Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam256
Toplam Ziyaret408020

Murat Kaymak

YÖK Başkanı Özcan ve ziraat fakültelerinde AR-GE

Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı, E.Ü.Ziraat Fakültesi

Sayın Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, 9 Ocak 2010 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde Yusuf Kuşdemir / Uşak (DHA)’ın haberinde, size atfen “YÖK Başkanı: Üniversitelerimiz Derin Uykuda” adlı bir haberi yayınlandı. Orada “Biz ekonomiye ne katkı veriyoruz? Yeni yeni teknolojiler mi üretiyoruz? Bugün domates tohumunu İsrail’den, buğday tohumunu da ABD’den alıyoruz. Utanç verici bir durum. Bugün bir kilo tohum altından daha değerlidir. Bizim ziraat fakülteleri bu tür işlerle hiç ilgilenmiyor mu? Eğer memleketimiz bugün bu durumdaysa bunun sorumlusu biziz” diyorsunuz. Bu habere tarafınızdan bir açıklama gelmediğine göre, izin verirseniz görüşlerinizi irdelemek istiyorum.

Durum tespiti konusunda yapmış olduğunuz değerlendirmeye katılmakla birlikte, “ziraat fakülteleri görevlerini yapmıyor” şeklindeki ifadelerinizi paylaşmak mümkün değil.

Bu bağlamda, size öncelikle ziraat fakülteleri ve tarımsal araştırma kurumlarında elde edilen tohumluklar ve damızlıklar konusunda kısaca bilgi vermek ve durumu yaratan neden-sonuç ilişkileri konusunda görüşlerimi aktarmak dileğindeyim.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana, ziraat fakülteleri ve tarımsal araştırma kurumları, özverili bir şekilde tohumluk ve damızlık üretimi konularında ARGE çalışmaları yaptılar.

 

ÜRETİLEN YENİ TOHUMLAR

Örneğin, makarnalık buğdayda (Aydın-93, Ankara-98, Kızıltan-91, Sarıçanak-98, Fırat-93, Kunduru-1149, Çeşit-1252 vb.), ekmeklik buğdayda (Basribey-95, Batraktar-2000, Ceylan-99, Cumhuriyet-75 vb.), arpada (Tokak-157/37, Tarm-92 vb.) ile çeltik, pamuk, mısır, tütün ve yem bitkileri gibi tarla bitkilerinde birçok yeni tohum üretildi.

Hayvan yetiştiriciliğinde damızlık gereksinmesinin karşılanmasında ise sığır, koyun ve keçi türlerinde yeni tipler oluşturuldu. Tavuk yetiştiriciliğinde, yumurtacı soylar ve etlik piliç soyları elde edildi. Yerli hayvan ırklarımızın korunması da yine ziraat fakültelerinin yaptığı araştırmalar kapsamındadır.

Ziraat fakülteleri, üretim teknolojileri konularında da pek çok çalışmaya imza attı.

Ancak bilimsel çalışmalarda elde edilen tohum ve damızlıklara Tarım ve Köyişleri Bakanlığı (TKB) yeterince sahip çıkmadı. Bu bağlamda kendi çalışmalarımdan örnek vermek isterim. İçinde bulunduğum bir araştırıcı grubu, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı işletmelerde birçok yeni koyun tipleri elde etti. Ancak, Kamu Tarım İşletmeleri, günümüzde özelleştirme ya da kiralama kapsamına alındığı için elde edilen tipler çoğaltılamaz durumuna getiriloi.

Örneğin, İç Batı Anadolu eşiği için Denizli-Acıpayam Tarım İşletmesi’nde elde edilen Acıpayam Koyunu, çiftliğin özelleştirilmesi ile önce Bala Tarım İşletmesi’ne (Orta Anadolu) götürüldü. Bu çiftlik de özelleştirilince Acıpayam Koyunu Gözlü Tarım İşletmesi’ne aktarıldı. Diğer yandan TKB’na bağlı Beydere-Manisa Meslek Lisesi’nde elde ettiğim ve hocam Reşit Sönmez’in adını verdiğim Sönmez koyunu da bu işletmenin özelleştirilmesiyle yok edildi.

