Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam254
Toplam Ziyaret408018

Murat Kaymak

Prof. Dr. İsa Eşme:Kamuoyu Oynanan Oyunun Farkında

Eski YÖK Başkanvekili Prof. Dr. İsa Eşme, YÖK’ün katsayı uygulaması ‘açılımını’ yorumladı

YÖK yönetimi bir proje geliştirerek 2007’de bunu strateji raporunda ayrıntılı olarak açıkladı. Şimdiki YÖK yönetimi çözümü katsayılarda değil bu akademik raporlarda aramalıdır.

YÖK Başkanı konuyu Üniversitelerarası Kurul Başkanı ya da rektörlerle görüşse bu normal. Ancak kurumun özerkliği açısından tam da karar sürecinde Başbakan’la görüşülmesi haklı olarak yadırganıyor.

SÖYLEŞİ

LEYLA TAVŞANOĞLU

YÖK’ün; Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararına rağmen katsayı uygulamasında ısrar etmesi gündemin en üst sıralarına oturdu. Konuyu eski YÖK Başkanvekili Prof. Dr. İsa Eşme’yle ayrıntısıyla konuştuk. Bakın Eşme neler anlatıyor:

- Katsayı yine gündemin ilk sıralarında. Katsayı uygulaması nedir? Böyle bir uygulamaya neden ihtiyaç duyuldu?

İSA EŞME - Ülkemizde yükseköğretime girişte uygulanan merkezi sınav sistemi, 1974’te başladı. Uygulamada bazı sorunlarla karşılaşıldıkça, o tarihten bu yana, sınavla ilgili bazı değişiklikler oldu. Bu kapsamda, 1999’da farklı katsayı uygulaması getirildi. Katsayı uygulaması, ortaöğretim başarı puanının, 0.8 ve 0.3 gibi sayılarla çarpılıp ÖSS ham puanına eklenmesi anlamındadır. Uygulama, alan içi tercihler için öğrenciye avantaj kazandırıyor. 8 yıllık temel eğitim gibi bu uygulamayı da 28 Şubat süreci ile ilişkilendirenler var. Ben bugüne kadar bunu doğrulayan bilgi ve belgeye rastlamadım. Bence farklı katsayı uygulamasının amacı, ortaöğretimde farklı kulvarlar açmak ve adayların üniversiteye daha donanımlı gelmelerini sağlamak.

- Katsayı uygulaması mesleki eğitimi çökertti deniliyor. Bu tespit doğru mu?

- Bu sorunun yanıtı, “mesleki eğitimi geliştirmekten” neyi anladığınıza bağlı. Mesleki eğitimi geliştirmekten amaç, meslek lisesi mezunlarını, genel liselerle sınav yarışına sokarak daha çok meslek liseliyi akademik eğitim yapan lisans eğitimine yönlendirmek mi? Elbette değil. Böyle bir politika mesleki eğitimi bilmemek demektir. Katsayı uygulaması öncesi meslek liselerinin lisans programlarına girme oranları yüzde 5-6 iken sonrasında bu oran yüzde 3’lere kadar geriledi. Bu gelişme karşısında, ortaöğretim kademesinde mesleki eğitimi cazip hale getirmek için 2001’de, meslek yüksekokullarına sınavsız geçiş uygulaması getirildi. Bu kararla, meslek lisesi çıkışlıların örgün yükseköğretim programlarına yerleşme oranları iki kat artarak genel liselerin de üzerine çıktı. Ayrıca, meslek yüksekokulunu başarı ile bitirenlere, belli kontenjan dahilinde dikey geçiş hakkı tanınarak dört yıllık lisans programlarına devam hakkı tanındı. Şu anda bu haktan yararlananların sayısı 8 bin civarında. Meslek liselilere tanınan üçüncü avantaj, kendi alanlarının devamı niteliğindeki lisans programlarına geçişte ek puan imkânı oldu. Tüm bu avantajlar birlikte değerlendirildiğinde uygulamanın mesleki eğitime zarar verdiği söylenemez.

