Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam129
Toplam Ziyaret407893

Murat Kaymak

Öğretim Birliği Yasası Neden Uygulanmıyor?

Prof. Dr. MAHMUT ADEM Ankara Üniv. Eğt. Bilimleri Fak.

Bugün kabul edilişinin 75. yılını kutladığımız Öğretim Birliği Yasası yürürlükte mi? Bu soru, ilk bakışta kimilerine çok anlamsız gelebilir. Çünkü Öğretim Birliği Yasası, üç çeyrek yüzyıldır yürürlüktedir, ayrıca anayasanın 174. maddesine göre korunacak devrim yasalarının da ilkidir. Türk toplumunu çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarmayı ve cumhuriyetimizin temel nitelikleri, özellikle laiklik niteliğini korumayı amaçlayan bu devrim yasası yürürlükte de, uygulanıyor mu?

Öğretim Birliği Yasası'nın devrimci niteliği: Öğretim Birliği Yasası'nın bizce asıl gerekçesi tam bağımsızlıktan yana olan, başta Atatürk olmak üzere Cumhuriyetimizi kuranlar, eğitimin dinsel değil, ulusal olmasını istiyorlardı. Bu bağlamda Atatürk, 16 Temmuz 1921 tarihinde Ankara'da toplanan Maarif Kongresi'ne şöyle seslenmiştir: ''Bugüne kadar izlenen eğitim ve öğretim yöntemlerinin, milletimizin gerilemesinde en önemli etken olduğu kanaatindeyim. Onun için bir milli eğitim programından söz ederken eski devrin hurafelerinden, toplumsal yapımızla hiç de ilgisi olmayan yabancı fikirlerden, Doğu'dan ve Batı'dan gelebilen tüm etkilerden tamamen uzak, milli özelliklerimizle bağdaşabilen bir kültür kastediyorum.''

75 yıl önce kabul edilen ve tümü 7 maddeden oluşan bu yasa neler getiriyor?

Türkiye'deki tüm bilim ve öğretim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanmıştır (Mad: 1).

Buna göre tümüyle dinsel eğitim verilen mahalle mektepleri ve medreseler kapatılmış, ilkokul programından Kuran dersleri, ortaokul ve lise programından din, Arapça ve Farsça dersleri çıkarılmış, ulusal eğitimimiz dogmatik yapıdan arındırılmıştır. Ayrıca yabancı dilde öğretim yapan, genellikle sömürge ülkelerinde yaygın olan ve tümüyle yabancı kültürü Türk insanına aşılamayı amaçlayan 'misyoner okulları', Milli Eğitim Bakanlığı'nın gözetimi ve denetimi altına alınmıştır. Bu azınlık okulları programına tarih, coğrafya, yurttaşlık bilgisi, Türkçe dersleri konulmuştur.

Soralım: Günümüzde yasanın birinci maddesi yürürlükte ise Kuran kursları neden Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlanmıştır? Bugün Diyanet İşleri'ne bağlı 6154 Kuran kursunda 177.120 çocuk öğrenim görmektedir. Bu, Sekiz Yıllık Kesintisiz İlköğretim Yasası'na (4306) karşın yaz aylarında bu kurslara katılan milyonlarca ilkokul öğrencisi ve tarikatçı vakıflarca açılan kursların öğrencilerini içermemektedir. Böylece çoğu şeriatçı düzene özlem duyan 'militan' yetiştirilmektedir.

O zaman 1965 tarih ve 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş Yasası, Öğretim Birliği Yasası ile çelişmiyor mu? Anadilimiz dururken yabancı dille öğretim yapan ilk ve ortaöğretim okulları ile üniversitelere ne demeli? Günümüzde yabancı dil eğitimine karşı olan var mı? Ama çocuğun anadili varken -ki bizim dilimiz çok zengin ve bilim dilidir- yabancı dille öğretime ne gerek var?

Şeriat ve Vakıflar Bakanlığı ya da özel vakıflarca yönetilen tüm medrese ve okullar Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanmıştır (Mad 2).

Yasanın bu maddesi yürürlükte ise, 1965 tarih ve 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Yasası uyarınca kurulan özel okulların ve vakıf üniversitelerinin kurulması, Öğretim Birliği Yasası ile çelişmiyor mu?

Öğretim Birliği Yasası şu gerekçe ile kabul edilmiştir:

''Bir ulus bireyleri ancak bir türlü eğitim görebilir. Bir ülkede iki türlü eğitim, iki türlü insan yetiştirir. Bu ise, duygu ve düşünce birliğini ve dayanışma amaçlarını bütünüyle yok eder.''

Bu gerekçe temel alındığında, özellikle tarikatçı vakıflarca kurulan yatılı ve gündüzlü özel okullar, yurtlar, kurslar açılması; Öğretim Birliği Yasası'nın ikinci maddesiyle taban tabana ters düşmüyor mu? Tarikatçı vakıflarca açılan bu özel öğretim kurumlarında, dogmatik dinsel bilgilerle körpe beyinlerin yıkandığını ve buna 6-7 yaşlarında başlandığını 'sağır sultan' bile duymadı mı?

12 Eylül şeriatçılığı: Milli Eğitim Bakanlığı, yüksek din uzmanları yetiştirmek üzere üniversitede bir ilahiyat fakültesi ile imamlık ve hatiplik gibi dinsel hizmetlerin yerine getirilmesiyle görevli memurların yetişmesi için ayrı okullar açacaktır. (Mad: 4) (*)

1959 yılında imam-hatip okulu mezunlarına yükseköğrenim olanağı sağlamak amacıyla kurulan yüksek İslam enstitüleri bir yana, bu maddede öngörüldüğü gibi, 1982 yılına değin Türkiye'de bir tek ilahiyat fakültesi vardı.

