Murat Kaymak

Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam90
Toplam Ziyaret393180

Gençliğin Atatürk ve Devrimleri Algısı

GİZEM AYDIN

Yıl 1922 saltanatın kaldırılması, ardından 1923 Cumhuriyetin ilanı ve sonrasında hızla gelişen devrimler. 1924 halifeliğin kaldırılması, 1925 kıyafet devrimi, 1928 harf devrimi ve yeni kurulan devletin temelini oluşturan Atatürk ilkeleri; başta laiklik gelmek üzere, cumhuriyetçilik, devletçilik, milliyetçilik, halkçılık ve inkılapçılık. Bu altı ilke ve sayısız inkılabı temel alan yeni bir ülke: Türkiye. 86 yıl mücadele ve yıl 2009. Laikliği internetteki Türkiye laik midir, değil midir? anketlerinden ibaret sanan, Cumhuriyet ve Milliyet denilince akıllarına sadece gazete adı gelen bir gençlik. Gençliğin bu durumundan hiç rahatsız olmayan, hatta bu durumu kendi çıkarları için kullanan bir eğitim anlayışı. Sadece 86 yıl içinde değişen değerler ve bütün bu değişimlerden, oyundan ve oyunculardan habersiz bir Türk gençliği.

Türk gençliği, oldukça geniş kapsamlı bir ifade aslında. İstanbulda yaşayan elit kesim değil, Güneydoğu ya da Ege de değil. Bölünmemiş, ekonomik ve sosyal açıdan sınıflandırılmamış bir ifade; yani son zamanlarda alışık olduğumuz türden bir ifade değil. Hangi bölgeden ve hangi ekonomik sınıftan olursa olsun, hepimiz için ortak bir sorun var ortada: İlke ve inkılapların algılanamaması ve uygulanamaması. Bunun altında yatan sebep ise oldukça belirgin; değişime uğramış olan değer yargıları. Peki ama gençleri suçlayabilir miyiz? Onların akıllarını hayata dair her türlü gerçek konudan uzak tutmak için gece gündüz çalışanların hakkını vermek de gerekmez mi? Her gün bir yenisi çıkan son model telefonlara, mp3 çalarlara ve bilgisayar modellerine ilgisiz kaldığını söyleyebilecek olanımız var mı? Elbette hayır. Olmaması da gayet normal, çünkü zaten bu son teknoloji aletlerin bütün amacı gençlerin ilgisini çekerek tüketime odaklamak ve dolayısıyla öğrenmek ve düşünmekten uzak tutmak değil mi? Peki ya sonuç ne? Toplumun nereye gittiğiyle ilgili bilgisi ve kaygısı olamayan, kendi arasında, alabildikleri telefon marka ve modellerine göre sınıflara bölünmüş bir gençlik. Peki ama Atatürkün, Milletin bağrında temiz bir kuşak yetişiyor. Bu eseri ona bırakacağım ve gözüm arkada kalmayacak derken bahsettiği gençlik nerede? Ya da yazdığı Gençliğe Hitabede bahsettiği, cesur ve Cumhuriyeti korumakla sorumlu olan gençlik nerede? Cevap basit: Chat odalarında ya da msnde.

Belki gençliğin dikkati dağınık, belki etrafında ilgi çekici ve dikkatini dağıtıcı çok şey var ama burada sorulması gereken bir soru daha var: Bu gençleri yönlendirmek ve gençlere düşünmeyi öğretmekle yükümlü olan eğitim sistemi nerede? İlkeleri yalnızca sözlük anlamları ile açıklayan, devrimlerin tarihlerini içeriklerinden önde tutan, Atatürkçü düşünce sistemini solunum sistemi gibi anlatan ve Atatürkü karatahtaların üzerindeki çerçevelere hapseden bir eğitim sisteminden daha fazla ne beklenebilir ki? Okula sadece geçer not alabilmek için giden öğrenci modelini geliştiren ve bunu hiçbir sakınca görmeden küçücük çocuklara eğitim hayatlarının başında aşılayan bir eğitim sistemi. Atatürkün hayatını mitolojik bir öykü gibi okutan ve okuttuğu öyküyü iktidarların politik görüşleriyle paralel olarak değiştirebilen bir sistem ve bu sistemi de içine alan, toplumu değil de bireyi esas alan bir yeni dünya düzeni. Tüketime odaklanmış bireyleri hedefleyen bu yeni dünya düzenine entegre olmaya çalışan kafası karışık bir Türkiye ve bu Türkiyenin bozuk bir pusula ile yönünü bulmaya çalışan gençleri.

Atatürkün gençlere olan inancıyla ilgili sayfalarca yazı, milyonlarca söz ve sayısız hikâye bulunabilir; ama hepsinin ortak fikri yine Atatürkün şu sözleriyle anlatılabilir: Gençler! Cesaretimizi güçlendirecek ve sürdürecek olan sizsiniz. Siz almakta olduğunuz eğitim ve kültür ile, insanlık meziyetinin, fikir hürriyetinin en kıymetli sembolü olacaksınız. Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve devam ettirecek sizsiniz. Bu ve bunun gibi birçok sözünden de anlayabileceğimiz gibi, Atatürkün bizlere yani Türk gençlerine güveni sonsuzdur ve koşullar ne olursa olsun Cumhuriyeti koruyacağımıza ve yükselteceğimize inanmaktan hiç vazgeçmemiştir. Gençlerin Atatürk tarafından kendilerine duyulan bu güveni boşa çıkarmaya hakları yoktur. Eğitim sisteminin ya da büyüklerin yardımı olsun olmasın görevlerini Gençliğin Ataya Cevabında yazdığı gibi yerine getirmek zorundadır gençler: Türk gençleri olarak özgürlüğün, bağımsızlığın, egemenliğin, Cumhuriyetin ve devrimlerin yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde ve her durumda Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için bütün zorlukları yeneceğimize namus ve şeref sözü verir; kendimizi büyük Türk ulusuna adarız.

Hava Durumu
Anlık
Yarın
33° 35° 20°
Saat