ANASAYFA   Hakkımda   FORUM   DOSYALAR   FOTO GALERİ   MESAJ PANOSU   İLETİŞİM
Üye Girişi
Kategoriler
 
 Atatürk ve Eğitim
 Sosyoloji
 Yazılarım
 Güncel (44)
 Psikoloji ve Rehberlik (51)
 Doğan Kuban Yazıları
 Felsefe
 Yüksek Öğretim
 Çocuk Eğitimi
 Yetişkin Eğitimi
 Fen Bilimleri
 Eğitim Psikolojisi
 Eğitim Ekonomisi
 Mesleki Eğitim
 Eğitim Hukuku
 Eğitim Tarihi
 Eğitim Politikası
 Eğitim Yönetimi
 Eğitim Teknolojisi
 Ölçme Değerlendirme
 Din Eğitimi
Linkler
 
 Eleştirel Pedagoji Dergisi
 Kamudan
 Sobil Yayınevi
 İdea Yayınevi
 Yalova
 Öğretmenler Sitesi
 Sosyoloji Mezunları Derneği
 Sosyoloji Öğrencileri
 Sosyoloji Derneği
 Habercek
“İyi Öğretmenler ve Öğrenciler, İyi Okula, “Kötü Öğretmenler ve Öğrenciler, Kötü Okula...”

“İyi Öğretmenler ve Öğrenciler, İyi Okula, “Kötü Öğretmenler ve Öğrenciler, Kötü Okula...”

Milli Eğitim Bakanlığı “Her Türdeki Anadolu Liseleri Öğretmenlerinin Seçimi Ve Atamalarına Dair Yönetmelik”i yeniledi.

Kuşkusuz benim gibi “lise” kavramının arkasına, önüne başka kavramlar getirerek okul türü yaratmaya şiddetle karşı çıkan biri için böyle bir yönetmeliğin bir önemi yok. Ancak, koskoca bir Bakanlığın ve sayıları 100 binleri bulan bir öğretmen grubunun akıl almaz biçimde önemsediği böylesi bir uygulamayı da görmezlikten gelmek imkânsız.

Gelinen noktada lise- Anadolu lisesi uygulaması benim gibi birkaç “aklıevvelin” dışında ne Milli Eğitim Bakanlığı’nın karar alıcılarını, ne öğretmenleri nede öğrencileri ilgilendiriyor. Onlar hallerinden gayet memnunlar!

Zaten şöyle bir soruyu kendilerine sorsalar, içinde bulundukları durumu fark edecekler:

Aralarında program farklılığı olmayan, sadece öğrenci ve öğretmenini sınavla alan okul, ayrı bir okul türü olabilir mi?

Bunu dahi sormuş değiller.

(Benim yapabilmem mümkün değil ama birilerinin bu geniş kitleye “Kral Çıplak” hikayesini anlatması yada okutması gerek…)

Genel Lise-Anadolu Lisesi, ayrımı pedagojik açıdan savunulamaz bir uygulama olsa da patrikte birkaç anlama geliyor.

Bunlardan ilki bir tercihi içeriyor. Bu tercih ilkesel olarak “iyi öğretmenler ve öğrenciler” “iyi okula”, “kötü öğretmenler ve öğrenciler kötü okula” gider, önkabulüne dayanıyor. “Kötü” sözcüğünü fazlasıyla subjektif ve abartılı bulanlar onun yerine “başarılı-başarısız” sıfatını koyabilirler.

İkinci anlam, kötü-iyi ayrımının eğitimin pisayasalaş(tırıl)masında karşılığının olmasıdır.

Her insan kuşku yok imkânların daha iyi olduğu yerde yer almak ister. Bu doğal insan davranışı, eğitimde de fazlasıyla geçerlidir. Hiçbir öğrenci imkânsızlık içinde okumak istemediği gibi ehil olmayan insanlar elinde de öğrenim görmek istemez. Veliler de çocuklarını imkânları daha iyi okul dururken kötü göndermek istemeyeceklerdir. İnsandaki bu doğal eğilimi sorgulamanın da anlamı yoktur.

2009 istatistiklerine göre 8675 ortaöğretim kurumundan 7865’inin devlete ait. Dolayısıyla 7865 ortaöğretim kurumunun fiziki ve pedagojik imkân bakımından Hakkâri’dekinden Edirne’dekine aralarında hiçbir farklılığın bulunmaması gerekir.

Bu benim kişisel arzum da değildir.

Bırakınız kanun ve yönetmelikleri, anayasa her yurttaşına eğitim hakkını kullanması için bunu gerçekleştirmeyi devletin asli görevi sayıyor.

Bu asli görevi yerine getirmeyen kurumları, onların başındakileri sorgulamayıp, gerekli olanı ısrarla talep etme yerine, ortaya çıkan eşitsizliği doğal kabul edip onun üzerine inşa edilen yeni yapıyı olması gereken, “çok iyi” gibi tanımlamak doğrusu bana kabul edilebilir gelmiyor. Süreçten doğrudan etkilenen taraflar olarak öğretmen, öğrenci ve velilerin bu durumun doğal sonucu olan SBS gibi uygulamalardan yakınması ise iki yüzlülüğün içselleştirilmiş hali gibi görünüyor bana.

Tekrar başa dönersek.

Yeni yönetmelik, Anadolu Liselerine öğretmeni sınavla seçmeye devam edecek. Hatırlanacağı üzere Milli Eğitim Bakanlığı bütün liselerin Anadolu lisesine dönüştürüleceğini ilan etmişti. İstatistikler, bu uygulamanın sürdürüldüğünü gösteriyor.

Orta Öğretim Genel Müdürlüğünün sayfasından öğrendiğimize göre 1974 genel lisemiz, 990 da Anadolu statüsünde genel lisemiz mevcut. (Her ne kadar bu sayıları Orta Öğretim Genel Müdürlüğünün sayfasından aldıysam da 2009 MEB İstatistiklerine göre Orta Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğüne bağlı okul sayısı 3076 olarak gözükmektedir.) Demekki Anadolu Liseleri, Genel Lise eğitiminin üçte birini oluşturmaktadır.

Bu tablo bize lise eğitimimizin üçte birinin kurtarıldığını söylemiş oluyor!

Ehh…yeni yönetmelik de kurtarma operasyonunun devam edeceğinin kanıtı oluyor. 21 Eylül 2009 
0 Yorum - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
 
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam12
Toplam Ziyaret7709
 
Site Haritası
Döviz Bilgileri
 
Kur Alış Satış
Dolar 1.5110 1.5210
Euro 1.9210 1.9360
 
Hava Durumu

 
Saat
 
 
 
Web sağlayıcı: Yurdum Yazılım