Kemalist Devrim'in sınıfsal tahlilini ilk yapan Taner Timur'du (Türk Devrimi ve Sonrası). Askerliği sırasında takma isimle Türkiye'nin büyük aydınlarından Doğan Avcıoğlu'nun Türkiye'nin Düzeni adlı yapıtının tarihsel maddecilik açısından en önemli eleştirisi onun kaleminden çıktı ('Avcıoğlu: Teorisiz Bir Devrimci'). Osmanlı İmparatorluğu'na ilişkin o büyük külliyat içinde kendisine apayrı bir konum ve yer kazandıran çalışmaları için ömrünün güzel yıllarını verdi
Ancak ne yazık uzun süreden beri okullarımızdan yazılı sınav yöntemi neredeyse kalkmıştır. Oysa salt bilgiyi ölçen bir araç değil, bilgiyi kullandıran bir denetim aracıdır yazılı sınav. Bu nedenle öğrenilenin kalemle ortaya konması, yazılı sınavın önemini ayrıca daha da arttırıyor.
Okuma, gözlerin yazılı kelimeleri algılamasıyla başlar. Satırları okurken gözlerimiz sayfayı soldan sağa, spazmodik hareket adını verdiğimiz ve saniyede dört beş defa tekrarlanan çok kısa süreli duraksamalarla tarar. Sözcüklerden yansıyan fotonlar retinaya ulaştığında beyaz kâğıt ve üzerindeki siyah harflere ait bilgi retinadaki nöronlar tarafından tüm şekli ile değil, sayısız parçalara ayrılmış bilgi olarak algılanır ve beynin görme merkezine ulaştırılır.
Köy Enstitüleri’nin kapatılmasıyla başlamıştı.
Köy çocuklarının eğitilmesi istenmiyordu.
Köy çocukları eğitilip köylerde çalışırsa toprak ağaları ne yapardı?
Köy eğitmenleri topraksız köylüyü uyandırırsa köylerin derebeyleri hükmünü nasıl geçirirdi?
Köy Enstitüleri kapatıldı.
Çok partili sisteme geçildi.
Eğitim düzeyi, iddialı bir başlık; gözlemlere dayanarak genelleme yapmak belki hatalı da olabilir. Yine de eğitim düzeyi hakkında bir görüş verecek gözlemlerimi aktarmaya çalışacağım.
orun, bilim ve sanat merkezi açılmasından rahatsızlık duymak değildir elbette. Bilim ve sanat merkezini okul olarak gören anlayışadır itirazımız. Kaygılandırır bizleri, okulların -örgün eğitim örgütlerinin- bilim ve sanatsız bırakılması. Biliriz ki her toplumda okullardır bilim ve sanatın üretildiği, öğrenilip öğretildiği ortamlar. Bilimi ve sanatı okuldan çıkarmak, okulu bireysel ve toplumsal dönüşümün merkezi olmaktan çıkarmaktır aynı zamanda. Son derece de tehlikeli bir eylemdir bu uygulama.
Oysa "katsayı" tartışmaları yaşanırken, ilköğretim 8. sınıftan sonra yani 14 yaşında bir öğrenciyi mesleki eğitime yönlendirmenin "kendi seçimi olmadığını" ve ailelerinin tercihlerinin kurbanı olduklarını tartışıyorduk. Şimdi ise 10 yaşındaki çocuklar için mesleki yönlendirmenin doğruluğu savunuluyor.
Amerika pop şarkıcısı Suzi Quadro'nun, bir TV programında "Sık sık boğaz enfeksiyonu geçiriyordum. Bir gün kız kardeşim 'Bütün hastalıklar bağırsakta başlar' deyince bağırsaklarımı temizlemek için her gün müshil hapı kullanmaya başladım. O günden beri boğazım falan ağrımıyor" demesi eczanelerin müshil ilacı satışında rekorlara sebep oldu.
Gazeteci James Gleick The Information adlı yeni kitabında bilginin insan yaşamının “kanı, yakıtı ve can alıcı bir parçası” olduğunu öne sürüyor. Gleick günümüzün veri-sürümlü dünyasının kökenlerine inerek, düzensiz ritimleriyle Kongo ormanlarındaki insanların iletişim kurmalarını sağlayan gizemli Afrika tamtamlarını araştırıyor. Johann Sebastian Bach’ın 18. yüzyılda yaptığı “İyi Huylu Klavye” gibi besteleri çok farklı türlerde seslerin yakalandığı veri akımları olarak nitelendiriyor.
“Cetinsaya, G” ismiyle araştırıldığında, karşımıza Çetinsaya’nın 7 bilimsel yayını çıkıyor. Ve bütün bu yayınlarına da topu topu 7 referansı/atıfı çıkıyor. İşte yayınları:
The Cambridge History of Turkey, vol 4, Turkey in the Modern World, makale, 2011, henüz 0 atıf.
Turkey-Iran relations, 1979-2004: Revolution, ideology, war, coups and geopolitics, makale, 2007, 0 atıf
The caliph and Mujtahids: Ottoman policy towards the Shiite community of Iraq in the late nineteenth century, 2005, 0 atıf
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından Fatih Projesi ihalesinin şeffaf yapıldığı, hiçbir firmanın katılımının engellenmediği şeklinde savunmada bulunan Milli Eğitim Bakanlığı, her ne kadar "etkileşimli tahtaların patenti bizde" dese de, etkileşimli tahtaya ilişkin iki patentin devir işleminin ihaleden sonra Kamu İhale Kurumu'na (KİK) yapılan itirazın ardından gerçekleştirildiği, birinin devir işleminin ise henüz tamamlanamadığı ortaya çıktı.
Bana sorarsanız öğretmen, en genel tanımıyla, kendisinden daha tecrübesiz biriyle yola çıkabilen kişidir. Kendi yolunu da arayan bir rehberdir yani. Öğrencisine daha önce görmediği kimi şeyleri göstermekle kalmaz, onun yanında durup işaret ettiği yere de bakar arada bir. Yani kimi zaman yolunu değiştirmeye de cesaret edebilir. Hatta yolu yeni baştan tanımlayabilir.
Cumhuriyet’in ilanına gidelim: Ankara’da TBMM kurulmuş olması ve işte “Milli İrade” fikrine bağlanması, Mustafa Kemal’in tek başına veya bir avuç insanla hareket etmek istemediğini gösteriyor. Ve orada gene arkadaşlarıyla fikir ayrılığına düşüyor. Durmadan mücadele etmek mecburiyetinde kalıyor. Fakat bu mücadeleler, günümüz şartlarında negatif olarak değerlendiriliyor, pozitif olarak hiç değerlendirilmiyor.
Doğan Özlem'in son kitabı Anlamdan Geleneğe Kimlikten Özgürlüğe-Kavramlar ve Tarihleri III, daha önce yayınlanan Kavramlar ve Tarihleri I ve Kavramlar ve Tarihleri II kitaplarının devamı olarak görülebilir. Bir hermeneutikçi olarak Özlem, kavramların tarihsel ve kültürel boyutlarını irdeleyerek felsefe ve bilim etkinliğinin temel dayanakları durumundaki kavramlara yönelik belli bir tarih bilincinin oluşumuna katkıda bulunmaktadır.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan'ın "Bir dönem daha başkanlık yapabilmesini garantilemek" için görevinin dolmasına 10 gün kala gündeme getirdiği yorumlarına yol açan "eşit katsayı" iddia edildiği gibi gerçekten "eşit yarış" anlamı taşıyor mu?