Ancak 'sözde Atatürkçü' 12 Eylül askeri yönetiminde; köktendinci akımlar, özellikle şeriatçı eğitim, gelişmek için çok uygun bir ortam bulmuştur. Bu dönemde eğitimde gelişen başlıca şeriatçı kadrolaşmalar şunlardır:

İlk ve ortaöğretim kurumlarında din kültürü ve ahlak bilgisi dersi anayasal olarak zorunlu kılınmıştır. Böylece Türkiye genelinde toplam 263.848 (**) saatlik bu yeni ders yükünü okutacak yaklaşık 10 bin öğretmen kadrosu yaratılmıştır. Bu 10 bin din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenini yetiştirmek üzere 'sözde Atatürkçü' askeri yönetim, tüm yüksek İslam enstitülerini, 1982 yılında ilahiyat fakültesine dönüştürmüştür.

Öğretim Birliği Yasası'nda bir ilahiyat fakültesi öngörülmesine karşın, 1998-1999 öğretim yılında ikinci öğretim ile birlikte toplam ilahiyat fakültesi sayısı 28'e (21+7), 1998 yılı birinci sınıf öğrenci kontenjanları da 1888'e (1362+526) yükselmiştir. Buna göre 21 ilahiyat fakültesi az görülmüş olacak ki, 7 fakültede de ikinci öğretim sürdürülmektedir. Buna ek olarak 8 ilahiyat fakültesinde de, ilköğretim din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği bölümü açılmıştır. Bu bölümlerin 1998 yılı öğrenci kontenjanı da 476'dır. Bu bölümlerin açılmasıyla din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin, dal (branş) öğretmenlerince okutulmasına karar verilmiştir. O zaman YÖK'çe hazırlanıp eğitim fakültelerine dayatılan sınıf öğretmenliği programlarında zorunlu dersler arasında verilen din kültürü ve ahlak bilgisi dersine neden gerek duyulmuştur? Böylece anayasal olarak ilk ve ortaöğretimde zorunlu olan din kültürü ve ahlak bilgisi dersi, YÖK kararı ile yükseköğretimin bir kesiminde de zorunlu kılınmıştır. Ulusal eğitimimizin 'medreseleştirilmesi', yeterli görülmemiş olacak ki, 6 üniversitede toplam birinci sınıf öğrenci kontenjanı 320 (1998) olan ilahiyat meslek yüksekokulu açılmıştır. Bu durum Öğretim Birliği Yasası'nın özüne ve sözüne taban tabana ters düşmektedir. (***)

12 Eylül yönetimi; o güne değin yalnızca yetiştirildikleri yönde üniversitelere, akademilere ya da yüksekokullaraı girebilen mesleki- teknik lise mezunlarına, bu arada imam hatip lisesi mezunlarına, 16 Haziran 1983 tarihinde 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Yasası'nda yapılan bir değişiklikle tüm yükseköğretim programlarına girme hakkı tanımıştır. Daha açık bir deyişle, bu tarihe değin, örneğin ilköğretmen okulu mezunu yalnızca eğitim enstitüsüne, endüstri meslek lisesi mezunu erkek teknik yükseköğretmen okuluna, imam-hatip lisesi mezunu yüksek İslam enstitüsüne (ilahiyat fakültesine değil) girebiliyordu. Böylece askeri yönetim; imam-hatip lisesi mezununa öğretmen, hâkim, savcı, emniyet müdürü, kaymakam, vali, mühendis, doktor, vb. olabilme yolunu açmıştır. Kuşkusuz bu nedenle bugün hem ilköğretim sınıf öğretmenliği, hem de ortaöğretim dal öğretmenliği bölümlerine yerleşen imam-hatip lisesi mezunları, öğretmen lisesi mezunlarından birkaç kat daha fazladır. Hatta oransal olarak, öğretmen adaylarının çoğu, imam-hatip lisesi çıkışlıdır. Böylece 76 yıllık Cumhuriyet tarihimizde ilk kez 'sözde Atatürkçü' ler imam adayı olarak yetişenlere öğretmen olma hakkı tanımıştır. Böylece Öğretim Birliği Yasası delik-deşik edilmiştir.

Şeritçı kadrolaşma: 12 Eylül askeri yönetimi, bir başka şeriatçı kadrolaşmaya, 1981 tarih ve 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası ile YÖK'ü kurarak yeşil ışık yakmıştır. Çünkü Cumhuriyet döneminin hiçbir evresinde, üniversitelerde YÖK dönemindeki denli şeriatçı kadrolaşma yaşanmamıştır.

Türkiye, 28 Şubat 1997'ye boşuna gelmedi? Söylemesi bizden: Bugün gelinen noktada durum gerçekten vahim! Bizce Cumhuriyetimizin sonsuza dek sürmesi, demokrasimizin güçlenmesi için Öğretim Birliği Yasası'nın eksiksiz uygulanması zorunludur. Bu görev hepimizindir.

 

(*) Yasanın öteki maddeleri uygulamaya değgin noktalar içermektedir.

(**) Bu sayı 31.11.1996 tarihi itibarıyla.

(***) Bu sayılar ÖSYM, 1998 İkinci Basamak Kılavuzu'ndan alınmıştır.

(1) Ebru Toktar, Cumhuriyet, 18.12.1998.

Hava Durumu
Anlık
Yarın
8° 3°
Saat