Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam40
Toplam Ziyaret407388

Murat Kaymak

''... Soros, Gözünü Türk Eğitimi'ne Dikmiş!..''

Atila İlhan

(Yaz gecesi, Erzincan 1957. Pencerem açık, sırmalı lacivert mehtap aydınlığı, etrafı kuşatmış. Uzak uzak, İshakkuşu sesleniyor; civar bahçelerden, yumuşak ve tatlı bir su şırıltısı: Neyi suluyorlar? Önümde açık, gelirken aldığım kitap: ''Atatürk'ten Düşünceler'' , İş Bankası Kültür Yayınları, 1956. Okudukça, Enver Ziya Bey 'in (Karal) sistematiğini, daha çok beğeniyorum: Gâzi 'nin düşüncesine ve projeksiyonuna sadık; 'Solcu Kemalistler' kadar, ateşli ve heyecanlı değil ama, Gâzi 'nin ufûlünden sonra, yaygınlaşan 'tahrifat' tan, uzak durmuş!)

 

Eğitim'in ve öğretim'in 'ulusallığı'...

 

A nadolu İhtilâli 'nin 'mümeyyiz' vasfı, onun 'ulusallığı' ; başka türlü olması, mümkün değil; zira o, neresinden bakılsa, bir; 'Ulusal Demokratik Devrim' ; bu yüzden Mustafa Kemal , İnkılâb'ın Eğitim/Öğretim politikasına yön verirken, önce iki şeye dikkati çekmiş: 1/ Önceki 'tahsil ve terbiye usulleri' nin 'şarktan garptan gelen (...) ve evsaf-ı fıtrıyemizle hiç de münasebatı olmayan yabancı fikirler (...) ve bilcümle tesirlerin' geri kalışımızdaki etkileri küçümsenmemelidir. 2/ Cumhuriyet bu yanlıştan uzak durmalı, 'seciye-i milliye ve tarihimizle mütenasip bir kültür' edinmelidir.

Hiçbir dönemde, hiçbir hükümetin, ya da Milli Eğitim Bakanlığı'nın, halkımıza duyurmadığı bu 'tespit' şöyledir:

''... Şimdiye kadar takip olunan tahsil ve terbiye usullerinin, milletimizin tarihi tedenniyatında en mühim âmil olduğu kanaatindeyim. Onun için bir 'Milli Terbiye' programından bahsederken, eski devrim hurâfâtından ve evsaf-ı fıtriyemizle hiç de münasebatı olmayan yabancı fikirlerden, şarktan ve garptan gelebilen bilcümle tesirlerden tamamen uzak; seciye-i milliye ve tarihimizle mütenasip bir kültürü kasd etmekteyim. Çünkü dehâ-yı millimizin inkışâf-ı tammı, ancak böyle bir kültür ile temin olunabilir. Lâalettâyin bir ecnebi kültürü, şimdiye kadar takip olunan yabancı kültürlerin muhrip neticelerini tekrar ettirebilir. Kültür (harâset-i fikriye) zeminle mütenasiptir. O zemin milletin seciyesidir...'' (Enver Ziya, s. 76)

Tereddüde mahal var mı? Eğitim'in ve Öğretim'in 'Ulusallığı' temel kural olarak va'z edilmiş mi, edilmemiş mi? Açık seçik ve tereddütsüz olarak, pekâlâ edilmiş. Acaba niye?

 

'En hakiki mürşit ilimdir, fendir!..'

 

' U lusal Demokratik Devrim' , Klasik Gelişme Şeması 'nda toplumun 'Ümmet Toplumu' ndan 'Millet Toplumu' na geçişi olduğu kadar; her türlü 'kültürsüzleştirme' , 'esaret ve zillet' in sebebi olan Emperyalizm'e karşı, 'tam bağımsızlığın' ve 'özgürlüğün' savunulmasıdır; Gâzi bu yüzden, son derece önemli bir 'tespit' yaparak, 'Ulusal Eğitim ve Öğretim'in (Milli Maarif) neden zorunlu olduğuna işaret ediyor:

