Devamsızlık...Nisan ayı geldiğinde, ÖSS gerekçesiyle lise son sınıflarda dersler biter. Öğrenci artık haftalık periyotlarla okula rapor getirir. Hastadır. Bizim bu hasta çocuklarımız, dersanelere gider, ders çalışır. Okulda sınav var ise arada bir okula da gelir. Hastadır ama sınava girmiştir. Üstelik bilmem ne hastalığına rağmen mucizevi biçimde başarılı da olmuştur. Tabloyu betimlemeye gerek var mı? Neresinden baksanız sahtekârlıkla örülmüş, rezillik! Herkes durumdan şikâyetçi ama ortada sorumlu yok! Bakanlık yeni bir genelge yayınladı. Rapor yerine velinin beyanını yeterli bulun! Orta Öğretim Genel Müdürlüğü’nün Bakan imzalı genelgesinden çıkardığım sonuç bu. İşin bu yönünü bir yana bırakıp şu devamsızlık meselesini bir olgu olarak ele alıp konuşalım. Bu sohbetimiz için ilk sorumuz şu olsun: “Neden devamsızlık yapılıyor?” Son sınıflardaki devamsızlığı konuştuğumuza göre cevabı tahmin ediyorsunuz. “Üniversite sınavına hazırlanıyorlar” onun için. Basit bir gözlemle bunun böyle olduğunu görüyor ve kabul ediyorum. Ne var ki şunu da eklemek zorundayım: Bu öğrencilerin önemli bir bölümü özürsüz devamsızlık süresini daha birinci dönemde doldurmuş veya doldurma aşamasındaki öğrencilerden oluşuyor. Bir başka özellikleri ise aşağı yukarı önceki yıllarda da aynı oranda devamsızlık yapıyorlar. Bunun gerekçesi ne olabilir? Genellemek istemem ama bunca yıllık deneyimim bu sorunun cevabının özel bir nedene bağlanamayacağına beni inandırdı. Ortada bir keyfilik olduğunu düşünüyorum. Büyük ölçüde ergenlik sorunlarına bağlı bir keyfilik bu. Çok sayıda öğrenci bu nedenle sınıfta kalıyor, hatta bunlardan bazıları üniversite sınavını kazandıklarını beyan edip Yazın ortasında “bizi af edin” diye bakanlık üzerinde baskı kurmaya çalışıyor, ilgili mercilere mail ve faks yoluyla ulaşmaya çalışıyorlar. Lise son sınıflarda devamsızlığın ciddi bir sorun olduğunu ve “üniversite sınavı baskısı” gerekçesiyle bu gerçeğin tartışılmadığını düşünüyorum. Öyle ise gerçeği tartışmak için üzerindeki örtüyü kaldıralım. Bu örtü “üniversite sınavı baskısı” olduğuna göre bu gerekçenin devamsızlık için yeter bir neden olarak görülmesi mümkün müdür? Bakanlık genelgesine bakılırsa cevap evettir. Kendi adıma cevabım “hayır”dır. Böyle bir gerekçe ile devamsızlık özendirilemez, meşru görülemez. Önce şunu belirtmeliyim, bir soruna çözüm bulmanın yolu onun nedenlerini ortadan kaldırmaktır. Sonuçlarına çözüm bulmak değil. Konumuza devam edelim. Sayın Bakanın konuyla ilgili gerekçeler içeren açıklamasına bakılırsa, “ortada raporlardan kaynaklanan bir sahtekarlık var, biz elimizle çocuklarımızı sahtekarlığa alıştırıyoruz, doktorlarımıza suç işletiyoruz”. Sayın Bakan, ilgili genelge ile bu sorunu çözdüğünü, çözümüne katkı sunduğunu ifade ediyor. Bu sözlere kim ne diyebilir!.. Yıllardır bu sınava öğrenci hazırlıyorum. Bende dahil olmak üzere sınava öğrenci hazırlayan öğretmenlerin kanaati şudur: Bu sınav, son iki ayda dersaneye gidilerek veya evde, sınıfta, soru çözülerek kazanılmaz. Ayrıca yoğunlaştırılmış son iki ayda yapılan hazırlığın da adayın psikolojisini bozmaktan öte bir anlamı yoktur. Ortada son sınıf öğrencilerine yönelik rehberlikle aşılabilecek bir sorun var iken, bunun genelgelerle çözümlenmesi yeni sorunların hem kaynağı olmakta hem de kolayca aşılabilecek sorunu aşılamaz hale getirmektedir. Nitekim durum tam da bu hale gelmiştir. Yine genelleme yapmadan bir gözlememi aktarmak istiyorum. Benim lise son sınıf öğrencilerim arasında sınavı kazanan öğrencilerin nerede ise tamamı her zaman okuldaki derslerinde başarılı, devamsızlığına dikkat eden, nedensiz devamsızlık yapmayan öğrenciler olmuştur. Sonuç olarak şunu söylemek istiyorum. Eğitimle ilgili sorunlar ciddi incelemelere tabi tutulmadan basit gözlemlere, deneyimlere dayanılarak çözülmeye çalışılmamalı. Bakanlık, lise son sınıflardaki ve hatta liselerdeki devamsızlık sorununu bağımsız biçimde ele almalı Türkiye genelinde bu sorunu incelemelidir. Bu incelemenin sonuçlarına göre mevzuatlarda gerekli değişiklikleri yapmalı. Geçici çözümlerden kaçınmalıdır. Eğer bu soruna şimdiye kadar ki bakış tarzlarıyla bakmakta kararlılarsa benim önerim şu olacaktır. Lütfen bütün liselerimizde, lise son sınıfa geçen öğrencileri, Açık Liseye otomatik olarak kaydedelim ve oradan mezun edelim. Zaten ortada eğitim adına bir şey yok! Dolayısıyla okula gelmemekle kaybedecekleri fazladan bir şey de yok. Madem ki amaç sınav kazanmak... Devamsızlığın sorun olmadığı ve şu ana kadar çok iyi işleyen bir model açık lise. Ne dersiniz? 3 Mayıs 2009
|