Sonuç olarak kırk yılı geçen sürede, genetik ıslah çalışmalarıyla elde ettiğimiz bu yeni damızlıklar, heba edilmiştir. Üstelik bu çiftlikler özelleştirilirken ve elde edilen tipler sahipsiz bırakılırken bize bir bilgi de aktarılmamıştır.

Sayın Özcan,

Öncelikle şunu belirtelim; ARGE etkinlikleriyle kazanılan tohumluk ve damızlıkların çoğaltımı ve bunların hedef kitleler olan çiftçilere ulaştırma işi, ziraat fakültelerinin işi değildir. Bu görev Türkiye’de TKB’na aittir. 1980’li yılların başından itibaren izlenen yeni-liberal politikalar sonucunda, üniversiteler ile TKB arasında işbirliği ve eşgüdüm giderek yok oldu ve üniversiteler yaptıkları araştırma sonuçlarını sahaya aktarma olanağından yoksun kaldı. Bunun en önemli nedeni ise, özellikle TKB tarafından ortaya konulan “Tarımı ileri ülkelerde yapılan bizde de uygulanmalı, ARGE için zaman ve para kaybetmemeli” anlayışının egemen oluşudur.

Diğer yandan, ortaya çıkan sonucu, salt üniversiteler ile TKB arasındaki ilişkilere bağlamak da doğru değildir. Temeldeki neden, aslında Türkiye Bilim ve Teknoloji Politikaları‘nın (BTP) tarım bilimine yansımasının bir sonucudur. Türkiye’de adı olsa da, gerçek anlamda Ulusal Bilim ve Teknoloji Politikası yoktur.

Türkiye’de BTP oluşturma sürecinde, günümüzde iki yaklaşım var. Kimileri bu sürecin Avrupa Birliği’ne (AB) girmekle tamamlanacağını düşünür, kimileri de daha ulusalcı bir programın sürdürülmesinden yana bir yaklaşım içindedir. Egemen olan görüş,“Türkiye’nin sadece kendisi için bağımsız BTP yapmasının mümkün olmadığı” doğrultusundadır. Bu görüş kapsamında son yıllarda, Türkiye Araştırma Alanı ile Avrupa Araştırma Alanı’nı bütünleştirecek bir yaklaşımı, daha doğrusu bilimsel bir yanılsamayı da gündeme getirdi.

Bu bağlamda AB Çerçeve Programları’na kaynak aktarıldığı ve araştırıcıların yönlendirildiği biliniyor. Gelinen noktada ise, aktarılan kaynağın çok azı Türkiye’ye geri dönüyor. Bunun en önemli nedeni ise, takdir edeceğiniz gibi Türkiye Araştırma Alanı ile Avrupa Araştırma Alanı’nın sosyo-ekonomik açıdan farklı oluşudur. Bu durum son dönemlerde, tarımsal ARGE etkinliklerinde bilimsel taşeronluk eğilimini de ortaya çıkardı.

Sayın Özcan,

Türkiye’de dışa bağımlı olarak uygulanmakta olan BTP’nin tarımsal araştırma alanına getirdiklerini kısaca sorgulamakta yarar var. Tarımsal girdilerde; tohumluk ve damızlıktan, gübre, ilaç, makine ve diğer girdilerde dışa bağımlılık sürüyor. Yenilikleri üretmede üniversitelerimiz ve araştırma kurumlarımız yeterince başarılı olamıyor. Akademik birimlerimiz hedef kitle olan çiftçi / köylülerimizle istenildiği ölçüde buluşamıyor. Araştırmaların kimileri raflarda kalıyor ya da bunlardan AB/ABD firmaları yararlanıyor. Son çözümlemede, Türkiye gıda egemenliğini yitirmiştir.

Ziraat fakülteleri hakkında yapmış olduğunuz değerlendirme bilinen bir sonucun ifadesidir. Ancak ortaya çıkan sonucu, ziraat fakültelerine bağlamak doğru değil. Durumu, neden-sonuç ilişkileri açısından irdelemek, sorunun temel nedenlerine inmek ve bunları gidermek gereği vardır. Yapmakta olduğunuz görev bunu zorunlu kılmaktadır.

Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° 0°
Saat