Yeni Özel Öğretim Kurumları Yasa Tasarısı ve Özel Okullar Bir süredir Özel Öğretim Kurumları Yasasının yenilenmesi için hazırlanan tasarı dolayısıyla özel öğretim kurumlarını tartışıyoruz.Yeni tasarıyla birlikte “özel öğretim” adı altında toplanan eğitim kurumlarının durumunun bütünüyle gözden geçirilmesinin yararlı olacağı inancındayım ve bunun hayli zor olduğunun farkındayım. Bir yanda, dersaneler ve her türlü kurslar, diğer yanda özel paralı, azınlık ve uluslararası okullar. Her biri farklı gereksinimleri karşılayan ve işlevler üstlenmiş bulunan bu kurumları, sadece sahibinin devlet olmamasından yola çıkarak, tek bir kanun kapsamında düzenlemek; gelişimlerini, sistem içindeki yerlerini belirlemek ayrı bir zorluk oluşturmaktadır. Örneğin, çeşitli vakıfların, kişilerin, şirketlerin sahibi olduğu özel okullar için söyleyeceklerimiz ile dersaneler ve kurslar için söyleyeceklerimiz birbirinden tamamen farklı olacaktır. Yeni tasarıyla birlikte gündeme daha çok “özel okullar” geldi. Bu, bir bakıma doğaldı. Çünkü, tasarı genel olarak “özel öğretim kurumları” tasarısı olmaktan çok, özel okullar tasarısı biçiminde hazırlanmış gibi bir izlenim vermektedir. Örneğin, teşvik, hizmet alımı, bu kurumlarda çalışanlarla ilgili maddeler bu noktada dikkat çekmektedir. Oysa etkinlikleri ve yurt çabındaki yaygınlıklarıyla dersane ve özel kurslar, bu kurumların üçte ikisini oluşturmaktadır. Özel öğretim kurumlarının, hangi gereksinimi karşıladığını ve bu gereksinimin sahibi toplumsal kesimleri bilmek, bu kurumların eğitim sistemi içindeki işlevlerini açıklığa kavuşturcaktır. Bu yapıldığı takdirde, yeni tasarıyla, şu anda eğitime yön verenlerin nereye varmak istedikleri de anlaşılabilir düşüncesindeyim. Aşağıda özel okullar üzerinden bunu yapmaya çalışacağım. ÖZEL OKULLAR Özel öğretim okulları genel olarak kendi var oluş gerekçelerini şu iki varsayıma dayandırırlar: “Kamu okulları nitelikli eğitim vermede yetersizdir. Dolayısıyla imkanı olanlar, kendi çoçuklarına daha nitelikli bir eğitim aldırma haklarına sahiptir.” İkincisi, “Biz farklıyız, dolasıyla kendi çocuklarmıza bu farklılıklarımızı eğitim yoluyla kazandırmak istiyoruz.” İlk bakışta her iki varsayımda eğitimde kamu egemenliğine karşı bir özgür alan açma olarak değerlendirilebilir. Ancak, bu varsayımları dile getirenlere bakıldığında durumun hiç de kamu egemenliği karşısında böyle bir kaygı taşımadığı görülecektir. Özellikle özel okulların varlığını birinci varsayıma dayandıranlar, toplumun orta ve üst gelir gruplarından olması anlamlıdır. Bu nedenle, bu önkabul ekseninde kurulmuş olan okullar, daha çok bu grubun toplum içindeki pozisyonunu sürdürme kaygısından kaynaklandığı söylenebilir. Çünkü, ulus devletle birlikte eğitim, toplum içinde statü edinmede olabildiğince etkin hale gelmiştir. Özellikle siyasal ve bürokrasi alanında bir ölçüde de başarılı olmuştur. Özel okullar, ulus devletin bu özelliği karşısında orta ve üst gelir gruplarının konumunu koruması amacını taşır. En azından eğitim üzerinden kendilerine yönelecek bir tehditi, etkisiz hale getirmenin