| Özel Öğretim Mi? Özel Çıkar Mı? |
|
Özel Öğretim Mi? Özel Çıkar Mı?* Kamuoyu haklı olarak yeni Özel Öğretim Kurumları Yasa Tasarısıyla özel okullara yapılacak yardıma odaklandı. Devlet okullarının durumu ortada. Yıllardır okulların en temel ihtiyaçları dahi karşılanmıyor/karşılanamıyor. Özelleştirlen kurumlardan devralınan hizmetli kadrosundan başka nerede ise 15 yıldır okulların ihtiyaçı olan hizmetli personeli alınmıyor, Okul Aile Birlikleri aracılığıyla velilerden toplanan paralarla hizmetli tutuluyor. Okullar çoğu kez, bu hizmetlilerin SKK’ya olan primlerini dahi ödeyemiyor. Görünen o ki devletin eğitim kurumları ne kadar sorunlu ise özel eğitim kurumları da bir o kadar sorunlu. Kuşku yok ki bunda, eğitim alanına sermaye yatıran ve buradan kar etmek isteyen girişimcinin niteliğinde özel bir sorun etkili olmakta. Ortada, bu kurumların tam bir ticari kuruluş gibi çalışamayacağına yönelik yasal engeller bulunmasına karşın pastanın büyüklüğü, girişimcilerin önemli bir bölümünde “malı götürme” anlayışını egemen kılmakta. Özel öğretim alanında hayli saygın bir isim ve başarılı bir eğitimci, girişimci olan Rüstem Eyupoğlu’nun tasarıyla ilgili açıklamaları, malı götürme anlayışının nereye kadar uzandığını göstermekte. Eyupoğlu diyor ki, “devlet, devlet okullarında öğrenci başına ne kadar harcıyorsa, bize de o kadar vermelidir.” Doğrusu bu mantık Türkiye’de özel sektörün, girişimcinin neden özel sektör, özel girişimci olmadığını çok iyi anlatıyor. Eğitimle ilgili yazı ve kitaplarına değer verdiğim Yeni Şafak yazarı Kürşat Bumin, bu sözleri “hayli liberal” bulmuş. Bana kalırsa libarelliğin “L” si bile yok bu sözde. Hatta, liberalizmin ultra teorisyeni Hayek’i mezarından kaldıracak kadar “devletçilik” kokuyor. Eyupoğlu’nun sözleri arz ve talep arasındaki ilişkide kendini var edemeyen, edemediğini itiraf eden bir özel sektör anlayışını ifade ediyor. Liberalizm bunun neresinde? Kaldıki özel öğretim kurumları zaten devlet tarafından desteklenmektedir. Gerek teşvik yasaları kapsamında gerekse daha özel hukuki metinlerle. İşte bunlardan biri 1985 yılında yürürlüğe giren Özel Öğretim Kurumlarına Yapılacak Mali Yardım Yönetmeliği. Bu yönetmelik, devlet yardımlarının nasıl yapılacağını hükme bağlamaktadır ve kamu vicdanını da tatmin edecek niteliktedir. Bu yönetmeliğin 6.ve 7.maddeleri şöyledir: “Madde 6-Yardım yapılmasına bakanlıkça karar verilen kurumlara; yatılı her öğrenci için, parasız yatılı bir öğrenciye Devletçe yapılan harcama kadar; gündüzlü her öğrenci için Devletçe ödenen burs miktarı kadar Bakanlıkça maddi yardımda bulunulabilir. Ancak bütçe ve mali imkanlar elvermediği takdirde yardım miktarı kurumun öğrenci sayısının tamamı yerine, yardıma ve korunmaya muhtaç çocukların sayısına göre hesap edilir. “Madde 7- Yardım yapılmasına Bakanlıkça karar verilen kurumlara gerekirse maddi yardım yerine resmi benzeri kurumlarda kullanılan araç-gereç ile öğrencilere gerekli olan kitap, defter, kalem, silgi, çanta, elbise, ayakkabı, ve forma gibi yardımlarda da bulunabilir.” Ayrıca kalkınma planları çerçevesinde bu kuruluşlara teşvik yardımları yapılmaktadır. Daha da önemlisi bu okulların sahibi olan ticari kuruluşların, bu okullarda kullanılmak üzere kırtasiye ithal etme hakkı da vardır. Türkiye gibi kırtasiye ihtiyacının ancak %20’sini yerli üretimle karşılayan bir ülkede, bu izinin nasıl kullanıldığını da araştırmacı gazetecilere bırakıyorum! Bir de kanun tasarısının öngördüğü yardımlara bakalım: “Madde 12- · Bakanlık, kurumlardan 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümleri çerçevesinde hizmet satın alabilir. · Okullarda öğrenim gören öğrencilere, her ders yılı için öğrenci başına belirlenen ücretlerin yarısını geçmemek üzere, azami 1.000 YTL tutarında Devlet yardımı yapılabilir. Bu tutar her yıl 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılır.· Okullarda okuyan öğrencilerin velileri tarafından okul ücretini karşılamak üzere alınan kredi faizinin % 50’sini geçmemek üzere belirlenen kısmı Devletçe karşılanabilir. · Okulların su, doğal gaz ve elektrik ücretlendirilmesi, resmî okullara uygulanan tarife üzerinden uygulanır.” Söz konusu kanun tasarısı çerçevesinde hükümetin ileri sürdüğü tezlere baktıkça bu işin eğitimimimizin sorunlarını çözmekten çok, siyasi amaçlar taşıdığını söylemekte bir sakınca görmüyorum. Özellikle de özel okulların büyük çoğunluğunun sahiblerinin kimler olduğunu düşündükçe. Kısacası düşünülen eğitim değil, bir çıkar grubuna özel çıkar sağlamaktır.
0 Yorum - Yorum Yaz
|