''... Yeryüzünde üç yüz milyonu mütecaviz İslam vardır; bunlar ana baba, koca terbiyesiyle, terbiye ve ahlak almaktadırlar. Fakat maalesef, hakikat-ı hadise odur ki, bütün bu milyonlarca insan kitleleri, şunun veya bunun esaret ve zillet zincirleri altındadır. Aldıkları manevi terbiye ve ahlak, onlara, bu esaret zincirlerini kırabilecek meziyet-i insaniyeyi verememiştir, vermiyor; çünkü hedef-i terbiyeleri 'milli' değildir'' (Enver Ziya, 77)

Bu kadarla kalmıyor, 'ulusal bir kültür bileşimi' gerçekleştirilirken; daha önce yapıldığı gibi '...şarktan ve garptan gelebilen bilcümle tesirlerden ve evsaf-ı fıtrıyemizle hiç de münasebatı olmayan yabancı fikirler' den etkilenip yozlaşmaması için, uygulanacak yöntemi de, açık seçik olarak belirliyor:

''... Dünyada her şey için; medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fennin haricinde, mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalâlettir. Yalnız ilmin ve fennin, yaşadığımız her dakikadaki safhalarının tekâmülünü idrak etmek ve terakkiyatını zamanla takip eylemek şarttır. Bin, iki bin, binlerce sene evvelki ilim ve fen lisanının çizdiği düstûrları; şu kadar bin sene sonra, bugün aynen tatbike kalkışmak, elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir...'' (Enver Ziya, 81)

Böylece Cumhuriyet'in 'maarif projeksiyonu' yalnız bilimsel olarak gerçekleştirilmiş olmayacak; gelişme sürecindeki aşamalar izlenerek, diyalektik bir evrim zinciri, halka halka oluşturulacaktır: Çağdaş, diyalektik, bilimsel -en önemlisi- 'ulusal' !

 

Aşağı yukarı 'inhitât' Osmanlısı'nın hataları...

 

B u geriye dönüş niye? Cumhuriyet Maarifi'nin 'ulusal olmak' zorunluluğundan, niye söz açıyoruz? Bunun da, birkaç sebebi var: XXI. yy'ın başında, İstanbul'da bir ilköğretim okulu öğrencilerinin, 2003 yılındaki 'beklentilerini' geçen söyleşide, okudunuz: Çocuklar 'evsaf-ı fıtrıye' mizle hiç de ilişkisi olmayan, vahim bir 'yabancılaşma' ya doğru gidiyor; son elli yıllık 'Demokrasi Maarifi' , aşağı yukarı 'İnhitât Osmanlısı'nın işlediği hataları tekrarlamış! Daha da dehşetengiz olanı başka bir şey; hani dilimizde 'tüy dikmek' deyimi vardır ya, sanki bunun için söylenmiş! Şimdi sadece haberi aktarmakla yetiniyorum, görün bakın iktidardaki 'Müslümanlığın' 'ılımlılığı' , hangi 'Amerikan soğukluğuna' ulaşıyor.

''... Soros gözünü Türk eğitim sektörüne dikti! Maliye Bakanı Unakıtan, Davos'taki temasları çerçevesinde, Türk heyeti ile katıldığı toplantıda, dünyaca ünlü spekülatör George Soros'la görüştüklerini belirtti. Unakıtan, George Soros'un Türkiye'de eğitim alanında ortak projelere girmeyi planladığını kaydetti...'' (Hürriyet, 27 Ocak 2003)

Nasıl, iyi mi? Bir gün sonra, aynı gazeteye Soros 'un söyledikleri, daha da ilginç: ''... Hükümet doğru yolda ilerliyor: Avrupa Birliği'ne uyum için gerekli reformları gerçekleştiriyor. (...) Entegrasyon yolundaki çalışmalar mutlaka devam etmelidir...'' (Hürriyet, 29 Ocak 2003)

Eğer Gâzi'nin dediği gibi, 'kültür (harâset-i fikriye) zeminle mütenasip, o zemin milletin seciyesi' ise; başka bir 'yabancı' , üstelik Hıristiyan kültür ortamında eriyip kaybolmak anlamına gelen ''entegrasyon' un, 'ulusallık' la alakasını, acaba kim çıkıp Türk halkına izah edecek?

05.02.2003/Cumhuriyet

Hava Durumu
Anlık
Yarın
6° 1°
Saat