bir aracı olma işlevini üstlenir. İkinci önkabul de “ulusal eğitimin” bir başka özelliğinin “herkesi türdeş kılma, benzeştirme” özelliğine bir direnmeyi açık veya örtük olarak kabul eder. Açık olarak kabul eder, çünkü egemen veya kuşatıcı kültürel kimlik içinde azınlık olma durumları sözkonusudur. Dolayısıyla, bu gruplar kendi kültürel ve kuşatıcı kimliğini, eğitim yoluyla çoçuklarına aktarmak ister. Bunların sahibi olduğu okullar genellikle azınlık okulları veya uluslarası okullar sistem içinde tanımlanır. Meşruiyetleri konusunda bir sorun yoktur çünkü, i bu tür okullar, evrensel hukuk içerisinde özel olarak tanımlanmışlardır. Asıl önemli olan ve ülkemiz açısından da sorunlu bir alanı temsil eden ikinci varsayımı örtük olarak kabul eden grupta yer alan özel okullardır. Bu tür okullar, birinci varsayımda olduğu gibi sınıfsal bir kaygının korunmasını taşımazlar. Onlar daha çok eğitimin informel yönü üzerinden, egemen ulusal eğitimin temel tezlerini savuşturma amacını taşırlar. Örneğin ülkemizde sıkça tartıştığımız tarikat okulları bu grupta yer alır. Görünürde, ulusal eğitimin müfredatını eksiksiz uygular. Ancak eğitimin informel yönüyle, öğretemen-öğrenci, okul-veli, okul ve çevre ilişkileri üzerinden okulun sahibi olan tarikatın değerlerini, tutumlarını öğrencilere taşımayı misyon olarak üstlenir.. Yukarıda belirtilen, iki varsayımın dışında üçüncü bir grup özel okullar vardır ki bu okullar, ulusal eğitim karşısında hiçbir örtük veya açık amaçlar taşımazlar. Varoluş gerekçeleri sadece, kamu eğitimine özel öğretim yoluyla katkı vermek, kamunun eğitim giderlerine ortak olmaktır. Ülkemizde sayıları az olmakla birlikte bazı vakıf okulunu bu grup içinde değerlendirmek gerekmektedir. Örneğin Milli Eğitim Vakfına ve Darüşafaka’ya bağlı okullar bu grup içinde yer almaktadır. Özel Öğretim Okul ve Kurumlarında Öğrenci, Öğretmen Sayısı( 2004 - 2005 Öğretim Yılı | EĞİTİM KADEMESİ Education Level | OKUL/ SINIF/ KURUM School/ Classroom | ÖĞRENCİ SAYISI Enrollment | ÖĞRETMEN SAYISI Teacher | | TOPLAM Total | ERKEK Male | KIZ Female | | OKULÖNCESİ EĞİTİMİ Pre - Primary Education | 567 | 17.969 | 9.532 | 8.437 | 1.437 | | İLKÖĞRETİM Primary Education | 676 | 172.348 | 93.975 | 78.373 | 18.003 | | ORTAÖĞRETİM Secondary Education | 650 | 71.253 | 39.377 | 31.876 | 8.972 | | | GENEL ORTAÖĞRETİM General Secondary Education | 630 | 70.163 | 38.664 | 31.499 | 8.888 | | | MESLEKÎ ve TEKNİK ORTAÖĞRETİM Vocational and Technical Education | 20 | 1.090 | 713 | 377 | 84 | | ÖRGÜN EĞİTİM Formal Education | 1.893 | 261.570 | 142.884 | 118.686 | 28.412 | | | ÖZEL DERSANELER Teaching Institution | 2.984 | 784.565 | 420.979 | 363.586 | 30.537 | | | ÖZEL KURSLAR Private Courses | 3.704 | 1.059.147 | 752.149 | 306.998 | 15.313 | | | | MOTORLU TAŞIT SÜRÜCÜLERİ KURSLARI Motor Vehicle Driving Courses | 1.925 | 868.251 | 654.723 | 213.528 | 11.966 | | | | MUHTELİF KURSLAR Various Courses | 1.779 | 190.896 | 97.426 | 93.470 | 3.347 | | YAYGIN EĞİTİM Non - Formal Education | 6.688 | 1.843.712 | 1.173.128 | 670.584 | 45.850 | | GENEL