Murat Kaymak

Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam43
Toplam Ziyaret393891

Türkiye'de Felsefe Eğitimi: Ne Yapmalı?

Cumhuriyet Bilim Teknik 07.08.2004

"Her kişi, her yerde, olabilecek her durumda, her biçimde felsefeyle özgürce uğraşma hakkına sahip olmalı; Felsefe öğretimi, yapıldığı yerlerde devam etmeli ve yaygınlaştırılmalı, yapılmadığı yerlerde de başlatılmalı ve bu öğretime açık olarak 'felsefe' adı verilmeli".

T ürkiye Felsefe Kurumu, kuruluşunun 30. yılı etkinlikleri kapsamında, 29 Haziran-1 Temmuz 2004 tarihlerinde, Ankara'da MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı işbirliğiyle, "Türkiye'de Felsefe Eğitimi" sempozyumunu düzenledi.

Sempozyumda incelenen konuları ve katılımcıları şöyle sıralayabiliriz:

1. Oturum: İlköğretimde Felsefe Eğitimi: Ziya Selçuk, Nuran Direk,Hasan Gürpınar, Şükran Ateşoğulları, Yıldız Aybars, Mehmet Ali Dombaycı, Güneş Yetiş.

2. Oturum: Ortaöğretimde Felsefe Eğitimi: Kurtuluş Dinçer, Tüten Anğ, Serap Parmaksızoğlu, Abdulvahap Özpolat, Yücel Kayıran, Gülşen Öz, M.Salim Şirin.

3. Oturum: İlk ve Ortaöğretimde İnsan Hakları Eğitimi: Ioanna Kuçuradi, Aysel Göçer, Nermin Yavlal-Gedik, Zübeyir Yılmaz, Recep Tezgel.

4. Oturum: Felsefe Eğitiminde bir Uygulama Örneği : Nuran Direk.

5. Oturum: Üniversitelerde Felsefe Eğitimi (Felsefe Bölümlerinde, Lisans) İoanna Kuçuradi, Betül Çotuksöken, Sara Çelik, Şafak Ural, Abdülkadir Çüçen.

6. Oturum: Üniversitelerde Felsefe Eğitimi (Felsefe Bölümlerinde, Yüksek Lisans ve Doktora) Pınar Canevi, Ahmet Arslan, Harun Tepe, Sabri Büyükdüvenci.

7. Oturum: Üniversitelerin Diğer Fakülte ve Bölümlerinde Felsefe Eğitimi: İsmail Demirdöven, Hülya Yetişken, Kubilay Aysevener, Halil Turan.

8. Oturum: Üniversitelerde Felsefe Bölümleri Dışında Felsefe Eğitimi: Adnan Güriz, Mustafa Günay, Zeki Özcan, Yasin Ceylan, Haluk Erdem,Talip Karakaya, Zekiye Kutlusoy, Gülriz Özkök, Tevfik Özcan.

Bu sempozyumun daha öncekilerden önemli bir farklılığı, bakanlık temsilcilerinin ve lise öğretmenlerinin de katılmış olmasıdır. YÖK'ten oturum başkanı olarak İlhan Tekeli'yle karşılaşma imkanı oldu. Sosyal bilimlerin felsefeyle daha yakın işbirliği yapmalarının gerekli olduğunu vurgulayan Tekeli, günümüzde sosyal bilimlerde artık çok paradigmalı bir durum olduğunu ve sosyal bilimlerde bilim felsefesine duyulan ihtiyacın arttığını söyledi.

Tekeli'nin felsefeyi destekleyen yaklaşımını diğer fen ve sosyal bilimcilerin de göstermesini ve felsefe derslerine pekçok bölümün programlarında yer verilmesini bekliyoruz. Çünkü felsefeden yoksun bir eğitim-öğretim programının (ister ilk ve orta öğretim isterse yüksek öğretim alanında olsun) ortaya koyduğu amaçlara uygun insan yetiştirmesi mümkün görünmemektedir. Bu nedenle eğitim-öğretim programlarında felsefeye, felsefe derslerine daha fazla yer açma düşüncesini ve bunu gerçekleştirmeye yönelik girişimleri desteklemek gereklidir.

Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Ziya Selçuk da açış konuşmasında, eğitimin demokrasiye duyarlı olması gerektiğini, ancak eğitim sistemimizde katı pozitivizmin etkisinin sürdüğünü, doğrusal (lineer) düşünmenin eğitim sisteminin temelini oluşturduğunu belirtti. Selçuk, felsefecilerin demokrasi ve yurttaşlık eğitimi konusunda, müfredata yönelik öneriler sunmaları, felsefe eğitiminin yeniden düzenlenmesi ve geliştirilmesi konusunda etkin olmaları gerektiğini belirtti.

 

FELSEFE KULÜPLERİ

Son yıllardaki etkinliklere baktığımızda, özellikle İstanbul ve İzmir gibi kentler başta olmak üzere, lise felsefe öğretmenlerinin ve öğrencilerinin "felsefe kulübü" kapsamında çok yararlı ve önemli çalışmalarına tanık oluyoruz. Felsefeyle tanışan gençlerimizin uluslar arası felsefe olimpiyatlarında aldıkları dereceler de bunu göstermektedir.

Bu konuda özellikle "Çocuklar için Felsefe" konusundaki çalışmaların ülkemizdeki öncüsü ve aynı adlı birimin başkanı olan Nuran Direk ve diğer felsefe öğretmenlerinin çalışmalarını takdir etmek yerinde olur. İlk günün "Felsefe Eğitiminde Bir Uygulama Örneği" başlıklı son oturumunda izlediğimiz çocuklar, küçüklerin de felsefe yapabileceklerini, felsefe soruları sorabileceklerini çok güzel biçimde gösterdiler.

Bu bağlamda Talim ve Terbiye Başkanlığının da ilköğretimin 6. sınıfından itibaren "Çocuklar için Felsefe" ya da başka bir adla, felsefeye ilköğretim düzeyinde de yer vermeyi sağlayacak çalışmalara yönelmesi oldukça olumlu bir gelişmedir.

Önümüzdeki yıllarda 7-8. sınıflarda da felsefe derslerine yer verilmesi ve ayrıca felsefi içeriğin ve düşünme tarzının başka dersler kapsamında da uygun bir biçimde yer verilmesi yararlı olacaktır. Belki böylece öğrencinin bağlantılı düşünebilmesi, bir konudaki bilgileriyle diğer konulardaki bilgilerini bütünleştirebilmesi ve pratik yaşamda kullanabilmesi mümkün olabilir.

 

DERSLERİ FELSEFECİLER VERMELİ

Ancak ilköğretim programına konulacak felsefe derslerini, yine felsefe öğretmenlerinin vermesi uygun olur. Bu husus çok önemlidir. Çünkü felsefenin gerektirdiği bilgi, düşünce ve yaklaşım bakımından yeterli donanıma sahip olmayan öğreticilerin çocuklara felsefeyi sevdirmesi, onları felsefe sorularıyla ilgilenmeye yöneltmesi oldukça zor görünmektedir. Konulacak derslerle birlikte ilköğretim kademesine felsefe öğretmenlerinin atanmasıyla birlikte, "Vatandaşlık ve İnsan Hakları" gibi dersleri de bu öğretmenler sürdürebilir.

İlköğretimde felsefeye yer verilmesi hem ülkemizde felsefenin gelişimine hizmet edecek hem de eğitim sürecinden geçen kişilerin daha nitelikli bireyler olmalarına imkan verebilecektir. Aydınlanmış bir toplum olmanın yolu aydınlanmış bireyler yetiştirmekten geçmektedir. Hiç şüphesiz felsefenin bireyi ve toplumu aydınlatmada, yaşamın ve kültürün aydınlanmasında vazgeçilmez bir rolü söz vardır. Ama ne yazık ki bugüne kadar felsefe, gerek eğitim sisteminde gerekse toplumsal yaşamda hak ettiği yeri alabilmiş değildir. Elbette bu durumun pekçok nedeni sayılabilir.

Bilindiği gibi ülkemizde felsefe dersi, lise son sınıfta okutulmaktadır. Öğrencilerin üniversite sınavı kaygısıyla yüklü oldukları/bunaldıkları, testlerle uğraştıkları, okullarındaki öğretimden çok dershanelere odaklandıkları, kısacası saçma bir yarışın içine itildikleri bir dönemde felsefenin öğretilmesi mümkün değildir.

