Murat Kaymak

Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam90
Toplam Ziyaret393180

Kalkınmak için eğitim ortak bir kültürde birleştirilmeli?

 

Kalkınmanın ve çağdaşlaşmanın birincil koşulu, ortak bir kültüre sahip insanlar yetiştirecek çağdaş bir eğitim sistemine sahip olmaktır. İmam Hatip Okullarının yanı sıra 3 farklı eğitim biçimiyle delinen Eğitim Birliği tekleştirilmeli ve kalkınma için gerekli ortak bir kültür sağlanmalıdır.

 

Kalkınma, ülke olanaklarının ülkenin amaçları doğrultusunda etkin ve verimli kullanılması ile gerçekleştirilebilecek bir süreçtir. Bir ülkede ulusal amaçların tüm toplum tarafından benimsenerek ortak amaç durumuna gelebilmesi ise toplumun ortak bir ulusal kültüre sahip olması ile olanaklıdır.

Kültür, düşünsel gelişme olarak ele alındığında, ortak kültür her şeyden önce Milli Eğitim Kurumları'nda oluşturulur ve bu her şeyden önce çağdaş ve bilimsel temellere dayalı ulusal bir eğitim sistemiyle gerçekleştirilebilir.

Bu bağlamda, Türkiye'de durum nedir?

Türkiye, 1789 yılında III. Selim'in tahta çıkmasından bu yana batılılaşmaya ve batılılaşarak kalkınmaya (!) çalışıyor. Hâlâ sürmekte olan bu çabaların hiçbiri, özelde ülkede var olan eğitimli kesimi, genelde ise Türk halkını ortak bir hedef doğrultusunda birleştiremedi. Başka bir ifadeyle, ülkenin eğitimli kesimi kendi aralarında etkin bir iletişim kurarak ülke için ortak bir hedef belirleyemedi. Bu durumun en önemli nedenlerinden biri, ülkedeki eğitimli kesimin çok farklı eğitim sistemlerinden geçerek yetişmiş olmalarıdır.

Osmanlı İmparatorluğu ile günümüz Türkiye Cumhuriyeti'nin eğitim sistemleri bu anlamda örtüşmektedir. Her ikisi de kendi halkına 4 değişik türde eğitim vermektedir. Bu sistemler Osmanlı İmparatorluğu'nda ve günümüz Türkiye'sinde aşağıda belirtilen şekildedir.

Her ne kadar tablodaki süreç tevhidi tedrisatla (eğitim birliği) belirli bir süre tersine çevrilmişse de, maalesef kalıcı olamamıştır. Ayrıca, tablodaki durumun en önemli ayaklarından birisi olan İmam Hatip Liseleri 28 Şubat süreciyle birlikte düz liselere alternatif lise olmaktan çıkartılmak istendi ve bunda da önemli oranda başarı sağlandı.

Ancak, bu başarıdan rahatsız olan AKP Hükümeti iktidara geldiği günden beri "meslek liselerine haksızlık yapıldığı"gerekçesiyle (!) bu süreci tersine çevirmek istemektedir. Nitekim, bu amaçla TBMM'ye bir yasa tasarısı sevk etti. AKP'nin meclis çoğunlu nedeniyle, tasarının kolayca TBMM'den geçerek yasalaşma olasılığı yüksek gözükmektedir.

Alternatif yaratılmamalı

Tasarının yasalaşması durumunda, eleştiriye ve bilimsel düşünceye karşı dinsel dogmaları olan İmam Hatip Lisesi mezunları ile ara insan gücü yetiştirmeyi amaçlayan ve belirli meslek dallarında eğitim veren diğer meslek lisesi mezunları, liselerde aldıkları eğitimlerin tam tersi alanlarda yüksek öğretim yapabileceklerdir.

Bu durum bir taraftan; bu gençlere lise eğitimleri boyunca harcanan emek ve paranın çöpe atılmasına neden olurken; diğer taraftan, İmam Hatip Liselerinin yeniden düz liselerin alternatifi olmasına yol açacaktır. Osmanlı imparatorluğu bile, son dönemlerinde mahalle mektepleri ve medreselerden; rüştiye, idadi ve tanzimat okulları gibi çağdaş eğitim kurumlarına geçmeye çalışırken; Türkiye Cumhuriyeti'nde İmam hatip liselerinin düz liselere alternatif olması aklın ve bilimin kabul edebileceği bir durum değildir.

Ülkenin lise öğretimindeki tek sorunu; İmam hatip liselerinin düz liselere alternatif olması değildir. Çünkü, tabloda verilen her eğitim sistemi farklı tipte insan yetiştirmektedir. Dolayısıyla, farklı olarak yetişen insanlar farklı düşünsel yapılara ve ülkülere sahip olmaktadır. Farklı eğitim sisteminden geçmiş insanların ülküleri arasında son derece önemli ayrışmalar bulunmaktadır.