TOPLAM General Total | 8.581 | 2.105.282 | 1.316.012 | 789.270 | 74.262 | Yeni özel öğretim yasa tasarısının özel okullar arasında hiçbir bir ayrım yapmaksızın yeni teşvikler getirmesi, bu okulları güçlendirme yoluna gitmesi, haklı olarak eleştirilmektedir. Bu eleştiriler, sadece eğitimin özelleştirilmesi bağlamında gündeme gelmemekte, ulusal eğitimin, temel özelliklerinin tümüyle ortadan kaldırılması iddiasını da beraberinde getirmektedir. Kuşkusuz böylesi bir iddianın nesnel temellerinin bulunup bulunmadığı ayrı bir tartışma başlığı olarak ele alınabilir. Burada bu konuya girmeden özel okul sahiplerinin, yeni tasarıyla neden daha güçlü bir devlet desteğine ihtiyaç duyduklarını ve bunu gerekçelendirirken ileri sürdükleri tezleri ele almaya çalışacağız. ÖZEL OKULLARA TALEBİN DEVLET DESTEĞİYLE GÜÇLENDİRİLMESİ GEREKİR (Mİ?) 26.01.2006 tarihinde Antalya’da düzenlenen ve geleneksel hale gelen Özel Okullar Birliği’nin yaptığı toplantıda konuşan Milli Eğitim Bakanı Çelik’in şu sözleri üzerinde biraz duralım: “Güzelim binalar, son derece iyi laboratuarlar, muhteşem okullar yapılmış, buna sermaye yatırılmış ama maalesef potansiyelinizin yarısı boş. Biz devlet okulu inşa edebilmek için dünya kadar para harcıyoruz, donatmak için para harcıyoruz. Sonra oraya öğretmen, memur tayin ediyoruz. Ben hizmeti satın alırsam daha ucuza gelir. Hizmetin kalitesinde bir problem yoksa hizmet satın alınabilir. Bizim özel okullardan hizmet satın almamamız için hiçbir sebep yok.” Bu sözlerden iki sonuç çıkarılabilir: Birincisi, özel okullar, her türlü donanıma sahip olmakla birlikte, ancak %50 dolulukla hizmet vermekte. İki, kamu okullarına yatırm yapmak pahalı, buradan hizmet almak gerekir. Bu sözlerin elle tutar bir yanı olmadığı açık. Eğer Sayın Bakanın belirttiği biçimde özel okullar, her türlü donanıma sahip ve buna rağmen %50 kapasite ile hizmet veriyorsa, önce bunun neden böyle olduğunun açıklanması gerekir düşüncesindeyim. Sayın Bakanın konuşmasının tamamında bu konuyla ilgili bir açıklama bulunmuyor. Ortada açık ve yalın bir soru var: Mademki çok iyi bir mal var neden alıcı bulmuyor, üstelik ihtiyaç olduğu halde? Sayın Bakanın cevaplamaya gerek duymadığı soruyu biz cevaplayalım: Özel okulların tümü aynı kaliteye sahip değil. Bu nedenle, hiçbir ayrım yapmadan pırıl pırıl, her türlü donanıma sahip okul tanımlaması gerçeğe uygun değil.Uzağa gitmeden her gün önünden geçtiğim bir ilk öğretim okulunu buna örnek olarak verebilirim. Ankara Balgat Pazarının yanında 4 katlı bir binanın üst katında hizmet veren Pınar İlköğretim Okulu örneğinde olduğu gibi. Aynı giriş katının ana caddeye bakan kısmında bir market hizmet veriyor.Bu tür okulların örneği öyle çok ki. Sayın Bakanın bunları bilmediğini düşünmek mümkün değil. İkinci neden ise, bu okulların önemli bir bölümünün kendilerini çeşitli dini grupların dolaylı yada dolaysız etki alanında bulundurmalarıdır. Bu özellikleriyle daha baştan, bulundukları yerde müşterilerini sınırlamaktadırlar. Üçüncü nedeni ise ülkemizde özel okulları talep edecek toplumsal kesimlerin