| Görev Süresi, Görevden Alınmanın Tek Gerekçesi Olabilir Mi? |
|
Görev Süresi, Görevden Alınmanın Tek Gerekçesi Olabilir Mi?Fevzi Budak, Erzurum Milli Eğitim Müdürü. AKP iktidarına kadar, sayısız iktidarlar gördü. AKP iktidarına kadar 16 yıldır Erzurum’da görevinin başında kaldı. Son seçimlerde AKP’den milletvekilliği için aday adayı da oldu. Çelik’in bakan olmasıyla birlikte Budak’ın kaderi de değişmeye başladı. Çelik, Budak’ı görevden aldı. O da her görevden alınışından sonra mahkemenin yolunu tuttu. 7 kez alındı ve 8 kez mahkeme kararıyla görevine geri döndü. Bakan Çelik’in açıklamalarına bakılırsa Budakı’ı görevden almasının tek bir gerekçesi var. Budak, 16 yıldır aynı yerde görev yapıyormuş, yapmamalıymış. Askerler, savcılar, her dört –beş yılda bir görev yeri değişitiriyorlar. Milli Eğitim Bürokratları da 5 yıldan fazla aynı yerde görevde kalmamalıymış. Bu sözler bana bazı isimleri hatırlattı. Prof. Carl Diem, bu isimlerden ilki. Atatürk’ün üç kez ülkemize davet ettiği ve ülkemizde spor eğitiminin ilk ciddi adımlarının hazırladığı raporla oluşturulduğu kişidir Prof.Deim. Prof. Diem, 1918 yılında Alman spor eğitiminin sorumluğunu üstlendi. Hitler iktidara geldiğinde, diğer bütün bürokratlar değiştirilirken Diem’in ısrarla görevde kalması istendi. İkinci Dünya Savaşı kaybedilip yeni rejim kurulduğunda yeni yönetimin görevinin başında kalmasını istediği kişi yine Prof. Deim idi ve 50’lerin ortasına kadar görevinin başında kaldı. Eğer bugün Alman okullarında spor eğitimi, bütün ülkelerin takdirini kazanmış ise bu başarının lideri ve mimarı Prof. Carl Deim’den başkası değildir. Hatırladığım bir başka isim, bizim eğitim tarihimizin efsane isimlerinden Rüştü Uzel. Bursa’da orta halli, dindar bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gözlerine açan Uzel, 1914’te silah altına alındığında yurt dışından yeni dönmüş bir Fizik öğretmeniydi. 1927’de MEB Yüksek Öğretim Müdürü, 1933’te Mesleki ve Teknik Öğretim Genel Müdürü. Uzel, daha sonra müsteşarlığa dönüştürülen bu görevinde 1950 yılına kadar kaldı. M.Costat, 1956 da yayınlanan raporunda “Türk sanat okullarının ziyaretinden elde edilen intiba, heyeti mecmuasiyle iyidir. Bu okullar sinai ve mesleki bir formasyon vermede kıymetli bir vasat teşkil ettikleri gibi, diğer birçok memleketlerin okullarıyla mukayese edilecek olursa üstün tarafları da vardır” cümlesini yazdıysa bu başarı, olmayan okulları örnek haline getiren Rüştü Uzel’den başkası değildir. Yine bir başka isim, birlikte çalıştığı ve yakından tanıyanların birikimine hayran oldukları, bütün ömrünü eğitime adamış bir kişilik olarak tanıttıkları Kadri Yörükoğlu. 1939’da atandığı Talim Terbiye Kurulu’na 1940 yılından 62 yılına kadar tam 22 yıl başkanlık etti. Bugün ABD’nin sürdürmekte olduğu eğitim reformunun hazırlanması sürecinde örnek ders programları arasında inceledikleri programların mimarı Yörükoğlu’undan başkası değildir. Birde şimdiki Talim Terbiye Kurulu Başkanının yaptıklarına bakın. Bu örnekleri diğer kurumlarımızdan abide isimlerle çoğaltabilirim. En azından son olarak Fevzi Çakmak Paşa’nın Genelkurmay Başkanlığında kalma süresini hatırlatayım. O da 1922’den 1944’e kadar 22 yıl Genelkurmay Başkanlığı yaptı. Bu örnekleri şunun için veriyorum: Bir bürokratın görev yerinin değiştirilmesi veya görevden alınmasının gerekçesi, görevde kalma süresi olamaz. Göreveden alma veya görev yeri değiştirmede bir tek kriter vardır: Başarılı mıdır, değil midir? Öyle olur ki liyakat sahibi olmayan, üstlendiği görevin gereğini yerine getirmede beceri ve yetenek sahibi olmayan kişinin o görevde bir gün dahi kalması çok uzun, tersi özelliklere sahip kişiler için ise o süre daima kısadır. Nitekim Rüştü Uzel, 1950 yılında görevden alındığında daha yapılacak çok işimiz ve projemiz var demişti. Fevzi Budak, ne kadar başarılıdır bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa o da görevden alınmasına gerekçe olarak uzun süredir aynı yerde görev yapmasının gösterilmesinin saçma olduğudur. Asker ve Savcıları örnek göstermek ise elma ile armudu karşılaştırmaktan başka bir şey değildir. 1 Aralık 2005
|