Liselere alternatif başka bir eğitim kulvarı

- Sınavsız geçişin başarısız olduğu görüşü öne sürülüyor?

- Sınavsız geçiş, meslek lisesi mezunlarını alanlarının devamı niteliğindeki meslek yüksekokullarına yönlendirme açısından başarılı olmuştur. Böylece uygulamalı eğitim yapan öğrenciler sınav hazırlığı kaygısından kurtulmuştur. Ancak, bu uygulamanın öğrenci niteliğinde düşüşe yol açtığı tespiti doğrudur. Özellikle ilk yıllarda dört işlemi bile bilmeyenler MYO’lara geçiyor diye sistem eleştirildi. Burada kim eleştirilmeli? Dört işlemi bile bilmeyenlere lise diploması nasıl verildi, bunun sorumlusu kim? Önce bunun sorgulanması gerekir. Bu durum Milli Eğitim Bakanlığı’nın, sınavsız geçişin yol açacağı olumsuzlukları giderecek önlemleri almamasından kaynaklanmıştır. Sınavsız geçiş uygulaması, lise bitirme sınavı ile birlikte başlatılsaydı model daha başarılı olurdu.

- Katsayı denilince imam hatipler öne çıkıyor. Bu ilişki nereden kaynaklanıyor?

- Katsayı uygulamasının, meslek liselerinden çok, imam hatip liselerinin alanları dışındaki programlara yerleşmesini etkilediği doğrudur. Bu uygulama ile imam hatip lisesi çıkışlıların hukuk, siyasal ve eğitim fakültelerine girme oranları azaldı. Örneğin 1998’de ilahiyat fakültelerine giren imam hatip mezunu sayısı 1.420 iken eğitim fakültelerine girenlerin sayısı bunun iki katından fazlaydı. Bu sayı 1999’da üç yüze kadar indi. Hukuk ve siyasal gibi fakültelerde de böyle oldu.Yani imam hatip lisesi mezunları katsayı uygulaması ile daha çok kendi alanlarının devamı olan ilahiyat programlarına yerleşmeye başladılar. Böylece bu okullar bir bakıma asıl işlevlerine döndürülmüş oldu. Bu durum, imam hatip liselerine olan ilgiyi azalttı. 1998’den 2002’ye gelindiğinde öğrenci sayıları 193 binden 65 bine kadar düştü. Bu liselere kaydolan öğrenci sayısı da 70 binlerden 20 binlere kadar indi. Bu durum, imam hatip liselerinin güçlenmesini ve yaygınlaşmasını isteyenleri rahatsız etti. Katsayı uygulaması, “meslek liselerinin adı öne çıkarılarak” aynı grup tarafından şiddetle eleştirildi, gündemde tutuldu. Bütün bu çabaların ardında, ortaöğretimde, liselere alternatif başka bir eğitim kulvarı oluşturma çabaları var. Böyle bir politika, gerçekte imam hatiplere de zarar veriyor. Siz, katsayı engeli ortadan kalktı diyerek yüz binlerce öğrenciyi bu liselere yönlendireceksiniz. Bunların onda biri, bilemediniz yirmide biri üniversiteye girecek. Peki diğerleri ne olacak? Bu kitleyi mesleki eğitime yönlendirmek daha doğru değil mi? İmam hatiplerin sayısını azaltarak, din eğitiminde niteliği arttırmak daha doğru değil mi?

İmam hatipleri kollama çabası

- YÖK’ün katsayı düzenlemesindeki ısrarı sizce ne anlama geliyor?