Örneğin, İmam hatip liselerinde İslami anlayışa göre yetişen insanlar kendilerine hedef olarak Türkiye'de şeriat düzeninin egemen kılınmasını seçerken, yabancı dille eğitim-öğretim yapan okul mezunları ise kendilerine hedef olarak yurt dışında yaşamayı seçebilmektedirler. Yine benzer bir durum toplumun yönlendirilmesinde en önemli unsurlardan biri olan basın-yayın kuruluşlarında da görülmektedir.

Farklı eğitimler

Farklı eğitim sisteminden geçerek farklı anlayışlara sahip olan insanlar farklı basın-yayın kuruluşları (İslamcısından Marksistine kadar) aracılığı ile hem toplumu kendi anlayışları doğrultusunda yönlendirmekte hem de kendi aralarındaki iletişimsizliği pekiştirmektedirler.

Bu ayrışma, kendisini en net biçimiyle kurtuluş savaşında ki Sivas ve Erzurum Kongreleri'nde göstermektedir. Farklı eğitim sistemlerinden gelen farklı gruplar ülkenin kurtuluşu konusunda da çok farklı düşünceler ortaya atmışlardır. Bu gruplar güçlerini birleştirerek sinerji oluşturmak yerine, birbirlerini engellemek için uğraşmışlardır. Bu durum, Osmanlı İmparatorluğunda ki eğitimli kesimin vatanın kurtuluşu gibi en temel konuda ortak bir yöntem etrafında birleşmekte ne kadar zorlandıklarının bir göstergesidir.

Oysa, en temel amaçlarda birleşen bir eğitimli kesim arasında iletişim ve uzlaşma çok daha kolay olacaktır. Bu da ancak, eğitim sisteminin yeniden ele alınarak tekleştirilmesi ile olasıdır.

İngiliz yazar C. P. Snow (2001; 133, 159-160) "İki Kültür" adlı kitabında şöyle demektedir;

"Doğal kaynaklarımız çok az; hatta büyük dünya güçlerinin standartlarına vurulduğunda yok gibi bir şey. Aslında sahip olduğumuz yegane gerçek servetimiz, akli yeteneklerimiz Bunlar da gayet iki yolla işimize yaradı. Birbirimizle iyi geçinme sanatında doğuştan gelen ya da sonradan edinilmiş bir ustalığımız var ki, bu da önemli bir güçtür...." "Bizim toplumumuzda (yani gelişmiş batı toplumunda) ortak bir kültürümüz varmış gibi yapmayı bile bıraktık. Bildiğimiz en yaygın eğitimi almış kişiler artık kendilerinin önem verdikleri düşünsel kaygılar düzleminde birbiriyle iletişim kuramıyorlar. Bu da yaratıcı ve hepsinden çok da normal hayatımız için ciddi sonuçlar doğuruyor. Bizi geçmişi yanlış yorumlamaya, bugünü yanlış değerlendirmeye ve gelecek umutlarımızı inkâr etmeye itiyor. Toplumumuzun iyiliği doğrultusunda faaliyete girişmemizi zor ya da imkânsız hale getiriyor"

Snow'un bir "güç" olarak nitelendirdiği insanların birbirleriyle "iyi geçinme sanatı" eğer doğuştan gelen bir yetenekse, Türk Tarihi bu konuda çok da şanslı olmadığımızı gösteriyor. Ancak, yetenekler ya da daha genel anlamda yaratıcı zekâ hem doğuştan gelen, hem de eğitimle geliştirilebilen bir olgudur.

Yetenek kazandırılamıyor

Bu bağlamda, daha sonra insanlara eğitimle kazandırılan yetenek, Türk Eğitim Sistemi tarafından Türk insanına kazandırılamıyor. Bu savın en somut göstergeleri, Türk Toplumunda tarih boyunca yaşanmış olan ayaklanmalar, kutuplaşmalar, kavgalar ve arkasından gelen askeri müdahaleler, yıkılan ve yeniden kurulan devletlerdir.

Snow, edebiyatçılarla bilim insanlarının iki farklı kültüre sahip olduklarını ve bu iki farklı kültürün "düşünsel kaygılar düzleminde" bile birbirleriyle iletişim kuramadıklarını ileri sürmektedir. Bu düşünce tartışmaya açık bir konudur. Ancak, farklı kültürlerin birbirleriyle iletişim kuramamaları konusunda Türkiye'deki durum Snow'un şikayet ettiği batı toplumundaki durumdan çok daha vahimdir.

