ANASAYFA   Hakkımda   FORUM   DOSYALAR   FOTO GALERİ   MESAJ PANOSU   İLETİŞİM
Üye Girişi
Kategoriler
 
 Atatürk ve Eğitim
 Sosyoloji
 Yazılarım
 Güncel (44)
 Psikoloji ve Rehberlik (51)
 Doğan Kuban Yazıları
 Felsefe
 Yüksek Öğretim
 Çocuk Eğitimi
 Yetişkin Eğitimi
 Fen Bilimleri
 Eğitim Psikolojisi
 Eğitim Ekonomisi
 Mesleki Eğitim
 Eğitim Hukuku
 Eğitim Tarihi
 Eğitim Politikası
 Eğitim Yönetimi
 Eğitim Teknolojisi
 Ölçme Değerlendirme
 Din Eğitimi
Linkler
 
 Eleştirel Pedagoji Dergisi
 Kamudan
 Sobil Yayınevi
 İdea Yayınevi
 Yalova
 Öğretmenler Sitesi
 Sosyoloji Mezunları Derneği
 Sosyoloji Öğrencileri
 Sosyoloji Derneği
 Habercek
Camide Din Dersi

Camide Din Dersi

Bu konuda doğrusu yazmak istemiyordum. Ankara’da oturup da Yalova’daki bir olay üzerine yazmak anlamsız olurdu. Ne olayda adı geçen öğretmeni, nede adı geçen ilköğretim okulunu biliyorum. Bildiğim sadece, olayın gerçekleştiği yer olan Merkez Cami. Ne yazık ki olay, Yalova sınırlarını aştı. Ulusal basında sadece manşet olarak kalmadı bazı gazetelerde de köşe yazılarına konu oldu. Başından beri olay ile ilgili yazılanları derledim, okudum. Şu anda olayla ilgili soruşturma açıldığından, soruşturmanın sağlıklı yürütülmesi için iddia düzeyindeki bazı düşünceleri dikkate almadan konuyu ele almak istiyorum.

Müfredat Ne Diyor?

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunanların önemli bir kısmı, sorunu “çocukların camiye götürülmesine neden karşı çıkılıyor” biçiminde ele alıyor. Elbetteki, müfredatında “Camilerimizi Tanıyalım” başlıklı bir konu bulunan derste öğretmen sosyal bir etkinlik olarak ders planına cami gezisi koyar ve gerekli izinleri de alarak bunu yapar. Özellikle de tarihi camilerimizin çocuklarımıza tanıtılmasına kim itiraz edebilir?.

Olayla ilgili resimlere baktığımda, yapılan bir cami gezisi, dolayısıyla caminin tanıtılması değildir. Bu olayda öğretmen resimlerde de görüldüğü üzere öğrencilere, abdest aldırmakta, namaz kıldırmaktadır. İşte bu, milli eğitim mevzuatı açısından daha da ötesi Anayasamız açısından olamaz. Konuyu birkaç ilköğretim okul müdürü ve bu müdürlerin okulunda bu dersin öğretmenliğini yapan meslekdaşlarımla konuştum, kendilerine resimleri gösterdim. Bununla da yetinmeyerek, iki ilköğretim müfettişinin görüşünü aldım.

Okul müdürleri, müfredatın yeni olmadığını ve yıllardır bu ders yapılırken böyle bir uygulamaya tanık olmadıklarını belirttiler. Onların dikkat çektiği bir diğer konu ise, geçmişte bu dersi sınıf öğretmenelerinin, bu yıl ise branş öğretmenlerinin veriyor olması. Bu uygulamanın, öğretmenin müfredatı algılamasında farklılık getirmemesi gerektiği, okul müdürünün buna dikkat etmesi biçiminde oldu. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenlerinin düşüncesi ise, “dersin müfredatının çelişkili olduğu” şeklinde. Tarafıma uzunca açıklamalarda bulundular. Bu açıklamalardan en dikkate değer olanı, “bizden genel olarak din hakkında bilgi verilmesi mi isteniyor, yoksa dinimizin öğretilmesi mi” sorusu oldu. Onlara göre müfredat “bir öyle diyor bir böyle”. Müfredatın bu çelişkisine rağmen bir okul müdürümüzün (diğer okulda bu sözleri aktaran ben oldum) “ibadetlerle ilgili bölümlerde uygulama olamaz” sözü öğretmenlerce de kabul gördü. Bu müdürümüzün açıklaması aynen şöyle: “İbadetlerle ilgili bölümlerde, uygulamalı öğretimle ilgili müfredatta bir açıklama bulunmuyor. Ayrıca olmaması gerekir. Namazda hadi namaz kıldırdık. Hac’da hacca mı götürelim? Oruçta oruç mu tutturalım? Kaldıki bu derste diğer dinleri anlatan bölümler de var. Eğer birinde uygulamalı öğretimin daha başarılı olduğunu düşünüyorsak, o dinle ilgili de mantiken uygulamalı ders yapmamız gerekir. Biz bu derste çocuklarımızın iyi bir müslüman olmalarından çok (bunu birey olarak temenni edebiliriz) iyi bir müslümanın özelliklerini kavratmakla yükümlüyüz.” Sözlerinin devamında müdür arkadaş, programın Yalovadaki olaya konu olan bölümün özel amaçlarını okudu. Aynen alıyorum:

  • “İbadetlerle ilgili kavramları tanımlar.

