Murat Kaymak

Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam29
Toplam Ziyaret393321

Uzmanlık ve Doktora

Dr. Hasan Vasfi Altay, hvaltay@gmail.com

Tıp fakültelerinden mezun olan insanların unvanı doktor değil hekim ya da tabiptir. Bu kavram karmaşası konusunda Sayın Küçüker haklıdır (CBT 30 Ekim 09 tarihli yazısı). Ancak bu durum uygulamada önemli bir sorun oluşturmuyor. Temel aksaklık, dilin yanlış kullanımıdır ve Türkçe’nin bozulmasının tek örneği bu değildir.

Asıl sorun uzmanlık kavramında ve uzmanlık eğitimi ilkelerindedir. Tıpta uzmanlık usta-çırak ilişkisine dayanır. Uzmanlık eğitimini uzman hocaların vermesi doğrudur. Bu yanlışın düzeltilmesinde geç bile kalındı. Öğrenci, uygulamada, hasta-hekim ilişkileri bakımından ve de laboratuar uygulamaları ile bunların klinikle ilişkilendirilmesinde, hekim kökenli öğretim üyelerinden eğitim almalıdır. Bir çok üniversitede biyoloji kökenli öğretim üyeleri temel tıp bilimleri bölümlerinde (mikrobiyoloji, biyokimya vb) tıp fakültesi öğrencilerine bizzat kendilerinin hayatlarında hiç tanık olmadıkları menenjit, akut romatizmal ateş, tüberküloz vs. hastalıkları anlatıyor. Bağışıklık bilimi konularında ders veriyor. Bütünüyle kitabi bilgilerin öğrencilere aktarımından ibaret olan bu dersler öğrencilerde kalıcı bir formasyon sağlamıyor. Öte yanda tıbbi genetik olarak, dahili bilimler içinde yer alan ve poliklinik eğitimi vermesi gereken bir anabilim dalında çoğunluk biyologlar ve doktoralı hekimler var. Doktora yapmış bir hekimin bir dahili anabilim dalında pratisyen hekimden farkı nedir?

Bir diğer garabet de hekim olmayan fakat tıpta uzmanlık sınavıyla uzmanlık eğitimi alan insanların olması. Bunun da doğruluğu tartışılmalı. Bu insanlar TUS’da da hekimlerden farklı bir sınava tabi tutulmakta, ama sonuçta hekimlerle aynı konumda çalışabilmekte. Hiçbir tıbbi nosyonu olmayan birisinin temel tıp eğitimi alıp hastanelerde uzman olarak çalışması hem hekim kökenli uzmanlara hem de hastalara haksızlık değil mi? Ki bu hekim bir de zorunlu hizmet yapmıştır. Şimdi bu kişinin Türkiye’nin ücra bir köşesinde yaptığı zorunlu hizmet ve 6 yıllık tıp eğitimi güme gitmiştir. Çünkü uzman biyologla arasında hiç fark kalmamıştır.

Sayın Küçüker yazısında “nasıl oluyor da Türkiye, doktora yapmadan alınan Doç., Prof. unvanlarıyla ‘uzmanların doktora yaptırabildiği’ tek ülke olabiliyor” diyor. Ben de özellikle bu konuda uzmanlar neden doktora yaptırıyorlar, diye sormak istiyorum. Çünkü tıp fakültelerinde her bölüm uzmanlık veriyor ve gerek dahili gerekse temel tıp bilimlerine çok sayıda hekim tıpta uzmanlık sınavıyla yani bileğinin hakkıyla uzmanlık almak üzere geliyorlar. Gereken sayıda hekimin bölümlerde akademisyen olarak kalmaları sağlanırsa doktoraya da gerek kalmaz.

Bu tepkisel düşüncemin temelinde de Türkiye’deki doktora uygulamaları yatmakta. Çoğu tıp fakültesinde temel bilimlere bilimsel kriterler ve liyakattan ziyade eş-dost akraba kontenjanından insanlar alınır. İhtisas yaptığım tıp fakültesinde temel bilimlerdeki hocaların çoğu biyologdu. İhtisas yapan hekimleri dışlar, doktoraya aldıkları biyologlara ise gözü gibi bakarlardı. Ve istisnasız bütün doktora öğrencileri bir süre sonra aynı fakültede hoca olacaklarını bilirlerdi.

Bu tanıdıklara kıyak yapma felsefesi tıp fakültelerinin kalitesini de ziyadesiyle düşürmekte. Sayın Küçüker’in üniversitelerde var olduğunu söylediği keyfilik 2547 sayılı yasa veya yönetmelikten değil, YÖK sisteminin kendisinden ve bölümlere liyakat sahibi olmayan tanıdıkların doldurulmasıyla oluşan ve üniversite yerine yüksek lise denebilecek oluşumlardan kaynaklanıyor.

Profesör Mine Küçüker batı standartlarını yalnızca ilke ve kurallarda aramamalı. Türkiye’de bugün birçok üniversite bilim üretmekten uzaktır. Bugün üniversitelerde kariyer yapan kaç kişinin çalışmaları çok sayıda atıf görüp Avrupa’da başvuru kaynağı olarak itibar görmektedir? Bilimsel yayınların önemli bir kısmı yurtdışı yayınların taklitleri olup yayında adı geçen birçok kişi de yayından habersiz olabiliyor. Avrupa’da doktora yapan insanlar yaşamlarını laboratuarlara odaklayıp çalışmaktalar. Her yaptıkları göz nuru ve el emeğidir. Bilgi ve birikim sahibi oldukları için kendi bilgilerini de öğrencileriyle cömertçe paylaşırlar. Türkiye’de böyle hocalar azınlıktadır.

Hava Durumu
Anlık
Yarın
20° 24° 14°
Saat