Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam40
Toplam Ziyaret407388

Murat Kaymak

Atatürk, Eğitim ve Öğretmenlerimiz

Dr. Handan DİKER Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi

'Silahla olduğu gibi kafayla da savaşım zorunda olan ulusumuzun birincisinde gösterdiği üstünlüğü ikincisinde de göstereceğinden hiç kuşkum yoktur. Ulusumuzun temiz yaradılışı nice yeteneklerle doludur. Ancak bu doğadan gelen yetenekleri geliştirecek yordamlarla donatılmış vatandaşlar gereklidir. Bu görev sizlere (öğretmenlere) düşüyor.'

M.Kemal Atatürk

Gazi Mustafa Kemal çağdaş bir devlet tasarımlarken ve bu düşüncesini yaşama geçirirken en önemli nitelik olarak eğitim ve eğitmenler konusuna değinmiştir. Çünkü azgelişmiş ülkelerin en temel eksiği eğitim eksikliğidir. Ülkedeki okuryazar oranının düşüklüğüdür. Onun eğitime verdiği önem şu sözlerindedir: "En önemli, en esaslı nokta eğitim sorunudur. Eğitimdir ki bir ulusu ya özgür, bağımsız, şanlı yüce bir toplum halinde yaşatır ya da bir ulusu tutsak ve sefillik içinde bırakır. Efendiler! Eğitim sözü yalnız olarak kullanıldığı zaman herkes kendince bir amaca ve kavrama yönelir. Açıklamaya girişilirse, eğitimin hedefleri, amaçları çeşitlenir. Söz gelimi din eğitimi, ulusal eğitim, uluslararası eğitim... Bütün bu eğitimlerin hedef ve amaçları başka başkadır. Ben burada yalnız yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin yeni kuşağa vereceği eğitimin, ulusal eğitim olduğunu kesinlikle belirttikten sonra ötekilerin üzerinde durmayacağım."

Gerçekten de eğitim sorununun nasıl çözümleneceği sorusunun yanıtı aranırken onun ancak 'ulusal eğitimle mümkün olacağı' şeklinde bir çözüm bulunduğunu görmekteyiz. Ulus devlet yapılanması içinde, eğitimin de ulusal eğitim şeklinde olması son derecede doğaldır. Mustafa Kemal tüm yaşamı boyunca edindiği deneyimlerden esinlenerek eğitim sistemimizdeki noksanlıkları ve aksamaları görmüş ve doğru saptamalarda bulunmuştur. Ulusumuzun gerileme nedeni olarak, geçmişte izlenen eğitim sistemindeki aksaklıklar olduğunu ifade etmiştir. 1921 yılında Ankara'da toplanan maarif kongresinde şöyle demiştir: "Şimdiye kadar izlenen eğitim ve terbiye yöntemlerinin ulusumuzun gerileme tarihinde en önemli bir etken olduğu kanaatindeyim." Bu önemli bir saptamadır. Onun amacı Türk ulusunu, akılcı ve bilimsel bir düşünce yapısına ve eğitim sistemine kavuşturmaktır. Çünkü somut verilere dayalı, açık seçik kavramlarla yola çıkan, her türlü gelişmelere açık ve aklı kendisine çıkış noktası olarak alan bir düşünce sistemi Mustafa Kemal'in düşünce yapısı ile örtüşmektedir... Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyeti Devleti için yepyeni bir eğitim sistemi ve felsefesi saptamıştır. O birçok konuşmasında eğitimcilere seslenerek onların neler yapmaları gerektiğini söylemiştir. Çalışkanlık onun için bir temel görevdir. 1927 yılında öğretmenlere seslenirken şöyle diyordu: "İlk işimiz milleti çalışkan yapmaktır."

Türk milli eğitim sisteminin temel nitelikleri içinde, akılcılık, hümanizm, çağdaşlık ve laiklik sayılabilir. Ona göre eğitimin başlıca iki temel niteliği olmalıdır. Bir konuşmasında bu nitelikleri şöyle açıklıyor: "Eğitim işlerinde kesinlikle zafere ulaşmak gerekir. Bir ulusun gerçek kurtuluşu ancak bu yolla olur. Bu zaferin sağlanması için hepimizin tek can ve tek düşünce olarak özlü bir program üzerinde çalışması gerekir. Bence bu programın özlü noktaları ikidir. 1- Sosyal hayatımızın gereksinmesine uygun olması, 2-Yüzyılın gereklerine uyması." Mustafa Kemal Atatürk her şeyden önce bir eğitimcidir. Bilimsel düşünceye, eğitime ve eğitimcilere önem ve değer veren bir kişiliktir. Toplumun her alanındaki gelişmelerde, çağdaş ve nitelikli bir devlet olabilmek için temel koşulun eğitimcilerde olduğunu görmüş ve bunu birçok konuşmasında dile getirmiştir. Ancak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni ileriye taşıyacak olan gençlerin birikimi, potansiyeli ve düşünceleri de önemlidir. Onun 1936 yılında gençlere yönelik olarak yaptığı bir konuşmaya dikkatinizi çekmek isterim. Zekâ mı? Çalışkanlık mı? Bu sorunun yanıtı Mustafa Kemal'in sözlerindedir. Bu sözler ki Türkiye'yi ileriye, çağdaşlığa taşıyacak gençlere bir öğüttür adeta: "Türkiye Cumhuriyeti'nin özellikle bugünkü gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitabediyorum: Batı senden, Türkten çok geriydi. A nlamda, düşüncede, tarihte bu böyleydi. Eğer bugün Batı nihayet teknikte bir yükselme gösteriyorsa ey Türk çocuğu, o kabahat da senin değil, senden evvelkilerin affolunmaz ihmalinin bir sonucudur. Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin! Malum, fakat zekânı unut. Daima, çalışkan ol."

23.11.2007

Hava Durumu
Anlık
Yarın
6° 1°
Saat