Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam40
Toplam Ziyaret407388

Murat Kaymak

Öğretim, 'İdeolojik' Değil mi?

Atila İlhan

Tanzimat Osmanlı' sında Eğitim ve Öğretim, 'yamalı bohça' dır: 'Medrese' var, 'Maarif' var, 'Ecnebi' var; aralarında ne 'ilke birliği' mevcut, ne 'koordinasyon'; tam tersine, 'amaç' ve 'çıkar' karşıtlığı; herkes yorganı kendi üstüne çekiyor; çünkü, Medrese, bir manada Halife'dir, yâni Padişah, açıkçası Mutlakiyet (Monarşi); Maarif, Bâbıâli'dir, yâni Meşrutiyet; oysa Ecnebi öğretim, tam anlamıyla Komprador, yâni hem Sömürgeciliğin, hem de Kültür Emperyalizmi'nin uzantısı! Bu üç başlı öğretim ve eğitimde, durumun ne mertebe vahim olduğunu anlatabilmek için, o rakamları tekrar verebilir miyim? 1890' la 1900 arasında, sadece Amerikalıların Sıvas' ta 20, Amasya' da 10, Harput' ta 9, Dersim' de 2, Diyarbekir' de 3, Ergani' de 2, Mardin' de 3, Bitlis' te 2, Muş' ta 1, Siirt' te 3, Van' da iki okulu vardı. Hesaba İngiliz, Fransız, İtalyan okullarını da kattınız mı; Devlet-i Aliyye' yi 'batıran' o müthiş 'kafa karışıklığı' nın, temel sebeplerinden birisi ortaya çıkmış olur.

Cumhuriyet, siyasetteki 'kafa karışıklığını' nasıl Misâk-ı Millî ile tasfiye ettiyse; Sa'y Misâk-ı Millî' si ile ekonomideki, Maarif Misâk-ı Millî' si ile de eğitim ve öğretimdeki 'kafa karışıklığını' tasfiye etmiştir - ki bunun adı Tevhid-i Tedrisat (Öğretimde Birlik) Kanunu' dur. Cumhuriyet Maarifi, 'yurttaş' yetiştirmek maksadıyla örgütlenmişti; 'yurttaş', yurt ve millet yâni tarih bilincine sahip birey demektir ki, 'bireyselliğini', kendinden başkasını umursamayan, bencil (egoist) bir 'çıkarcılık' olarak değil; tam tersine, ulusal ve toplumsal bir çerçeve içinde oluşturur: 'yurttaş' ı, ne Dolar'la satın alabilirsin, ne Sterling'le, ne de Mark'la! Halbuki, Tanzimat Osmanlı' sındaki tebaadan, haysiyetini bu 'haysiyetşiken' borsada satışa çıkarmış, az mı 'aydın' çıkmıştı: kimisi Medrese' den (Sait Molla), kimisi Ecnebi' den (Emmanuel Karasu/Carasso), kimisi Tanzimat Maarifi' nden ('Maliyeci' Cavit bey, ya da Filozof Rıza Tevfik!).

Türkiye' de Cumhuriyet kültürünü ve ahlâkını 'delmenin' yolu, elbette 'Tevhid-i Tedrisatı' ' delmekten geçecekti'.

Öyle yaptılar.

 

Daha da kötü bir yerde...

 

Pek çok şeyde olduğu gibi, bu 'gerilemenin' de 'esbab-ı mucibesi', 'Soğuk Savaş' taki Komünizm 'paranoya' sı olmuştur. En büyük Tevkifatı' nda 150 Komünist çıkaramayan, 'İnönü Cumhuriyeti', 'Kızıl Tehlikeyi' önleyebilmek için, 'Yeşil Tehlike' den medet ummuştu: bunun, 'Sistem' in ünlü 'Yeşil Kuşak' operasyonu ile ilgisi, daha sonra anlaşılacaktır, yâni iş işten geçtikten sonra! İmam/Hatip Okulları açılmış, Kur'an Kursları pıtrak gibi çoğalmıştı; İlâhiyât Öğretimi örgütleniyordu. Aslında bu, Osmanlı'yı 'batıran' Eğitim ve Öğretim kargaşasına, geri dönüşün başlangıcıdır; orada kalmadı ki, Tanzimat'tan miras 'ecnebi' okulları yetmezmiş gibi, bu defa hem özel kolejlerde ecnebi dille öğretime izin çıktı; hem de, devlet, Türkiye bir sömürge imiş gibi, kendi okullarında ecnebi dille eğitim ve öğrenime geçti. Sonuç: üç çeyrek yüzyıl sonra, Osmanlı'da 'bitirici' olan, 'kafa karışıklığının' ana sebebi 'parçalı' eğitim ve öğretim, yeniden oluştu: 'Millî Eğitim' -ki, 'milliliğini' gün günden yitirmektedir; 'Dinî Eğitim'- ki ucunun nereye vardığını dehşetle görüyorlar; 'Ecnebi Eğitim' ki, 'yurttaş' yerine, yurduna 'yabancılaşmış' öğrenci yetiştirir; en azından, gayesi budur.

