Murat Kaymak

Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam56
Toplam Ziyaret393904

Saffet Arıkan'ı Anımsayalım

Rahmi KUMAŞ Hukukçu, Eski Parlamenter

O, 1887 yılında Erzincan'da doğmuştur. Öğrenimi askerlik olmuş, Harp Akademisi'ni bitirmiş; Fransızca ve Almanca bilen yürekli bir subay olmuştur. Ali Fuat Cebesoy Batı Cephesi Komutanı olunca, ondan kendine kurmay başkanı olmasını istemiş, o da olmuştur. Ne zaman ki Ali Fuad Paşa Moskova'ya büyükelçi olmuş, kendisinden askeri ataşemiliteri olmasını istemiş, Saffet Arıkan da kabul etmiştir. Bu bakımdan 23 Nisan'da kurulan Meclis'e girememiş ama, 1923 yılında yenilenen seçimlerle Meclis'e girmiş, ölünce milletvekilliği sona ermiştir. Cumhuriyet Halk Partisi 'nin on kurucusundan biri olmuştur ve İzmir milletvekili olmuştur. Daha sonra CHP'ye genel sekreter olmuş ve bu görevi 6 yılın üzerinde sürmüştür. (15 Mart 1925-20 Mayıs 1931) CHP'nin atanmış genel sekreterleri arasında bu görevi en uzun süre yapanı olan Arıkan, Kasım Gülek 'ten sonra en uzun süre genel sekreterlik yapmış kişidir. (x) Ama bugünkü CHP Genel Sekreterliği katında bir resmi bile olamamıştır. Oysa o öldüğünde (26.11.1947) CHP Grup Başkanvekili görevini yapar durumdaydı ve cenazesini -CHP'nin 7. Kurultayı çalışmakta iken- Cumhurbaşkanı İsmet İnönü , TBMM Başkanı Kâzım Karabekir , Başbakan Hasan Saka , Genelkurmay Başkanı Orgeneral Salih Omurtak ve daha niceleri Ankara'dan İstanbul'a uğurlamışlardı. Kardeşi de ünlü Baha Arıkan olan Saffet Bey, Eyüp'te toprağa verilmiştir.

Yukarıda saydıklarım Saffet Arıkan'ı unutmamamıza belki yetmez. O zaman yörüngeye Eğitim Bakanı Saffet Arıkan'ın kendiliğinden girmiş olduğunu görürüz. Gerçekten bu büyük yöneticinin en büyük yanı Eğitim Bakanı olarak yaptıklarından geçer. Zeynel Abidin Özmen 'in yerine 7. İnönü hükümetinde 17.7.1935 günü Eğitim Bakanı olan Arıkan, ''tansiyon düşüklüğü ile birlikte bulunan şiddetli sürmenajdan ıstırap çektiğinden'' (28.12.1938) bakanlıktan ayrılır ve yerine Cumhuriyet'in becerikli eğitim bakanı olacak olan Hasan Ali Yücel gelir. Saffet Arıkan, Mustafa Necati 'den sonra bakanlığı başarıdan başarıya koşturan bir çizgi izliyordu ve öyle ki Hasan Ali Yücel'le bir arada anılan köy enstitüsü olgusunu yakalıyordu. O bakımdan Arıkan'ın döneminde neler olup bittiğine kısaca göz atmakta yarar vardır.

1935 yılındaki öz-türkçeleştirme akımı öylesine doruğa çıkmıştı ki maarif vekâleti yerine kültür bakanlığı denir oldu. Bu bakımdan Atatürk döneminde ayrı bir kültür bakanlığı yoktur, bu sözler maarif vekâletinin yerine kullanılmıştır. Nitekim aynı günkü Meclis tutanağında bazan maarif, bazen de kültür bakanı sözcükleri geçmiştir (26.5.1938 günlü tutanak örnek) 1938 eğitim bütçesi üzerinde konuşurken yükseköğretim bakımından ülkeyi 3 bölgeye ayırmış; Batı'da İstanbul Üniversitesi, merkezde Ankara Üniversitesi, Doğu'da da Van Gölü kıyılarında bir kültür kenti yaratılmasını Atatürk'ün buyurduklarını açıklıyor. Van üniversitesinin temeli o zamanlar kafalarda atılıyor. Dil-Tarih Fakültesi 1937 yılında açılıyor. Üniversitede yapılan düzeltimden biri de hukuk fakültesi ile siyasal bilgiler okulunun (mülkiye mektebi) öğrenim sürelerinin 4 yıla çıkarılması SBO'nun Ankara'ya taşınması ve İstanbul'da bir iktisat fakültesinin açılmasıdır.