 

EĞİTİM YENİDEN DÜZENLENMELİ

Ayrıca öğrencinin öğrenme ihtiyacı duymamasının gerekçesi de açıktır: Üniversite sınavında felsefe dersinden karşısına yalnızca 10 soru çıkıyor. Bu sorular da özel bir felsefe bilgisi gerektirmeyen sorulardır. Toplumdan ve kültürden kaynaklanan önyargıları ve yanlış düşünceleri de göz önüne alırsak, ülkemizde liselerde felsefenin değeri çoğunlukla söz konusu 10 soruyla ölçülmektedir.

Elbette öğrencileri suçlamak doğru olmaz. Çünkü asıl yanlışlık eğitim ve sınav sistemindedir.

Sempozyumdaki konuşmacıların da sıkça dile getirdiği gibi, felsefe eğitiminin yeniden düzenlenmesine ihtiyaç vardır. Felsefe eğitimin gereğince yapılabilmesi ve amaçlarına ulaşabilmesi için köklü değişimlerin yapılması gereklidir. Çünkü Kurtuluş Dinçer'in de vurguladığı gibi, felsefi düşünmeyi ve bakış açısını mevcut müfredatla gerçekleştirmek mümkün görünmüyor. Müfredatın yanısıra Talim veTerbiye Kurulunun tutumu da büyük önem taşıyor. Özellikle felsefe derslerinde okutulacak kitapların belirlenmesi ve seçimi bakımından, felsefecilerin danışmanlığına ve yeni ders kitaplarının yazılmasına ihtiyaç vardır.

Burada şunu da belirtmek gerekir ki, şimdilerde eleştirilen ve sınırları felsefi düşüncenin gelişimine yeterli olmayan müfredatı da zamanında bazı felsefeciler hazırlamıştı. Anlaşılan, felsefe eğitimi-öğretiminin daha geniş kapsamlı, çağın gelişmelerini göz önüne alan ve Türkiye'deki felsefi çalışmalara da yer veren bir müfredatla yapılmasına ihtiyaç var.

Bu nedenle bundan sonraki toplantı ve seminerlerde felsefe öğretimi konusunda, müfredatın düzenlenmesi hakkında daha somut önerilerin getirilip tartışılması ve uygulamaya dönük sonuçlara ulaşılması yararlı olacaktır.

 

"HANGİ" FELSEFE?

Günümüzde görsel unsurların/malzemelerin eğitimde de önem kazandığı yadsınamaz. Ancak yine de eğitimin en önemli unsurlarının başında ders kitapları ve diğer yardımcı kitaplar gelmektedir. Bu nedenle lise felse-

fe ders kitaplarının kavramlar, konular ve sorunlar bakımından çağın gelişmelerine uygun, bunları kapsayacak bir çerçevede olması gereklidir.

Elbette felsefe eğitiminin-öğretiminin dayandığı belli bir felsefe anlayışı söz konusudur. Filozof, felsefeden neyi anlıyorsa o doğrultuda felsefe yapar ve eserler üretir. Ama ilk ve orta öğretimde felsefe öğretimi yapılırken, çoğulcu düşünme, felsefedeki çok yönlülük ve özgürce düşünme boyutları belirgin olmalıdır. Belli bir felsefeyi, felsefenin kendisi gibi sunan/dayatan bir yaklaşımla hazırlanacak müfredatlar ve kitaplar, felsefenin gelişimine hizmet etmeyecektir.

Geçmişten günümüze baktığımızda, felsefe öğretiminde de pozitivist felsefenin belirleyici olduğunu ve başka felsefe geleneklerinin yok sayıldığını, ders kitaplarında adlarının bile geçmediğini saptayabiliriz.

Örneğin tarihselci/hermeneutik felsefe geleneğine ne bilgi felsefesi ne de bilim felsefesi ünitelerinde yer verilmiştir. Felsefeyi bir kültür unsuru ve insanı da tarihsel bir varlık olarak gören tarihselci/hermeneutik felsefe geleneği, kendi tarihsel-kültürel gerçekliğimizden yola çıkarak felsefe yapmanın olanaklarını içinde saklamaktadır.