- YÖK, 2009-2010’da uygulanmak üzere yeni bir giriş sistemi üzerinde çalıştı. Benimsenen sistem kısmen, önceki yönetim zamanında hazırlanan Strateji Raporu’nda açıklanana benziyordu. 21 Temmuz 2009 tarihli YÖK Genel Kurulu’nda, sınav sistemi kararına katsayı eşitliği de eklendi. Bu karar bizleri çok şaşırttı. Çünkü katsayı eşitliği kararı, yeni sistemin özü ile tamamen çelişiyordu. Madem ki katsayı eşitliği getirilecekti, o zaman oldukça zahmetli olan yeni bir sınav sistemine neden geçildi?

Bu ısrar nereden kaynaklandı ve ne anlama geliyor? Elimizde somut bir bilgi yok. Özellikle iktidar partisi kanadının ve bazı sivil toplum örgütlerinin imam hatip konusundaki çabaları kamuoyu tarafından biliniyor. Bu kesim, meslek liselerinin adını kullanarak, imam hatiplerin sistem mağduru olduğunu hep dile getiriyor. Talep edilen, imam hatiplerin kendi alanları dışında, hukuk, siyasal ve öğretmenlik programlarına geçişini kolaylaştırmak. Katsayı ısrarının bu tespitle ilişkili olduğunu artık herkes biliyor.

- Katsayı eşitliği mesleki eğitime avantaj sağlar mı?

- Kamuoyunun ÖSS olarak adlandırdığı yükseköğretime giriş sınavı, ilk ve ortaöğretimde kazanılan temel becerileri ve lisede kazanılan akademik bilgi düzeyini ölçüyor. Çoktan seçmeli test şeklinde uygulanan bu sınavda, meslek liselerinde kazanılan becerileri ölçmek olanaksız. Bir meslek liseli torna tesfiye konusunda belki üstün yetenekli, bir başkası, elektronik devrelerin montajında çok uzman biri. Ancak öğrenci, bu becerilerinden değil, lisede öğretilen kuramsal bilgilerden sınava giriyor. Bu nedenle, geçmiş yılların ÖSYS sonuçlarına bakıldığında meslek lisesi çıkışlıların sınav başarılarının genel liselere göre düşük olduğu görülür. Kimya meslek lisesini bitiren neden kimya mühendisliğine gidemiyor deniliyor. Kimya meslek lisesi öğrencilerinin çözebildikleri kimya sorusu ortalamasının 1 sorunun altında olduğu, bir gerçek olarak önümüzdedir. Aynı durum, motor, inşaat ve sağlık meslek liseleri için de geçerli. Hemen belirteyim ki, bu sonuçlar nedeniyle öğrencileri başarısız olarak değerlendiremeyiz. Meslek liselerinin kuruluş amacı, akademik eğitim yapan lisans programlarına öğrenci hazırlamak olmadığına göre bu sonuçları yadırgamamak gerekir. Dolayısıyla meslek lisesi çıkışlıların lisans programlarına geçişteki engelin katsayı olduğunu söylemek dayanaksızdır. Bu yıl uygulanacak iki aşamalı sınav sisteminde, birinci aşamadaki sınavla girilecek programlar, mesleki eğitimin devamı niteliğinde.

Meslek lisesi çıkışlılar için bu alanda sorun yok. Ancak mühendislik, mimarlık, tıp gibi alanlara girişte, sınavın ikinci aşamasında alınacak puanlar belirleyici olacak. İkinci aşamada soruların yüzde altmışı lise 2 ve sonrasındaki müfredata dayalı. Bu şu anlama geliyor. Mühendislik, tıp gibi alanlarda, meslek liselinin 40 sorudan aldığı puanla genel liselinin 100 sorudan aldığı puan terazide tartılıp puan sıralaması yapılacak. Alınacak sonucu tahmin etmek için uzman olmaya gerek var mı? Bu koşullarda, katsayı eşitliği ile meslek liselinin önünün açıldığının söylenmesi tam bir aldatmaca.

Meslek liseleri amacından saptırılıyor

- Danıştay kararı yalnız katsayı ile mi ilgili?

