Görevinde henüz bir yılı doldurmayan Bakan Dinçer dediğini yaptı. Kendinden önceki bakanlar Hüseyin Çelik ve Nimet Baş ın (Çubukçu) atadığı tüm üst düzey yetkilileri tasfiye etti. Kamuoyunun zihninde oluşan "Hüseyin Çelik ve Nimet Baş aynı iktidarın bakanları değil miydi?" sorusuna aldırmadan (4+4+4) Kesintili Eğitim Yasası ile milli eğitim sistemini temelinden değiştirdi. Şimdi bu yasaya göre ilköğretim ve Ortaöğretim Kurumlan Yönetmeliği'ni yeniden düzenliyor. | 19.05.2012
| |
Başka hiçbir meslek, insanın kendisinden başka, hem de hiç tanımadığı insanlar için canını vermesini ve bu düşünce tarzını, yaşam düsturu olarak benimsemesini gerektirmez. Polis de benzer bir görev yapsa bile, onun karşı karşıya kaldığı «düşman» askerinkinden daha sınırlıdır ve genellikle kendi vatandaşları arasından çıkar. Asker ise kendi milletini korumak için bazen bütün dünyayı hiç düşünmeden karşısına almak zorunda kalabilir. | 12.05.2012
| |
Uygarlığa Yön Veren İki Araç: Din ve Kültür: Samuel Huntington’un ünlü “Uygarlıkların Çatışması” tezine göre uygarlığı belirleyen iki etmen vardır: din ve kültür. Geçmiş zamanların hemen hepsinde inanç kurumları ile eğitim kurumları toplumların inançlarını ve kültürlerini yaratmışlar ve sürekli beslemişlerdir. Bugün budist, yahudi, hristiyan, müslüman toplumları arasındaki derin kültür ve yaşam biçimi farklılıklarının ortaya çıkışını başka türlü açıklama olanağı yoktur. Eğitim kurumlarının kurulma ve gelişme süreçlerine baktığımızda, gördüğümüz gerçek şudur: | 09.05.2012
| |
Bireylerin mutluluğunun ülkenin bölünmezliğinden daha önemli olduğu görülmektedir. Huzurlu, korkusuz, ayrımsız ve sevgi dolu bir yaşam özlemimizdir. Cumhuriyetin temel değerlerinin ve kazanımlarının yok sayıldığı, laik, demokratik eğitimin dinselleştirildiği günleri yaşıyoruz. Toplum, ülke eğitiminde yapılan uygulamaları suskun, soğuk ve korku dolu bir bekleyişle izlemektedir.
| 08.05.2012
| |
Oynanan oyunu Vanlı aşiret reisi ve Adalet Partisi Milletvekili Kinyas Kartal (1900-1986) çok iyi özetler. Van yöresinde 258 adet köyün sahibi olan Brukan aşireti reisi Kinyas Kartal, birçok kaynağa göre şöyle konuşur: "Köy enstitüleri kesinlikle komünist uygulama değildi. Doğuda en yüksek eğitim gören (SSCB Bakü Harp Okulu mezunu. Öİ) benim. Köy Enstitüleri bizim devlet üzerindeki gücümüzü yok etmeyi amaçlıyordu. Köylü halk devletten çok bana bağlıdır. Ben ne dersem onu yaparlar. Ama köylere öğretmen gelince, benim gücümden başka güçler olduğunu anladılar. Demokrat Parti ile pazarlığa girdik, kapattırdık."
