Murat Kaymak

Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam57
Toplam Ziyaret393905

YÖK ve Yok Edilmek İstenen Laik Hukuk Sistemi

Bülent Serim (YÖK Eski Üyesi)

 

YÖK, 28 Ağustos 2009 günlü toplantısında aldığı kararla, üniversitelerde anabilim dalı sayısını 13’le sınırlandırırken Roma Hukuku’na anabilim dalları arasında yer vermedi. Yine aynı toplantıda kamu-özel hukuk ayrımına da son verildi. Basına yansıyan bilgilere göre, iki hukukçu YÖK üyesinin, 60 hukuk fakültesi dekanıyla gerçekleştirdiği görüşmeler sonucunda yaptıkları önerinin kabulüyle YÖK Genel Kurulu bu kararı aldı. YÖK’ün kararında, yine siyasal iktidarın etkisi ve isteğinin rol oynadığı anlaşılıyor. Çünkü, bu karar, hukuk sistemini yeniden İslami esaslara bağlamanın önünü açacak niteliktedir. Üniversiteleri teslim almanın, rektörlerle dekanları yandaşlardan oluşturmanın önemi de ortaya çıkıyor.

Yine basından öğrenildiğine göre, alınan karar “hukuk öğretiminin daha nitelikli duruma getirilmesi” gerekçesine dayandırılmış. Böylece, 1925 yılında Ankara Hukuk Fakültesi’nin açılmasından bu yana hukuk fakültelerinde verilen Roma Hukuku eğitimi ve kamu-özel hukuk ayrımı, belli bir amacı gerçekleştirmek adına niteliksizlikle damgalandı! Alınan kararın gerçek amacının ortaya konulması ve gerekçenin haklılığının incelenmesi gerekiyor.

Çiçero’ya göre, hukukun kaynağı doğrudan felsefi esaslardır. Felsefe, insanlara doğal yoldan verilmiş evrensel bir aklın, idrak ve muhakemenin varlığını göstermektedir. Demek ki, hukukun kaynağı akıldır. Atatürk devrimlerinin dayanağı olan laiklik de akla ve bilime dayandığına göre, Türk hukuk sisteminin temelinde laikliğin yattığını söylemek yanıltıcı olmaz. Roma Hukuku’nun en büyük özelliği, dinsel değil, dünyevi temellere, akla dayanmasıdır. Bunun içindir ki, Roma Hukuku, çağdaş modern hukukun temeli olarak görülmekte; Roma Hukuku eğitiminin, çağdaş hukuk sisteminin özelliklerinin ve kurumlarının anlaşılmasına yardımcı olduğu ve çağdaş hukuk mantığının oluşmasına katkıda bulunduğu, öğretide genel kabul görmektedir. Bu nedenle, Roma Hukuku, Kıta Avrupası hukuk sistemini kabul etmiş Batı Avrupa ülkelerinin hukuk fakültelerinin birinci sınıflarında zorunlu ders olarak okutulur. (Rıza Türmen, Milliyet, 23.10.2009)

 

ÇAĞDAŞLIĞIN İLKESİ

Atatürk Devrimi’nin amacı, çağdaş ve modern bir devlet yaratmaktır. Bunun için öncelikle laiklik ilkesi kabul edildi; devlet laik yönetim, laik eğitim ve laik hukukun araçlarıyla donatıldı. Laikliğin hukuk reformuna yansıyan yönü, şeriata dayalı hukuk sisteminin terk edilmesi, hukuk alanında din kurallarının egemenliğine son verilmesi, laik Batı hukuk sisteminin kabul edilmesidir.