- Danıştay YÖK’ün üniversiteye giriş sistemi ile ilgili üç kararını durdurdu. Bunlardan biri katsayı ile ilgili. YÖK, meslek liselerine kendi alanlarındaki programlara girişte verilen ek puan katsayısını düşürmüştü. İptal edilen kararlardan ikincisi bu.

Danıştay tarafından yürütmesi durdurulan 5. Madde, meslek liselerinin eğitimlerinin devamı olan alanlara, genel lise çıkışlıların da girmesini öngörüyordu. Genel liselerle yarışa sokulduğunda avantaj genel liselerde olacağından meslek liseleri, bu madde nedeniyle mevcut haklarını da kaybetmiş olacaktı. Danıştay, kararın gerekçesinde bunu açıkça ortaya koyuyor. Katsayı eşitliği ile meslek liselerine verildiği öne sürülen imkândan daha fazlası 5. Madde ile onların elinden alınmış oluyordu. Sanıyorum bu, gözden kaçan bir husustu ve Danıştay bunu ortaya çıkardı.

- Meslek lisesi çıkışlıları akademik eğitim yapan fakültelere yönlendirmek uygun bir eğitim politikası mı?

- Bence değil. Mesleki eğitimi geliştirmek için yapılacak öncelikli iş, meslek liselerini ve meslek yüksekokullarını nitelikli ara eleman yetiştirecek şekilde donatmak. Buralara ayrılan kaynağın yüzde 80’den fazlasının personel ücretlerine gittiğini biliyoruz. Gerek meslek liseleri gerekse MYO’larının önemli bir bölümü ya donanımsız ya da teknolojik yönden demode araç gerece sahip. Bugün iş dünyası, iyi yetişmiş nitelikli ara eleman istiyor, mühendise ihtiyacım yok diyor. Mühendislik fakültelerini bitirenlerin iş ararken üniversite diplomalarını sakladıkları, lise diplomasıyla iş aradıkları biliniyor. Türkiye’nin bu gerçeğine, iş dünyasının bu taleplerine rağmen meslek liseliler neden istihdamı az olan fakültelere yönlendirilsin? İşin bir de finans boyutu var.

Türkiye’de ortaöğretimde öğrenci başına eğitim giderlerine bakalım. 2006 yılı rakamlarına göre öğrenci başına maliyet, genel eğitimde 1259 TL, mesleki eğitimde 2208 TL, yani bire-iki durumda. Daha büyük kaynak ayırarak meslek kazandırılan öğrenciyi, akademik eğitim yapan dallara yöneltmek büyük bir savurganlık değil mi?

Konu istismar edilmesin

- Meslek lisesi çıkışlıların bu sistemden şikâyetçi olduğu da bir gerçek. Onlar için başka bir çözüm bulunamaz mı?

