Murat Kaymak

Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam43
Toplam Ziyaret393891

Üniversitelerde Türkçe ya da Suçlu Ayağa Kalk!

Yusuf Çotuksöken

Üniversitelerde ders veren öğretim elemanlarının, aydınların ve yazarların ortak görüşü şu: “Üniversite öğrencilerinin Türkçe kullanımlarında ciddi sorunlar var.” Gerçekten de öyle. Ancak belli bir yüzde ile söylemem gerekiyorsa, üniversite öğrencilerinin sadece yüzde 30 ya da 40’ında bu sorunlar oldukça ciddi boyutlarda.

Öğrencilerimizin yazılı ve sözlü anlatımlarında görülen kimi yanlışlar ile bilgi eksiklikleri nedeniyle 1980’den sonra üniversite ders izlencelerine Türk Dili dersleri (önce 4 yıldı, sonra iki yıla indirildi, şimdi bir yıl) konuldu. Ne yazık ki, bu ders, özellikle izlencede dilbilgisi öğretimine ağırlık verilmesi, kimi öğretim elemanları ile öğrencilerin dersi yeterince önemsememeleri, kimi üniversite yöneticilerinin dersi ciddiye almamaları, günün son saatlerinde bu derse yer vermeleri gibi nedenlerle kendisinden beklenilen işlevi göremiyor.

Üniversite öğrencilerinin Türkçe kullanımındaki ciddi sorunların sorumluluğunu tümüyle öğrenciler ile ilk ve ortaöğretim kurumlarına (özellikle de Türkçe ve Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerine) yüklemek haksızlık olur. Peki, üniversitelerin hiç mi sorumluluğu yok?

Bilindiği gibi, Türk Dili dersleri; üniversitelere, öğrencilerin sözlü ve yazılı anlatımdaki kimi sorunlarını çözmek, kimi gereksinmelerini karşılamak, yani kimi eksik ve yanlış bilgileri onarmak, becerilerini uygulamada göstermelerine olanak sağlamak amacıyla konuldu. Bu süreçte yaşanan sorunları kaynakları arasında; öğrencilerin yeterli okuma alışkanlıkları edinememeleri, Türkçe dil ve yazım bilgilerinden yoksun olmaları, çet Türkçesinin bunda olumsuz etkileri bulunması, sınıf karşısında hazırladığı bir projeyi sunabilecek medeni cesareti olmaması vb özellikle anılabilir. Bu sorunlar üniversitede de tam anlamıyla çözülemiyor…

 

“İYİLER” VE “KÖTÜLER”

Öğrencilerin Türkçe kullanımlarındaki başarısızlıklarının sorumluluğu, kimi öğretim üyelerine göre, üniversitelerde işlendirilen Türkçe öğretim görevlilerinindir. Onlara göre, “Türkçe öğretim elemanları, öğrencilerine, bırakınız bir makale yazmayı, dilekçe yazmayı bile öğretemiyorlar; öğrenciler, o denli pısırık ve sinik ki, derslerde bırakınız tartışma yapmayı, soru sormayı bile bilmiyorlar; okudukları bilgilendirici bir metni nasıl çözümleyeceklerini bilemiyorlar; artık konuştukları gibi yazmakta, yazdıkları gibi konuşmaktadırlar (daha doğrusu hiç konuşamamaktadırlar)…”

Bunun faturasının sadece öğrencilere ve bu dersi veren öğretim elemanlarına çıkarılması çok yanlıştır. Acaba eğitim dili Türkçe olan üniversitelerdeki diğer öğretim elemanlarının, öğrencilerin Türkçe kullanımlarındaki ciddi sorunlar yaşamalarında hiç mi payı yok?