·        Caminin bölümlerini ve görevlilerini tanır.

·        Caminin insanları bir araya getirici, birlik beraberliği ve sosyal barışı sağlayıcı işlevlerinin farkında olur.

·        Camiyi temiz tutmanın topluma saygı demek olduğunu fark eder.

·        Dürüst çalışmanın ve üretmenin ibadet olduğuna inanır.

·        İbadetlerin davranışlarımızı güzelleştirmesi gerektiğinin farkına varır.”

Görüldüğü üzere Yalova’daki uygulamayı meşru gösterir bir hüküm bu amaçlar içinde yer almıyor. Görüştüğüm öğretmenlerden edindiğim ders planlarında Eylül ayında işlenecek konular arasında yer alan bu konu için “öğrenme-öğretme yöntem ve teknikleri” olarak, “Soru cevap, Anlatım, Gözlem, Rol yapma, Örnek olay”, dersin işlenmesinde kullanılacak eğitim araç ve gereçleri için ise “Kitap, Tepegöz, Resimler Gazete ve dergi küpürleri, Yazı tahtası, Video-CD” yer alıyor.

Konunun açıklığa kavuşması için önce şunların bilinmesi gerekiyor:

  1. Öğretim yılı başında yapılan zümre toplantısı tutanağında konunun nasıl işleneceği tutanağa geçirilmiş midir? Tutanakta, cami gezisi yapılacak ifadesinin yanında burada öğrencilere abdest alma ve namaz kılma gösterilecek ifadesi yer alıyor mu?
  2. Tutanakta yer alan bu düşünceler yıllık plana işlenmiş midir?

Eğer bu iki belgede konu belirttiğimiz şekilde yer alıyorsa sorumluluk öğretmenin değil, doğrudan okul müdürünündür.

Konuyla ilgili okul müdürünün açıklamasında, öğretmenin davranışlarının müfredata uygun olduğu ve gerekli izini kendisinin verdiği yer almakta. Oysa İl Milli Eğitim Müdürünün açıklamasında “müfradatta camilerimiz konusunun yer aldığı ama dersin bu şekilde işleneceğine ilişkin bir açık hükümün” bulunmadığı şeklinde.

Öğrencilerin Okul Dışına Çıkartılması

İl Milli Eğitim Müdürünün açıklamasına göre, öğrencilerin okul dışına çıkartılmasında da gerekli mevzuat hükümlerine uyulmadığı görülmekte. Çünkü İl Milli Eğitim Müdürü, gerekli izinin kendisinden alınmadığını belirtmiştir.

Milli Eğitim Bakanlığı İlk ve Ortaöğretim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nin konuyla ilgili hükümleri tam olarak şöyle:

Madde 21 —( Değişik: 12.8.2005/25904 RG ) Sosyal etkinlikler kapsamında yakın çevre, yurt içi ve yurt dışına gözlem-inceleme-araştırma veya kültürel, turizm ve ziyaret amaçlı geziler düzenlenebilir. Bu geziler, hazırlanacak gezi planına göre yapılır.Bu konuda aşağıdaki hususlara uyulur;a) Herhangi bir ders veya sosyal etkinlik kapsamında hazırlanan ve çalışma programlarında gösterilen konularla ilgili olarak geziler düzenlenir. Ders öğretmenleri veya danışman öğretmenler, yapacakları gezi ile ilgili gezi planlarını hazırlar ve en az 15 gün önce okul müdürlüğüne verirler. Okul Müdürlüğünce geziye ilişkin belgeler, gezi onayı alınmak üzere il/ilçe millî eğitim müdürlüğüne gönderilir.b) Okulun bulunduğu il/ilçe sınırları içinde yapılacak gezilerle ilgili onay, okul müdürlüğünün teklifi üzerine il/ilçe millî eğitim müdürünce verilir.c) İl sınırları dışına yapılacak gezilerle ilgili onay, il/ilçe millî eğitim müdürlüğünün teklifi üzerine mülkî amirce verilir.d) Bilim, tiyatro, spor, müzik, folklor, beceri yarışması, sosyal etkinlikler ve bunların hazırlık çalışmaları ile benzeri yurt dışı gezilere katılacak resmî ve özel, örgün ve yaygın eğitim yönetici, öğretmen ve öğrencilerinin görevli-izinli sayılmalarına ilişkin onay, il millî eğitim müdürlüklerinin teklifi üzerine valiliklerce verilir.e) İzin onaylarında, gezilere katılacak yönetici, öğretmen, öğrenci varsa veli isimleri ile gezi planı yer alır.f) Gezilerde 40 öğrenciye kadar bir yönetici ve en fazla üç sorumlu öğretmen, gerektiğinde gönüllü veli görevlendirilir. İmkânları yetersiz öğrencilerin gezi giderleri okul-aile birliklerince karşılanabilir.

g) Geziler, eğitim-öğretimi aksatmayacak şekilde düzenlenir. Ancak gezi düzenlenen yerin uzaklığı sebebiyle daha uzun zaman gerektiren geziler için onay verilmesi hâlinde yapılamayan dersler, ilgili mevzuat doğrultusunda telafi edilir.