- Tespitiniz doğru. Tüm bu bilinenlerin yanında, meslek lisesi çıkışlıların bu sistemden şikâyetçi olduğu görmezlikten gelinemez. Meslek liselerinde okuyup akademik başarısı üstün olan öğrenciler de var. Onlar bu okullara kendi rızaları dışında gelmişler ya da kendilerini daha sonra keşfetmişler. Bu tür öğrenciler, bugünkü sistemde dikey geçişle lisans programlarına kaydırılıyor, ancak daha farklı çözümler de düşünülebilir. Çünkü öğrenci üniversiteye girişte kendisini farklı yerde görmek istiyor. Ferdi başarısı yüksek olan gençlerin kendi alanlarına yakın fakülte ve programlara geçişi için bazı kanallar açılabilir. Sayı az da olsa bu yapılmalıdır. Çünkü her öğrenci bizim için bir değerdir. Onların, küstürülmemesi, tam tersine sahiplenilmesi gerekir. Böylelikle konunun bazı kesimlerce istismarı da önlenmiş olur. Bu anlamda uygulanabilecek en kolay çözüm, meslek liselilere, dikey geçiş yapabildiği lisans programları için yüksek katsayı uygulanmasıdır. Bir başka çözüm, elektrik mühendisliği, mimarlık, iletişim fakülteleri gibi uygulama ağırlıklı programlara meslek lisesi çıkışlılar için ayrı kontenjan verilebilir. Yıldız Teknik Üniversitesinin çekirdeği olan okulun 1960lı yıllardaki uygulaması buna güzel bir örnektir. Daha doğru olanı, konuya ortaöğretimin bütünlüğü içinde köklü çözüm bulmaktır. Benim de içinde yer aldığım YÖK Yönetimi 2005te bu konuda geniş bir çalışma başlattı, bir proje geliştirdi. Bu proje, 2007 başında Strateji Raporunda ayrıntılı olarak açıklandı. Projenin pilot bir uygulaması, Temmuz 2007de Milli Eğitim Bakanlığına sunuldu. Bakanlık buna kayıtsız kaldı. Strateji raporu, hazırlayan kişilere ait değil, kuruma aittir. Dolayısıyla şimdiki yönetim çözümü katsayılarda değil bu akademik raporlarda aramalıdır.

Katsayı eşitliği genel liseliler için mağduriyet zemini olacak

- Katsayı eşitliği, halihazırdaki durumda klasik liselerde okuyanların kazanılmış haklarını elinden almıyor mu?

- Kazanılmış hakkın elinden alındığını söylemek biraz abartılı olur; ancak katsayı eşitliği kararının genel liseler için bir mağduriyete zemin hazırladığı söylenebilir. Mağduriyet şuradan kaynaklanıyor: Üniversite giriş sınavında sayısal alandakiler sözel alandakilere göre her zaman daha şanslıdır. Geçmiş sınavlar bunu açıkça göstermektedir. Katsayı eşitliği ile herkes her alanda tercih yapabileceğinden bu durum, sözel alandakilerin şansını azaltacaktır. Daha da önemlisi, öğrenciler dört yıl önce lisedeki alanlarını seçtiler. Kendilerini ona göre hazırladılar. Yarışacakları rakipleri belliyken, sınava hazırlık aşamasında her şey değişti. Her yüz klasik lise öğrencisinin ancak yirmisi üniversiteye girebiliyor. Şansları zaten az. Şimdi şansları daha da azalıyor. Dolayısıyla katsayı eşitliği, klasik lise mezunlarının kazanılmış haklarını elinden almasa bile paylaşılmasına yol açıyor.

- Danıştay, bu uygulamayı durduran karar aldı. Ancak YÖK başkanı Yusuf Ziya Özcan, Başbakanı ziyaret ederek konuyu ayrıntısıyla görüştü. Daha sonra da iptal edilen sisteme yakın yeni bir sistem oluşturduklarını söyledi. Yani YÖK artık Danıştayı yok mu sayıyor? Türkiye nasıl bir hukuk devleti olma yolunda ilerliyor?

- Ben hukukçu değilim. Dolayısıyla konuyu hukuki açıdan değerlendiremem. Ancak yargı kararına uyulma zorunluluğunu bilmek için hukukçu olmaya da gerek yok. Beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz, ortada bir yargı kararı var. Savunmanızı yaparsınız ama bu karara da uymak zorundasınız. Buna yakın bir olay bizim dönemimizde de yaşanmıştı. 2005’te sınav sisteminde bir değişiklik yapılmıştı. Bu kapsamda, öğretmen liselerine verilen ek puan katsayısı düşürülmüştü. Çünkü ek puan katsayısı çok abartılı olduğundan lise çıkışlı ÖSS birincileri, bazı öğretmenlik programlarına giremezken, 5-6 soru daha az yapan öğretmen lisesi çıkışlılar girebiliyordu. Bir öğrenci velisinin başvurusuyla yargı, YÖKün bu kararını önce durdurdu, sonra iptal etti. Alternatif çözüm adı altında başka formüllerle kararı etkisizleştirme yoluna gidilmedi. Şimdi YÖKün alternatif sistemi nedir bilmiyorum. Ama yargı kararını etkisizleştirecek bir yol yargıdan yeniden dönebilir. Bu da yaşanan kargaşayı arttırır, konuyu kangren haline getirir. Şu anda sınava hazırlanan bir milyonun üzerinde öğrenci var. Aileleri ile birlikte 3-4 milyon insan zaten tedirgin durumda. Onları yeni bir beklentiye sokmamak gerekir.

