Murat Kaymak

Üyelik Girişi
Kategoriler
Videolar
Site Haritası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam50
Toplam Ziyaret398697

Murat Kaymak

Murat Kaymak
murat@muratkaymak.com
Emin Özdemir'i Anlamak/Anlatmak
02/09/2017


Çoktandır hastalıkla mücadele eden Emin Özdemir hocamızı kaybettik.
Onu anlatmak hem kolay hem de zordur.

Kolaydır, öğrencisi olarak hemen her dersi beyninizin bir yerine çıkmamak üzere çivilenmiştir. O nedenle yaşadıklarınız gözlerinizin önünden bir film şeridi gibi geçer. Derslerdeki diyaloglar birer birer söze dönüşür, Anlattığı kimi öyküler, atasözleri, deyimler kendiliğinden dilinizin ucuna gelir.

Emin Özdemir'i anlatmak zordur.

Bir köy çocuğu olarak Eğin'den başlayan, oradan Yıldızeli; Ankara Hacettepe, Amerika ve yeniden Ankara'ya uzanan bir yaşam var.

Eski adıyla Basın Yayın Yüksek Okulu yeni adıyla İletişim Fakültesi'nde geçen bir ömür ve binlerce öğrenciye hocalık yapmak var.

Asıl zorluk yaşam öyküsünün bu bölümleriyle ilgili değil, yayınladığı kitaplar ve kitapların ortaya çıkmasını sağlayan nedenlerle ilgilidir.

O, bizde temel bir sorunu saptamıştı. Biz okuduğumuzu anlayamıyor, dolayısıyla bilmeyi bilmiyoruz.
Bu sorunun birinci ayağıydı. Dolayısıyla bilmek için okumayı bilmeliydik.

O da bunun için neleri nasıl okumamız gerektiğini anlatan kitaplar yazdı. "Okuma Sanatı", "Eleştirel Okuma" gibi. Bu kitaplar okumaya eşlik eden "anlama" sorunu üzerinde de durur.

 Okuma/ Anlama temel sorunumuzun birinci ayağını oluşturur.

Sorunun ikinci bölümü bildiklerimizi başkalarına aktarmakla ilgilidir. Başkalarına aktarma aracı olarak konuşmayı ve yazmayı bilmiyoruz.

Emin Özdemir'in, yaşam öyküsündeki anlatılması zor kısım bu temel sorunla ilgili yaptıklarıdır. Örneğin BYYO'ki Türkçe dersinin birinci yarı yılı "Okuma/Anlama"ya, ikinci yarı yılı ise "konuşma/yazma" sorununa odaklanırdı.

Sevgili Hocamız, bu sorunun arkasında Türkçe'nin kullanımıyla ilgili sorunu görürdü.

Konuştuğumuz dilin Türkçe olmadığını örneklerle anlatırdı.

Türkçe, köklerden üretilen sözcüklerle oluşan bir dildi. Cümleler kısa ve çoğu zamanda devrikti.

Sözcüğün kökündeki anlamı bildiğimizden üretilmiş sözcüğü bilmesek dahi onun neyle ilgili olduğu hakkında bir düşüncemiz olabilirdi. Oysa diğer dillerden alınan sözcükleri, bilmeden kullanamayız. Kullanırsak, derslerde verdiği ve hep birlikte güldüğümüz sözde yazar ve bilim insanlarının durumuna düşerdik. Cümlelerimiz kısa ve olabildiğince konuşma diline benzemelidir.

Emin Özdemir, bu soruna Atatürk'ün dil devrimiyle çözüm bulmak istediğini düşünüyordu. O nedenle kendisini dil devrimimize adayanlardandı. "Dil Devrimimiz", bu devrimin nedenlerini ve bu konudaki çarpıtmalara verilmiş bir yanıttı. Bu alandaki yazıları onun eleştiri alanındaki klasiklerdendir. Özellikle "Dil ve Yazar" da yer alan yazılar mutlaka okunmalıdır.

Sorunun ikinci bölümüyle ilgili "Konuşma Sanatı" ve ilk kitabı olan "Yazma Tekniği" gibi sayısız kitaplar yayınladı. Üstelik bunu sadece üniversite öğrencileri için değil, her yaş grubu için yaptı. Dil sevdasını çocuklara taşıma çabasıyla ürettiği sayısız kitap bulunuyor.

Onun bu temel sorunun çözümüyle ilgili yaklaşımı da önemlidir. Böylesine önemli bir sorunu çözecek olan dil ve okuma sevgisidir. Türkçe doğru kullanıldığında karşıdakinin ilgisiz kalamayacağı bir dildir. Bize okuduğu denemelerle, öykülerle sıkça göstermiştir. Özellikle devrik ve eksiltili cümleler konuşma ve metinlere hareket kazandırır ve karşıdakini sürecin içine çeker.

Onun yaşamında anlatmakta zorlanacağımız bölüm burası.

Onun, bu davayı, diğer temel sorunların önüne çeken bir hali vardı.

Yaşamının bu bölümünde bir dava ve bu davayı sevgi üzerinden çözmeye çalışan yalnız başına bir adamı görürüz.

Bugün yaşamakta olduğumuz sorunları gördükçe Emin Özdemir'in ne kadar haklı olduğunu görüyorum. Çünkü bizler aynı sözcüklerden, aynı şeyleri anlamaz insanlar haline geldik. Dilin birleştiriciliği, bu ülkenin insanları arasında kaybolmuş durumda. Dilin birleştiremediği insanları aynı hedeflerde, değerlerde birleştiremezsiniz.

O zaman fetvayı ben vereyim.

Şunu iyi bilin ki hangi davanın insanı olursanız olun, o davayı böylesine kendisi olmaktan çıkarılmış dille başarıya ulaştıramazsınız.


01.09.2017



Paylaş | | Yorum Yaz
70 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

Sınavdan Sorgulamaya - 29/12/2015
Arapça Değil Sorun Arapçanın Din Dersi Yapılması - 26/10/2015
Torba - 24/08/2015
Seçim Bildirgeleri ve Eğitim - 19/04/2015
 Devamı

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Hava Durumu
Anlık
Yarın
21° 6°
Saat