Artık bu aşamada mıyız? Hayır, daha kötü bir yerde: 'Sistem' nasıl Media' yı 'ulusal' ve 'tam bağımsız' işlevselliğinden saptırmış; onu, 'liberallik' düzeyinde 'ideolojik' bir işlevsellikle görevlendirmiş ise; aynı şeyi, Eğitim ve Öğretim alanında da istemekte ve yapmaktadır. 'Ulus devlet' elini ayağını, nasıl 'ulusal alt/yapı'dan çekecekse; aynen öyle, 'ulusal üst/yapı'dan da çekecektir; eğitim ve öğretim hizmetleri, ki bu üst/yapıdadır; bunların da, hem 'özelleştirilmesi' zorunludur, hem de 'küreselleştirilmesi'; bu da, mahiyetleri ve niyetleri 'câlib-i şüphe' birtakım 'sivil toplum kuruluşları'na, belki vakıflara, belki kültür meraklısı holdinglere, 'yurttaş'ı arzu ettikleri 'ideolojik' bir 'formasyona' yönlendirmek imkânını verir: koleji, ya da üniversitesiyi 'tesis eder', 'müfredatını' baştan ayağa 'ideolojik' olarak düzenleyebilirsiniz: ABD' den, İngiltere' den, Post/Modernisme züppesi, ultra/liberal 'akıl' hocaları getirtir; Cumhuriyet' in çocuklarını, 'enayi tüketiciler'; daha da kötüsü, 'enayi tüketiciler' yetiştirecek, 'yerli' taşeronlar olarak yetiştirirsiniz; bu da, zaten 'evcilleştirilmiş' Media tarafından, en işe yarar 'çağdaşlık' olarak tanımlanır ve takdim edilir; olur biter!

O gazeteler ve televizyonlar da, aynı 'sivil toplum kuruluşu' vakıflar ya da holdingler tarafından yönetilmiyorlar mı?

 

Bırakın Allah aşkına!

 

Durumun 'vahametini' , en çılgın liberal, en sağcı, en ülkücü kafalara anlatabilmek için, sanırım en iyisi, son derece somut bir örnek verip, onun üzerinde düşünmelerini sağlamak!

Çok değil, on beş yıl kadar, önce Türkiye Cumhuriyeti' nde Media'nın -TV ve basının- sabah akşam, 'Dünyanın Bütün İşçileri, Birleşiniz!' diye bağırdığını, düşününüz! Cumhuriyet gazetesinin Rude Pravo, Milliyet' in l'Humanite, Hürriyet' in Krasnaya Zvezda gibi yayınlandığını! Yayınevleri, harıl harıl, Doğu Bloku klâsiklerini; oralarda ilgi gören best-seller'leri yayınlamaya başlamış. Sinemalar, birbiri ardına, Sovyet filmlerini gösteriyor. Bu da bir şey mi, okulların ve üniversitelerin 'müfredâtı', Sovyet ya da Çin 'Marksizmi' ni esas almıştır; sendikaların kurduğu 'özgür' vakıflar, tesis ettikleri -kollektif ekonomiyi benimsemiş- 'sivil' kolejler ve üniversitelerde, öğrencileri 'yeni dünya düzeni' ne elverişli yetiştirebilmek için; artık Moskova' dan mı olur, Pekin' den mi olur, 'ideolojik' formasyonları 'müsellem', profesörler ya da konferansçılar getiriyorlar: kimisine KGB ajanı filan deniyor ama, günahları boynuna!

Ne dersiniz, sizce 'bu ahval ve şerait içindeki' Türkiye' nin Eğitim ve Öğretimi, ecnebi bir ideolojinin 'tutsaklığına' girmiş midir, girmemiş midir? Buna kalkışan Eğitim ve Öğretim kuruluşları -vakıflar, dernekler, benzer kuruluşlar- 'ecnebi' bir 'ideolojinin' , ülkemizdeki 'gönüllü' uygulayıcıları, sayılır mı, sayılmaz mı? Böyle bir 'hacalet' e, Cumhuriyet' in yasaları izin verir mi, vermez mi? O zaman, asıl vahim soru şu: aradaki fark nedir: 'ideoloji'nin, Sovyetler'den ya da Çin'den değil, ABD tarafından 'dayatılmış' olması mı?

Bırakın Allah aşkına!

Hava Durumu
Anlık
Yarın
6° 1°
Saat