Bu vehametin en önemli nedenlerinden birisi, bekli de en önemlisi, Türk Eğitim Sisteminin 4 farklı kültürde insan yetiştirmesidir. Farklı eğitim sistemlerinden geçmiş farklı kültürlere sahip gruplar arasındaki iletişim eksikliği uzlaşmanın yerini çoğu zaman çatışmanın almasına neden olmaktadır.

Ne yapılmalı?

Gruplar arası çatışmaların ortadan kaldırılması için, elimizde var olan en önemli araç eğitimdir. Bu açıdan, özellikle kişiliğin şekillenmesinde önemli katkıları olan lise dahil ilk ve orta öğretim öne çıkmaktadır. Dolayısıyla ilk ve orta öğretim de farklı kültürlere sahip insanlar yetiştirilmesinin önüne geçilmesi ülkenin geleceği açısından yaşamsal bir öneme sahiptir.

Atatürk'ün yaptığı ve hâlâ yürürlükte olan ama uygulanmayan "Tevhidi Tedrisat Kanunu" mutlaka uygulanmalıdır. Bu bağlamda, İmam Hatip, ve yabancı dilde eğitim yapan kolej ve özel liseler Türkçe eğitim yapan düz liseler şekline dönüştürülmelidir.

Hatta "Tevhidi Tedrisat Kanunu" kapsamının genişletilerek Askeri liselerin de düz liseler şekline dönüştürülmesi tartışılmalıdır. Ancak, Harp Okullarına ya da İlahiyat Fakültelerine gidecek öğrenciler düşünülerek düz liselere bu alanlarla ilgili seçmeli dersler konulmalıdır. Ayrıca, bir dili iyi ya da ek bir yabancı dil öğrenmek isteyen öğrenciler için zorunlu yabancı dil derslerine ek olarak seçmeli yabancı dil dersleri konulmalıdır.

Böylelikle ilköğretimde yapılan tekleştirme Endüstri Meslek, Ticaret vb. gibi ülkenin gereksinim duyduğu ara elemanı yetiştirecek liseler dışında tekleştirilmiş olacaktır. Bu tekleştirme, tek tip insan yetiştirilmesini amaçlayan değil, ortak ulusal değerlere sahip bireyler yetiştirilmesini amaçlamalıdır.

Ortak amaç gerek

Bizden sonraki ya da önümüzdeki kuşakların bizler kadar farklı ve birbiriyle iletişim kuramayan ve dolayısıyla uzlaşamayan, ama sürekli çatışan insanlar olarak yetiştirilmesinin mazereti olamaz ve olmamalı. Türkiye'nin gerçekten kalkınması ve çağdaş bir ülke olması isteniyorsa öncelikle toplumun ortak bir amaç etrafında birleşmesi ve bu amaç doğrultusunda çalışması gerekiyor. Bu da ancak, toplumda herkesin üzerinde uzlaştığı temel değerlerin oluşturulmasıyla olasıdır.

Bu değerlerin oluşturulması ise eğitim sisteminin farklı temel değerlere sahip insanlar yerine; aynı temel değerlere sahip insanlar yetiştirmesi ile sağlanabilir. Bugünkü eğitim sistemi, Türk toplumunun gizil gücünü harekete geçirememektedir. Toplumun gizil gücünün harekete geçirilmesi ancak, toplumun ortak ülküleri paylaşması ile mümkündür.

Sonuç olarak, kalkınmanın ve çağdaşlaşmanın birincil koşulu, ortak bir kültüre sahip insanlar yetiştirecek çağdaş bir eğitim sistemine sahip olmaktadır. Hiç şüphesiz, toplumda farklı düşüncelere sahip insanların olması, çoğulcu demokrasinin vazgeçilmez gereklerindendir. Ancak, bu farklılık ulusal stratejik konularda farklı düşüncelerin uzlaşması önünde bir engel oluşturmamalıdır. Asıl olan eğitim sisteminin, ülkesinin ulusal değerlerine sahip çıkan bireyler yetiştirmesidir. Bu da ancak, tabloda verilen farklı eğitim sistemlerinin tekleştirilip, içeriğinin çağdaş demokrasiye katkı sağlayacak şekilde zenginleştirilmesi ile olanaklıdır.

Dr. Kamil Unur

Mersin Üniv. Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu

e-posta: kunur@yahoo.com

 

Yararlanılan Kaynaklar

Adem, Mahmut. (2000). "Atatürkçü Düşünce Işığında Eğitim Politikamız", Cumhuriyet Gazetesi Yayını, Çağdaş Matbaacılık ve Yayıncılık Ltd. Şti.

Snow, C.P. (2001) "İki Kültür" (Çev. Tuncay Birkan) Tübitak Yayını, Ankara


Yorumlar - Yorum Yaz
Hava Durumu
Anlık
Yarın
33° 35° 20°
Saat