Yakından tanıdığım kimi öğretim elemanlarının Türkçeleri çok yetkin; edebiyat alanında benden daha iyi okuyanlar var aralarında; deneme, öykü, roman, şiir, oyun yazanların sayısı hiç de az değil; kimi bilimsel yazılarından bile deneme tadını devşirdiğim oluyor; bunlar konuşurlarken sanki ağızlarından bal akmaktadır, öğrencileri onları dinlerken kendilerinden geçmekte, sonraki dersi sanki iple çekmektedirler…

Ama bir öbek öğretim elemanı da var ki, bunlar, kendi alanı dışında hiçbir kültür ve sanat dalıyla ilgilenmemekte, ders verme yöntem ve tekniklerinden habersiz olduğu izlenimini vermekte, sözlü ders anlatımlarındaki tatsızlık/verimsizlik (ses tonu kötü, sözvarlığı dar, anlatımı kuru; sözcükleri yanlış söylüyor, ağız özellikleri ağır basıyor, konuşurken araya reklam alır gibi süre koyuyor, bir tümce içinde birkaç kez “ııı” sesi çıkarıyor, vd) yanında, yazı ve kitaplarında da istemediğiniz kadar bol Türkçe yanlışı göze çarpmaktadır.

Bunlar arasından, konuştuğum birkaçının yanıtı çok ilginçti: Biri diyordu ki, “Ben, bir edebiyatçı, dilci gibi Türkçe bilmiyorum, bilmem de gerekmiyor; Türkçeyi güzel, yetkin kullanmak gibi bir amacım da, kaygım da yok; ben bilim yapıyorum.” Ardından topu Türkçe öğretmenlerine atanlar da çıkıyor:

“… yazı ve kitaplarımdaki Türkçe yanlışlarını da Türkçe öğretmenleri düzeltsin. İşleri ne ki …”

Bir başka önemli nokta da şu: Türkçe kültürünü ve kullanımını beceri olarak kazandırmaya çalışan Türkçe dersleri dışında, öğrencilerin sözlü ve yazılı anlatımlarında Türkçenin kurallı ve özenli kullanımının önemli olduğunu, ölçme ve değerlendirmenin bunun da göz önüne alınacağını söyleyen kaç öğretim elemanı var? Tanıdıklarımın önemli bir bölümü bunu bir kaygı konusu bile yapmıyorlar.

 

DİL ÖZENİ ŞART

Ünlü dilcilerimizden Ömer Asım Aksoy’un şu sözü hepimiz için tartışmasız doğrulardan olmalıdır: “Aydınlar, bilim adamları her şeyden önce dilini doğru ve özenli kullanmakla yükümlüdür.” Kanımca bu doğru ama eksik bir önermedir; bence, her aydın, bilim, kültür, sanat adamı; sadece Türkçeyi doğru ve özenli kullanmakla yetinmemeli, Türkçenin doğru ve özenli kullanılması konusunda da uyarıcı ve yol gösterici olmalıdır.

Sözümü şöyle bağlamak istiyorum: Türkiye’de üniversitelerde genel olarak Türkçe eğitim yapılıyor. (İngilizce eğitim yapan üniversitelerin durumunu bilenlerimiz biliyor…). Kendi Türkçesine güvenmeyen, derslerinde ve bilimsel/kültürel/sanatsal etkinliklerinde (yazı, kitap vd) Türkçeyi doğru (kurallı) ve özenli kullanma konusunda çaba harcamayan, öğrencilerinin çalışmalarındaki Türkçe kullanımını önemsemeyen, bu nedenle de ölçme-değerlendirmede dil kullanımını dikkate almayan öğretim elemanlarının, öğrencilerin Türkçe kullanımındaki sorunlarından yakınmaları ve bu vesileyle Türkçe öğretim elemanlarını hedef almaları ne sağduyuyla ne de bilim etiğiyle bağdaşmaktadır…

Ünlü deneme yazarımız Nermi Uygur’un söylediği gibi “Neyi yazarsan yaz, neyi söylersen söyle dili yazar, dili söylersin.” Sadece bu söz bile, bize nelerin yapılması gerektiğini anlatmıyor mu?

Hava Durumu
Anlık
Yarın
18° 28° 12°
Saat