti. Sonuç olarak nüfusun en zengin yüzde 10’u ile en yüksek yüzde 10’u arasındaki gelir farkı 17 kat olarak belirtildi. Bu oran Meksika’da 25, OECD ortalaması ise 8.9. OECD ayrıca, Meksika ve Türkiye’yi kamu hizmetlerinin de eşitsizliği gidermede en etkisiz olduğu ülkeler olarak gösteriliyor


Yorumlar - Yorum Yaz


Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° 0°
Saat