Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam127
Toplam Ziyaret407891

Murat Kaymak

Yurttaş Müşteri... Müşteri Üniversite Öğrencisi...

Türkel Minibaş

Bugün birçok üniversitede açılış töreni var. Üniversitelerin ilk kez kapılarından geçecek olanların beklentileri yüksek.! Beklentilerin ön sırasında çağdaş teknolojiyle donanmış, oturma alanları rahat sınıflar, spor salonları, temiz tuvaletler ve de dünyanın önde gelen üniversiteleriyle aynı eğitimi verebilecek öğretim üyeleri geliyor. Üniversite kapısına ulaşmak için yüklendikleri maliyetin karşılığını istemekte doğrusu yerden göğe kadar haklılar. Ne var ki, beklentilerinin karşılanması artık sistemin üniversitelere biçtiği role bağlı.! Sistem üniversiteleri sadece piyasanın taleplerine göre "işgücü" yetiştiren kurumlar olarak gördüğü için: Üniversiteler de öğrenci beklentilerini teknoloji makyajlı yüzleriyle karşılamaya çalışan birer işletme! Çünkü artık üniversiteler kendi kaynaklarını kendileri yaratmak zorunda.! Kaynak deyince devletinde de, özelinde de ilk akla gelen öğrenci harçları. Sonra da özel sektör finansörlüğü. İşin içine özel sektör girince de şirketlerin kârlarını en çoğa çıkaracak insan tipi yaratmak birincil hedef olmakta! Yani? Yanisi filan yok. Sadece yaptığı işte uzmanlaşmış, verimliliği yüksek, şirketin risklerine ortak ama... Yaptığı işin ülke kalkınmasındaki yerini merak etmeyen, sorgulamayan, dolayısıyla kendi anayasal hak ve özgürlüklerini devretmiş insan tipi birincil hedef haline gelmekte! Malum, özgürlükleri kullanma yetkisi içinde bulunduğumuz toplumun gelişmişlik düzeyiyle doğru orantılı olarak değişir. Ama, ülkenin gelişmişlik düzeyini açıklamaz.! Önemli olan, özgürlükleri kullanma yetkisinin çıkar grupları arasındaki dağılımı ve kullanış biçimidir. Eğitim, sağlıklı yaşam, çalışma, örgütlenmenin doğal haklar haline dönüşüp dönüşmediğidir. Gelin görün ki kapitalizm, tarihinin en uzun krizini yaşıyor. Üretim teknikleri, üretim biçimi ve yönetimi krize çözüm üretici şekilde değişti. Teknolojideki hızlı gelişme emeğin niteliğini yükseltirken emeğe esnek çalışma koşullarını da dayatmakta!. Bu da eğtimi kârlı bir yatırım alanı haline dönüştürmekte. Düne kadar devletin düzenlediği eğitim alanının piyasa ekonomisine devredilmesi de zaten bu nedenle değil mi? Birçok üniversite bilerek bilmeyerek bu yeni tanımlamaya göre kurumsallaşmaya başlamadı mı?. Buraya kadarının kimseyi şaşırttığını sanmıyorum. Çünkü, bu noktaya 25 senedir 1982 Anayasası ve YÖK'le adım adım hep birlikte geldik. Şimdi de "yeni anayasa" aldatmasıyla son noktayı koymaya hazırlanıyoruz. Yeni anayasamızda(!) "sporun geliştirilmesi" ve "gençliğin korunması" gibi bölümler kalkmakta... "Annenin ve çocuğun korunması ve aile planlaması" gibi hükümler de yer bulmamakta! Aksi olsa şaşırır, nasıl bir makyajdır bu diye araştırırdım. Eğitimden sağlığa, istihdamdan spora kadar gençlikle ilgili birimler özelleştirilerek piyasa ekonomisine devredilmişse bu bölümlerin anayasadan çıkarılmasına gerçekten şaşırmamak gerekir. Artık herkesin, piyasa ekonomisinin devletin hantallaştığı alanların özel sektörce işletilmesi olmadığını anlamasının zamanı geldi. Adı ister eğitim isterse sağlık olsun faaliyet gösterilen alan başka bir ekonomik faaliyet için kârlı ise o alana kayar. Bu yüzden de hizmet sunulan kesimin adı "yurttaş" değil "müşteri" dir. Yurttaşın müşteri olduğu ülkelerin öğrencileri de "müşteri öğrenci" dir. Tüm öğrencilerimin kendilerini "müşteri" gibi hissetmeyecekleri, gerçekten çağdaş teknolojiyle donanmış, ülkesinin dünyanın neresinde olduğu bilincini edinecekleri bir yıl diliyorum.

Aklım hep onlarla olacak... Cumhuriyet 01.10.2007

turkmini@superonline.com www.turkelminibas.net
Yorumlar - Yorum Yaz
Hava Durumu
Anlık
Yarın
8° 3°
Saat