| 30.04.2012
| |
Toplum genelinde artan şiddet olayları öğretmenleri de çemberine aldı. 1 hafta arayla iki farklı okulda iki öğretmen, öğrencisi tarafından bıçaklandı. Eğitimciler, eğitim sisteminin içinin boşaltılmasının ve öğrencilerin enerjilerini boşaltacak sosyal alanların olmamasının etkili olduğunu belirtirken BaşbakanTayyip Erdoğan ve milli eğitim bakanlarının eğitimcileri hedef gösteren sözlerine işaret etti. | 28.04.2012
| |
CHP eğitim reformu ağırlıklı, muhafazakâr aileleri de unutmayan uzun soluklu bir kampanyaya hazırlanırsa, AKP’yi sıkıştırabilir. AKP’nin 4+4+4 projesi bir eğitim reformu değil, muhafazakâr dar bir çevreyi tatmin etmek için milli eğitim politikasını dual bir yapılanmaya götüren tehlikeli bir politikadır. | 28.04.2012
| |
GÜNLERDİR fen edebiyat fakülteleri öğrencileri YÖK'ün bu fakülte öğrencilerine öğretmen olma yolunu açan "pedagojik formasyon hakkı"nı kaldırması protesto ediyor. Bazı kesimler, YÖK'ün bu kararı Milli Eğitim Bakanlığının isteğiyle "öğretmen fazlalığını eritmek" ve "yeni işsiz öğretmen kitleleri yaratmamak" için aldığını ifade ediyor. Durum gerçekten böyle mi, yoksa YÖK, "yapması gereken yasal düzenlemeyi" mi gerçekleştirdi? | 28.04.2012
| |
Örneğin şu töre cinayeti işleyenlere, boşandıktan kadınlan öldürenlere sorulsun; baba ve ana katillerine sorulsun; torununu, kızını, yeğenini, kız kardeşini hamile bırakanlara sorulsun, bunların kaçta kaçı dindar ya da Demek ki neymiş!? | 27.04.2012
| |
DİSK-AR’ın araştırmasına göre Türkiye’de 5-17 yaş arası toplam çalışan çocukların oranı yüzde 49’a ulaştı. Çocuk işçiliği, insani gelişim açısından ciddi bir sorun olarak görünürken, istatistikler çalışan çocukların önemli oranda eğitim hakkının gasp edildiğini ortaya koyuyor. | 27.04.2012
| |
Düz liselerde bir öğretmene 30, dersliğe 45, şubeye 35, bir idareciye ise 333 öğrenci düşüyor. 9. sınıfta okuyan öğrencilerin yüzde 40.9’u sınıf tekrarı yapan öğrencilerden oluşuyor. 9. sınıflarda bir derslikte 50 öğrenci bulunuyor. Sınıf tekrarı yapan öğrenciler arasında akşam ve meslek liselerinden geçiş yapan öğrencilerin oranı oldukça yüksek. | 27.04.2012
| |
Muhalefet 4+4+4 yasasını eleştirirken, hemen yalnızca bu yasanın dinsel eğitimin önünü açacağından ve kızları eve hapsedeceğinden bahsetti. İktidar, cahil ve dindar olan toplumumuz önünde bu eleştiriyi kolay bertaraf etti: Sayın Başbakanımız artık alıştığımız külhanbeyi tavrıyla zaten niyetlerinin dindar nesil yetiştirmek olduğunu söyleyiverdi ve eminim kendisine oy verenlerin çoğunun gözünde de (anayasal bir suç işlemesine rağmen) tasvib edildi. Bir de sıkılmadan, dindar olmayanlar tinerci oluyor deyiverdi. | 27.04.2012
| |
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Konya’da öğrencilerin Fethullah Gülen’in “Sonsuz Nur” kitabından sorumlu olacağı “örnek şahsiyetlerin davranışlarını tanıtmak” amaçlı kitap okuma yarışmasının düzenlenmesine verdiği onay ile Gülen’i “örnek şahsiyet” olarak kabul etti. Yarışmanın adının, Konya Valiliği’nin onayından sonra “Kutlu Doğum Haftası Kitap Okuma Yarışması” olarak değiştirilmesi dikkat çekti. | 27.04.2012
| |
Pursaklar’da çocuklara Kuran ve peygamberin yaşamı dersleriyle ilgili ‘zorunlu’ tercihleri soruluyor
Seçmeli ders lafta kaldı
Ankara’da okullara dağıtılan formlarda velilerden ‘Kuranıkerim’, ‘Hazreti Peygamberimizin hayatı’ ve ‘Kuranıkerim ve Hazreti Peygamberimizin hayatı’ dersleri arasında tercih yapmaları isteniyor. Şıklarda ‘Kararsızım’ seçeneği var ama ‘İstemiyorum’ seçeneği yok. Formlarda veli ve öğrencilerin isimlerine de yer verilmesi ise velilerde ‘fişleniyoruz’ endişesine yol açıyor.
| 27.04.2012
| |
Demokratik toplumlarda yetişkinler, toplumsal konularda karar alma yetkilerini süreli olarak politik karar vericilere -politikacılara- devrederler. Onların aldıkları kararlar da doğal olarak toplumsal yaşama yansır. Çocukluk olgusu ve çocuklar da yetişkinlerce politikacılara devredilen bu karar yetkisinin kapsamı ve sınırları içinde görülüp, politikacıların yeterliklerine / yetersizliklerine terk edilir. Bu durum, çocukların yetişkinlere ait olduğu gerçeğinden hareket edilerek, yetişkinlerce rahatsız edici bulunmaz ve politik karar vericilerce de bir hak olarak görülür.
| 15.04.2012
| |
|
|
|