Öğrencilerin okul dışına çıkartılması konusunda bir müfettiş arkadaştan edindiğim bilgiler de yukarıdaki yönetmelik hükümlerine atıf yapmakta:

“İlk ve Ortaöğretim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği gereği öğrencilerin okul dışına çıkarılması, okul müdürünün teklifi, il/ilçe milli eğitim müdürlüğünün onayı ile olur. Eğer gidilecek yer hemen okulun yanında, trafiğe kapalı ve fazla kalabalık olmayan bir yer ise okul müdürünün izini yeterlidir. Örneğin okulunun önünde işlek bir cadde varsa veya gidelecek güzergâh çocukların güvenliğini zorlaştıran koşullara sahipse izin için bir üst makama başvurulur. Senin anlattığına göre (ben sadece caminin bulunduğu yeri anlattım) bir üst makamdan izin alınması gerekir.”

Gelelim bu olayda öğrencilerin okul dışına çıkartılmasındaki bazı noktalara. Birincisi öğretmen, sadece bir sınıfı okul dışına çıkarmış değildir. İki sınıfı birden dışarı çıkarmıştır. Sınıfın birisinde kendisinin dersi olduğunu var sayalım. Diğer sınıf, nasıl dışarı çıkarıldı? Eğer izin o saatte bu iki sınıf için alındı ise diğer sınıfın öğretmenin de orada olması ve çocukların başında bulunması gerekmektedir. Eğer öğrenci sayısı 40’ı aşıyorsa bir müdür yardımcısı ve en az üç öğretmen olacağı yine yukarıda alıntıladığım yönetmeliğin aradığı şartlardan. Bu olayda nedense ikinci öğretmenin veya diğer öğretmenlerin adı geçmemekte. Fotoğraflarda da bir başka öğretmen veya öğretmenler gözükmemektedir.

Dikkat edilirse bu olayı, bir gezi etkinliği olarak ele alıyorum. Kamuoyuna da böyle yansıdı. Zaten başka türlü de olamaz.

Yönetmelik, geziler için bir başka şart daha arıyor. Her bir öğrenci için velilerin imzalı izin belgesi vermesi gerekiyor. Okul müdürünün açıklamasına bakılırsa, “velilere bilgi verilmiştir” diyor. Yönetmeliğin aradığı bilgi vermek değil, izin alınması. İzin belgesinde, veli çocuğunun adını ve numarasını yazdıktan sonra etkinliğin adını da yazarak katılmasında bir sakınca görmediğini belirtir. Okul Müdürünün açıklaması bunun yapılmadığının kanıtıdır. Ayrıca bu velilerden alınan izin belgelerinin tarihi il/ilçe milli eğitime başvurudan önce olmalı.

Son bir nokta ise, camilerimiz konusu Eylül ayında işlenen bir konu (elimdeki yıllık planda öyle) gezi ise Aralık başında yapılıyor. Bunun anlamı şu: Yapılan gezi sınıfta anlatılanları pekiştirme amacını taşımıyor.

Sizlere, bütün bu burokratik işlemler tuhaf veya anlamsız gelebilir. Ama hepsinin bir arka planı var. Öğrenci, okul binasına girdikten itibaren onun her türlü güvenliğini sağlamak  okul yönetiminin ve öğretmenlerin görevidir. Okul dışına çıkarıldıklarında da gerekli önlemler en ayrıntılı biçimde alınır.

Sonuç

Konuyla ilgili yazılanlara bakıldığında yukarıda anlattıklarım konusunda nedense bir bilgi yer almıyor. Bununla beraber yazıp çizenler şu soruları da sormuyorlar:

  • Bu ders Yalova’da sadece bu okulda okutulmuyor. Türkiye’nin her tarafında aynı müfredata bağlı olarak okutuluyor. Öyleyse neden Yalova Atatürk İlköğretim Okulu’nda böyle bir uygulama yapılmıştır?
  • Yalova’da bu dersin tek öğretmeni olayda adı geçen öğretmen midir? Onlar neden böyle bir uygulamaya gerek duymamıştır?
  • Bu müfredat yeni yürülüğe girmiş değildir. Neden, geçmiş yıllarda böyle bir uygulamaya tanık olmadık?

Konuyla ilgili kalem oynatanlar, bu soruları sorsalar, konuyu araştıracak, bilenlerden olayla ilgili doğru bilgileri edinecektir. 9 Aralık 2005

Ziyaret Bilgileri
 
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam12
Toplam Ziyaret7709
 
Site Haritası
Döviz Bilgileri
 
Kur Alış Satış
Dolar 1.5110 1.5210
Euro 1.9210 1.9360
 
Hava Durumu

 
Saat
 
 
 
Web sağlayıcı: Yurdum Yazılım