Türkiye'de felsefenin aktarmacılıktan kurtularak, daha yaratıcı ve özgün bir duruma gelebilmesi için, felsefe eğitimiyle birlikte nasıl bir anlayışla felsefe yaptığımızı, felsefeden ne anladığımızı ve ne beklediğimizi de belirgin kılmak büyük önem taşımaktadır.=

 

SOSYAL/KÜLTÜR BİLİMLERİ

Gerek üniversitelerin yapılanmasında, gerekse felsefe öğretim programlarında, ders kitaplarında, müfredatta, sosyal bilimleri/kültür bilimlerini yok sayan ya da ikinci planda gören bir yaklaşım egemendir. Buna doğabilimcilik diyebiliriz.

Bunun önemli bir nedeni de bizde geliştirilmek istenen felsefe geleneğinin büyük ölçüde pozitivist ve neo-pozitivist bir felsefeden kaynaklanmasıdır. Felsefe öğretiminin söz konusu pozitivist ve doğabilimci anlayışın egemenliğinden kurtarılması, hem felsefe eğitiminin önünü açacak ve hem de kendi gerçekliğimizle hesaplaşan, kültürümüzü sorgulayan bir felsefenin gelişimine güç katabilecektir.

Yeni ünitelerin, yeni felsefe alanlarının ders programlarında yer verilmesi konusunda geç de olsa yapılacak pekçok şey vardır. Dil felsefesi, hukuk felsefesi, insan felsefesi, tarih felsefesi gibi konuların öğretilmesine büyük ihtiyaç vardır.

Elbette felsefenin klasik/temel konularının önemi yadsınamaz. Ama insanlık tarihinin günümüze yakın dönemlerinde yeni soru(n)ların ortaya çıktığını ve bunun da yeni felsefi disiplinler tarafından ele alındığını unutmamak gerekir.

Bu nedenle felsefe öğretiminin kişiye çağdaş dünyanın karmaşıklığı ve sorunları karşısında kazandırabileceği nitelikler büyük önem taşımaktadır.

 

PARİS FELSEFE BİLDİRGESİ

1995 yılında UNESCO tarafından açıklanan "Paris Felsefe Bildirgesi"nde belirtildiği gibi, "felsefe eğitiminin düşünebilen, bağımsız, çeşitli propaganda biçimlerine kapılmayan insanlar yetiştirerek, onları çağdaş dünyanın büyük sorunları karşısında, özellikle etik sorunlar karşısında sorumluluklarını üstlenmeye hazırladığını" söyleyebiliriz.

Bundan dolayı aynı bildirgenin şu cümleleriyle yazımın ilk bölümünü bitiriyor ve felsefe eğitiminin daha iyi yapılması yönünde katkıda bulunan, bu konuda ders dışı etkinliklerle de önemli bir yol aldıkları görülen felsefe öğretmenlerini saygıyla selamlıyorum:

"Her kişi, her yerde, olabilecek her durumda, her biçimde felsefeyle özgürce uğraşma hakkına sahip olmalıdır; Felsefe öğretimi, yapıldığı yerlerde devam etmeli ve yaygınlaştırılmalı, yapılmadığı yerlerde de başlatılmalı ve bu öğretime açık olarak 'felsefe' adı verilmelidir; Felsefe öğretimi, bu amaç için eğitilmiş nitelikli öğretmenlerce yapılmalı ve ağır basan hiçbir ekonomik, teknik, dinsel, siyasal ya da ideolojik koşula bağımlı kılınmamalıdır; Felsefe öğretimi, bağımsız kalmakla birlikte, olabildiği ölçüde, bütün alanların akademik ve mesleki eğitiminin çerçevesi içinde de etkili bir şekilde yapılmalıdır."(Türkiye Felsefe Kurumu Bülteni, Aralık 1995, sayı:4)

 

Mustafa Günay

Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Felsefe Grubu Eğitimi ABD,

 

mgunay@cu.edu.tr

Hava Durumu
Anlık
Yarın
18° 28° 12°
Saat