ekonomik güçlerinin zamanla azalmasıdır.Bunu Özel Öğretim Kurumları Eski Genel Müdürlerinden Necdet Özkaya’nın verdiği bir örnek ile açıklayım: “1960-61 yılında özel Kültür Lisesinde bir öğrencinin yıllık öğrenim ücreti 800 TL’dir. Bu ücret 1966 yılında 1000 liraya çıkmıştır. O tarihlerde bir öğretmenin aylığı da 1000 liradır. Yani yıllık geliri 12 bin lira. Şimdilerde ise, okul ücretleri milyarla ifade edilirken öğretmen maaşları yüz binler düzeyindedir.” Bir başka gerçek de budur. Bunu değiştirmeyi düşünmeden, özel okulları devlet eliyle kurtarmak, sorunun çözümü de değildir. Sayın Bakanın hizmet alımına gerekçe gösterdiği devlet okullarına yatırımın pahalı olduğu gerekçesinin ise üzerinde durmayı gerekli bulmuyorum. Bu değerlendirmeyi tersine çevirmek yeterlidir. Daha ileri giderek söyleyelim, Milli Eğitim Bakanlığı’nı kaldırmak en iyi çözümdür. ÖZEL ÖĞRETİM OKULLARINDA NİTELİK VE BAŞARI VAR (MI?) Özel Öğretim okullarının bir diğer sorunu da nitelikli eğitim ve başarıda ileri düzeyde oldukları gibi gerçeği yansıtmayan argümanlara sığınmış olmalarıdır. Nasıl ki kimi devlet okullarında nitelik yoksa özel okulların önemli bir bölümünde de yoktur. Başarı için ölçüt alınan ÖSS sınavları da nitelikli eğitim için ölçüt olamaz. Çünkü sınavın kendisi niteliği ölçmemektedir. Ayrıca özel okullar ÖSS’de dile getirildiği gibi başarılı da değillerdir. Bu türden başarılar için devlet okullarından nasıl öğrenci transfer ettiklerini bilmem anlatmaya gerek var mı? Buna rağmen, yinede bu okullar Anadolu Liseleri ve Fen Liseleri gibi devlet okullarının gerisinde bulunmaktadırlar. 2005 ÖSS Başarı Tablosu | | | | | EN AZ BİR PUANI 185'TEN FAZLA ADAY SAYISI | EN AZ BİR PUANI 185'TEN FAZLA ADAY YÜZDESİ | | OKUL | SINAVI GEÇERLİ | SINAVI KAZANAN | SINAVI KAZANAN | | TÜRÜ | ADAY SAYISI | ADAY SAYISI | ADAY YÜZDESİ | | Liseler | 999108 | 812848 | 81,4 | 605949 | 60,6 | | Liseler (Yabancı Dil Ağırlıklı) | 119258 | 117073 | 98,2 | 108451 | 90,9 | | Özel Liseler | 11535 | 10306 | 89,3 | 8434 | 73,1 | | Anadolu Liseleri | 104447 | 103215 | 98,8 | 99272 | 95,0 | | Yabancı Dilde Eğitim Yapan Özel Liseler | 25745 | 24326 | 94,5 | 21404 | 83,1 | | Fen Liseleri | 4430 | 4412 | 99,6 | 4356 | 98,3 | | Özel Fen Liseleri | 3159 | 3128 | 99,0 | 2998 | 94,9 | | Askeri Liseler | 202 | 195 | 96,5 | 179 | 88,6 | | Akşam Liseleri | 255 | 105 | 41,2 | 58 | 22,7 | | Özel Akşam Liseleri | 1288 | 666 | 51,7 | 352 | 27,3 | | Açıköğretim Liseleri (Lise Programı) | 117 | 80 | 68,4 | 49 | 41,9 | | Çok Programlı Liseler (Lise Programı) | 56 | 34 | 60,7 | 25 | 44,6 | | Güzel Sanatlar Liseleri | 2967 | 2731 | 92,0 | 2192 | 73,9 | | LİSELER TOPLAMI | 1272567 | 1079119 | 84,8 | 853719 | 67,1 | | | | | | | | | Öğretmen Liseleri | 13176 | 12790 | 97,1 | 12225 | 92,8 | | | | | | | | | İmam Hatip Liseleri | 42465 | 34854 | 82,1 | 28247 | 66,5 | | Ticaret Meslek Liseleri | 83338 | 44487 | 53,4 | 25079 | 30,1 | | Teknik Liseler | 15217 | 8254 | 54,2 | 3957 | 26,0 | | Endüstri Meslek Liseleri | 136495 | 48738 | 35,7 | 21464 | 15,7 | | Kız Meslek Liseleri | 