Çağdaşlığı kendisine hedef edinen devletler, öncelikle çağdaş hukuku benimsemiş ve içselleştirmiş hukukçularını yetiştirmek zorundalar. Bunun bilincinde olan Atatürk, devrimlerin hemen başında bir hukuk fakültesi kurulmasına büyük önem verdi; 1925’te Ankara Hukuk Fakültesi’nin kuruluşunda yaptığı konuşmada da, çağdaş uygarlığı hedef edinen devrimin hukuksal temelini atmanın, devrime uygun hukukçular yetiştirmenin zamanının geldiğini belirtti. 1926’da üst üste kabul edilen Medeni Yasa, Borçlar Yasası, Ticaret Yasası ve Ceza Yasası ile Avrupa hukuk topluluğuna girildi. Çağdaş hukuk reformunun esası olan bu yasaların temelinde Roma Hukuku vardır. Bu nedenle, Roma Hukuku, Ankara Hukuk Fakültesi’nin kuruluşundan beri, hukuk fakültelerinde zorunlu ders olarak okutulur.

Görüldüğü gibi, Roma hukukunu anabilim dalı olmaktan çıkaran değişikliğin gerçek nedeni, Türk hukuk sistemini çağdaş anlayış ve içerikten yoksun bırakarak laik hukuktan uzaklaşmak, İslam hukuku sistemine dönüşün, en azından çok hukuklu sistemi getirmenin önünü açmaktır. Çünkü, laik hukukla yasalar arasındaki neden-sonuç bağını sağlayan Roma Hukuku, anabilim dalı statüsünden çıkarılınca Hukuk Tarihi anabilim dalına bağlanacak, böylece İslam hukuku ile eşit ağırlıklı duruma getirilecektir. Üstelik, Hukuk Tarihi anabilim dalı yönetiminin inisiyatifine terk edileceği için, zamanla zorunlu ders olmaktan çıkarılabilecek ya da tümden kaldırılabilecektir.

Nitekim, İstanbul ve Marmara üniversiteleri hukuk fakülteleri kurulları inanılmaz bir hızla, Roma Hukuku anabilim dallarını kapatarak, Roma Hukuku’nun Hukuk Tarihi anabilim dalı altında bir dal olmasını kararlaştırdılar; yeni açılan hukuk fakülteleri, ders programlarında Roma Hukuku dersinden vazgeçiyor, hukuk tarihi dersi ile yetiniyor.

 

KAMU HUKUKU KONUSU

Öte yandan, Türk Medeni Yasası’nın 1. maddesinde, yasaların sözüyle ve özüyle düzenledikleri tüm konularda uygulanacağı; yasada uygulanabilir bir kural bulunmaması durumunda yargıcın, “örf ve âdet hukuku”na göre karar vereceği belirtilir. Bu kural, örfi hukukun, Türk Hukuk Sistemi’ndeki yerini belirler. Örfi hukuk, kamu hukuku sistemini düzenleyen, yasadan sonra ikincil önemde bir hukuk kümesidir.

Orta Asya’dan beri gelen uygulamalarla oluşan örfi hukuk, şeriat hukukuna geçit vermeyen özelliğiyle, hukuk devleti mantığının oluşmasında etkin rol oynayan laik hukukun başka bir dayanağıdır. Bu nedenle ve bilinçli bir biçimde, hukuk fakültelerinden kamu hukuku bölümünün kaldırılması, laik hukuk sisteminin darbelenmesi amacı taşıyor.

Böylece, Roma Hukuku’nun anabilim dalı olmaktan çıkarılması ile kamu hukuku bölümünün kaldırılmasının aynı zamanda yapılmasının rastlantı olmadığı, birbirini tamamlayıcı etkisi bulunduğu ortaya çıkıyor. Alınan karar, bir yandan çağdaş hukuk mantığından yoksun öğrencilerin yetiştirilmesine neden olur ve siyasal iktidarın yol haritasındaki hukuk sisteminin hukukçularını yetiştirmek için kapıyı aralarken, öte yandan da İslami hukukun giderek yerleşmesinin önünü açacaktır.

YÖK’ün Roma Hukuku’nu anabilim dalı statüsünden çıkaran ve kamu hukuku bölümlerini kaldıran kararı, mutlaka yargıya taşınmalı. Bu, laik Cumhuriyet’in temelini oluşturan laik hukuk sisteminin geleceği yönünden yaşamsal önemdedir.

Hava Durumu
Anlık
Yarın
18° 28° 12°
Saat