Ortaöğretimde öğretmen yetiştirmeye, ama nitelikli öğretmen yetiştirmeye çok özen veren Arıkan, bu alanda ilk kez çift öğretim uygulamasını başlatmış oldu. Yurttaşa verilecek bilgi, yaşamında kendisine yararlı olmalıdır anlayışını temel aldıklarını; önce bir izlence (program) , sonra öğretmen daha sonra bu iki temel sağlanınca okul açmak ilkesi uygulanmış oldu.

Eğitim Bakanı Saffet Arıkan'ı eğitimde doruğa çıkartan başarıları ilköğretimdeki uygulamalarından geçer. Bunun için 1938 bütçesi (eğitim) üzerinde yaptığı konuşmayı 1937, 1936 yılları ile karşılaştırarak çok özetle değerlendirelim: ''Bugün elimizde ilköğrenim için 14 bin dolayında öğretmen var. Nüfusu 800'den çok ya da 800 ile 400 arasında olan köyler de içinde olmak üzere buralara verilmek üzere 12 bin öğretmene gereksinim var. Nüfusu 400'den aşağı olan 32 bin köy bunlardan ayrıdır. Nüfusları 400'den aşağı olan köyler için 1936 yılında yapmış olduğumuz eğitmen kursu deneyimi gerçekten başarıyla bitmiştir. Köy zekâsını toplayarak öğretmen okullarına almak ve buradan öğretmen yetiştirmek . 1937'deki ödenekle satın alınmış olan Kızılçullu okulu bu biçime sokulmuştur. Beş ilin zekâsını burada topladık. Böyle bir okulu Eskişehir'de Çifteler'de açmış bulunuyoruz. ''Görülüyor ki Arıkan köy enstitüsü uygulamalarının tohumunu atan bir bakandır. O öğretmensiz bir okul açıp oraya öğrencileri doldurmakta hiçbir yarar yoktur diyen bir bakandır'' (26.5. 1936 TBMM tutanağı sayfa 247, cilt 2, İçtima 68)

Hastalığı nedeniyle eğitim bakanlığından ayrılan Arıkan bir süre sonra Savunma Bakanı olur (5.4.1940-12. 11.1941) İkinci Dünya Savaşı'nın en yoğun olduğu yıllarda bu bakanlığı başarıyla yürüten Arıkan, yine bir şanssızlıkla karşılaşır. Refah Vapuru 'nun Kıbrıs açıklarında batırılması (23. 6.1941) olayında bakanlığına bağlı üst düzey subay ve görevlilerin soruşturulmasında, soruşturmanın esenliği yönünden bakanlıktan ayrılır. Ah bugünkü bakanlar da böyle duyarlı olsalar, ne olurdu! Arkadan Berlin'e büyükelçi olarak atanır ve dolayısıyla milletvekilliğinden ayrılır ama, 1946'da yine milletvekili olur.

1923-1947 arasında 34 kez söz aldı; 15'i eğitim bakanı, II'i savunma bakanı ve 8'i de milletvekili olarak. Hep kısa konuştu. Ne olurdu bugünküler de söz ekonomisini uygulayabilseler.

Atatürk-İnönü döneminin bu parlak eğitim bakanından kız ve erkekleri ayırarak okutmaları istenince, ''...Bu bir devrim ilkesidir, yanıt vermeye bile değmez", sözlerini kullanmıştır. (26.5.1937)

 

(x) Rahmi Kumaş, CHP'nin soyağacı, İst. 1999, s.22

Hava Durumu
Anlık
Yarın
18° 28° 12°
Saat