77326 | 48464 | 62,7 | 29369 | 38,0 | | Sağlık Meslek Liseleri | 17053 | 12793 | 75,0 | 7953 | 46,6 | | Otelcilik ve Turizm Meslek Liseleri | 5494 | 3852 | 70,1 | 2678 | 48,7 | | Sekreterlik Meslek Liseleri | 280 | 242 | 86,4 | 188 | 67,1 | | Astsubay Hazırlama Okulları | 1075 | 929 | 86,4 | 634 | 59,0 | | Diğer Meslek Liseleri | 3898 | 2889 | 74,1 | 1902 | 48,8 | | MESLEK LİSELERİ TOPLAMI | 395817 | 218292 | 55,1 | 133696 | 33,8 | | | | | | | | | Diğerleri | 3219 | 1255 | 39,0 | 548 | 17,0 | | | | | | | | | GENEL TOPLAM | 1671603 | 1298666 | 77,7 | 987963 | 59,1 |
ÖZEL OKULLAR KAR ETMEYİ ESAS ALMIYOR (MU?) 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Yasası, bu okulların “tümüyle kar amacı” güdemeyeceğini belirtmekle birlikte, hayır kurumu olarak hizmet verdikleri de söylenemez. Kimse bile bile kar etmeyeceği bir işe kalkışmaz. Özel Öğretim Okulları içinde, özel bir yere sahip olan TED’in 2004-2005 öğretim yılında Anaokulu ücretinin kdv dahil 28 milyardı. Aynı öğretim yılında ilk ve orta öğretim ücreti ise 5 ile 7 milyar olarak kamuoyuna yansımıştı. Bu öğretim yılında anaokulu ücreti 30 milyara çıkarılırken, ilköğretim 7, orta öğretim de 8 milyar150 milyona çıkmıştı. Fiyatlar buyken TED’in kar etmediği söylenebilir mi? “Özel Öğretim Kurumları Öğrenci Ücretleri Tespit ve Tahsil Yönetmeliği” gereği özel okullar Mayıs ayı içinde okul ücretlerini ilan ederler. Bu yönetmeliğin 6.maddesi gereği bu ücreti tespit ederken; “a)Sağladıkları eğitim-öğretim imkanlarına, b)Gelişmelerine de imkan verecek yatırım ve hizmetlere, c)Personel ve işletme gelirlerine, ç)Devlet İstatistik Enstitüsü’nün Nisan ayı itibarıyla ilan etmiş olduğu o ildeki yıllık tüketici fiyat endekslerine, göre tespit ve ilan ederler.” İstatistik kurumunun son yıllarda açıkladığı tüketici endekselerinde önemli düşüşler olduğu görülmekle birlikte, fiyatlandırmada diğer seçenekler dikkate alınmakta ve her yıl bu okulların açıkladığı fiyatlar %15 ile %30 arasında artmakta. Bir velinin, çocuğunu özel okula gönderme kararı aldığında ödemesi gereken ücret sadece okul ücreti değil, çocuğun kantin ve servis giderleri de buna eklenmelidir. Bu okullar, öğrenciler için yılda 1 milyar ile 2 milyar arasında yemek ücreti almaktadırlar. Servis ücretleri de yine bu fiyat aralığında değişmektedir. Özel okullar yöneticilerinin gerekse bakanlık yetkililerinin kamoyuna yaptıkları açıklamalarda en çok dile getirdikleri tezlerden biri, bu kurumların sonuçta eğitim-öğretim yaptıkları, devletle aynı işi yaptıkları dolayısıyla devlet okullarına tanınan kimi ayrıcalıkların bu okullara da verilmesi gerektiğidir. Bu noktada en çok dile getirilen bu okulların su ve elektrik ücretlerinin devlet okullarına uygulanan tarifeden alınmasıdır. Bir özel öğretim derneği başkanı bu talebi dile getirirken “devlette, özelde aynı işi yapıyor” diyor. Oysa bu durumun sadece eğitime özel bir durum olmadığı, diğer bütün sektörlerde aynı durumun olduğu gözönüne alınmamaktadır. GELİŞMİŞ ÜLKELERDE ÖZEL OKULLAR DESTEKLENİYOR (MU?) “İsviçre'de özel okulların devlet okullarına