Murat Kaymak

Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam92
Toplam Ziyaret393182

Eğitim-Öğretim Yanılgısı

Prof. Dr. Sinan BAYRAKTAROĞLU

Bugün Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu ile ilgili kanun ve mevzuatlarda, buna bağlı olarak eğitim kuruluşları ve üniversitelerin yönetmelik ve yönergelerinde, idari ve akademik yapılanmadaki birim adlarında (Eğitim-Öğretim Komisyonu, daire başkanı gibi), basında ve görsel medyada, Resmi Gazetede ve daha pek çok yerdeEğitim-Öğretim sözcüğü yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.

Oysa, alışagelinmiş bu klişe kullanım ve bunun taşıdığı anlamlılık, bilimsel olarak çağdaş eğitim anlayışı ve düşüncesiyle bağdaşması söz konusu olamayan bir yanılgıyı yansıtmaktadır.

Eğitim-öğretim kullanımı öğrenme iş-levini hiçe sayan, hatta öğrenim sürecinin ne olduğunu ve nasıl oluştuğunu dikkate almadan, sanki eğitim denilince sadeceöğretim işlevinin olması gerektiğini öngören sakıncalı bir kullanımdır.

Bugün bir yönetmelik veya yönerge hazırlamak veya resmi makamlara bir yazı yazmak gerektiğinde bunun yanlış bir kullanım olduğunu bildiğiniz halde eğitim-öğretim kavramını hukuki olarak kullanmak zorundasınız. Oysa, doğru bir kullanım olan öğretim ve öğrenim sözcüklerini kullanamıyorsunuz; kullanabilmeniz için yeni bir kanun gerekmektedir.

Bilineceği üzere, eğitim faaliyetinin biri öğretmek”, diğeri de öğrenmekolmak üzere birbirine içsel bağlantısı olan iki ayrı yönü vardır. Kısaca, eğitim = öğretim + öğrenimdir.

Her eğitimci, verimli olabilmek için, alan ne olursa olsun (fizik, matematik, tarih, sosyal bilimler, anadili eğitimi, yabancı dil vb.) ilgili alanın özelliğine göre, o alanın öğretimindeki özel pedagojik yöntem ve teknikleri, öğrencinin o alanı algılamasında uyarladığı öğrenim stratejilerine göre belirlemekten sorumludur.

Örneğin, anadil veya yabancı dil öğrenimi, kesintisiz olarak süreklilik gerektiren ve hatta yaşam boyu devam eden bir eğitim faaliyetidir. Öğretim, yabancı dil öğrenim sürecini, amacını, becerisini, hızını, etkinliğini, gelişimini yönetmektir. Öğretici, öğrenim yöntem ve araçlarını yöneten, yol gösteren, öğrenciye danışmanlık yapan, onun destekçisi olan, kısaca, öğrenciyi bilinçlendirerek ona bir yabancı dili nasılöğrenebileceğini öğretendir. Öğrenci ise yabancı dil öğrenim sürecinin sorumluluğunu bilinçli olarak bizzat üstlenen ve ilgili yabancı dili öğrenmeyi öğrenme uğraşısı içinde olan bireydir.

Bu bağlamda, sağlıklı bir öğretim faaliyeti, öğrenim işlevinin niteliği, oluşumu,süreci gibi özelliklerin ne ve nasıl olduklarını anlamadan yürütülemez. Aksi durumda,eğitim”, öğretici tarafından bilgi yüklemesi yapılan ezberciliğe dönüşür. Oysa çağdaş eğitimin temel amacı öğrencilere öğrenmeyi öğretmektir. Öğrenciye bilgi aktarmak yerine onun öğrenme sürecini yönlendirmek ve ona öğrenim becerilerini geliştirmesinde destek olmaktır. Ona kendi kendine öğrenebilmesini öğretmek ve yaşamı boyunca kendi kendini eğitebilecek düzeye hazırlamak, kısaca onuöğrenmeyi öğrenmekle bilinçli kılmaktır.

Konfüçyüsün her zaman her yerde sık sık kullanılan klasik sözünü anımsamakta fayda var: Birine bir balık verirsen onu ancak bir gün doyurabilirsin; ama ona balık tutmayı öğretirsen onu hayat boyu doyurursun. Anlaşılıyor ki, Konfüçyüs bir toplum için üretken ve yaratıcı bir insan gücünü yetiştirmenin yolunu asırlar önce göstermiş.

Böylece, “eğitim-öğretim kullanımı, eğitimin ancak öğretme yönüne ağırlık vermektedir. Öğrenme ise hiçe sayılmaktadır. Bu da, öğrencinin sınıfta öğretici karşısında dinamik ve katılımcı bir güç olarak yetişmesi yerine pasif bir dinleyici olması anlayışını vurgulamaktadır. Başka bir deyişle, eğitim faaliyetinin öğrenci merkezlibir yöntemle yürütülmesi değil öğretmen merkezli bir yöntemle yürütülmesi ifade edilmektedir.

Oysa, geleneksel olarak ezbere dayanan, kuru kuru bilgi yüklemesi yapan, kişiyi dar kalıplar içerisinde düşünmeye yönelten, yeteneklerin ve zihinsel gelişimin körelmesine neden olan eğitim-öğretim gibi çağdışı bir eğitim düşüncesi, yaratıcılığı değil, bugün Türkiyede olduğu gibi bilgi yükünü ölçen süzgeçlere dönüşmüş bir sınav düzenini oluşturur.

Sonuç olarak, deney, gözlem, sentez ve yorum yapabilen, akılcı, araştırıcı, üretici ve yaratıcı bireyleri yetiştirebilen bir eğitim kalitesini gerçekleştirmek için öncellikle eğitim-öğretim yerine öğretim-öğrenim düşüncesini benimsemek ve bunu kavram olarak her alanda kullanıma sokmak gerek.

10 Ocak 2010/Cumhuriyet
Hava Durumu
Anlık
Yarın
33° 35° 20°
Saat