|
Sayılarla Yanıltılmak Seçim arifesindeyiz ya söz ne zaman eğitime gelse sayılar havada uçuşuyor. İktidar partisi yetkililerine göre, ağızdan çıkan her sayı bir rekor. Karşı tarafta ise sayılar var olan kötü durumun bir göstergesi oluyor. Oysa tartıştığımız olgu aynı olduğunu göre “hem o”, “hem o” durumunun nasıl oluştuğu karşımıza bir soru, hatta sorudan öte sorun olarak çıkıyor. Alışa geldiğimiz biçimde bir cevap verebiliriz: “Yalan, kuyruklu yalan, istatistik” diye. Değil mi ki D.Huff, 50’li yıllarda yazmıştı “İstatistiklerle Nasıl Yalan Söylenir” başlıklı kitabını. Bu satırların yazarı olarak istatistikle aram hiç iyi olmamıştır. Çift dikiş yaparak geçtiğim derslerden biriydi İstatistik. Daha o zamanlar Hocamız sosyologlar için bu dersin öneminden uzun uzun bahsetmişti ama bilgisi ve fikri olmadan memleketi kurtarma sevdasına düşmüş bir genç olarak Hocamıza kulak vermek işimize gelmemişti. Ne var ki zaman, Hocamızın söylediklerini her daim hatırlattı bize. Geçenlerde Milliyet Gazetesi yazarı Meral Tamer’in köşesini okuyordum. Tamer yazısında eğitimdeki durumumuzu ele alıyor, durumumuzun ne kadar kötü olduğuna dair epeyce rakamı arka arkaya sıralıyor, yazısına da bizlere yardımcı olacağı düşüncesiyle tablolar eklemiş. Aynı gün 17 yeni üniversitenin kurulmasına ilişkin kanunla ilgili görüşmelerini izliyordum. Bu görüşmelerde de kürsüye her çıkan mutlaka bir rakam kullanmaya özen gösteriyordu. Bilmiyorum sizlerde aynı düşünceyi paylaşır mısınız? Eğer dinlediğim bir konuşmacı arka arkaya rakamlar sıralıyorsa, ya konuya vakıf değildir, yada yalan söylüyordur diye düşünüyorum. Yada böyle bir ön yargı bende kendiliğinden oluşmakta. Ben bunun bilinçli yapıldığından kuşku duymuyorum. Çoğu kez bu konuşmaları, yazıları çeşitli mantık hatalarını da içerdiğinden birer safsata, demagoji olarak algılıyorum. Rakamların yalan söylemediği ama rakamların yalana alet edildiği gerçeğinden hareketle bizi yanıltma çabalarının hangi noktalarda toplandığını sorabilir, buna yanıt arayabiliriz. 11 noktada topladığımız (daha fazla da olabilir) söz konusu hataların her birinin üzerinde sayfalar dolusu yazılabilir, onlarca örneği sıralanabilir. Burada şimdilik sadece sıralamakla yetineceğiz, başka yazılarımızda bu hatalara ilişkin örnekler vereceğiz. 1. Tanım ve kapsam değiştiği halde bunun dikkate alınmaması. 2. Sistematik yanlılık veya istediğimiz sonuca varmak için veri üretmek. 3. Karşılaştırılması söz konusu olmayacak verileri birlikte kullanmak. 4. Korelasyon(birlikte değişim) ile sebep-sonuç ilişkilerinin karıştırılması. 5. Eksik verilerle genelleme yapmak. 6. Temsil özelliği olmayan verileri kullanmak. 7. Sınıflandırma ölçütlerinde yanılma veya bazı ölçütlerin devre dışı bırakılması. 8. İki kez saymak. 9. Yüzdeleri hatalı kullanmak. 10. Şekil ve grafikleri hatalı kullanmak. 11. İstatistik tekniğini seçmede yanılma. Sağduyu kimi durumlarda yanıltıcı olabilir ama sanırım istatistiksel verileri kullanmada onun yerini bir başka şey alamaz. Rakamı anlamlı kılan, ilişkili olduğu tanımdır. Doğrudan tanımlamadığınız, somutlaştıramadığınız bir şeyi, rakamla tanımlama veya somut kılma çabasına girerseniz, söyleyeceklerinizin bir anlamı olmaz. Ne yazık ki yapılan budur ve eğitim sorunlarımız hızla rakamların anlamsızlaştırdığı bir niteliğe bürünmektedir.
|