oranı yüzde 5, Danimarka'da 12, Fransa'da 17, Hollanda'da 72. Bizde ise yüzde 1.9. AB ülkelerinin hemen hepsinde özel okulda öğretmenin maaşı devletçe karşılanıyor, eğitim yatırımları finanse ediliyor, özel okulların onarım ve bakımınının yüzde 10-30'una devlet yardım ediyor. Öğrenci maliyetinin en az yarısı, burs olarak devletçe karşılanıyor. Türkiye'de özel okullar, üvey evlat.” Bu cümleler, her hangi bir özel okul temsilcisine ait değil Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Genel Müdürü Cemal Taşar’a ait. Bu denli üst düzey bir bürokratın bu tür karşılaştırmalara prim vermesi gerçekten şaşırtıcı. Şaşırtıcı olması verdiği bilgilerin yanlış olduğundan kaynaklanmıyor, karşılaştırmasının bu ülkelerin ekonomide geledikleri durumu, kişi başına düşen geliri ve eğitim bütçelerini dikkate almamasından kaynaklanıyor. Kişi başına düşen gelirin, eğitim harcamalarının hayli yüksek olduğu bu ülkelerde verdiği rakamların hayli düşük olduğu, özel okullar için getirdikleri standartların ise yüksek olduğu bilinmiyor olamaz. Özel okullarla ilgili en üst düzeydeki kamu temsilcisinin sıradan bir özel okul sahibi konuşması gözardı edilemez. Genel müdürün ismini andığı ülkelerden Fransa ile ilgili bazı bilgiler verelim: GSMH’da : Dünya 5’incisi, İhracat’ta : Dünya 4’üncüsü, İthalat’ta : Dünya 5’incisi, Yatırımlar’da : Fransa, Dünya’nın ilk üç ülkesi arasındadır. Fransa’da kamu harcamaları ise GSYİH’nın % 52,6’sı oluşturmaktadır. Buna rağmen bu ülkede özel okul kurdum, hadi benim masrafımı devlet karşılasın gibi bir durum da yok. Çünkü Fransa’da özel okullar, devlet sözleşmeli ve sözleşmesiz olarak ikiye ayrılıyor. Birinci gruptaki okulların öğretmenlerinin maaşları ve hizmetiçi eğitim giderleri devlet tarafından karşılanıyor. Diğerleri ise masraflarının tamamını kendi karşılamak durumunda. Yeni açılan bir özel okul ancak 5 yıl sonra sözleşme yapmak için muhatap alınıyor. Bu süre içinde bu okulların sadece fiziki özellikleri değil, diğer bütün özellikleri dikkate alınmakta ve bu okullari için sözleşmelere özel şartlar konulabilmekte. Fransanın ve diğer bazı AB ülkelerinin özellikle özel okullardaki öğretmenlerin maaşlarını karşılamayı tercih etmesinde özel bir neden bulunmakta. Öğretmenlerin, diğer kamudaki öğretmenler gibi develetin temel ilkelerine bağlı olması istenmekte. Bakanlığın yeni özelöğretim tasarısı ise “özel okul” tabelası asan her kuruluşa yardım etmeyi ilke olarak benimsemekte. Aslına bakılırsa özel okulların, yetişmiş eleman olarak hizmet aldığı öğretmenlerin yetiştirilmesine hiç katkı vermediği gözardı edilen bir başka gerçektir. ÖZEL OKUL SAYISI ARTARSA DEVLETİN YÜKÜ AZALIR (MI?) Özel Okulların devlet eliyle güçlendirilmesinin bir diğer gerekçesi ise bu okulların sayısının artmasıyla birlikte devletin üstlendiği eğitim maliyetinin azalacağı şeklinde formüle edilmekte. Bu savın da diğerleri gibi tamamıyla gerçeği yansıtmadığını belirtmek gerek. Yeni yasa tasarısı öğrenci başına 1000YTL yardım öngörmekte. İlk etapta bu yardımın 500 bin öğrenciye yapılacağını varsayalım. Diğer yandan devletin almaktan vazgececeği elektrik ve su ücretini de buna ilave edelim. Bu durumda dahi Özel Öğretim Genel Müdürüne göre “bir verip üç alma” durumu geçerli olabilir mi? Bu alanda OECD’nin verdiği rakamlar, bu genel iddiayı desteklememektedir. Fransa’da kamunun eğitime yaptığı harcamanın GSMH’ya oranı 4,14 iken özel kesimin eğitime yaptığı harcama GSMH’ya oranı 1995 yılında 0,22 olmuştur. 