| Yükseköğretim Mi? Üniversite Mi? |
|
Yükseköğretim Mi? Üniversite Mi?YÖK ile ilgili sorunlarımıza girmeden önce “yükseköğretim mi, üniversite mi?” sorusuna açıklık getirmemiz gerekiyor. Bizde giderek yaygınlaşan anlayış bu iki kavram arasında belirgin bir ayrım yapmama yönündedir. Ondokuzuncu yüzyılın başında, Wilhelm von Humboldt ideal üniversiteyi, bir mesleğe yönelik olmaksızın eğitim-öğretim ve pratik sonuçlarına bakılmaksızın araştırma yapılan bir kurum olarak tanımlar. Humboldt’un yapmış olduğu tanım, üniversite için iki temel işlev belirlemekte: Araştırma ve eğitim-öğretim. Mesleğe hazırlama, sanayi ve ticaret için bilgi ve teknoloji üretimi gibi amaçlar Humboldt’un tanımında yer almamaktadır. Humboldt’un yaklaşımı kıta Avrupasında öne çıkarken, Anglo Amerikan ülkelerinde; mesleğe hazırlama, ekonomi kurumlarıyla işbirliği, kitlesel eğitim gibi giderek egemen hale gelen üniversite modeli benimsenmektedir. Ülkemizde ise her iki modelin bir araya getirilmeye çalışıldığı görülmektedir. Bu birleştirici yaklaşım bizim yaşamakta olduğumuz birçok soruna kaynak olmaktadır. Örneğin Eğitim Fakültelerinden mezun olanları istihdam etmede ilk sırayı Milli Eğitim Bakanlığı almakta. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bugün birçok branşta öğretmen ihtiyacı, emekli ve ayrılanların yerine yenilerini alma noktasına gelmiştir. Buna karşılık, eğitim fakültelerimizin kontenjanlarında hiçbir değişiklik olmamaktadır. İstihdam olanağının sınırlı hale geldiği hatta hiç kalmadığı branşlarda kontenjanların azaltılması gerektiğini söylediğimizde, fakülte yetkililerinin, (hatta YÖK yöneticileri) istihdamın kendileriyle ilgili bir sorun olmadığını söylemişlerdir, söylemektedirler. Onları bu söyleme götüren, kafalarındaki üniversite modelidir. Oysa akademisyenlerin bir bölümünün dışında üniversite, bizler için meslek sahibi olabilmemizin tek adresidir. Bunun doğru olup olmadığı ayrı bir konu olmakla birlikte durumun bu olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir. Bizim için üniversite, ortaöğretim sonrasında devam ettiğimiz bir yetişme ortamıdır. Humboldt’un tanımı bizlerin üniversite algısıyla örtüşmemektedir. Bu teorik ayrım neden önemli? Humboldt’un tanımladığı üniversite sadece bilim yapma ve öğretme misyonuna sahip olduğundan sonsuz akademik özgürlük anlayışını da beraberinde getirecektir. Bu anlayış doğal olarak, YÖK gibi kurumlara olumlu bakamaz. Açık Öğretim Fakültesi öğrencilerini bilim yapılan bir ortamın bileşeni olmadıklarından üniversite mezunu kabul etmeyecektir. Yüksekokulların hiçbir şekilde üniversite bünyesinde olmaması gerektiğini savunacaktır. Humboldt gibi düşünen, üniversiteyi yükseköğretim kavramının içine koyamayacak birisi şu soruları da soracaktır: Kendilerine bilim yapma ve öğretmeyi temel amaç edinmiş olan Fen Edebiyat Fakülteleriyle, Eğitim Fakülteleri aynı mevzuatla yönetilebilir mi? Her iki fakültenin öğretim üyeleri aynı akademik kariyer kriterlerine göre yükselmeli yada değerlendirilmelidir? Öğrencilerini ÖSS gibi bir sınavla mı almalıdırlar? Soruları çoğaltmak mümkün. Kısacası “YÖK” veya Üniversitelerin yöneticileri, yönettikleri kurumların salt bilim üreten kurumlar olmadığını, ayrıca bilim üretmiş dahi olsalar bunun toplum karşısında soyut, etkisiz bir şey olduğundan bahsedemezler. O nedenle en az giriş sınavları kadar önemli hale gelen istihdam sorunu karşısında, “bizim sorunumuz değil” yaklaşımından uzak durmalıdırlar.
|