Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam54
Toplam Ziyaret407183

Murat Kaymak

Türkiye’de Türklüğünü Doya Doya Yaşamak!

 Doğan Kuban Dünyada doya doya bir şey yok. Çünkü milyonlarca insanın doya doya yaşamak istediği şey farklıdır. Obur yemek ister; kimi seks, kimi macera, kimi güç, kimi para, kimi din, kimi bilgi ister. Türkiye’de biz Aleviliğimizi doya doya yaşıyor muyuz? Kürtlüğümüzü, Ermeniliğimizi, Süryaniliğimizi, Tanrıtanımazlığımızı doya doya yaşıyor muyuz?“Türkiye’de Müslümanlığımı doya doya yaşamak istiyorum” diyordu bir genç kadın. Yaşa kardeşim, zaten en özgür sensin. Türkiye’de Aleviliğimi doya doya yaşamak istiyorum; Türkiye’de Yahudiliğimi doya doya yaşamak istiyorum; Türkiye’de Hıristiyanlığımı doya doya yaşamak istiyorum; Türkiye’de Kürtlüğümü doya doya yaşamak istiyorum; Türkiye’de Çerkezliğimi doya doya yaşamak istiyorum; Türkiye’de Lazlığımı doya doya yaşamak istiyorum; Türkiye’de Ermeniliğimi doya doya yaşamak istiyorum; Türkiye’de cinsiyetimi doya doya yaşamak istiyorum; ve de Türkiye’de Türklüğümü doya doya yaşamak istiyorum. Burada karşımıza soru soran birileri çıkacaktır:‘Dur bakalım, ne demek doya doya yaşamak?’ Bu kadar farklı yaşamları doya doya yaşayanların vatanlarına galiba demokrasi deniyor. Örneğin, Londra’da Pakistanlı Müslümanlığı, eşcinsel eşcinselliğini, solcu solculuğunu yaşıyor. Fransa’da Cezayirli Cezayirliliğini, Vietnamlı Budistliğini, Yahudi Yahudiliğini, tanrıtanımaz tanrıtanımazlığını doya doya yaşıyor. İskandinavya’da Kürtler Kürtlüklerini doya doya yaşıyorlar. Bunlar demokrat toplumlar. Türkiye’de biz Aleviliğimizi doya doya yaşıyor muyuz? Kürtlüğümüzü, Ermeniliğimizi, Süryaniliğimizi, Tanrıtanımazlığımızı doya doya yaşıyor muyuz?Aslında doya doya yaşamak bağlamında bazı toplumsal kısıtlamalar var. zenginler doya doya, fakirler doymaya doymaya yaşıyorlar. Bizde dili sürçtükçe demokrasi diyen doya doyacılar, doyamayan bazı grupların yaşama haklarını doya doya engelliyorlar. Örneğin Aleviler ‘cem evi’ yapmak isterken Müslümanlığını doya doya yaşayan bir vatandaş ‘cem evi bir ibadet yeri değildir’ diyor. Tarikat ve tekke, kilise, sinagog, yardım dermekleri, kulüpler, mason locaları, araştırma enstitüleri, okullar, üniversiteler kurumsal yaşamlarını doya doya sürdüremiyorlar. EN APTAL İNSAN BİLİYORÖrneğin üniversite rektörünü doya doya seçemiyor. Doya doya enstitü kuramıyor. Bir bilim dalı araştırmasını doya doya yapamıyor. Fakat bunların en acıklısı Türkiye’de Türklüğü doya doya yaşamak. Şu ‘doya doya’ yaşamın başkalarının doya doya yaşamalarına engel olmak gibi bir boyutu var. Türkler doya doya yaşamak isterlerse, Kürtler doya doya yaşayabilirler mi? Kürtler doya doya yaşamak isterse, Türkler de doya doya yaşayabilirler mi? Bana kalsa olası. Ama bana kalmayacağı açık.Müteahhitler doya doya yaşayınca, onlardan daire alanlar