DANIŞTAY KARARINA YASA YOLUYLA BY-PASS

- Bir de, Başbakan Erdoğan hukukçu ya da eğitimci mi ki YÖK Başkanı bu tür konuları ona danışıyor?

- YÖK, önemli bir anayasal kuruluş. YÖK Başkanı da bu kurulun başı. Başkanın, yükseköğretimin sorunlarıyla ilgili devletin üst kademe yöneticileriyle görüşmesini kimse yadırgamaz. Ancak burada farklı bir durum var. Katsayı konusu, özerk bir kurum olan YÖKün görev alanında. YÖK Başkanı, konuyu Üniversitelerarası Kurul Başkanı ile ya da rektörlerle görüşse bu normal. Ancak kurumun özerkliği açısından, tam da karar sürecinde Başbakanla görüşülmesi, haklı olarak yadırganıyor.

- Bakan Nimet Çubukçunun isteği doğrultusunda YÖK yasasının 45. maddesi değiştirilirse ne olur?

- Bakanın bu tavrının, yargı kararına duyduğu tepkiden kaynaklandığı anlaşılıyor. 2547 Sayılı Kanunun 45. Maddesi, yükseköğretime girişle ilgili esasları belirliyor. Yasa, meslek lisesi çıkışlılar için ek puanı ve katsayıyı öngörüyor. Belli ki, Danıştay kararı, yasa yoluyla etkisizleştirilmek isteniyor. Meclisten böyle bir karar çıkar mı bilmiyorum.. Kararın çıkması, katsayı eşitliğinin yasa ile sağlanması demektir. Bu süreç, ortaöğretimde meslek liselerini hızla genel liselere dönüştürür. Liselerde alan türü diye bir şey kalmaz. Sonuçta lise yerine 12 yıllık ilköğretim yapılanması ile karşı karşıya geliriz. Bu durum eğitimde giderilmesi güç yaralar açar.

- Başbakan Danıştayın kararınıideolojik bulduğunu söyledi. İyi de, kendisi de ideolojisine uygun kararlar alıp davranmıyor mu?

- Danıştay Başkanı buna gerekli cevabı verdi. Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Sayın Baykal da bu konuda bir açıklama yaptı. Esasen kamuoyu da olup bitenlerin perde arkasını gayet iyi değerlendiriyor.

PORTRE

Prof. Dr. İSA EŞME

1970’te Çapa Yüksek Öğretmen Okulunu bitirdikten sonra yedi yıl öğretmenlik yaptı. 1977’de üniversiteye geçti. Katıhal fiziği alanında, 1983 yılında doktor, 1989 yılında doçent, 1995 yılında profesör unvanlarını aldı. 1983 yılından beri çalıştığı Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesinden Ağustos 2000de ayrıldı ve Maltepe Üniversitesine geçti. Burada Eğitim Fakültesi Kurucu Dekanı olarak görev yaptı. Mart 2005te YÖK üyeliğine, Ağustos 2005te YÖK Başkanvekilliğine atandı. Bu görevden Şubat 2008de ayrıldı. Halen Maltepe Üniversitesinde öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Katıhal fiziği, fen eğitimi ve eğitimin güncel sorunlarıyla ilgili yayınları bulunuyor.

 

Cumhuriyet 13.12.2009

Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° 0°
Saat