2002 yılında kamu 5,61 oranına çıkarken özel 0,28 olarak gerçekleşmiştir. Özel okulların nerede ise toplam okulların üçte ikisini oluşturduğu Hollanda’da eğitimde kamu harcamaları giderek artmıştır. 1995 yılında kamunun harcaması 2,97 iken özel kesimin eğitime yaptığı harcamanın GSMH’ye oranı 0,08’dir. 2002 yılında kamu 4,51 oranına yükselirken özel kesimin harcamalarının oranı 0,25 olarak gerçekleşmiştir. Bu rakamlarda göstermektedir ki hiçbir ülke eğitimde kamu payını azaltalım bir verip üç alalım peşinde değildir. Eğitimin maliyetini kamunun dışına taşıma çabasında değildir. Çünkü eğitim bütün ülkelerde devletin yurttaşlarına zorunlu hizmetlerinin başında gelmekte. ÖZEL OKULLARI TARİKAT OKULLARI OLARAK NİTELEMEK YANLIŞ (MI?) Milli Eğitim Bakanın 10 bin yoksul ve zeki çoçukların özel okullarda okutulmasına ilişkin yasa tasarısının görüşmelerindeki açıklamalarına göre yanlış. Çünkü bu okullar, yasal olarak kurulmakta, denetlenmekte ve diğer okullarla aynı müfredatı uygulamakta. Buradan bakılınca bu nitelemenin gerçeği yansıtmadığı söylenebilir. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi okul sadece formel ilişkilerden oluşmuyor. Oysa Milli Eğitim Bakanın bakışı sadece bu formel ilişikeleri dikkate alıyor. 28 Şubat dönminde devletin çeşitili raporlardında bu okullarla ilgili bu yönde sayısız bilgi kamuoyuna yansımıştı. Genelde, bu okulların kamu kaynaklarıyla beslendiği üzerinde durulmuştu. Kimi şirketler aldıkları ihalelerden, bu okulların sahipleri gözüken vakıflara para aktarmakta veya Belediyeler, bu okulların sahibi olduğu vakıfların şirketlerine kiralama veya iş yerleri tahsis ederek bu okulların finansmanını gerçekleştirmekte idi. Bu okulların belirli tarikatlarla bağlantılarının olup olmadığı, bu tür tarikatların yayın organlarınca yapılan tanıtımlara bakmak yeterli olmalıdır. Diğer yandan bu tür okulların varlığını resmi düzeyde kabul etmemek, gerçek anlamda özel eğitim alanına yatırım yapmış girişimcilerin çabalarını da baltalamak anlamına gelmektedir. Birincisi haksız bir rekabet ortamı olmakta; ikincisi, toplumun özel okullara bakışını olumsuz olarak etkilemektedir. SONUÇ OLARAK Yeni Özel Öğretim Kurumları tasarısıyla birlikte özel okulların gündeme gelen talepleri, bu okulların özel olmaktan çok devlet eliyle güçlendirilmesini esas almaktadır. Bu yaklaşımın, epey zamandır sürdürülegelen, develetin temel hizmetlerinin özelleştirilmesi ile uyumlu olduğu görülmektedir. Özel okullar adına onları savunmak için ortaya konulan kimi tezlerin ise elle tutar bir yanı olmadığı yada gerçeği tam olarak yansıtmadığı ortadır. 19 Nisan 2006 Not:Mayıs 2006 tarhli Zil ve Teneffüs Dergisinde yayınlandı |