da öyle mi yaşıyor? Devlet dairesinde iktidarın yandaşı doya doya işini yürütürse, muhalefet de doya doya yürütüyor mu? Yasalarda ya da kurallarda var olduğu söylenen eşitlik gerçek değil. Bunu en aptal adam bile biliyor. Bu gerçekte bir özgürlük soruşturmasıdır. Sayısız soru içerir. Bir yanda aç Afrikalılar, öte yanda doygun Abu Dabi ya da Suudi şövalyeleri için ortak bir doygunluk nasıl tanımlanacak? Doyanın zorbalığı hep bir sorun oluşturmuyor mu? Uygarlığı en üst düzeyde temsil ettiklerini düşündüğümüz Batı toplumları kendi ulusal sınırları içinde gerçekleştirebildikleri demokratik toplumlarda ‘doya doya yaşama’ formülünü başka türlü tanımlıyorlar. Bu düşünce özgürlüğü bağlamında oluyor. Ben Sünni Müslümanlığımı, Yahudiliğimi, Hıristiyanlığımı değil, ben inandığımı ‘özgür bir insan’ olarak ‘yaşamak istiyorum’a indirgeniyor. Gerçi bunu Irak ve Afganistan’da uygulamıyorlar.Doya doya yaşamak isteği demokratik bir istek. Kanımca uygar bir istek. Bütün insanların inançları ne olursa olsun dünyayı doya doya yaşamalarını sağlamak uygarlığın en üst aşaması olmalı. Ne var ki dünyada yaşayan herkes, biraz bilinçli ise, böyle bir eşitliğin var olmadığını biliyor. UYGAR VE DEMOKRATİK, AMADoya doya yaşamak isteğinin vazgeçilemez bir eki var: Herkesin kendi hayal ettiği yaşamı doya doya yaşaması ilkesi olmazsa, ‘doya doya yaşama hipotezi’ de geçersizdir. Çünkü doyanın doymayanı sömürüsü, onu başka sınıf insan statüsüne sokmasıdır. Sömürü ne insani, ne uygar, ne de demokratiktir. Demokrasi eşit hak olmadığı zaman içi boş bir kalıptır. Her uluslararası anlaşma aşamasında güçlüler, özgürlüğü kısıtlayan bazı maddeler sokuştururlar. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin vetolu daimi üyeleri var. Doya doya özgün birkaç ülke. Hiçbir eşitlik olamayacağını toplumların gelirlerine ve bitmeyen savaşlara bakarak görmek olasıdır. Uluslararası söz konusu olmayan şey, hiçbir toplum içinde olası değil. Açlar da, toklar da hiç doymuyorlar. Fakat arada bir fark var: Açlarınki fiziksel, toklarınki psikolojik. Eşitlik biyolojik bir kavram değil, sosyolojik, hukuki ve politik bir kavram. Ulaşılacak bir amaç ve buna ulaşacak bir davranış modeli tanımlıyor. Doyan ve doymayanlar arasında, gerçekte güçlülere fazla hak tanıyan bir modus vivendi tanımlıyor. Demokratik rejimler bu koşullarda kişilerin özgürlüğünü en fazla gerçekleştirenler oluyor. Bunun göstergeleri de evrensel: Gelir, hukuk, sağlık, eğitim özgürlüğü ve eşitliği. Buna yaklaşan uygulamalara demokratik deniyor. Fakat bir ülkede anayasa ve yasalarda özgürlükleri şu ya da bu nedenlerle kısıtlayan bir kurgu egemense, o ülkenin demokrasisi bir ayağı kısa bir masaya benzer: Oturduğu zemin de eğri büğrüyse dengede olamaz. Sallanır durur. Demokrasi ile ilişkisi de sadece adında kalır.

Bilim Teknik 16.10.2009

Hava Durumu
Anlık
Yarın
5° 2°
Saat